YALANIN BÜYÜSÜ BOZULURKEN

Yaşadığımız çağın doğal işleyişe ters doğası, her şeyi yaklaştırdıkça uzaklaştıran, bir anda dostu düşman yapan mahiyeti, varlığın ve anlamın bir değere dayanmaması yüzündendir.

Her şeyi yerinden eden zulüm ortamında her şeyi yerli yerine koymanın, kendi yerinde tutmanın ve kendi dünyası içinde değerlendirmenin adil yaklaşımı ile her alanda mücadele veriyoruz.

Millet ve devlet olarak, karanlık uzun zamanların aydınlık ufuklara doğru damar damar çatlayıp açılmaya başladığı zor zamanların zor sınavını veriyoruz. Tarihi gün gün, birebir yüklenmelerle, yükümlülükle yaşadığımız şu günlerde, zorluğun etkisi daha çok hissediliyor. Kırılmalar, iyi kötü algısını değiştiriyor. Kanaat sahibi olmak, karar vermek kolay olmuyor.

Dünya ve bölgemizi ilgilendiren gelişmelere bu hassasiyetin gerektirdiği derinlik ve uyanıklıkla bakmalıdır. Obama, dünya barışı ve selâmeti adına hemen hiçbir şey yapmayarak, dahası iyi kötü yolunda gideni de berbat ederek gitti. Bu bozgunculuğun yolunu açan ilk palavraları hatırına bir de ona Nobel barış ödülü verdiler. Şahsiyet ve samimiyetini yitirmiş dünyaya da ancak bu yakışırdı. O ödüller hep yalanlara verildi zaten.

İnşaallah Trump böyle bir ödülü hak etmez. Yani, yeni Halep’ler olmaz. Bütün engellemelere rağmen Trump başkanlığı kazandı. Yayın ve propagandaların etkisinde kalarak, onun hakkında şimdiden fazla bir beklenti içine girmenin manası yoktur. Bunlar aynı bünyenin farklı kolları. Kendi payıma tek beklentim, sadece kendi ülkesi için en akıllı, en yararlı siyaset izlemesidir. Delirmişçesine yakıp yıkmanın, yok edip öldürmenin, terör örgütleri ile gizli açık iş tutmanın siyaset olmadığını, kendilerinin işine de yaramadığını, yaramayacağını bilsinler, başka da bir beklentim yoktur. Korkarım bir hayal kırıklığı daha yaşayacağız. Çünkü, ABD, nice bir zamandır devlet aklı ile yönetilemiyor. Dünyanın en büyük terör devleti gibi. Veya terör örgütlerinin yönettikleri bir devlet gibi. Trump’ın içine alınacağı kuşatmayı yarması zor olacağa benziyor. Başarırsa gerçekten tebrik ederim.

Trump yanlışlarla, yalanlarla egemenliğini sürdürmek isteyen aynı odağın başka bir kanadının temsilcisi olarak ABD başkanlığına geldi. Her biri de İsrail’in varlık ve güvenliğine adanmış Aşkenazi ve Sefarat Yahudilerince yönlendirilen lobilerden şimdilik ipi göğüsleyen Trump ekolü, başkanın tüccar karakteriyle örtüşen tarzda en azından politik yolun işlek tutulmasını, sorunların görüşmelerle halledilmesi gerektiğini düşünüyor. Bunun da temelinde onlar için ABD’nin derinliğinde yuvalanmış Yahudi Hıristiyan tarikatların ne düşündükleri önemli. Baba ve oğul Bush’lardan beri direksiyonu ellerinde tutan ve her defasında siyasete yön veren neocon şahin kanada biraz çekidüzen verilir. Bu kanat, büyük İsrail idealini gerçekleştirmek için el attıkları her şeyi berbat ettiler. Başta Ortadoğu kan ve gözyaşına boğuldu. Terör olmadığı kadar her yere yayıldı. Dahası bu odaklar terörü ve terör örgütlerini taşeron güçler olarak alana sürdüler. Biz Türkiye olarak bu paradigmanın hayatımıza yansımalarını acı tecrübelerle yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Ancak gelinen noktada bu paradigmanın pek de sürdürülemeyeceği anlaşılmıştır.

Doğrudan varlığımızı yok etmeyi amaçlayan bu tehlikeli oyun, bu tehlikeli süreç, başta Türkiye olmak üzere geniş coğrafyalarda tarihi uyanışlara yol açmıştır. Aklı selim insanların hep anlatıp durdukları, sinsi, hain planlar “bu kadar da olmaz” denilecek tarz ve tonda apaçık deşifre olmuştur. Burası yani yalanın maskesinin yırtılması, hakikatin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması çok önemlidir. Hakikatin anlaşılması koyu karanlık bir geceden sonra güneşin doğması gibidir. Temel kalkış ve hareket noktaları, amaçlar, üsluplar, yöntemler bunlara bağlı olarak beslenen duygu, taşınan niyetler, duyulan güven ve güvensizlikler hep değişecektir.

Size yönelik duygusal muhabbeti, güvenlik duygusunu, inancı yitirmişseniz artık kazanmanız zordur. Yalan üzerine kurduğunuz büyü bozulur da, ülkeler, milletler başka düzlemlerde, başka eksenlerde var olmaya, güç birliği yapmaya, anlaşmaya, uzlaşmaya, ortak irade ortaya koymaya başlarlarsa işte o zaman yalan üzerine kurulu zulüm, zulüm üzerine kurulu yalan blok blok çökmeye başlar. Şu an merkezinde Türkiye olan geniş coğrafyalar böyle bir var oluş iradesi ile bütünleşiyor.

Amerika’nın öncülüğünü yaptığı veya ABD’yi de kullanan fesat odakları sallanmaya başladı. Ayaklarının altındaki zemin öyle bir kayıyor ve öyle kayacak ki, ayakta kalmaları hiç de kolay olmayacak. Nede mi? Yalana öyle alıştılar ki, isteseler de doğru ve dürüst olamıyorlar. İnsan fıtratları bozuldu. Doğru olma yeteneklerini kaybettiler. İstemeseler de doğru, yanlışın egemenliğine son verecektir. Astana’daki görüşme sonrasındaki iyimser hava bu yüzden son derece olumlu ve yararlı olmuştur. Bu olumlu havayı genişletmeli, yaymalı, işler kılmalıdır. Astana yaklaşımı bir yeni dönemin, bir yeni açının, açılımın ilhamı olabilir. Olmalıdır.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/785/yalanin-buyusu-bozulurken.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar