REFERANDUMDA PROPAGANDA DİLİ

Referandum günleri yaklaşıyor. Herkes kendi kabullerini empoze etmeye çalışıyor. Bu propaganda zamanında, üretilen siyasi fikirler kadar, bu fikirlerin kamuoyuna iletilmesi ve orada yankı bulması da önemlidir. Yani ürettikleriniz altın değerindedir ama iletme üslubunuz yanlışsa, ürettikleriniz topluma ulaşmaz. Siyasetçilerin de sermayesi toplum ve toplumun teveccühüdür. Topluma ulaşmayan fikirler, olsa olsa siyaset zevzekliğinden ibarettir…

Artık yeni kuşaklara ulaşmak için, eski siyaset dil ve üslubunu terk etmek lazımdır. Yeni kuşaklar ve bu kuşakların etrafında hâlelenen kitleler, soğuk, asık suratlı ve “kara kaplı kitap “ cümleleri gibi bir siyaset dilini sevmiyor. Ve artık bu dil toplumda bir kıpırdama meydana getirmiyor.

Siyasetin propaganda dili keskin, berrak, dolaysız ve mümkün olduğunca zekice olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında günümüzdeki en büyük imkanlardan birisi de zekâya dayalı esprili ve taptaze bir dil ve üslup olan sosyal medya dilidir. Daha çok aforizmatik zihniyetin eseri olan bu dil, belli bir oranda ata sözü ve vecize geleneğine de yakındır.

Siyasiler ve Sosyal Medya Dili

Yeni siyaset dilinin en büyük zaafı, bu dilin pek farkında olamamasıdır.

Sayın Bahçeli, “alayına” ifadesiyle, bu aforizmatik dili bir boyutundan yakalamış görünüyor. (Bence o meşhur “püskevit”i de çok güzel kullanabilirdi MHP ama başaramadı. Çünkü o kelime birden sosyal medya dilinin bir parçası oluvermiş ve Bahçeli’yi sempatik göstermişti.)

Sayın Kılıçdaroğlu, sosyal medya diline yaklaşacak bir psikolojide değil. Meramını düz cümlelerle anlattığına şükreder bir hâli var.

Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’ın 1 Kasım 2015 seçimleri akşamında, harika bir video paylaşımı vardı, hatırlarsanız. O zamanlar çok yaygın olan bir sosyal medya cümlesi vardı hani… “Yüzüne vurur ifadesi… Şöyle şöyle olmuş bi tanesi” diye… Başbakanımız o akşam bu sosyal medya aforizmasını “Yüze vurur ifadesi, yeniden tek başına iktidarız bi tanesi” diyerek kullanmıştı. Aynı kalıbı, Fatih Altaylı ile yaptığı programda da “Vurur yüze ifadesi, kullanıyorum sosyal medyayı bi tanesi” şeklinde kullanmıştı.

Yatırımcılara yaptığı bir konuşmada sayın Başbakanımız, Marmaray’ın getirdiği kolaylıkları anlatırken “Yaşlılar, Yenikapı’dan binecek taa Karacaahmet’e gidecek” diye bir cümlede, yaşlılar için “Karacaahmet’e gitme”yi, tecahül-i arifane ile öyle harika kullandı ki, bütün salonu etkiledi. Bu dil de sosyal medya diline uygundur.

Sayın Başbakanımızın kendisiyle bile alay etme özelliği, özgüvenini göstermekle beraber, kendini hiç kasmadığını göstermektedir. Kendi konuşmasıyla ilgili olarak anlattığı o meşhuur “yokuşa vurmuş kamyon gibi…” cümlesi hafızalardadır.

Yani, sosyal medya dilini kullanan ve bunun da öneminin farkında olan Sayın Başbakanımızın yeri, diğer siyasilerden farklıdır.

Kazanan Sosyal Medya Dili Olacak

Tamam… Sayın Başbakanımız farklıdır da, geçen hafta başta Adnan Menderes Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan olmak üzere 4 rektörün “Ben de varım; sen de var mısın?” kampanyasını, magazinleştirme olarak tavsif etmesi, ya yeteri kadar ayrıntının kendisine iletilmemesinden veya bürokratların referandum için “evet” diyeceklerini açıklamalarını, ana muhalefetin polemik konusu yapmasını istemediğinden kaynaklanıyordu.

Hadi vali, kaymakam YSK hakimi görevinde olanların açıklama yapmaları bir nebze eleştirilir ama rektörlerin açıklama yapması, bana göre son derece tabiidir. Çünkü her rektör bir bürokrat olduğu kadar, aynı zamanda bir aydındır ve her aydın gibi ülke geleceğine dair görüşlerini özgürce ifade edebilmelidir. Hele sosyal medya iletişim dili ile görüş açıklamak, günümüz trendlerinin başında gelmektedir. Bence rektörlerimizin sosyal medya aracılığı veüslubuyla açıklama yapmaları, magazin değil, günün etkili üslubunu kullanmaktır. (Hem millî iradeye ters düşen rektörler döneminin geçtiğini bu halka göstermek lazım.)

Ana muhalefetin rektörlerin açıklamasını polemik yapmasına gelince… Bu konuda hiiiç ses çıkarmaması ve yerinde uslu uslu oturması gereken parti CHP’dir. (Hani “ilk taşı hiç günah işlememiş olan atsın” meselesi….) Biz 28 Şubatçı rektörlerin CHP kapılarını nasıl aşındırdıklarını ve hatta üzerlerinde akademik cüppe ile CHP grup toplantısında nasıl konuştuklarını çok iyi biliyoruz.

Bu referandumda kazanan sosyal medya ve dili olacak. Onu en iyi kullanan, en geniş kitleye ulaşacak ve istediği sonucu alacak. Bu yüzden ben sayın rektörlerin sosyal medya dili ve imkânlarıyla açıklama yapmasını, bir edebiyatçı olarak son derece uygun buluyorum.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/829/referandumda-propaganda-dili.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Jöleli kurban olsun sana
10.02.2017 15:44
Keşke jöleli yerine varlık fonunun başına sen geçsen ak ülkücü profesör
İsmail yurtseven
10.02.2017 17:09
Hocam teorik olarak düşündüklerinizi yazsanız... Apır şapır olmasın

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar