TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ

Zulüm ve sömürü temelinde yükselen küresel sistem gözünü karartmış biçimde saldırıyor. Kutsalı yok… Hiçbir değer tanımıyor…

Kirli emellerine karşı olduğunu düşündüğü kişi, kurum ve devletleri, her türlü vahşi yöntemi kullanarak ortadan kaldırmaya ahdetmiş durumda.

Hangi dönem nereye çökmek planlanıyorsa, önce, insana benzemeyen cânilerden müteşekkil bir terör örgütü kurularak, o bölgeye salınıyor. Ve iplerinden boşanmış bu katiller sürüsü bölgeyi işgale uygun hale getiriyor. Yakarak, yıkarak, öldürerek...

Hemen sonrasında, resmi kimlikli ve kravatlı katiller, “demokrasi götürüyoruz”, “medeniyet götürüyoruz” vb. “iyi niyetli” gerekçeleri büyük masalar etrafında değerlendirip, alınan müdahale (yani işgal) kararını iri kürsüler arkasında açıklıyor.

Ardından iş prosedürlere kalıyor ve bütün dünyanın gözü önünde, canlı yayında saniye saniye işgal ediliyor, bir mazlumlar coğrafyası daha. Elbette, vaktiyle seçilmiş ve özenle yerleştirilmiş sözde yerli yönetimlerin açık desteğiyle.

Kurulan işbu sisteme itiraz edecek bir kişi, topluluk ve/ya devlet olduğunda ise, hiçbir değer ve kutsal tanımaksızın türlü yöntemlerle taarruza geçiliyor. Tabii ki, iyi niyet çerçevesinde çalıştığı iddia edilen uluslararası örgütlerin gücü ve desteği de yedeğe alınarak. En azından belli bir süre, ses çıkarmayacağı bilinerek.

Kotalar, yaptırımlar, kredi notu düşürmeler, kınamalar, uyarılar vs. vs. vs.

En nihayetinde, kişi ve gruplara kaset, belge vb. materyal ile tehditler yapılmakta; eğer anlamamakta ısrar edilecek olursa da, iş cinayete kadar vardırılmaktadır.

Bu zulüm düzeni değişmeli”, “bu adaletsizlik son bulmalı”, “daha âdil bir kaynak dağılımı olmalı” diye sesini yükselten, eğer bir devlet ise, bu kez bütün kuklalar, terörist adlı itler (özellikle köpek demediğime dikkat isterim) ve korku salacak her türlü illegal yapı ve yöntem devreye sokulmaktadır.

İşte aziz vatanımız, canımızdan ve en kıymetlilerimizden daha kıymetli Türkiye’miz ve yapılanlar…

Daha eskiye gitmeden, hemen seksenlerin öncesinde yaşatılanlar... Aynı silahla sabah  “sağcı”, akşam “solcu” cinayetleri… Kan gövdeyi götürene kadar kulağının üstüne yatmalar ve nihayet sahanın uygun hale getirildiğine inanıldığı anda demokrasiye müdahale; “Bizim çocuklar başardı.” Maalesef, biz de kaybettik. Biz, yani tüm Türkiye

Seksenlerin öncesinde kurgulanıp, hemen sonrasında, Siirt’in Eruh ilçesindeki saldırıyla sahne alan ve yıllardır çocuk, yaşlı, kadın, asker, sivil, Türk, Kürt, Alevi, Sünni demeden binlerce vatandaşımızı katleden PKK… Kırk yıldır kana doymayan terör yuvası…

Ve elli yıldan fazla süredir, elebaşı Fetullah Gülen’in o meşhur videoda (1999) söylediği gibi, sinsice devletin kılcal damarlarına sızan ve hiçbir kutsal tanımaksızın türlü hilelerle yerleşen darbeci alçak yapı; Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)...

Son alçaklık, İstanbul’da bir eğlence merkezine yapılan vahşi saldırı ve katliam…

Tek amaçları yılbaşında eğlenmek olan vatandaşlarımız ve yabancı uyruklu insanlar. Aralarında Müslümanlar var, Hıristiyanlar var, Yahudiler var. Türlü ırktan masumlar…

İstanbul, Mersin, Kastamonu, Sivas, Balıkesir, Trabzon… Aziz vatanımızın dört bir köşesinde toprağa verilmeye başladı canlarımız.

“Sahiplenen it sürüsü hangisi” diye düşünmedik bile… Beslenen sürülerden biri; IŞİD adlı pislik yuvası… Fark etmeyeceği için merak etmedik aslında. Hepsinin amacı aynı ve aşikâr zira… Türkiye’ye, küresel sistem ve sahipleri önünde diz çöktürmek.

Özellikle 2012 yılında yaşanan noktasal olaylar… 2013 yılının ortalarından itibaren yapılan kanlı saldırılar ve eylemler. Ve alçaklıkta zirve; 15 Temmuz darbe girişimi. Meclisi’ni bombalama hayâsızlığı, milletine kurşun sıkma kalleşliği…

Durmaksızın sürdürdüler, pes ettirme odaklı saldırılarını. İstanbul-Beşiktaş ve Kayseri… Canlı bomba saldırıları… Toprağa düşen tazecik polisler, askerler, üniversite öğrencileri.

Nihayet, “siz nasıl olur da, Halep’te silahları susturma konusunda anlaşırsınız” mealinde, Rusya Büyükelçisine yapılan saldırı. Katil, FETÖ’nün itlerinden biri. Mankurt sürüsünden, haşhaşi sürüsünden sadece biri.

Yılbaşı gecesi masum insanlara yönelik olarak gerçekleştirilen saldırı ve katliamın ardından NATO’dan, Avrupa ülkelerinden ve sözde stratejik ortak, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen kınama mesajları.

Hani şu, devletimizin temsilcilerinin toplantı yaptığı mekânların üçyüz metre ötesinde PKK çadırlarına izin veren Avrupa ülkeleri…

Türkiye’yi “teröre destek veren ülke” konumuna düşürmeye yönelik yazılar yazan, gazeteci görünümlü canlıya kucak açan ve vatandaşlık veren Avrupa ülkeleri…

Özdemir Sabancı cinayetinde faillerden biri olan fışkıyı yıllardır iade etmeyen, sözde insan hakları, özde katil hakları savunucusu Avrupa ülkeleri…

Türkiye aleyhine faaliyetler yürüten her kim ve hangi örgüt varsa kucak açan, yataklık yapan Avrupa ülkeleri…

15 Temmuz gecesi Türkiye’de darbe girişimi yapılırken ve halk, omuz omuza FETÖ’nün itlerini püskürtürken, darbeciler başarılı olsunlar diye ellerini ovuşturan, ancak ertesi gün umutları kalmayınca “demokrasi” nutukları atan Avrupa ülkeleri...

Bombalanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, yani, adeta ululadıkları demokrasinin ve halk tercihinin tecelligâhını ziyaret etmek için kırk-kırkbeş gün bekleyen ve üstelik cumhurbaşkanı ve/ya başbakan düzeyinde değil, daha düşük profilli temsilcilerle ziyarette bulunan Avrupa ülkeleri… Aynı ayıba ortak olan NATO ve Amerika…

Tüm bunlar olmamış, 15 Temmuz hiç yaşanmamış, Suriye’de PYD’ye silah ve mühimmat desteği verdiği kanıtlanmamış gibi, bir de tutmuş, son saldırının faillerinin bulunması konusunda Türkiye’ye işbirliği önermiş Amerika.

Eksik olsun senin yardımın! FETÖ adlı mukaddesatsız hainler çetesinin liderini 22 Mart 1999’dan beri besleyen sen değil misin? Eğer teröre destek veren ülke değilsen, hiç değilse, 15 Temmuz sonrasında vermen gerekmez mi/ydi bu salya sümük haini?

Geçin bunları bir kalem…

Artık ayan beyan ortada ki, bu ülke kendi özkaynaklarıyla, yani Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Alevi, Sünni, kısacası aziz milletiyle ve Çanakkale ruhuyla bu dönemi atlatacak.

Amerika ve batı ülkeleri teröre karşı yanımızda olduklarını ve destek vereceklerini söylüyorlarsa, somut/ müşahhas, elle tutulur, gözle görülür hamleler yapmalılar.

İlk somut adım olarak, Amerika, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’i Türkiye’ye iade etme konusunda ivedi bir karar alıp, bunu dünya kamuoyuna deklare edebilir. Ancak o zaman destek teklifinde samimi davranıldığını düşünebiliriz.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/710/teror-amerika-isbirligi-ve-feto.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar