REKTÖR PAZARLAMACILARI TÜREMİŞ

Rektörlerin seçimden başka her şeye bezmeyen sistemle başa geçmesini en çok eleştiren tek yazar benim. Sözde seçimli sistemi en çok eleştiren biri olarak, rektörlerin atamayla gelmesi konusunda da görüşlerimizi yazmazsak, eksik olurdu.

Yazalım dedik.

3 yıl görev yağmış her profesörün gönlünde rektörlük arslanı yatmaktadır. Bu herkesin en tabii hakkıdır.

Fakat her haklılık liyakati doğurmaz.

Profesör Var Pırısıfır Var

Adam veya kadın profesör ama profesörlüğü sadece basit bir ekmek kapısı olarak görmüş ve üniversite vizyonu sıfırın altında. Bölümündeki odasını sabah esnafın dükkânını açması gibi açmış ve akşam da esnaf kapatır gibi kapatmış. Ders saati gelmiş derslere girmiş… Atama-yükselme zamanı gelmiş, hiçbir entelektüel ve bilimsel endişe ve heyecan taşımadan “zorunlu hareket” kabîlinden yayınlar yapmış ve jüriler de bu çalışmaları kabul etmiş… Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesör de olunmuş… Eh akademik olarak olunacak başka bir şey kalmadığı için çalışmalar rutine bağlanmış…

Üniversitelerimizde bu tür profesörlerden binlerce var.

İşte şimdi bu binlerce profesörlerden bazıları YÖK marifetiyle ve Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanacak.

Yeni Mevsimin Pazarı Açılırken

Artık duymaya başladık…

Gönüllerinde arslan yatanlar, yavaş yavaş Ankara’da kapıları aşındırmaya başlamışlar.

Rektör olmak isteyenlerin kendi birikimleri ve vizyonlarıyla gayret sarf etmesini son derece tabii bulurum.

Amaaaaa….

Yanına il veya ilçe başkanlarını alıp veya siyasi muhit ve vizyon sahibi olduğunu iddia eden “kifayetsiz muhteris”lerin peşine takılıp Ankaralarda fink atanların rektör olması, üniversitelerin batması demektir.

“Bu işe siyasetçiler karışmasın!...” demek mümkün değildir. Zaten siyaset bir şeylere karışmak ve müdahale etmek için yapılır; süs bardağı gibi kenarda durmak için değil.

İktidar ve Rektör

İktidar, rektör atamalarında kendine göre bir kriterler dizisi belirlemeli ve bundan asla taviz vermemelidir. İktidarın kriterleri elbette siyasî bir renk taşıyacaktır ama bu renk asla “cart siyasî” olmamalıdır. Belirlenecek olan kriterde siyasî kurbiyet yerine liyakat temel alınmalıdır.

YÖK  ve Rektör

YÖK, kanun ve yönetmeliklerde yazılı olan şartlar/kriterlerden başka açık bir şekilde kriterler dizisi yönetmeliği veya yönergesi yayınlamalı. Gönlünde arslan yatanların arslanları ile YÖK’ün istediği arslanın örtüşüp örtüşmediği baştan belli olmalıdır. Ve elbette YÖK’ün kriterlerinin başında rektör adaylarının üniversite vizyonundaki zenginlik ve uygulanabilirlik göz önünde bulundurulmalıdır.

Aman “Rektör Pazarlamacıları”na Dikkat!...

Ben olsam YÖK’ün yerine, rektör olmak için kendisi değil de “rektör pazarlamacısı”yla (Dursun, biliyorum… Aklından p’li başka bir kelime geçiyor ama argoyu seven ben o tür kelimelerle yazımı kirletmem)  gelenleri kapıdan bile sokmam!... “Kendini pazarlamak için bile başkasına ihtiyaç duyuyorsan, sen üniversiteni de bu tür pazarlamacılara teslim edersin arkadaş!...” der, dosyasını rafa kaldırırım.

Gönlümden bir de yaş sınırı geçiyor ama ne gençler vardır ileri yaşta birinden daha başarılı olabilirler, ne ileri yaşlılar vardır, gençlerden daha aktif çalışabilirler!... O yüzden bu yaş sınırını yazmayayım.

(Rahatladın mı Süheylâ? “Seçimleri kaldırma yazıları yazdın bir sürü, atamalı dönemle ilgili hiçbir şey yazmadın.” deyip duruyordun. Aha yazdım!… Rahatladın mı?)

http://enpolitik.com/kose-yazisi/598/rektor-pazarlamacilari-turemis.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar