BOMBALI ARAÇ!

Söylemek kolay da altını çizmek oldukça güç…

Yıllardır bunca şehit veriyoruz, hem de Anakentlerin göbeğinde, gündüz saatlerinde, herkesin işinde aşında olduğu anlarda, dalgın halimizde, veya yüreğimizde taşımakta olduğumuz sevgilerin en taşkın ve de kucaklayıcılığında.

Bu kural hepimiz için geçerli.

Camide, çarşıda, maçta, konferans salonlarında… Siyonist şeytanlar ile yerli işbirlikçileri her an peşimizde. Daha önce de işaret etmiştik bu günler oldukça riskli.

Başkanlık sistemi oturduğu taktirde her türlü koalisyonların ekmeği elinden alınacak, halkın iktidarı gelecek, HDP gibi terör destekli  sözde partiler söz sahibi olmayacaklar.

İstedikleri,  Anadolu kalkınmasın, yerinde saysın bizde onu sömürelim.

Şu anda turizm oldukça sıkıntılı.

Bombalar patlayan bir ülkeye turist gelmez.

Göze göz dişe diş tarihi bir kavgadır bu…

Toprak uğrunda ölen varsa vatandır” diyor şair.

Şehit olmak elbette ki ölümlerin en güzeli. Hele de masum, hiçbir şeyden habersizken kahpenin, namerdin, ihanetin saldırınsa uğramak…

“Ey şanlı vatan, yine de senin uğruna, senin üzerinde şahadet getirenlerin yolunda ölmek”  demek olan ‘yeniden varoluş’ nasip meselesi.

Hiçbirimiz ruhumuzu nerede teslim edeceğimizi bilemeyiz.

Ecelimizi; ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran yüce Rabbimiz taktir ediyor.

Yolculuk gurbet ehlinden asıl vatana, altından ırmaklar akan cennet bahçelerine.

Geride kalanlara ne kadar sabırlar dilesek, ne kadar güzel sözler söylesek de ateş düştüğü yeri öyle bir yakıyor ki savrulan külleri etrafa acılar veriyor.

Türkiye Beşiktaş katliamı ile bir sefer daha sarsıldı.

Yine de en başta istihbarat zaafı…

Bilesiniz ki bu hainler, her birimizin oturdukları apartmanların dairelerinde veya gecekondu semtlerinde düzeneklerini rahatlıkla hazırlıyorlar.

Araçları ile taşıdıkları patlayıcılar, silahlar bu ülkenin cadde ve sokaklarından geçiyor.

Çoğu zaman belki de yan yana seyahat ediyoruz da hiçbir şeyden haberimiz yok…

Cevap bekleyen öylesi sorular var.

Bomba yüklü araçlar şehrin ta göbeğine kadar gelebiliyor, hatta güvenlik görevi yapanların yanına kadar… Anlaşılan, geçişlerde sinyalizasyon yok.

Bilgi belge toplama dediğimiz istihbarat yetersiz.

Trafik seyrinde yapılan kontroller bana göre afaki. Bu işin ajan takımı kontrol noktasına kadar gelip kendini ele verecek kadar aptal değildir.

İşi çok iyi biliyorlar.

İstihbarat ille de istihbarat!

Maalesef, var olan istihbaratımız halen de bağımsız bağlantısız değil, Lozan masası sonrasında CIA ile MOSSAD işin içerisnde… Nefes alsak haberleri oluyor.

Yeni yöntemler bulmamız lazım.

Apartman yöneticilerine varıncaya kadar halkımızı “haber ulaştırma ağı”na dahil etmeliyiz. Özel korunan hatlı telefonlar gece gündüz çalışmalı.

En güçlü istihbarat halktır.

Komşumuz kimdir, ne işle meşgul biliyor muyuz?

Değişik vesilelerle ihbarlar gelmezse zabıta oturduğu yerden bomba yüklü kamyonu nereden bilsin. İngiltere şu anda 40 metreden sinyal veren cihazlar yapıyor.

Bizim de aynı cihazı kısa sürede yaparak köprü altlarına, trafik ışıklarının arkalarına, gizli bölmelere yerleştirmemiz gerekiyor… Yollar evler emin değil…

Dinleme işi belli çerçevede yasallaşmalı…

Değilse, istediğin kadar uydudan izle, o bombalar yine varacağı yere varır.

Kapıya kadar gelen darbeden haberi olmayan devlet, Beşiktaş maçına bomba yüklü kamyondan nasıl haberi olur… En büyük sıkıntı burası, ne yapıp yapıp kısa sürede aşılmalı.

Halkın en önemli beklentisi hainlere idam!

Hem ocağını söndürsün, hem de haini ömür boyu besle, yok öyle yağma.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/633/bombali-arac.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar