MİLLETİ YÖNLENDİRMEK ZORDUR

William Shakespeare ne diyor?

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele”

Evet, Netekim Paşanın darbe anayasasında bir gedik daha açılmasına karşı çıkanların bütün endişeleri budur:

“Olmak ya da olmamak…”

Anadolu insanının o muhteşem tabiriyle:

“Ölüm kalım meselesi…”

Mehmet Niyazi’nin zevkle okunan o güzel romanındaki başlık gibi:

“Varolmak Kavgası…”

Nasrettin Hocamızın ifadesiyle:

“Küçük kıyametin kopması gibi bir şey…”

Neden mi öyle diyorum?

Ben öyle demiyorum, durum onu gösteriyor…

Ve ülkemiz siyasetinde etkin olmak isteyen kimi güç odakları üzerine oynadıkları yarış atının kazanamayacağını biliyorlar.

Ve kazanacakları bir başka yarış atı daha bulmaları da mümkün değil.

Oysa siyaset en yalın tarifiyle “netice alma sanatıdır”.

Kimi mirasyedilerin yaptığı gibi “siyaset için siyaset yapılmaz”.

İşte durum kimileri için şimdi bu aşamaya gelmiştir.

Arkasında durdukları bazı siyasi grupların TBMM’de gösterdikleri direncin asıl nedeni budur.

Eğer TBMM’de önleyemedikleri “Mini Anayasa” paketini sandıkta önleyemezlerse işleri gerçekten zora binecektir.

Zora binecek ne kelime?

Hatta işleri imkânsıza yakın zor olacaktır.

Öyle ya, ne yapacaklardır da milletin çoğunluğunu bu ülkede yapacakları alçakça işlere yönlendirebileceklerdir?

Oysa işleri eskiden ne kadar kolaydı?

Yapılan darbelerin sonundaki seçimlerde oluşan parçalı TBMM’den akıl almaz hükumetler çıkarırlardı…

Tıpkı hokkabazların şapkadan tavşan çıkardıkları gibi…

O onunla, bu bununla uyuşurmuş uyuşmazmış hiç önemi yoktu.

Müteveffa Süleyman Demirel’in gerdan kırarak ifade ettiği gibi, darbeyi yaptıranlar, ülkeyi hükümetsiz bırakmazlardı.

Kurdukları hükumetlerin kimi zaman üç beş ay olmasının da hiçbir önemi yoktu…

Enflasyon şuralarda, borç yükü buralarda, faiz oranları oralarda olmuş hiç mesele değildi…

Hükumetlerin ne kadar borç alacağına karar veren kendileri…

Hükumetlerin alacakları borçların faizinin ne olacağına karar veren kendileri…

Hükumetlerin alacakları borçları veren yine kendileriydi…

Yani “yeme de yanında yat” bir yönetimdi, kimi güç odaklarının istedikleri…

Mevcut durum hoşlarına gitmezse…

Anayasa kitapçığını fırlatırlar…

Başbakanı ağlatırlar…

Yine de istediklerini yaptırırlardı…

TBMM’de “Milletvekili Borsası” kurarlar…

Milleti de, siyaseti de, siyasi partileri de, ruhları da, zihinleri de yorarlardı…

Önemli olan yorulanlar değil, yoranlardı…

Yani kendileri…

Ya şimdi?

Üçü beşi onu bir araya gelecek, yine de üzerine oynadıkları ata yarışı kazandıramayacaklardı…

Hesap kitap ortadaydı…

Çarp, topla, çıkar…

Ihhh!

Değişen bir şey olmayacaktı…

Ne güzel günlerdi o günler!

Bir gecede siyasi partilerin içlerini boşaltırlar…

Bir gecede TBMM’nin %9’u etmeyen siyasi partiye azınlık hükumeti kurdururlar…

Bir gecede arkasında bir tek Milletvekili olmayana hükumeti kurma görevi verirler…

Ekonomi şuraya gitmiş, buraya gitmiş umurlarında olmazdı…

Şimdi kimilerinin işi gerçekten zor!

Çünkü hiçbir gücün bu milletin çoğunluğunu istedikleri şekilde yönlendirmeleri mümkün değildir.

Bunu 15 Temmuzda bir kere daha görmüşlerdir.

Bundan böyle Mehdi’nin de, Mesih’in de, Kâinat imamının da, Sabatayistlerin de, onların arkasında olan güç odaklarının da işleri gerçekten zordur…

Şimdi bu güç odaklarına işlerini daha da zorlaştırmak görevi ise hepimizindir.

Bu bakımdan referanduma hazır olmalıyız…

Sandıktan EVET oyunu çıkarmak için…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/781/milleti-yonlendirmek-zordur.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar