MİLLET ORU OLUP KOMUTANIYLA BÜTÜNLEŞECEKTİR


Başkanlık Türkiye için kötü bir sistem mi?

Almanya ‘Evet’ diyor, ‘başkanlık sizin için kötü bir sistem.” Hollanda, Avusturya bizi çok sevdikleri için aynı şeyi söylüyorlar. Onlara inanırsak başkanlık bize uygun sistem değil. Bu sistemle başarılı olamayız; ilerleyemez, geri kalırız. Her alanda sıkıntı olur.

Onlar gibi bu memleketi çok seven, ileri, aydın düşünceli kişiler, parti ve örgütler var biliyorsunuz. CHP bunların başını çekiyor. Gerçi başlarında olan zavallı ne dediğini bilmiyor. Hayır kampanyası yapayım derken, çarpık çurpuk da olsa niçin evet demenin gerekçelerini anlatıyor. En azından başkanlığa laf olsun diye, içeriği boş ve karşılıksız iddialarla karşı çıkıyor.

Aman Allah’ım, dinledikçe bunalıma giriyorum. Bir sıkıntı basıyor. ‘Hayır’cılara karşı olduğumdan değil. Gerekçelendirilmiş kimi makul izahlar ufkumu bile açıyor. Ancak bu zavallıyı belli bir mantıkî tutarlılıkla dinleyememenin sıkıntısı benimkisi.

Bir insanın ontolojik varoluşsal düzeni çökmemişse bu kadar çarpık konuşmaz. Bakınız çelişkili demiyorum, ‘çarpık’ diyorum. Her çelişkili olan mantıksızlık değildir. Ola ki size çelişki gibi gözüken şeyde paradoksal bir uyum vardır da o uyumu sizin kapasiteniz kavramaz. Ama bu çakma Gandi öyle mi ya? Sözleri neredeyse ‘çarpık’ diye ifade edilebilecek saçmalığı bile aratacak.

Özetle neye karşı olduğunu bilmiyor. Dahası artık o kişiyi karşı olma yetkinliğinde biri olarak da göremiyorum. Çünkü evet demek gibi hayır demek de varoluşsal bir olgunluk, özgür düşünceye dayalı bir irade gerektiriyor olmalıdır.  Oysa onunla aynı hizada, aynı safta ‘hayır’ diyen kişi ve örgütler tercihlerini belli bir bilinç seviyesiyle yapıyorlar. Her şeye rağmen adamlar düşmanca davranıyor olsalar bile bu bilinç seviyesine saygı duyarım.

İşte PKK. “Eğer” diyor, “değişiklik kabul edilirse biz biteriz.” Ardından bu eli kanlı örgütleri her fırsatta ve her araçla destekleyen devletler devreye giriyor. Almanya, Hollanda, Avusturya. Diğerleri? Bu sahneye sürülenlerin gerisinde başka ülkelerin, örgütlerin olduğunu artık bilmelisiniz. Bunlar da en az PKK ve FETÖ kadar bizleri sevdikleri için başkanlık sistemine geçmemize karşılar. Onlar bizim hiç geri kalmamızı, istikrarsız olmamızı isterler mi?

Adamlar bu sürece girdiğimizden bu yana engellemek için terör, canlı bomba ve intihar saldırıları, darbe ve işgal girişimleri dâhil her şeyi denediler, deniyorlar. Niçin? Çünkü engelleme davalarında samimiler de onun için. Şimdi sadede gelelim: Türkiye’nin kendi içinde sistem değişikliği tarihi önemdedir. Mevcut işleyişi içinde parlamenter sistem ve ağır bürokratik yapı hızlı, çevik, etkili hareket imkânımızı daraltmaktadır. Dar imkân bizi dış müdahalelerin etkisine daha açık hale getiriyor. Yani mevcut yapı ile tam manasıyla bağımsız olamıyor, gücümüzü odaklayamıyor ve haliyle gücümüzü gereği gibi kullanamıyoruz. Başkanlık sistemi tüm bu engelleri aşacak önemli bir aşamayı ifade ediyor. Türkiye, başkanlık sistemi ile ayak bağlarından, yol kazalarından, duraklamalardan, engellemelerden kurtulacak, güç ve hız kazanacaktır. Osmanlı evlatlarının şu günlerde yeniden idrak ettiğimiz Çanakkale ruhu ve istiklâli, istikbali önceleyen milli duygularla yapacağı yürüyüşün durdurulamayacağını en iyi onlar biliyor. Kuşkusuz Türklerin durdurulmaz yürüyüşünün kendilerine neye mal olacağını da en iyi onlar biliyor. Bunun için özellikle batılı ülkeler Türkiye’nin başkanlığa geçişini içlerine sindiremiyorlar. Her an cesur, etkili karar almamızın zor olacağı kırılgan, istikrarsızlığa açık yönetim tarzının devamını istiyorlar. İstiyorlar ki, yakın zamanlara kadar olduğu gibi Türkiye’ye egemen iradeyi ihtiyaç duydukları her zaman işlevsiz, etkisiz kılabilsinler. Ancak milli iradeyi engellemede başarılı oldukları söylenemez. Amaçları doğrultusunda her hamlemiz engellenmek istendi. Her yerde, her alanda markajla, blokajla karşılaştık. Bizi durdurmak daha da kötüsü çökertmek istediler. Dış bağlantıları deşifre olmuş 15 Temmuz kalkışması bunun içindi. Doğrudan Erdoğan hedef yapıldı. Ne var ki, millet ve devletin derin duyarlığı buna müsaade etmedi. Çünkü Cumhurbaşkanı devleti ve milleti ile Türkiye’nin kimlik, onur ve idealini temsil eder.

İşin özü emperyalizmin oyununu bozan direnişimiz sonrasında bizden başkanımızı istediler. Biz de başkanımızı vermedik. Vermeyeceğiz. Bu oyuna başkanlığa geçerek güçlü bir karşılık veriyoruz, vereceğiz. Zayıflatılmak, yürüyüşü, duruşu, kararlılığı bozulmak istenen Türkiye’ye karşı duruşu hedefi ile daha sağlam bir Türkiye inşa etme yolunu seçtik. Türkiye’nin başkanlığa geçişi onlar için en büyük kayıp ve hezimet olacaktır. Ordu bir millet komutanını bulmaktadır. Millet ordu olup komutanıyla buluşmakta, zamanı zemini belli bir sefere hazırlanmaktadır.

Biz belli olan şeyden korkmayız. Ancak biz belirdikçe onları korku sarmaktadır, korku saracaktır. Türkiye’ye dönük emelleri, niyetleri suya düşecektir. Bu sayede daha ileri, daha etkili hamleler, atılımlar yapma imkân ve yeteneği elde edeceğiz. Her şeyden önce istikrarla üzerinde durduğu zemini sağlamlaştırmış bir Türkiye, onlar için gerçek bir engel olacaktır. Şimdiye kadar iyi kötü, şöyle veya böyle iklim ve ortamı değiştirilebilecek Türkiye’nin yönü, istikameti, yürüyüşü değiştirilemeyecektir. Asıl kazanım budur. Asıl bundan korkuyor, ürküyorlar.

Şimdi terör eylemleriyle engellemek dâhil durdurulmak istenen Türkiye bir an önce bu yapısal değişimi ve dönüşümü başarmak durumundadır.

http://enpolitik.com/kose-yazisi/967/millet-oru-olup-komutaniyla-butunlesecektir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Sıddık Demir
15.03.2017 19:50
Yorumlarınızda ki mantık çok hoşuma gidiyor kardeş.Sözlü ifadeniz çok daha güzel.Hep muvaffak olasınız.Kaleminize ve analizinize kuvvet.
Servet
15.03.2017 22:58
Bu milleti hep askeriniz zanettiniz zaten

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar