YARINLARDA GELECEK OLAN

Bugün için Halep’te utanç ve hüsran yaşıyoruz. Ancak yarının ne getireceğini şimdiden kimse kestiremez. Umutlarımız yarınlara mı kaldı? Yarına umutla bakmanın, dahası umudumuzu canlı tutmanın ne sakıncası var? Umut, var olmanın, inanmanın, çare ve çıkış aramanın işaretidir. Evet sadece umudumuz yok, ayrıca bütün olumsuzluklara rağmen bugüne ve yarınlara dönük güçlü, diri beklentilerimiz var.

Bir mevziiyi terk edebilir, mevzi değiştirebiliriz. Savaşta yerine göre geri çekilmeler de olur. Bu mutlak bir hezimet olmadığı gibi düşman için de zafer sayılmamalıdır. Hele İran neyin zaferini kutlayacaktır? Sözüm ona Müslüman olduğunu iddia eden İran, gayrimüslim ve Rus Kâfiriyle birlikte Müslüman kadın ve çocukların kanını dökmeyi zafer bilme onursuzluğunu iftiharla savunabilir. Bu barbar zalimliğini, bu vahşet ve katliama ortak olma sapkınlığını ‘Hüseynî siyaset’ yalanı ile de yapabilir. Kerbela bugün için Halep’tir. Halepli kardeşlerimiz birer Hüseyin’dir. Mezhep taassubunu zalimliklerine örtü yapanlar Halep’te Hüseyin’in kanını bir kez daha dökmüş, ahlâki, felsefî ve inanç nokta-i nazarından zulmün utanç veren karanlık çıkmazına girmişlerdir.

Halep görünürde düşmüş olabilir. Ancak Halep en soy insan varlığının, en saf insan vicdanının onurlu sesi, seslenişi olarak çığlık çığlık tüm dünyaya yayıldı. Halep eşsiz ve yapayalnız direnişi ile insanlık haysiyetinin, inancın, namusun ölümüne savunucusu oldu. Halepliler inancın ve onurun asil sahipleri olarak ölümüne direndiler; vuruldular, şehit oldular. Onların aziz hatıraları, canlı kişilikleri ve ölümsüz ruhları karşısında hürmetle eğiliyorum. Mazlumlara yıkım ve kıyımı zafer sanma hezeyanı içinde olanlar, bu utancı dünya durdukça körelmiş benliklerinde, taşlaşmış yüreklerinde bebek ve çocuk kanı sıçramış yakalarında taşıyacaklar.

İnanç umutla, umut inançla büyüyecek var olmanın yeni yollarını açacaktır. Zalimler ise utanç ve cürümleriyle küçüldükçe küçülecektir. Bu böyledir. Bugünün yarını da vardır. Ahiret mutlak yarın ve gelecektir. Daha adını bile bilemeyen küçücük bebeleri hangi hesap ve amaç için öldürdükleri sorulduğunda o gün çok çetin olacaktır. Hiçbir gücün, kurnazlığın, stratejinin fayda vermediği, vermeyeceği o gün, zafer mi hezimet mi kazandıklarını iş işten geçmiş olarak anlayacaklardır. İnanıyorsak bu böyledir. Haçlı Siyonistleriyle Müslümanlara karşı kanlı bir işbirliği içinde olanların kalbinde zerre kadar inanç varsa, bunun böyle olduğunu bilmeleri gerekir(di). Mümin, sadece müminlere karşı değil, inancı ne olursa olsun suçsuz, günahsız hiçbir insana haksızlık yapamaz.

Şu aşamada Türkiye, neredeyse tek başına Halep’te hayatta kalanları kurtarma gayretindedir. Bunda büyük ölçüde muvaffak olmuştur. Gece gündüz sürdürülen yoğun diplomatik çabalar sonrasında açılan güvenli koridorla Haleplileri Türkiye’ye kabul etmek de dâhil, tahliye etmek için yoğun çaba gösterilmiştir, gösterilmektedir. Hiç olmazsa kurtarabildiğimiz kadar Halepli kardeşimizi kurtarmalıdır. Gelecek günlerin ne getireceği, neler getireceği, nelerle geleceği bilinmez. Onlar bir şeyler elde ettiklerini sanadursunlar. Bir hesap yapadursunlar. Hesabı en güzel, en doğru, en şaşmaz olan Rabbimizdir. Şaşkınlık bizde, yanılgı bizde. Zamanın sahibi ve elbette geleceğin sahibi ancak Allah’tır. Gelecekte Haleplileri ve Suriyelileri tekrar kendi topraklarına yerleştirmek mümkün olabilir. Allah’ın izniyle olacaktır da.

İnanç, bütün zamanların evrensel, değişmez hakikatidir.

Yılgınlığa mahal yok. Bezginlik ve teslimiyete asla geçit yok. İnancı, cesaret, feraset ve umutla arındırdığımız gün yarınların müjdeler getireceği görülecektir.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/649/yarinlarda-gelecek-olan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar