DEVLETTE –TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi gerçekleştirilen darbe girişiminin üzerinden yaklaşık beş ay geçti.

Büyük devlet ve güçlü millet olmanın müşahhas bir göstergesi olarak, hemen ertesi gün başlayan toparlanma ve yaraları sarma çalışmaları hızla ve kararlılıkla devam ediyor. Bir yandan, yurt içindeki hainler girdikleri deliklerde teker teker ele geçirilip kanun önüne çıkarılırken; diğer yandan, yapılan terörist girişimin fotoğrafı uluslararası topluma en net biçimde gösterilmeye çalışılıyor. Elebaşı ile yakınındaki çakalların toplanmasına yönelik gayretler de hız kesmiyor.  Soruşturmalar da devam ediyor, hain yapının yaşam kaynağı olan gelir getirici kurumlara el koyma işlemleri de… Yani dört koldan… Böyle de olmalı…

…..

Hainler çetesinin din ve eğitim gibi, toplumda her zaman karşılığı bulunan işlerle uğraşır görünürken, kelimenin tam anlamıyla, paralel bir devlet yapısı kurmaya çalıştıkları artık gün gibi ortada. Elebaşlarının söylediği gibi, devletin kılcal damarlarına sızarak, sahiplerinin “vakit tamam” demesini bekledikleri açıkça anlaşılıyor.  Aziz vatanımız ve devletimizi ele geçirmek için... Alçakça, kalleşçe, haince…

Net bir şekilde anlaşılıyor ki, Sızıntı dergisiyle yola çıkanların sızmadığı sektör, sızmadığı devlet kurumu kalmamış, ne yazık ki.

Bugün artık, bu gürûhun, devleti tamamen ele geçirmek ve iplerini tutan çevrelerin işgaline sunmak; bir anlamda, ortadan kaldırmak için elli altmış yıllık bir sızma ve yerleşme hareketi olduğundan akıl, vicdan ve iman sahibi hiç kimsenin şüphesi yok.

Gelinen noktada, devlet silkinmek, vurulmak istendiği yerden kalkmak ve mutlaka yeniden yapılanmak zorundadır. Ancak burada önemle belirtilmesi gereken bir durum söz konusu… Gözlerden kaçarsa faturası çok ağır kesilebilecek olan... Hayatî önemi haiz bu yeniden yapılanma çalışması; “darbe girişimi, şerefli Türk ordusunun kıyafetini giymiş asker görünümlü teröristler tarafından yapıldı” diye, sadece silahlı kuvvetlerle sınırlı tutulacak olursa çok büyük bir yanlış yapılmış olur. “Buraları çok daha fazla işgal etmişler” diye emniyet, yargı ve eğitim-öğretim alanlarıyla sınırlı tutulmasında yapılacağı gibi…

Zira bu hain yapı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı (genelde yargı) ile başta emniyet ve jandarma birimleri olmak üzere, İçişleri Bakanlığı’na sızmakla kalmamış; aksine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti denildiğinde akla hangi kurum ve kuruluş geliyorsa, her birine “itinayla” sızmış, zamanla yerleşmiş ve dişlerini geçirmiş. En nihayet, 15 Temmuz’da karşılaşılan alçaklığa kalkışma boyutuna ve gücüne erişmiş. Bakınız; ihraçlarla ilgili kanun hükmünde kararnameler…

O halde devlette yeniden yapılanma çalışmaları, -mutlaka ama mutlaka- devletin bütün kurumlarında ve tüm kademelerinde, en ücra birimleri ve en ayrıntılı işleri/ görevleri/ işlevleri göz önünde bulunduracak düzeyde yapılmak zorunluluğundadır.

Bu yapılırken, hain paralel yapının sızma kanalları çok sıkı bir şekilde takip edilecek olursa,  nerelerin, hangi alanların ve hangi kurumların ne düzeyde ele alınacağı çok rahat ve net biçimde görülebilecektir. Geçebildikleri her kapı, sızabilmeyi başardıkları her açıklık adım adım izlenmeli ve yeniden yapılanmanın yol haritası çıkarılmalıdır.

Elbette yeniden yapılanma yolculuğuna çıkılırken, bu terörist yapının, sinsi planlarını uygulamaya başladığı ilk dönemlerden beri, daima yönetme gücünü elinde bulunduranlarla birlikte yol yürüdüğünü, yani sürekli olarak, gücü elinde tutanlarla birlikte hareket ettiğini akıldan çıkarmamak gerekir. Ki, siyasi, dinî vs. bağlamlarda karşı gruplarda bulunan kişiler ve kurumlar, tek “suçlu” veya sorumlu gibi yargılanmasın… Böyle bir durum, tam da FETÖ ve sahiplerinin işine yarayacak, ekmeklerine yağ sürecektir.

Ayrıca yine bu bağlamda, malûm hainler çetesinin, her ne kadar dindar insanlar gibi görünseler de, hiçbir kutsallarının ve mukaddesatının olmadığı; tam aksine, amaçlarına ulaşma noktasında hiçbir değer tanımadıkları akıldan çıkarılmamalıdır. Açık ve net bir şekilde yasak edilmiş olduğu halde alkollü içki içtikleri de biliniyor, dekolte denilecek biçimde giyindikleri de… İddia ettikleri görüşlerin ve savundukları yaşam tarzının aksine… İçlerinde bulunmuş bayanların o akıl almaz “ilişki” itiraflarına ise, hiç girmeyelim.

Yahu, “vatan sevgisi imandandır” buyrulmuş, var mı ötesi Allah aşkına!

Vatanını işgal etmeye, ettirmeye kalkışanların, buna çanak tutanların; millete silah sıkan ve dahi milletin meclisini bombalayanların imandan ve Müslümanlıktan nasibi olabilir mi hiç? Tam bu noktada, “Türkiye Sevgisi İmandandır” adıyla, öz yüreğini kitaplaştıran Ebubekir Kurban dostu anmadan geçmeye gönlüm razı olmaz. Geçmeyelim…

…..

Sözün özü…

İlgilisinin iyi bildiği üzere, Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek’in “bazı kişiler vardır, onlara alçak bile diyemem; çünkü alçaklık bir seviyedir, onlar ise çukurdur” şeklinde okkalı bir sözü vardır. İşbu hainler, yok etmeye yüzyıllardır azmetmiş gâvurlara devletimizi teslim etmeyi düşünecek ve bu iğrenç yolda genç-yaşlı, kadın-erkek demeksizin milletine silah sıkacak kadar alçaklıkta sınır tanımazlıklarıyla, çukurluğu sonuna kadar hak etmiş seviyesizliktedir. Hâl böyle olduğu içindir ki, birbirimizi yargılamaktan vazgeçip, bütün farklılıkları, ortak paydamız ve kara sevdamız olan Türkiye’nin hatırına bir kenara bırakarak, yeniden yapılanma çalışmalarında bir araya gelebilmeliyiz.

Başka ülkesi olmayanların, başka bir seçeneği de bulunmamaktadır. Bir daha böylesi hainliklerle karşılaşmamak ve “eyvah” dememek için!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/614/devlette-topyekn-yeniden-yapilanma.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ali YILDIZ
06.12.2016 16:06
Konuyu çok iyi anlatmışsınız Hocam. Bir gerçek var ki Devlet yeniden liyakat esaslı yapılanmalı ancak kimse kusura bakmasın devlet o senin adamın bu benim adamım diye yapılanıyor. Bu ülke için bedel ödemiş büyüklerim hakettiği noktada değil. Adamcılık anlayışı ile yapılanma devam ediyor. Bugün bazı tarikatlar bakanlıklarda kurumsallaşmış. Takdiri sizlere bırakıyorum.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar