DEVLET OLMAK

Geçenlerde Mes’ud Barzani’nin bir beyanatı dikkatinizi çekmiş olmalıdır.

Şahsen hüzünle okudum. Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devletinin artık imkânsız olmadığını söyledikten sonra, “Bize tank ve top verseler daha güçlü olacağız.” mealinde bir şeyler söylüyordu.

Devlet ama Nasreddin Hoca kavlince suyunun suyu!

Irak, yüz yıl önce sentetik bir “devlet” olarak İngiliz mandasında vücut bulmuştu. O tarihten bu yana Saddam Hüseyin dönemi hariç, Irak’ta istikrar hiçbir zaman sağlanamadı. Saddam zamanında nasıl sağlandığı da herkesin ma’lûmudur.

Şimdi bu “devlet”ten etnik esasa dayanan bir devlet daha çıkarmak... Eğer Irak etnik esasa göre bölünecekse muhayyel Kürdistan neden bölünmesin? Arabı, Türkmeni, Ezdisi…

“Olmaya devlet” … Kânûnî’nin, yani Muhibbî’nin bu ibareyle başlayan bir mısraı var. Arapların yirmi küsur devleti olmuş! Belki şu aralar sayısı artmıştır veya artacaktır. Yemen bölünebilir, Libya’nın bölüneceğinden söz ediliyor. Sudan’ın bölündüğünü biliyoruz. Bu devletlerin birçoğunun isminde “Arap” var.

“Yeryüzünde en çok Arap devleti var” desek hata etmiş olmayız!

Neden Fransızların, İngilizlerin bir devleti var da Arapların bu kadar çok? “Bir millet bir devlet” ilkesini Avrupalılar çıkarmadı mı ki Osmanlı sonrası Ortadoğu’da çok sayıda Arap devleti türettiler? “Benim birliğim, büyüklüğüm senin bölünmüşlüğünle, küçülmenle irtibatlı!”

Batı emperyalizmi, 20. yüzyılda gücünün doruğuna yükseldi. Müslümanları temsil eden Osmanlı Devleti’ni yıkmaları/yıktırmaları, Müslümanların lehine bir durum değildi. Bunu, sentetik devletlerin yöneticileri asla söylemez; fakat halk, sağduyu ile yaklaşır ve çok sayıda devletin Müslümanların yararına olmadığının farkına varır.

Hatta şunu söyleyebiliriz: Bölgemizde olağan şartlarda bir oylama yapılsa, tek devlet lehinde rey verenler çoğunluğu teşkil eder. Tabiî bugünün şartlarında İngilizlerin bayrağına kadar tanzim ettiği devletlerin yöneticilerini bir devlet için ikna etmek mümkün olmaz. En azından şu yapılmalıdır: Daha fazla parçalanmaktan kaçınmak. Bu hangi gerekçelerle olursa olsun.

Eğer etnik, ırkî gerekçelerle böyle bir tavır takınılırsa matruşka gibi her devletin içinden devletçikler çıkar. Yok mezheb/inanç esası gözetilerek yeni devletçikler türetilmek istenirse yine aynı sonuca varılır.

Emperyalizmin değirmenine su taşımak yerine, her vasatta birliği, bütünleşmeyi talep etmek lâzımdır.

Coğrafyamızda gerçek anlamda kaç devlet var?

İki, bilemediniz üç!

Türkiye, İran ve Mısır… Hadi Pakistan’ı da listeye ekleyelim mi?

Şimdi şöyle bakalım: Barzani devlet olmak istiyor. Top ve tank talep ediyor. Hadi verdiler diyelim. Topu ve tankı olan bir devletin ne hükmü olabilir ki?

Hava kuvvetin yoksa yoksun!

Bölgede hava kuvveti olan devletimsiler de var. Nereye kadar hava kuvveti? Dünyanın en pahalı savaş oyuncağını kendin yapmadıktan sonra… Arap-İsrail savaşında Suriye’nin savaş uçakları hava alanında imha edilmemiş miydi?

Türkiye, her şeye rağmen, İslâm dünyasının en güçlü devleti. En başta devlet geleneği var; köklü bir yönetim mirasına sahip. Baştan beri her türlü kuvvetle mücehhez. Konvansiyonel silahların bir kısmını kendi i’mâl edebiliyor. Savaş gemileri yapmaya çalışıyor ve hatta uçak sanayii kurmaya çabalıyor. Buna rağmen, kendine yeterli mi Türkiye?

Elbette bunu söyleyemeyiz.

Fakat şunu söyleyebiliriz: Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’ndan önceki toprak varlığı korunabilse idi, Türkiye, bir dünya gücü olarak bütün Müslümanlar adına konuşabilir ve emperyalizmin yol açtığı felaketlerin birçoğu, en başka İsrail’in bir çıbanbaşı olarak bölgemize sokulması önlenebilirdi.

Türkiye’nin, bu hâliyle dahi öneyici bir konumda olduğunu gözden kaçırmayalım.

Gerçek devlete talip olmak lâzım! Bütünü kucaklayan gerçek, sahih çözümler için düşünmek ve çalışmak mecburiyetindeyiz. Birleşmiş Milletler’e üye 193 devlet varmış. Devlet olmak; bayrak, marş, el kadar toprak, üç beş milyon nüfus ve en ufak ihtiyaçlar için düşmana el açmak değildir.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/870/devlet-olmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar