III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK

İlki 1982, ikincisi ise 1989 yılında toplanmış olan Milli Kültür Şûrası’nın üçüncüsü, tam yirmi sekiz yıl sonra, 3-5 Mart 2017 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlendi. Bunca yıl gecikmişliğini eleştirmek yerine, gerçekleştirilmiş olmasını önemseyerek ve emeği geçenlere teşekkürle başlayalım söze.

Son on beş yıllık süreci yöneten iradenin de zaman zaman ifade ettiği üzere, ekonomik ve siyasi atılımların ardından, kültür ve içerdiği alt konulara her gün biraz daha yoğunlaşılıyor olması ziyadesiyle önemli. Üstelik son dört yıldır, iç ve dış mihrakların el ele vererek ülkeyi karanlıklara çekmeye çalıştığı bir ortamda, kültür konusunda gösterilen gayret ayrıca kıymetli…

Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Nabi Avcı’nın (nâm-ı diğer, Nabi Hoca’nın) ifadesiyle, Şûra’da kültür hayatımızın bütün vecheleri masaya yatırıldı, yatırılmaya çalışıldı. Bu amaçla kurulan 17 komisyon içerisindeki 170 kültür insanı ve müzakereciler marifetiyle.

Yine Sayın Bakan’ın ifadesiyle, sinemada, müzikte, edebiyatta, tiyatroda, balede ve kültür içerisinde yer alan diğer alanlarda neler yapılması gerektiğinin; nelerin doğru yapıldığının ve nelerin nasıl yapılması gerektiğinin enine boyuna tartışılması amaçlanmıştı. Kısacası, Türkiye'nin kültürel röntgenini çekmek…

“Kültür Politikaları”, “Kültür Diplomasisi”, “Kültür Ekonomisi”, “Kültür Varlıkları, Müzeler ve Arkeoloji”, “Sahne Sanatları”, “Sinema, Radyo ve Televizyon”, “Müzik”, “Görsel Sanatlar”, “Dil ve Edebiyat”, “Yayıncılık ve Kütüphanecilik”, “Medya ve Kültür”, “Çocuk ve Kültür”, “Mimari ve Kültür”, “Şehir ve Kültür”, “Yerel Yönetimler ve Kültür”, “Yurtdışı Türkler ve Kültür”, “Aile ve Kültür” başlıklı komisyonlarda üç gün boyunca sürdürülen yoğun çalışmalar kapsamında…

Kuşkusuz bunca komisyonda ele alınacak alt konuların içerisindeki yüzlerce başlığın bir değil onlarca yazıda ele alınması dahi imkânsız. O nedenle bu komisyonlardan sadece birini öne çıkararak değerlendirme yapmak muradındayız, işbu yazı çerçevesinde.

“Ve” bağlacıyla bağlanarak, eşit iki başlık/ konu algısı yaratılmış olmakla birlikte, içerisindeki on üyeden dokuzunun yayıncı, sadece ve sadece birinin (rakamla da 1) kütüphaneci olduğu “Yayıncılık ve Kütüphanecilik Komisyonu” bağlamında…

Genel paylaşımlar ile yazılı ve sözlü geribildirimler, bu aşırı orantısız dağılımın yayıncılar lehine kullanılmak istendiğini ve fakat komisyon üyesi olan Bilgi ve Belge Yönetimi uzmanı akademisyen ve müzakereci meslektaşlarının olağanüstü gayretiyle, sağlanabilecek maksimum yararın sağlandığını gösteriyor.

Bu üstün gayretin sonucu olarak; “Kütüphaneler ve kütüphanecilikle ilgili temel mevzuat eksikliği”; “Ulusal bilgi politikasının eksikliği”; “Mekân sorunları / yaşayan kütüphane konsepti”; “Kütüphanelerde nitelikli personel ve istihdam sorunu”; “Toplumun kitap ve kütüphaneyle olan ilişkisi / çalışmaların okul öncesi dönemden başlatılması gerekliliği”; “Türkiye’de yürütülen kataloglama çalışmalarının standardizasyonu ve merkezileştirilmesi”; “Gezici kütüphaneler”; “Çocuk kütüphaneleri”; “Web sayfalarının arşivlenmesi”; “Nadir eserler”; “Kütüphanecilik ve yayımlar teşkilatlanması” ve “Büyük kütüphanelerin yönetim sorunu” şeklindeki çok önemli başlıklar yansımış Şûra’nın sonuç raporuna.

Her biri ayrı önemde alt konular… Ayrı ayrı ve çok sayıda yazı yazılmasını, hatta sempozyum vb. çalışmalarda uzun uzun ele alınmasını zorunlu kılan sorun başlıkları…

Bunların sonuç raporuna girmesinde takdire şayan bir gayret sergileyen kütüphanecilik profesyonellerine içtenlikle teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

Öyle bir gayret ki, bizzat komisyonun yayıncı başkanı tarafından herkesin hazır bulunduğu ortak oturumda, “sonraki şûralarda, Kütüphanecilik ayrı bir komisyon olarak toplanmalıdır” dedirtebilmiştir.

Önemle ifade edelim…

Sayın Bakan Nabi Avcı’nın, Şûra odaklı açıklamalarında önemle dile getirdiği gibi, raporlaştırılacak olan görüşlerin, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, kültürle ilgili, gerek resmi gerekse özel kurumlara ışık tutmasını ve yol göstermesini ümit ediyoruz. Elbette takipçisi de olacağız, tıpkı Sayın Bakan gibi…

Bitirmeden bir iki eleştiriyi de iliştiriverelim Şûra’yla ilgili olarak şuraya…

Komisyon üyesi Metin Celal Zeynioğlu’nun 1 Mart tarihli köşe yazısında, yani Şûra’nın toplanmasına iki gün kalmışken dile getirdiği, “en üst düzeyde önemsenip, himaye edilmesine rağmen Kültür Şûrası’na kimlerin katılacağı, hangi konuların konuşulacağı hakkında bir bilgiye ulaşmak mümkün görünmüyor” şeklindeki ifade son derece önemli… Zira yine onun “Şûranın bir internet sitesi yok” sözlerinde olduğu gibi, biz dahi bir web sitesiyle karşılaşmadık, Şûra’nın röntgenini çekebilmemize imkân verecek.

Açıkça ve dostça ifade edelim ki, bu durum, 02.11.1989 tarih ve 20330 sayılı Resmi Gazete’de kapı gibi duran “Kültür Bakanlığı Milli Kültür Şûrası Yönetmeliği” adlı mevzuat dayanağına ve çok uzun bir süredir gerçekleştirilmemiş olmasına rağmen, Şûra’ya aceleyle hazırlanmışlık görüntüsü veriyordu.

Kültür ve Şûrası demişken, şunu da söylemeden geçmeyelim… Yıllar içinde sürekli değişse ve bu yüzden hem dilimizin hem de kalemimizin ayarı bozulsa da, bugünkü resmi adı ortada bu Bakanlığın; Kültür ve Turizm Bakanlığı. Böyleyken, yazılı ve sözlü ortamlarda, hatta Kültür ve Turizm Bakanı’nın yanında bile, “Kültür Bakanlığı” ve “Kültür Bakanı” ifadesini kullanmak, en hafif ifadesiyle, komik. Hani dilimizi ve kavramlarımızı doğru ve yerli yerince kullanacağız ya, o bakımdan…

Dördüncüsü için yirmi sekiz yıl daha beklemeyeceğimiz Milli Kültür Şûrası dileğimizle, emeği geçenlere tekrar şükranlarımızı sunarız. Elbette eleştiri hakkımızı saklı tutarak…

http://enpolitik.com/kose-yazisi/939/iii-milli-kultur-srasi-ve-kutuphanecilik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

O.Tekin Aybaş
09.03.2017 08:18
Eğitim ve kültürün konuşulduğu her otamda kütüphane, kütüphaneci ve kütüphenecilik konuşulmalıdır. Ayrı bir şur'a düşünmek baştan atmak gibi bir davranıştır, diye düşünüyorum. Bu şur'a yı organize edenler baştan bunu düşünmelilerdi. Birkaç meslektaşımız şur'aya katılmışlar. Katılmasalar çok daha yerinde bir boykot olurdu. Bu şur'a dan sonra umarım "kültür politikamız"ın ne olduğunu öğreniriz.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar