ŞAR’IL, ŞAR’IL, ŞAR’IL…

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Şar isimli bir dergi çıkardığından çoğu kimsenin haberi yoktur.

İlk yazıyı da biz yazmış olmalıyız. Ankara Şehir Araştırmaları Merkezi kurulmuş ve ŞAR adlı bir dergi çıkarmışlar. Şar’ın şehir demek olduğunu, uzun uzun izah ediyorlar.

Uzun izaha gerek yok; 1930’larda dil devrimi furyasında, şehire karşılık “şar” denilmiş. O zamanlar henüz “kent” kelimesi keşfedilmemiş veya “kent”in batı Türkçesinde “köy” anlamına geldiğini bilen bir hayli okur yazar var, ondan belki de.

Peki, “şar” şehir olunca, “belediye reisi” ne olur?

Bilemediniz mi? Ben söyleyeyim: Şarbay!

Şar dergisini, “şarbay”ımız yayınlıyor. Peki, “hemşehri”ye ne demişler? Şardaş! Belediye reisliği de “şarbaylık”!

(Peki, ŞAR dergisindeki bazı yazılar nasıl nitelenebilir? Şarlatanlık!)

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin nasıl olup da yayınladığına şaştığımız Şar dergisine haksızlık etmemek için diğer yazılara da bir göz atayım dedim. Seyfettin Erşahin Hocanın yazısı dikkatimi çekti. Hocamız hem Ankaralı (Kızılcahamam) hem de tarihçi ve Ankara üzerine çalışmaları var.

Onun yazısı, “Ankara: Hacı Bayram Veli’yi yetiştiren şehir” başlığını taşıyor. Mevzu da güzel. Daha önce bir sempozyuma sunulmuş bir metinmiş.

Tabii Seyfettin Hoca’nın yazısında dikkatime takılan bazı hususlar var. Meselâ; Evliya Çelebi ile ilgili kâh Besim Darkot’tan kâh Zuhuri Danışman’dan alıntı yapıyor. Oysa Evliya Çelebi Seyahatnamesi tam metin yayınlandı.

Hoca, bir yerde “14. yüzyıl belgelerine göre Ankara’da Oğuz boy adlarının 49’una rastlanmaktadır.” diyor. Oğuz boyları 24 tane olarak bilinir. Daha sonra Ankara civarında 18 oğuz boyunun isminin tesbit edildiğini yazıyor.

“Müslüman şehir yerleşke unsurlarının oluşması” başlığında “yerleşke”nin hangi anlamda kullanıldığını anlamakta zorlandık. Yerleşke tahsisen üniversite arazileri için kullanılıyor. Son zamanlarda “külliye” denilmesi tercih ediliyor.

Hocanın yazısından, Ankara’nın Celâlî karışıklıkları sırasında yapılan üçüncü kat surundan haberdar olmadığını çıkarıyoruz. Selçuklular döneminden kalan eserler sayılırken unutulanlar olduğu görülüyor. En önemlilerinden biri Saraç Sinan Camii ve medresesidir. Hocam Ankaralı ama Minare-i Belkıs’ı dinî bir yapı zannetmiş. “Belkıs Minaresi” yahud da “Kız Minaresi” de denilen yapı, esasen “Jülyen Sütunu”dur.

Yine tashihi gereken bir bilgi, Ankara’nın Anadolu Beylerbeylik merkezliğinin 1462’de sona ermesidir. Bunun çok belirgin olmadığını sanıyoruz. Çünkü 16. yüzyılda Cenabî Ahmet Paşa’nın Ankara’da Anadolu beylerbeyi olarak bulunduğunu biliyoruz. Hoca’nın tiftik keçisine ve tiftiğe yazısında epey yer ayırdığı görülüyor. Fakat tiftikten elde edilen üç ürün konusunda bazı karışıklıklar var. İlk ürün sof, bunda ihtilaf yok. İki önemli ürün daha var: Şalî ve muhayyer. Muhayyer, bir yerde muhyer (moher) olarak geçiyor; daha sonra muhayyer olarak yazılıyor. Şalî de sali olarak yazılmış. Hoca’nın Fatih devrinde Ankara’ya verilen önemli ilgili olarak da dikkatini beklerdik. Mahmut Paşa Bedesteni’nin üstünde Kurşunlu Han vardır. İkisi de Fatih devri sadrazamlarının vakfıdır: Mahmut Paşa ve Rumî Mehmet Paşa.

Bir de değerlendirme kısmında şu ifade günümüz lisanıyla geçmişi tanımlamak olarak yanlış anlamalara müsait: “Ankara, bu süreçte yerli gayri müslim unsurlarla ‘çok uluslu’, “çok dinli’, ‘çok kültürlü’ bir şehir hâline dönüşmüştü.”

Gayri müslim unsurlar, çok dinlilik ifadesi için kullanılabilir. Rumlar, Ermeniler, Yahudiler.. denilseydi çok uluslu olur muydu? O zaman böyle kavramlar yoktu. Elbette Ankara, Osmanlı Müslüman-Türk sistemi içinde azınlıkların hayatlarını rahatlıkla sürdürdükleri bir şehirdi. Bu yüzden çok dinlilik, çok ulusluluk ve hatta çok kültürlülük ifadeleri dönemi yansıtmaz diye düşünüyoruz.

Derginin adı “Şar”, yani şehir. Fakat terminoloji “kent” üzerinden gidiyor. Sonraki yazılarda kavramlar, bu ihtilaflı kelime etrafında oluşturuluyor. Dergide başkanla yapılan bir mülakat da var. Buradan ŞAR’ın kuruluşu ve derginin yayınlanış amacı çok açık anlaşılıyor. Başkan 15 Temmuzla ilgili üzerinde oluşan ağır havayı dağıtmaya çalışıyor. Dergi de buna âlet edilmiş!

Şar dergisi 4 ayda bir yayınlanacakmış. İlk sayıda 2016’dan başka tarih belirten bir ibareye rastlayamadık. Birinci sayısının tam olarak ne zaman yayınlandığını tesbit edemiyoruz bu yüzden. Bakalım ikinci sayısı ne zaman çıkacak veya çıkacak mı?

Bize kalırsa, böyle bir pınarın şarıl şarıl akması gerekir!

http://enpolitik.com/kose-yazisi/754/saril-saril-saril.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar