ÇIKIŞSIZLIĞIN MECBUR BIRAKTIĞI

İnsan dehası, dünyada barış ve huzuru tesis etmek için kifayetsiz değil fakat şeytani kuşatmayla teslim alınmış olmasının çaresizliği içinde kıvranıp duruyor. Bütün askeri ve ekonomik güçleri ile devletler, sapkın inançları olan üç beş ailenin emir ve istekleri doğrultusunda dünyayı cehenneme çeviriyor. Yaşanan açık bir zulüm ve hiçbir demokratik oluşum insanlık değerleri adına olsun gidişata etkili direnç gösteremiyor. Yaşanan sıkıntıyı medeniyet bunalımına dönüştüren asıl sebep hayata hürmetin ve insanlık değerlerinin yok olmasıdır. Aklı, vicdanı, ruhu, anlayışı kalmamış mekanik insanın ne kadar ölümcül vahşetlere yol açtığı, açacağı bir kez daha görülmüştür, görülmektedir.

Kendini hangi değerlere isnat ederse etsin, bütün bir insan varlığının sığınma ve yaşama alanı olması gereken medeniyet, batılı katiller tarafından çökertiliyor. Değersizlerin değeri olmuyor ve insanlık bu yüzden ölüyor. Yapılanların yanlış olduğunu, ateşle oynadıklarını, kendileri de dâhil bütün dünyayı felakete sürüklediklerini söylüyorsunuz; sesiniz sizden öteye ulaşmıyor. Politika, körelmiş, kaba, anlayışsız akıl ve vicdanın barbarlığına meşruiyet alanı açma görevi üstlenmiş durumda. Durum böyle olunca biz de akli zeminde konuşmakta zorlanıyoruz. Çünkü insani endişe ve beklentilerle iletişim kuramıyoruz. Savaşacaksak adam gibi, açık niyet ve hedeflerle savaşalım diyoruz, olmuyor. Hiç olmazsa şehirler, siviller zarar görmesin diyoruz kimse umursamıyor. Bu alçaklar, savunmasız yaşlı, kadın ve çocukları bombalarla paramparça ederken çok cesurlar. Acımasızlık, vicdansızlık ve cesaret birbiriyle karıştırılıyorsa başka felakete gerek yoktur. Orada insanlık ölür, ölmüştür.

Yardım etmeye, hiç olmazsa insanları evlerinde, ülkelerinde tutmaya dönük çözümlere yanaşmıyorlar. Bunlar insan değil. Hayır, bunlar insan olamaz. Bunlar gerçekten barbar ve gerçekten şeytan. Kanın, gözyaşının, sefaletin, göçün, ölümlerin durmasına dair hiçbir öneriye yanaşmadılar. Suriye’nin, Irak’ın demografik, toplum gerçekliğiyle oynamayın diyorsunuz tersini yapıyorlar. Terör, ABD ve Rusya’nın bölgeye saldırma bahanesi. O zaman terörü desteklemeyin diyorsunuz, inadına gidip terör örgütleriyle birlikte iş tutuyorlar. ABD bir yandan Haşdi Şabi’yi diğer yandan PYD’yi PKK’yı ve elbette DAEŞ’ı destekliyor. Bu örgütlere silah, para ve eğitim veriyor. Ne dedikleri, ne yaptıkları belli değil. İnsanlar huzursuz, perişan. Evlerinden yurtlarından edilmiş milyonlar bunlara lanet okuyor.

Bu insanlara, bu ABD ile hayatları kararmış, aileleri ölümlerle, yaralanmalarla, yoksulluklarla parçalanmış bu insanlara, Amerika özgürlük getirecekti. İşte ABD’nin Ortadoğu için düşündüğü özgürlük! Bu insanlara emniyetli bir bölge oluşturalım diyorsunuz onu da kabule yanaşmıyorlar. Peki ne istiyorlar? Binlerce kilometre uzaktan gelip ülkelerimizi karıştırmakla ne yapmak istiyorlar? Allah bunların belasını versin. Sadece bozmak, karıştırmak, yıkmak istiyorlar. O güzelim Halep şimdi permeperişan. Taş taş üstünde kalmadı. Kahraman Halep, onurlu Halep son nefesine kadar sahip çıktığı Müslüman ve insan varlığı ile zulme direniyor. Zulüm bütün çeşitleri ile Halep’te, Musul’da birleşik cephe oluşturdu. Özgürlük getirilecekti. Utanmazların yalan makinası önce Afganistan’da, 2003’ten sonra Irak’ta şimdi Suriye’de çalışıyor. Demokrasilerine de, özgürlüklerine de lanet olsun. Bunlar şeytanlığın siyasi, askeri temsilcileri. Bunların maksadı çözüm değil. Meseleyi çıkışsız bırakmak, bölgeyi insanlardan boşaltmak ve kontrol etmek, bize diz çöktürmek, bizi köleleştirmek istiyorlar.

Irak ve Suriye’yi bölerek, parçalayarak, birbirine kırdırarak kaosa, krize mahkûm etmek istiyorlar. Planları bu. Politikaları bu. Amaçlarının bu olduğunu bilmeyen mi kaldı diyeceksiniz. Ancak bu kâfirler, ümmet için hayallerin almayacağı felaketler kurguluyorlar. Bizi 30 yıl 100 yıl savaşları gibi ölümlerin bile kurtuluş sayılacağı mezhep ve etnik çatışmalara sürüklemek istiyorlar. Düşman bu alçaklığı düşünecek ahlaksızlıkta. İyi de Müslümanlar niçin kardeşlik duygularını ayaklar altına alarak emperyalistlerin karanlık planlarına işlerlik kazandıracak yolları açarlar? Biz nasıl bir ümmet olduk böyle? Hangimiz bu ağır sınavın, sınavların altından kalkabilir?

1986 İran-Irak savaşından yola çıkarsak 30 yıl Irak-Kuveyt savaşından başlatırsak en az 25 yıl, ABD’nin Irak’ı işgalinden yola çıkarsak 13 yıldır ümmet kan ağlıyor. O günden beri kaos artarak devam ediyor. Büyük devletlerin izlediği her politika krizi, kaosu derinleştirdi. Ateşe dün olduğu gibi bugün de odun taşıyorlar. Sözüm ona büyük devlete, büyük devletlere böyle kaos planları yapmak yakışır mı? Hayır bu politika değil. Politikalarda yanlış da olsa bir adalet anlayışı, bir çıkar ilişkisi, sempati toplama gayreti, dengeyi gözetme, denklem kurma olur. Oysa ABD’yi ve Rusya’yı kullanan Haçlı-Siyonist ittifakında bu saydığımız unsurların hiç birine önem ve öncelik vermeyecek kadar kendini kaybetmiş bir delilik var. İzledikleri politikalar onlara nefreti çoğaltıyor. Her geçen gün düşman kazanıyorlar. Her zaman kendilerine beslenen düşmanlığı yine kendi amaçları için kullandıkları DAEŞ olmayabilir. Bugün Irak, Suriye güvensiz bir yer olabilir. Ancak birikmiş öfkenin onda biri bile şuursuz eylemlerle asıl müsebbibine döndüğünde o zaman dünyanın hiçbir yeri ABD için, Rusya ve Avrupa ülkeleri için, onların yöneticileri için güvenli olmaz. İnsanları çıkışsız ortamda çılgınlığa mecbur etmeyin.

Politika diye sürdürülen, hiçbir dünyevi hesapla izah edilemeyecek bu delilik, ancak her talebe kulak tıkayan kör bir inancın koyu saplantısıyla açıklanabilir. Müslümanları üstelik kendi amaçları için kendi imkânları ile ürettikleri örgütlerle terörist göstermeye çalışma yalanları da artık işlemiyor. Müslümanlık adına ortaya çıkan teröristler de bunların yetiştirmeleri, paralı uşakları, casuslarıdır. Müslümanlar savaşırlarken de alçalmazlar, ahlaksızlaşmazlar. Bu asil tutumun en son örneğini Bosna’da Aliya İzzet Begoviç komutasındaki Müslüman Boşnaklar verdi. O savaş, erdemin, ahlakın, vicdanın, onurun insanlık adına verdiği son savaştır. Aynı onurlu savaşı şimdi de kendimize yaraşır tarzda sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Bizim adımıza ortaya çıkardığınız çapulcuları sahadan silmeye çalıştığımızda paniklemeniz ve ipe un sermeniz karanlık gizli niyetlerinizi deşifre ettiği içindir. Onurlu düşmanlar olsaydınız bu şeytanca, alçakça yola, yönteme başvurmazdınız. Ayrıca bu kaos içinden kendinizi yakacak bir ateşin alevlendiğini de göremeyecek kadar aptal olmazdınız. Acımasızlığınız sizi de yakacak. Zulümleriniz sizi de kuşatacak. Ancak bizler asla zalim olmayacağız ve zalimliklerinizle sonuna kadar savaşacağız. Türkiye bu maksatlarla cephededir ve Türkiye cephede oyunlarınızı bozmuştur.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/597/cikissizligin-mecbur-biraktigi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar