BESLENME KONUSUNDA KÖKLERİMİZE DÖNMEK!

Sağlık konusunda herkes kendini uzman sanıyor. İnternet siteleri ve basın yayın organlarının pek çoğu yalan ve yanlış bilgilerle dolu, doğru bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız bir hal almış duruma gelmiş. Beslenme ve sağlık konusunda her kafadan bir ses çıkıyor. İnsanımız arada kaldı, ne yapacağını, ne yiyeceğini, ne yememesini gerektiğini bilemiyor.

Gelin önce bizi hasta eden nedenlere bir bakalım. Beslenme bozuklukları, alınan ağır metaller, hava ve su kirliliği, GDO lu gıdaların alınması, gereksiz kullanılan ilaçların yan etkileri, tarımda kullanılan ilaçlar, çevremizden aldığımız radyasyon, enerji bloklanması, genetik değişiklikler, alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar, doğum öncesi ve doğum sırasında maruz kalınan toksik maddeleri bizi hasta eden nedenler olarak sayılabilir.

Bu toksik maddeler vücutta zamanla hücrelerin normal şekillerinin bozulmasına, fonksiyonlarını yapamamasına ve en sonunda genetik değişiklik ile kanserleşmeye kadar giden sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu toksik maddelerden nasıl kurulabiliriz?

Öncelikle doğal olarak beslenmek şarttır. Temiz yiyeceklerden yemek, temiz ortamda yaşamak, düzenli uyumak ve dinlenmek, temiz ve yeterli su içmek, GDO lu gıdalardan ve fazla işlem görmüş gıdalardan uzak kalmak, az ilaç kullanmak, tarımsal ilaçların kullanımını azaltmak, radyasyondan uzak durmak, hamilelik döneminden itibaren her noktaya dikkat etmek sağlıklı kalmanın sırlarıdır.

İstenmeden vücuda giren maddeleri uzaklaştırmak için; bol sıvı almak ve toksinlerin idrarla atılmasını sağlamak, bol lifli gıdalarla beslenerek barsakların düzenli çalışması sayesinde toksinlerin atılmasına yardım etmek, spor yaparak ter yolu ile deri altında biriken istenmeyen maddelerden kurtulmak gerekiyor. Yılda en az bir kez yapılacak kontrollerle vücudun ve organların durumu gözden geçirilmelidir. Bir yıl içinde en az iki kez detoks programı uygulamak toksinlerin atılması için gereklidir.

Avrupa’nın ilaç çöplüğü olduk

Evet maalesef peynir ekmek gibi ilaç tüketir olduk. Ülkemizde kişi başı ortalama yıllık 26 kutu ilaç kullanılmakta ve bunun ne yazık ki 9 kutusu antibiyotiktir. Polifarmasi dediğimiz çok ilaç kullanımı giderek boyutunu artırmaktadır. Sağlığa ayrılan payın büyük çoğunluğu ilaca harcanmaktadır.

Koruyucu hekimlik çok önemlidir. Hasta olmadan önce sağlığın kıymeti bilinmeli ve gereken önlemler alınmalıdır. Tıbbı Nebevi ağırlıklı olarak koruyucu hekimliğe yönelik tavsiyeleri içermektedir. Tabii ki hasta olmadan önce önlem alınamadığı durumlarda erken tanı ile hastalığın yakalanması da büyük önem arz eder.

Tedavi olacağım derken hasta olmak:

Öncelikle yapılacak tedavi sadece semptom ve şikayetlere yönelik değil, nedene ve hastalığın kaynağına yönelik olmalıdır. Tedavi

fizyolojiye uygun, yan etkileri en az olan, hastalar tarafından kolay kabul edilebilecek yöntemler olmalıdır.

Kullanılacak ilaçlar bitkisel kökenli, şifalı bitkilerden elde edilmiş, vücudu temizleyen ve tamir eden özellikte olmalıdır. Tedavide kullanılan bitkiler organik ve doğal yollarla, temiz yerlerde yetişmiş bitkilerden elde edilmiş olmalıdır. Allah Şafii ismi ile her derdin dermanını da yaratmıştır. Onu arayıp bulmak bizim görevimizdir.“Hiç kimse Allah’ın yarattığından daha idealini yapamaz” Doğada gizli olan şifa kaynakları aranmalı ve insanlığın hizmetine sunulmalıdır.

Ülkemizde 12 bin çeşit şifalı bitki bulunmakta ve bunların 4 bini sadece ülkemizde yetişmektedir. Bu kadar güzel bir ülkede yaşayan bizlerin Avrupa’nın ilaç ihraç ettiği bir ülke haline gelmemiz düşündürücü bir durumdur. Üzümden zeytinyağına, çaydan brokoliye kadar tüm şifalı bitkiler bizde bol miktarda yetişmektedir. Sütün doğalı, tereyağının en güzeli bizde üretilirken kola ve cips tüketen bir toplum haline gelmemiz anlaşılır bir durum değildir. Bizim yetiştirdiğimiz ürünleri Avrupa bizden daha fazla tüketmektedir.

Kendi Köklerimize Dönmek!

Şifa kaynakları bitkiler bizde, kaplıcalar bizde, güneş ve toprağın en verimlisi bizde ancak biz Batı hayranlığına devam ediyoruz. Köklerimize dönmemiz gerekiyor. 6 yıl tıp eğitimi içinde Tıbbı Nebevi’den bahsedilmiyor. Öğrenciler Tıbbı Nebevi ve Geleneksel Tıp konusunda ne bir makale, ne bir kitap okumadan mezun

olmaktalar. Fakülteden mezun olurken yapılan yemine Hippokrat Yemini deniliyor. Batı Tıbbı’nın yanında Doğu Tıbbı, Tıbbı Nebevi de öğretilmelidir. Hipokrat ve Galen’in yanında İbn-i Sina, Merkez Efendi gibi bizim değerlerimiz de öğretilmelidir.

Özümüze ve kendimize dönmeliyiz. Batı ve Doğu’nun analizini yaparak insanlığın hizmetine sunmalıyız. Batı’nın ilaç deposu ve tıbbi cihaz çöplüğü olmaktan kurtulmamız gerekiyor. Sağlıkta israf en aza indirilmelidir. İlim adamlarımız ve sağlıkçılarımızın değerini bilmeliyiz. Çünkü “İlim ve sanat değerinin bilinmediği yerden göç eder” Sağlık ve şifa diliyorum.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/646/beslenme-konusunda-koklerimize-donmek.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar