BAŞPARMAĞIN KIRILINCA HER YERİN AĞRIR!


 
Eski devirlerin insanı da bir hoştu. Yaşlı kadınlar doktorun karşısına oturunca doktor sorarmış, “Hacı teyze, derdini anlat bakalım.”
“A doktor oğlum, derdimi bilseydim sana gelmezdim, sen doktor değil misin hadi söyle bakalım benim derdim ne?..”
Anlaşılan insan psikolojisinde medyunluk ağır basıyor.
Ben değil sen söyleyeceksin.

Temel doktorun karşısına oturunca:
“Bak demiş doktor bey, habu başparmağımı nereye bassam orası fena halde ağrıyor.”
“Temel zaten senin başparmağın kırık, tabi ki ağrır.”
..
Baş parmak deyince de siyasetin küllemeleri aklıma geliyor. Şayet devletin başı sağlıklı ve de milli bir istihbarat eşliğinde çalışmıyorsa nereye bassa elbette ki orası ağrıyacak.
Ülkenin güneyi, Güneydoğusu…
Bir de dış ülkelerle olan problemler.
Bilesiniz, Arap Baharı’ndan tutun da Müslümanların topraklarını işgal etmeler hep ülkemize karşı yapılıyor. Korkuları Türkiye’dir…

Burasını anladık da, gaza basmakla faka basmak farklı şeylerdir.
Hollanda olayında kimin karlı çıktığını ne ile izah edeceğiz? Genel seçimlerin arifesinde Hollanda hükümetinin diplomat sayılacak kişileri ülkesine sokmamakla fiili durum meydana getirmesinin karşılığını seçim sonrası almış bulunuyor…
Demek oluyor ki olanları Hollanda halkı benimsedi.

Daha önce de söyledim.
Ülkemiz oldukça çetin bir aşamadan geçmekte iken başparmağını kırıp da dokunmanın sancı vereceğini önceden kestirmemiz lazım.
Ben de aşağı yukarı Mehmet Doğan gibi düşünüyorum, Avrupa ülkelerindeki Türk nüfusu gittikçe endişelere neden oluyor.
 Bu konuda Avrupa oldukça rahatsız.

“Faslı, Tunuslu, Cezayirli, İranlı... çok dert değil Avrupa için. Türkler ise ciddi problem. Türkler, Avrupa’da kendilerine mahsus bir sistem kurdular. Camiler etrafında dernekleştiler; kimliklerini kaybetmediler. Ekonomik güç elde ettiler. İşte üçüncü nesilde kimlik kaybı beklenebilirdi fakat Türkiye’de bir lider çıktı ve entegrasyon adı altında asimilasyonu reddetti. Avrupa’nın Türkiye’deki sistem değişikliğiyle ilgili bir tavır olmayarak Tayyip Erdoğan’a hayır dediğini görmeyene kör demek bile caiz değil!”

Bir an önce ağırlıkları atmak gayreti içerisinde olacaklarını bilmek ona göre de tedbir almak en doğrusudur. Madem oralarda yerleştiler ortamın şartları neyi gerektiriyorsa ona uymak zorundadırlar. Hiçbir ülke yabancıya başköşeyi vermez.
Ver dersen, başına iş açarsın.

Olgunlaşmadan dalından düşürülen meyve erken çürür.

16 Nisan seçimlerine, hem muhalefet hem de dış güçler “hayır” çengeline kıyasıya asıldıklarına göre demek ki vardır bir bildikleri. Bir asırdır Anadolu toprakları üzerinde uykuya dalan bir devin kendine gelip de eski haşmeti ile ayağa kalmasını istemiyorlar…  
O yüzden, birleşerek “hıyar” diyecekler. ..

http://enpolitik.com/kose-yazisi/972/basparmagin-kirilinca-her-yerin-agrir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar