EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE

Eşekli Kütüphaneci’yi duydunuz mu hiç? Mustafa Güzelgöz diye, öz adını da ilâve etsem. Duymadıysanız da, üzülmeyin. Girizgâh miktarı da olsa bilgi vereceğim. Daha fazlası, başka bir yazıya… Zira bugün bu sütunda, “yenilikçi hizmet olarak ne yapsam” diye sürekli düşünen, mesleğine âşık genç bir kütüphaneciden, bir Anadolu delikanlısından söz edeceğim. Yani bu yazının aktörü, o yenilikçi kütüphaneci. Baştan söylemiş olayım.

…..

Evet, bundan yıllar yıllar önce, Nevşehir’in Ürgüp ilçesindeki halk kütüphanesinin müdürüdür Mustafa Güzelgöz. En büyük derdi ise, halkın kütüphaneye gelmemesi ve kitap okumamasıdır. “Ne yapıp ne etmeliyim ki, bu insanlara kitap okutabileyim” düşüncesi, dillere destan “Eşekli Kütüphaneci” öyküsüyle hayat bulur. Örneklik teşkil edip, kafalarda yenilikçilik alevleri yakacak bir çalışma olarak.

1961-1962 yıllarında yaptığı bu yenilikçi çalışma, uluslararası düzeyde de ilgi görür ve 1958 yılında Amerika’da düzenlenmeye başlayan ödüller çerçevesinde, 1963 yılında, Lane Bryant Uluslararası Gönüllüler Ödülü kapsamında birincilik ödülü alır.

Nasıl ilgi görmesin ki… 1950’lerin, 60’ların Türkiye’sinde, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde insanlara kitap okuma zevki aşılıyor; yetmiyor, “siz bana gelemiyorsanız, ben size gelirim” diyerek, katırların, eşeklerin sırtında köy köy kitap taşıyor. Bugün bile halk kütüphanelerimizin olması gerekenden çok daha az sayıda ziyaretçisinin olduğunu düşünürsek, o yılların Ürgüp’ünde insanları kütüphaneye çekebilmek az şey mi?

Erkekleri, “yahu kahvede oynadığınız dama oyununu gelin kütüphanede oynayın, hem burada çay da bedava” diyerek kütüphaneye çeker. Kadınları ise, firmalardan sağladığı dikiş makinelerini kütüphanenin salonuna yerleştirmek ve kurs verdirmek suretiyle kütüphane müdâvimi haline getirir. Ayrıca, bir de halı kursu düzenler ki, adeta orijinallik zirvesidir. Öğretici hanımın ücreti bile, kursiyerlerden gelen birer kalbur patatesin satılmasıyla verilebilir ancak.

Böyle bir kütüphane sevdası, böyle bir okutma arzusu, böyle bir hizmet aşkı…

Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz’ün üretme azmi, yenilikçiliği ve kitap-kütüphane sevgisi öyle bir ya da birkaç yazıyla anlatılabilecek gibi değil. Fakat dedim ya, bu yazının aktörü, bir başka idealist kütüphaneci… 2005 yılında vefat eden Mustafa Güzelgöz ve efsane başarısıyla ilgili olarak meraklısı, Hasan Keseroğlu tarafından yayına hazırlanan ve Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi tarafından yayımlanan (1991) “Mustafa Güzelgöz ve Eşekli Kütüphaneci” adlı esere bakabilir.

….

Dedim ya, bu yazının aktörü genç bir kütüphaneci. Öz adıyla, Bitlis Halk Kütüphanesi Müdür Vekili Hakan Yücel…

Nâm-ı diğer, “Bisikletli Kütüphaneci”…

Önermesi ise, istenildiğinde başarılamayacak iş yoktur. Fakat gerçekten istenildiğinde... Yer, Türkiye; görev, kütüphane ve bilgi hizmeti, üstelik doğu illerinden biri olan Bitlis’in il halk kütüphanesi bile olsa…

…..

Onu ilk kez, görev yaptığı il halk kütüphanesi için tasarladığı logo ile fark ettim. Logo dediysem, öyle çalakalem, yalapşap bir iş değildi ürettiği tasarım. Hem kitap vurgusu vardı, hem kütüphanesinin adı ve hem de kütüphanenin hizmetinde bulunduğu şehir ile bütünleşmesini, kucaklaşmasını sağlayan çok önemli bir unsur. Hani, Bitlis denilince akla gelen o meşhur türküdeki, o şöhreti tüm ülkeye yayılmış olan “beş minare”…

Yani öyle bir logo ki, kütüphaneyi o şehrin topyekün kimliğinin bir unsuru haline getiren ince ince işlenmiş bir tasarım harikası. “Aşk olsun çocuk, bu yaşta nasıl çıkardın bu işi” dedirtecek türden.

Gözüm üzerindeydi… Çeşitli kanallardan takip ediyor ve içten içe, “bu çocukta çok iş var” diyordum. Sağ olsun, çok geçmeden, beni doğrulamaya, tahminlerimi haklı çıkarmaya yönelik uygulamalarından haberler almaya başladım.

Gün geldi… Arşiv kayıtlarından, yaşayan kütüphane üyelerinin, yaşayan veya yaşamayan büyüklerinin üyelik kayıtlarını çıkartarak, tarihin tozlarını aldığı bu çalışma vesilesiyle, dün ile bugünü buluşturdu. Hoş bir incelikle...

Farklı zamanlarda, eğitimcilerle, gönüllülerle ve yerel imkânları harekete geçirmek suretiyle etkinlikler düzenledi, çeşitli uygulamalar sergiledi.

Tüm bu faaliyetleri arasında, halk kütüphanecilerini web ortamında buluşturan takımın içinde yer almaktan da geri kalmadı.

Sonbaharın başlarında, ekim ayının ilk günlerinde, o meşhur bisikletiyle üç günlük süre zarfında Van Gölü’nün etrafını turladı. Neden mi? Halk kütüphaneleri konusunda toplumsal farkındalık yaratmak için. “Halk kütüphanem için pedallıyorum” sloganıyla yola çıktı ve o çok sevdiği halk kütüphaneleri ve mesleği için yaklaşık 500 kilometre pedal bastı. Artan soğuğa, sise ve dahi köpek saldırılarına rağmen…

Aynı zamanda, #halkkütüphanemiçinpedallıyorum etiketiyle Twitter üzerindeki sosyal medya etkinliğini, kütüphanesi ve genelde halk kütüphaneleri için çok çok önemli bir halkla ilişkiler faaliyetine çevirdi. Eş zamanlı olarak, haber ajansları, gazeteler, televizyonlar, haber portalları ve sosyal medya unsurları, konuyu Türkiye gündeminin göbeğine oturttu. Yani bir taşla birçok kuş vurdu, idealist kütüphaneci Hakan Yücel.

Bitti mi? Bitmedi… Ve bitmeyecek gibi de…

İçinde bulunduğumuz mart ayının başlarında, duyduk ki, kar kış demeksizin, öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasını sağlamak ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacı doğrultusunda, bisikletiyle köy çocuklarına kitap götürmeye başlamış.

Alın size bir yenilikçi hizmet daha…

Sevgili Hakan Yücel, yer yer karla kaplı yollarda, soğuk havaya rağmen pedal çevirmek suretiyle, toplamda beşbin kitabı, köylerde yaşayan çocuklarla buluşturmayı hedefliyormuş. Ve bu kapsamda, son olarak, şehir merkezine oniki kilometre uzaktaki Başhan köyüne giderek, çocuklara kitap dağıtmış. Yolda gördüğü çocuklara da kitap hediye ediyormuş. Dediğine göre, çocukların yüzündeki sevinç kendisine enerji veriyor, pedalları daha güçlü çeviriyormuş.

Bir değil, bin aşk olsun!

Hele bir de, medya adamlarının, “bu iş nerden aklınıza geldi” mealindeki sorularına verdiği, “Eşekli Kütüphaneci olarak bilinen, kıymetli meslek büyüğümüz Mustafa Güzelgöz’den ilham aldım” şeklindeki, vefa ve tevazu dolu cevabı yok mu? Eminim birçok kişi gibi, beni de kendisine hayran bıraktı, vesselam.

…..

Sözün özü… Bebeklik çağından, en ileri yaşlara kadarki nüfusa, yani toplumun geneline hizmet veren halk kütüphaneleri başta olmak üzere, eğer aziz vatanımızda, bir gün gelip de, kütüphaneler devlet ve toplum nezdinde üst düzey kabul görecekse, bunda mutlaka ama mutlaka, Hakan Yücel gibi sıra dışı, yenilikçi, heyecanlı ve idealist kütüphanecilerin çok büyük payı olacaktır.

Örnek olması, örnek alınması ve elbette, ilgililer tarafından takdir görmesi dileklerimle, yolun ve bahtın açık olsun Hakan Yücel… Bisikletinin tekerine taş değmesin… 

http://enpolitik.com/kose-yazisi/963/esekli-kutuphaneciden-bisikletli-kutuphaneciye.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Hakan Yücel
15.03.2017 11:56
Merhaba Erol Bey, Kaleminize sağlık. Köşenizde bana yer ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum. Sesime ses kattığınız için ayrıca teşekkür ederim. Saygılarımla.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar