TERÖRÜN ÇOKLU BOYUTU

Son zamanlarda, sanki ilk defa bir terör saldırısına maruz kalıyormuşuz gibi davranıyoruz. Şunu kabul edelim, Türkiye nasıl bir deprem kuşağı ülkesiyse, aynı zamanda bir “terör kuşağı ülkesi”dir. Son zamanlarda çok söyledim; dünyada en fazla terörist örgütün bulunduğu coğrafya Türkiye ve komşu ülkelerde kan akıtmaktadır. Bunu Afganistan’a kadar uzatmak mümkündür.

Terör örgütlerinin cirit attığı bir bölge ülkesiysek, her şeyimizi buna göre ayarlamamız şattır. İçine kapanık güvenlik stratejisinden dışa dönük güvenlik stratejisi aşamasına geçmeliyiz.

Son 1 senedir Türkiye’de yaşanan terörist saldırılar tesadüf değildir.

PKK’nın bazı şehirlerde çukurlar açarak halka zulmetmesi, akıl hocaları olan devletlerin çizdiği yeni stratejinin sonucudur. PKK’nın o şehirlerde Ali kıran baş kesen hâle getirilmeye çalışmasının arkasında meğer Fetö de varmış. PKK’lıların o kadar ilçede yığınak yapabilmelerine, Fetöcü terörist asker ve polis arka çıkmış. Türkiye, 1 seneden fazla bu şehirlerde güç ve enerji harcadı.

BÜTÜN TAŞLAR OYUNA SÜRÜLÜR

15 Temmuz terörist darbe teşebbüsünün kendisi ve sonrası, Fetöcü teröristlerin henüz temizlenmediğini ve iştahlarının kırılmadığını gösteriyor.

Baksanıza, Suriye’de çözüm için Rusya ile iş birliği yapılmaya niyetlenildiğinde terörist PKK’nın İstanbul Vodafone saldırısı ve bir hafta sonra Kayseri saldırısı vuku buluyor. Arkasından Fetöcü bir katil, Rusya Büyükelçisi’ni katlediyor. Hemen sonra, bir Deaş’lı katil, yılbaşı gecesini kana buluyor.

Son 1 aya bakın. Üç terör örgütünün üçü de (PKK, DEAŞ ve FETÖ) birbirlerine yakın zamanlarda katliamlar yapıyor.

Bu üç örgütün saldırısı tesadüf değildir. Yani bütün taşların oyuna sürülmesi, emperyalistlerin bir planının sonucudur.

Üç örgütün üçünün de ipi akıl hocaları olan devletin elinde olduğundan, organize ve sistematik bir şekilde Türkiye’ye saldırı devam ediyor. Amaç, bu ülkedeki sosyal dokuyu dejenere edip güvensizlik ortamında psikolojik parçalanmaya uğramış insanlar meydana getirmek.

DEAŞ MESELESİ

Yılbaşı gecesi yapılan saldırı, bu ülkede terörün sadece “adam öldürme” olmadığının trajik bir göstergesidir. Yılbaşında yaşanan terör, ertesi sabahtan itibaren neredeyse unutuldu; konu,

“yılbaşı kutlama konusu” etrafında tartışmalara dönüştü. Yani ağzını açan, 39 kişinin katledilmesini çoktaaan unuttu; neredeyse herkes, “Yılbaşı kutlama tartışmaları olmasaydı, bu katliam olmayacaktı.” diyerek, terörü ve teröristi değil, başta yılbaşı ile ilgili hutbe okutan Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere yılbaşı kutlamasına karşı çıkanları suçlar hâle geldi.

Deaş teröristlerinin yılbaşı gecesi katliam yapmasını, ağa babaları olan devletler ayarladı. Onlar, her sene bu ülkede yılbaşı tartışmalarının olacağını, böyle bir anda yılbaşı kutlayanların katledilmesinin, bir toplumsal çatlamaya yol açacağını bilerek bu eylemi planladılar. Yani terörist ve hâmisi devletler, tartışmalardan tahrik olup da katliam yapmış değiller. Kısa zaman önce PKK ve Fetöcü örgüte saldırı yaptıran güçler, hazır yılbaşı tartışmalarını bahane ederek bu defa Deaş’ı kullandı.

Hem bu örgüt, katliamlarını sadece yılbaşında ve bizde yaşanan yoğun tartışmalardan tahrik olarak mı yapıyor? Suruç ve Ankara Gar Meydanı, Yemen, Irak saldırıları yılbaşında mı yapıldı? Bizim entel-dantel takımı, yarın öbür gün Deaş’ın Paris, Berlin, Orlando saldırılarını da Diyanet hutbesine bağlarsa şaşmam.

Deaş, toplumsal kutuplaşmaya yol açacak eylemler yapıyor. Dikkat edilirse Suruç katliamı da Ankara Gar Meydanı katliamı da ideolojik bir grubu (MLKP) hedef almıştır. Bundan amaç, silahlı çarpışmaya pek girmeyen bu ideolojik kitleyi silahlı sahaya çekmekti.

Terörün tek amacı vardır: Toplumsal dejenerasyon. 80 milyona dayanan bir ülkede 40, 50, 150’şer kişinin katledilmesi, kimseye bir zafer sağlamaz ama bu katliamlar, sosyal yapıyı dejenere eder. Teröristin de amacı budur. Dejenere edilmiş bir toplum, emperyalistler için pişmiş bir armuttur; sadece, ağza düşmesi beklenmektedir.

İSTİFA KONUSU

Kılıçdaroğlu, her terörist eylemden sonra, “Engel olamıyorsan istifa et!” retoriğini kullanıyor. Allah muhafaza, bu ilkel yol tercih edilmeye kalkılırsa, yani her eylemden sonra birileri istifa etmeye kalksa, teröristler “Sonuç aldık” diye bayram ederler ve daha çok istifaya yol açmak için saldırılarını daha da arttırırlar. Sayın Kılıçdaroğlu, bekâra karı boşamanın kolay olduğu rahatlığıyla konuşmasa çok iyi olur. “Her terörist eylemden sonra istifayı dile getiren Kılıçdaroğlu, yoksa suret-i haktan görünüp terörist saldırılara seviniyor mu?” diyenlere vereceğimiz cevap kalmaz. Kılıçdaroğlu, “millî muhalefet” çizgisinde bir muhalefet olsun, dükkân onun.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/716/terorun-coklu-boyutu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar