NAM-I DİĞER ATOM KARINCA

Onu, başta Beşiktaş taraftarları olmak üzere, belli bir yaşın üzerinde olan ve futbolla az çok ilgisi bulunan herkes iyi tanır. Tanımakla da kalmaz, Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları dâhil, hangi takımı tutuyor olursa olsun, futbolculuk başarısını teslim eder. Kaldı ki, onun başarısını inkâr etmek, o başarıya en küçük bir halel getirmeyeceği gibi, hakkını teslim etmeyenin tarafsızlığı ve futbol bilgisinin sorgulanmasına yol açar.

Evet, yazı başlığını ve bu girizgâhı okuyan herkesin hemen aklına gelen, Türk futbolunun efsaneleri listesine girmiş bir büyük futbolcudan, Rıza Çalımbay’dan söz ediyorum.

Futbolculuğundan bugüne kadar, her şeyden önce, efendiliğinden hiçbir şey kaybetmeyen ve sadece bu nedenle bile övgüyü hak eden bir futbol adamından…

Futbolu bıraktıktan sonra da, tıpkı futbolculuğunda olduğu gibi, her gün daha iyiyi başarabilmek için gayret etmekten geri durmamış bir mücadeleci kişilikten…

…..

Teknik direktörlüğünü yapmış olan hocaların verdikleri röportajlar aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bir gerçek var ki, bugün milyon dolarları alıp da, bir maçta doğru dürüst üç tane orta yapamayan kanat oyuncularıyla, forvet oynayıp da yirmi maçta bir gol dahi atamayan “büyük” futbolcuların kulaklarına küpe olacak türden.

Meğer sağ kanadın, özellikle rakip hattını hallaç pamuğu gibi atıp, üstüne bir de seri muz ortalarla süsleyen bu büyük başarının altında olağandışı bir durum, bir çalışma planı yatarmış. Meğer antrenman bittiğinde, arkadaşları duşlarını alıp evlerinin yolunu tutarken, o, hocasının gözetiminde, bir kaleci ve bir iki forvetle birlikte orta ve gol çalışması yapar, rakipleri perişan edecek “imha planları” üzerinde çalışırmış. Elbette onun aktörlüğü ve muz ortalarının aracılığıyla. Öyle ortalar ki, bugün “bak işte tam şu futbolcunun ortaları gibiydi” diye gösterecek örnek bulamayacağımız kadar özel üretim.

O kadar özel üretim ki, milli maçlardan birinde 1 metre 73 santim boyundaki Rıdvan Dilmen’e nefis bir kafa golü attıracak kadar özel... Ki o Rıdvan, o dönemlerde Beşiktaş’ın Fenerbahçe’yi hemen her maçta dümdüz etmesine de atıfla, “şimdi anlaşılıyor, Beşiktaş’ın bunca golü atmasının nedeni” diyecekti, maç sonrasındaki röportajında.

Sadece ortalarıyla da değil, bitip tükenmek bilmez enerjisi ve parmak ısırtan mücadelesiyle de efsane ve dillere destandı Rıza Çalımbay. İşte o çalışkanlığı nedeniyle kazanmıştı, dillerden düşmeyen “Atom Karınca” lakabını.

…..

Yaklaşık on yedi yıldır teknik direktör olarak görüyor ve izliyoruz Atom Karınca’yı…

Ne adamlığından bir şey kaybetti, ne de heyecan ve çalışkanlığından. Bir iki olumsuzluk dışında, başarı çizgisini hep belli bir seviyenin üzerinde tutabildi. Nihayet, şimdi çalıştırmakta olduğu Antalyaspor’un başına geçtikten sonra da, adeta başarısını perçinledi. Futbol kamuoyu ilk dördün çekişmesine odaklanmış olsa da, gerçek bu…

Göreve geldiğinde Süper Lig’in altıncı haftası oynanmış; iki beraberlik, dört mağlubiyet ve “hiç galibiyet”li Antalyaspor iki puanla ligin dibine demir atmıştı. Yani durum fenadan öte, “içler acısı” deyiminin tam karşılığıydı.

Oysa bugün, onun yönetiminde geçen 15 hafta sonunda Antalyaspor, 35 puanla ligin beşinci sırasına yükselmiş durumda. Bu inanılmaz rallide, sadece 2 yenilgiye karşılık, 3 beraberlik ve 10 galibiyet sonrasında 33 puan toplanmış; çok açık, net ve tartışmasız bir başarıya imza atılmıştır.

Yüksek izlenme oranı ve reklam pastası yolunda son derece kullanışlı şovmenlerin kıymet gördüğü ve her daim el üstünde tutulduğu medya görmese de, bir Anadolu delikanlısı, bir yiğido açık bir başarı destanı yazıyor.

Gerçi alışkındır, gece hayatı, magazin dünyası nedir bilmeyen ve bu anlamda şov ve reklam dünyası için hiç de kullanışlı olmayan Rıza Hoca, bu tür vefasızlıklara, yok saymalara…

Zira futbolculuk yıllarında, ayakta alkışlanılacak başarı çizgisine rağmen, vefasızlığın da ötesinde terbiyesizliklere de muhatap olmuş; babasının alnının teriyle ve namusuyla yaptığı iş üzerinden aşağılanmak, hor görülmek istenmişti. Ve farklı takımları tutsalar da vicdanlı futbolseverlerin desteğiyle bu terbiyesizliğin etkisini çok kısa sürede atlatarak, haddini bilmezlere yakaladığı büyük başarılarla en güzel ve insani cevabı vermişti.

…..

Rıza Çalımbay, nam-ı diğer, Atom Karınca efsanesi devam ediyor…

Bugün Türk futbolu, dünya klasmanında üst sıralarda yer alabilecek düzeyde olsaydı, bu büyük başarı, alkışlar ve tezahüratlar eşliğinde taçlandırılmış; Rıza Hoca, futbolculuk hayatının tamamında oynadığı tek takım olan Beşiktaş’ı ya da diğer köklü kulüplerden birini çalıştırıyor olurdu. Ne ki, bizim futbolumuz çok yönlü olarak, bu seviyenin epeyce altında.

Taraftardan hakemlere, oyun kalitesinden alt yapıya kadar birçok alanda eksiklik ve yanlışlıklar içinde kendi kendimize sürdürdüğümüz “başarı”, “kupa” ve “para” kazanma yarışı içerisinde, Rıza Çalımbay, üzerinde zerre kadar toz bulunmayan, anasının ak sütü gibi temiz başarısıyla ışıl ışıl parlamaya devam ediyor.

Bir Fenerbahçeli futbolsever olarak, Atom Karınca’yı, gönlümün derinlerinden kopup gelen bir saygıyla alkışlıyorum. Ayağa kalkarak ve önümü ilikleyerek…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/877/nam-i-diger-atom-karinca.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar