Tarih: 23.02.2026 13:39

HAKKI ÖZNUR :ÇUKUR APO YALAN SÖYLEMEYE DEVAM EDİYOR!

Facebook Twitter Linked-in

9 Ciltlik Ülkücü Hareket kitabının yazarı Ülkücü Hareketin tarihini yazan Hakkı Öznur terörist başı Abdullah Öcalan'ın İmralı tutanaklarına giren ve kamuoyunda da gündeme gelen " Ülkü Ocaklarının üyesiydim. Ülkücü Ocaklarına gittim siyasete orada başladım"  sözlerine  yazılı bir açıklama ile  şiddetli bir tepki göstererek,  terörist başının, çukur  Öcalan'ın yalan söylediğini, Öcalan'ın bahsettiği 1966-1968 yıllarında  Ülkü Ocakları Derneğinin olmadığını ve  kurulmadığını açıklamasında ifade etti. Öcalan'ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Yine açıklamasında, dönemin önde gelen CKMP – MHP Gençlik Kolları, Ülkü Ocakları Birliği Genel Başkanlarıyla dönemin Ankara'daki üniversitelerde Ülkü Ocakları başkanlığı yapan isimlerle tek tek görüştüğünü  hiçbirinin  Öcalan'ı Ülkücü çevrede, Ülkü Ocaklarında görmediklerini böyle birinin  Ülkücü teşkilatlara  takılmadığını, tanımadıklarını ilk defa duyduklarını, takılsa bilirdik dediklerini  ifade etmiştir.

 Öcalan'ın tam bir yalancı ve şerefsiz olduğunu kirli amacının şerefli Ülkü Ocakları ismini lekelemek ve onu itibarsızlaştırmak olduklarını ifade ettiklerini açıklamasında anlatmıştır.

Hakkı Öznur açıklamasında Öcalan'ın Ankara'da Tapu Kadastro lisesinde okurken AP yanlısı gruplarla ilişkisi olduğunu İslami çevrelere takıldığını söylemiştir. Hatta Yargıtay Başkanı İmran Ökten'in cenazesine saldıran İslamcı gruplarını içinde Öcalan'ında olduğunu yazmıştır.

Öcalan'ın lise yıllarından sonra Marksizm'e yöneldiğini siyasi kürtçü  "Devrimci Doğu Kültür Ocaklarına " ( DDKO) takıldığını burada kürtçülüğe meyil ettiğini  bir dönem sonra Maocularla,  DEV- GENÇ  çevresi ile ilişkiye geçtiğini ancak Mahir Çayanın  görüşlerini savunan THKP-C  ve onun gençlik yapılanması DEV-GENÇ yöneticileri tarafından karanlık  bir tip olarak görüldüğü için dışlandığını açıklamasında söylemiştir.

Öcalan'ın Doğu Perinçek'in liderliğini yaptığı  "TİİKP" adlı Maocu illegal örgütün "Şafak" bildirisini dağıtmaktan dolayı tutuklandığını ancak daha sonra devlet içinde bir elin devreye girmesiyle kurtulduğunu, beraat ettiğini hatta SBF öğrencisi olarak burs almaya devam ettiğini söylemiştir.

 Yine Öcalan'ın MİT ile ilişkisinin Ankara'da başladığını MİT tarafından kurulan bir ajansa takıldığını bunu gazeteci Yazar Avni Özgürel'in ve başkalarının defalarca anlattığını Öcalan ve çevresinin Özgürel'in açıklamalarını reddetmediğini kabul ettiklerini açıklamasında geniş bir şekilde anlatmıştır. 

 

Hakkı Öznur'un açıklamasının tam metni:

 

 

ÇUKUR ÖCALAN YALAN SÖYLÜYOR. ÜLKÜ OCAKLARININ NE ÜYESİDİR NEDE ÜLKÜ OCAKLARINA  GİTMİŞTİR

Ülkücü Hareketin, Milliyetçi Hareketin, Ülkü Ocaklarının, Ülkücü Gençlik Hareketinin tarihini yazan biri   olarak söylüyorum: 

Apo denen sapık Askeri okula giremediği için Öcalan Ankara'daki Tapu Kadastro Meslek Lisesine girmiştir.

1966 yılında girdiği Liseyi 1968-69 ders yılında bitirmiştir.  Öcalan'ın Tapu Kadastro Meslek Lisesi döneminde Ülkücülerle herhangi bir teması yoktur. 

Öcalan'ın Ülkü Ocakları ile ilgili   sözleri akıl, izan ve geçek dışıdır. Öcalan hiçbir zaman Ülkü Ocaklarına gitmemiş, kapısından içeri dahi girmemiştir.  Ülkü Ocakları Derneğinin yerini bile bilmez!

Dönemin Ülkücü Gençlik liderlerinin, kadrolarının tanıdığı, bildiği biri değildir. Ülkü Ocaklarının üyesi değildir.

Ülkü Ocaklarıyla   uzaktan, yakından ilgisi ve ilişkisi yoktur! 

Ülkücü Hareketin tarihi 35 yıllık dev bir çalışma ve Türkiye'de sahasında tek kaynaktır. Bu kitabı yazarken CKMP ve MHP'de Ülkücü Kuruluşlarda görev yapmış yüzlerce isim ile tek tek görüştüm.  Hiçbirinden Öcalan ile ilgili tek kelime duymadım. 

Özellikle CKMP –MHP Gençlik kollarında, Ülkü Ocaklarında, Genel Başkanlık yapmış, yöneticilik yapmış 58-ve 68 kuşağının önde gelen isimleriyle Ülkü Hareketin tarihi üzerine yaptığım konuşmalarda terörist başı Öcalan'ın Ülkü Ocaklarına gittiğini söyleyen tek bir kişi yoktur!

CKMP'de   Gençlik Kolları Genel  Başkanlığı yapmış isimlerden  Namık Kemal Zeybek, Erol Soyda,n merhum Sadi  Somuncuoğlu,MHP de Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yapmış isimlerden  Prof. Dr. Ferhan Özmen, Prof. Dr. Ramazan Ceylan ( Mirzaoğlu)   Merhum Prof. Dr. Turan Güven ,Merhum Ali Güngör yine Ülkü Ocakları Birliği'nin kurucularından Genel  Başkanlığını yapmış isimlerden merhum Dr. İbrahim Doğan ve Ramiz  Ongun ile  Genç Ülkücüler Teşkilatının kurucularından Muhittin Çolak ve Salih Dilek'ten  Abdullah Öcalan ismini hiç duymadım. Böyle bir şey yaşansa yıllar öncesinde ortaya çıkar ve söylerlerdi.

Ankara ve İstanbul'da ve diğer illerde 1968 yılından itibaren üniversitelerde açılan Ülkü Ocakları daha sonra "Ülkü Ocakları Birliği" ne dönüşmüştür.  İlk olarak 1969 yılının Mayıs ayında Ankara ve İstanbul da kurulmuştur. Ankara Ülkü Ocakları Birliğinin adresi tarihi Türk Ocağı binasının içindedir.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Dil Tarih Coğrafya Fakültesinde, Ziraat Fakültesinde ilk Ülkü Ocağı yapılanmaları 18 Mart 1966 tarihinde düzenlenen bir toplantı ile duyurulmuştur. Siyasal Bilgiler Fakültesinde Nisan 1968 yılında Fen Fakültesinde Mayıs ayında, ODTÜ'de ise 1968 Ekim'inde kurulmuştur. Diğer Üniversitelerde ise aynı yıl ve 1969 yılında kurulmaya başlamıştır.  Ülkü Ocakları Derneğinden önce kurulan ilk Ülkücü teşkilat 29 Şubat 1968 yılında Ankara'da kurulan Genç Ülkücüler Teşkilatıdır.

Tekrar ifade ediyorum: Öcalan'ı Ülkü Ocaklarında gören, tanıyan, bilen, tek bir ülkücü yoktur!  Öcalan gündemi saptırmaya, kafaları karıştırmaya, algı operasyonu yapmaya devam ediyor.

 

 

ÖCALAN ÜLKÜCÜ KATİLİDİR ÜLKÜCÜ DÜŞMANIDIR

 

Sapık,  ruh hastası,  Megalomanyak  ve 58 yıldır istihbarat ile ilişkisi olan  Öcalan  "Ülkü Ocaklarının üyesiydim, Ülkü Ocaklarına gittim" yalanlarını 27 yıldır aralıksız devam ettiriyor. 

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 24 Kasım 2025'te Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu temsilen Öcalan'la görüşmüştü.

Çok yönlü eleman, karanlık Abdullah Öcalan  24 Kasım 2025 tarihinde İmralı'da yapılan görüşmede " Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğu ve siyasete orada başladığını" söylüyordu. 

Abdullah Öcalan yıllar önce yayınlanan "gerçeğin dili ve eylemi" adlı örgütsel yayında da "Ülkü Ocaklarına"  gittiğini söyler.  Öcalan ilk yakalandığında başlayan sorgusunda da Ülkü Ocaklarının adını zikretmiştir. Bu durum ilk defa İmralı görüşmelerinde ortaya çıkmış bir husus değildir.

Cinayet şebekesinin başı Öcalan, 15 Şubat 1999 yılında yakalandıktan sonra Albay Hasan Atilla Uğur tarafından yapılan ilk sorgusunda da "Benim ilk üyeliğim Ülkü Ocakları'nadır Daha önce Ülkü Ocakları'na hem de Komünizmle mücadele derneğinde eğitimlere gittim"  demiştir.

Sürece destek veren MHP'nin  Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu. üyesi  Feti Yıldız önünde bunları söylerken kendisine Feti Yıldız tarafından tepki gösterilmemesi ise oldukça manidardır.

Feti Yıldız  Ülkücü düşmanı, Ülkücü katili,  terör örgütünün ele başısına "sen Ülkü Ocaklarını üyesi değilsin! Hiç bir zamanda Ülkü Ocaklarına gitmedin! sen kimsin! Nasıl olurda, şerefli  Ülkü  Ocakları ismini kirli ve pis ağızına alırsın!

Şerefli bir teşkilatı kirli hesabına alet etmeye kalkma. Haddini bil Çukur!

Sen bebek katilisin .Sen Ülkücü katilisin. sen 12500 vatan evladının katilisin. Sen  Çukurdan aşağısın Sen cinayet şebekesinin başısın" diye karşı çıkmamış bilerek ve bilinçli olarak Ülkücü katili karşısında sessiz kalmayı tercih etmiştir.

Feti Yıldız  unutmuş. Ülkücü Hafıza unutmaz!

 12 Ağustos 1979 günü  Bingöl'de şehit edilen  MHP Bingöl Belediye Başkanımız Hikmet Tekin'in ve onlarca Ülkücünün öldürülme emrini veren cinayet şebekesinin başıdır. 

Bingöl Belediye Başkanı Hikmet Tekin kardeşi Ahmet Tekin ve annesi Hamdiye Tekin PKK tarafından kurulan pusuda şehit edildiler.

Tarih ve Ülkücüler terörist başı karşısında sessiz kalan ona cevap vermeyen malum kişi ve kişileri asla unutmayacak!   

Meclis tutanakları yalana şahitlik etmemelidir. Yalanlara Devlet alet edilemez!

Öcalan liseli yıllarında Adalet Partisi destekli  bazı derneklere üniversite yıllarında 21 Mayıs 1969 yılında Ankara'da birkaç gün sonra İstanbul'da kurulan "Devrimci Doğu Kültür Ocaklarına" ( DDKO) gitmiştir. 

 1970 yılından itibaren Maocu ve Çayancı sol örgütlerle ilişki kurmuştur. Abdullah Öcalan ismini kamuoyu başta olmak üzere Ülkücüler 1977 yılından itibaren duymuştur "Apocular" adıyla güneydoğuda karşımıza çıkan daha sonra "PKK" ismini alan kanlı örgüt Ankara'da doğmuştur.

 Kurucuları, Ankara'nın değişik üniversitelerinde okuyan sol görüşlü kürt öğrencilerdir. Onun için PKK içinde Ankara grubundan sürekli söz edilir. Ayrıca kürt solun da Ankara'daki birkaç kişi hariç Abdullah Öcalan'ı tanıyan, bilen, duyan 1977 yılına kadar yoktur. 

 

ÖCALAN AP KONTROLÜNDEKİ SAĞCI DERNEKLERİN TOPLANTILARINA KATILMIŞTIR

 

Öcalan'ın MHP ve Ülkü Ocaklarıyla değil lise yıllarında Adalet Partisi destekçisi İslamcı çevrelerle ilişkisi olmuştur. Terörist başı Öcalan'ın Ankara'daki lise yıllarında solcu değil, muhafazakâr bir öğrenciydi. Cuma namazlarını Hacı Bayram ve Maltepe Camii'nde kılmıştır. Öcalan muhafazakar arkadaşlarının etkisiyle Siyasal İslamcılardan Hasan El Benna, Seyid Kutup, Mevdudi'nin kitaplarını okumuş İslami hareketlerden bir dönem etkilenmiştir. 

Öcalan 1966- 1968 yıllarında  Adalet Partisine destek veren  bazı gençlik derneklerinin toplantılarına da katılmıştır. Öcalan  Adalet partisi tarafından düzenlenen Şubat 1969 yılında düzenlenen toplantıya konuşmacı olarak katılan Başbakan Süleyman Demirel'i bile dinlediğini, hatta öyle ki zaman zaman Ankara'ya gelen Necip Fazıl'ın konferanslarını bile kaçırmamaya gayret ettiğini bir çok konuşmasında açıkça ifade etmiştir. Necip Fazıl'ın konuşmasından etkilenip coştuğunu inkar etmiyor. 

 

İMRAN ÖKTEN'İN CENAZESİNDE PROTESTO GÖSTERİLERİNDE BULUNANLAR ARASINDA LİSE ÖĞRENCİSİ ÖCALAN'DA VARDI

 

Öcalan 1 Mayıs 1969'da, 65 yaşında ölen Yargıtay Başkanı İmran Öktem'in Ankara Hacı Bayram camiinde cenaze namazının kılınmaması için gösteri yapan AP destekli  grupların içinde yer almıştır. Cenazesi ortada kalan Yargıtay Başkanı protesto edenler arasında lise son sınıftaki Öcalan'da vardı.

Hayatını "dinci"lerle savaşmaya adamış olan Yargıtay Başkanı İmran Öktem'in cenazesinin Ankara'daki Maltepe Camii'nden kaldırılmasına karar verildi. O tarihlerde Kocatepe Camii henüz yapılmamış olduğundan, Maltepe bir tür "protokol camii" işlevi görüyordu. Hacı Bayram ise Cumhuriyet'in laik elitlerinin gözünde "demode" ve "fazla muhafazakâr" bir mekân addediliyordu. Öktem'in cenazesi için Maltepe Camii tek istikametti. Ancak cenaze töreni, zannedildiği kadar kolay gerçekleşemeyecekti.

İmran Öktem'in cenazesi musalla taşına yerleştirildikten sonra, cenaze namazı bir türlü başlamamıştı. Ortalıktaki telaşlı koşuşturmacadan, bir terslik olduğu belliydi. Derken, gerçek anlaşıldı: İmam, Öktem'in namazını kıldırmak istemiyordu. Cami cemaati içinde de "Hayat boyu İslâm'a ve Müslümanlara düşmanlık eden birinin namazının kılınmayacağını" söyleyenler epey fazlaydı. 

Ankara Maltepe Camii'ne getirilen cenaze töreni AP ye destek veren Nurcuların ağırlıkta olduğu bazı İslamcı çevreler tarafından protesto edilir.  Protestocular arasında Abdullah Öcalan'da vardır.

Camii görevlileri defin vs. işlemleri gerçekleştirmekten imtina ederler.

Cenaze namazı için bekleyen CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, beraberindeki askerî ve sivil heyetle, bir kenarda durmuş, olan biteni izliyordu. İnönü, CHP Ankara İl Başkanı Rauf Kandemir'e, namazın kılınmasını temin etmesi direktifini verdi. Az sonra bir "gönüllü" namazı kıldırmak istemiş, İnönü ise duruma mani olarak, yetkin bir imam bulunmasını istemişti. Nihayet, Yargıtay üyelerinden Abdullah Polat Gözübüyük'ün kardeşi İzzet Gözübüyük, "Paşam, ben imamlık yapabilirim" deyince, cenaze namazı kılınabilmişti.

 

MUHAFAZAKAR ARKADAŞLARI ÖCALAN'I ANLATIYOR

 

Abdullah Öcalan'ın bu süreçteki AP  yanlısı sağ derneklere gidip gelişi üzerinden 77 yıldır geçmiştir. 

2012 yılında Öcalan'ın birlikte namaz kıldığı arkadaşları kamuoyu önünde Öcalan'ın din ile ilişkisini ve Namaz konusunu seslendirirler. Öcalan'ın namaz konusunu cemaat yandaşı Kanal Türk televizyonunda ilk dile getiren konunun açılmasına sebep olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'tır. Arınç 16 Aralık 2012 günü Faruk Mercan'ın sunduğu "Ankara Nabzı" adlı programa katılarak Maltepe camiinde namaz kılan üç gençten bahseder: Durmuş Yılmaz, Yakup İnce ve Abdullah Öcalan. Konunun gündeme gelmesi üzerine Yakup İnce ve Durmuş Yılmaz medya 'ya konuşurlar.

Hürriyet yazarlarından Taha Akyol Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olan Durmuş Yılmaz'a Öcalan'ın o günlerini sordu.  18 Aralık günkü köşesinde yazdığı   Beş Vakit Namaz Kılardık" yazısında Yılmazın sözlerini yayınladı. Durmuş Yılmaz, Akyol'a yaptığı açıklamada Ankara'da bulunan Tapu Kadastro Meslek Lisesi'nde 3. sınıfta okurken, Öcalan'ın ise 1. sınıf öğrencisi olduğunu kaydetti. 5 vakit namaz kılan 5-6 kişilik bir öğrenci grubunun bulunduğunu açıklayan Yılmaz, Öcalan'ın da bunlardan biri olduğunu söyledi.

Eski Merkez Bankası Başkanı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün danışmanı olan Durmuş Yılmaz. Öcalan'la ilgili 14 yıl önce Taha Akyol'a şunları anlatıyor:

 "Evet, Ankara'da Tapu Kadastro Meslek Lisesi'nde öğrenciydik. İtibarlı bir liseydi. Orta okulu 'pekiyi' dereceyle bitirenler arasından öğrenci alırdı. 1966 yılında ben lisenin 3. sınıfındaydım, Abdullah Öcalan 1. sınıfta, yeni gelmişti yani...

Pek politize değildik; sakin öğrencilerdik. Evet Öcalan dindar biriydi. Namazını kılardı. Hemen hepimiz gibi Anadolu'dan, köyden büyük şehre gelmiş bir öğrenciydi. Mütevazı, çekingen biriydi. Hatta pasif diyebilirim.

 Öcalan 'PKK Tarihine Kısa Bir Bakış' adlı makalesinde yazdığına göre, "1973'lerde ideolojik olarak" Marksizm'e yönelmişti. 1977'de "devrimci şiddetin geliştirilmesi" stratejisine dayalı PKK'yı kuracaktı! O günden beri kan akıyor. Dindar, çekingen, mütevazı bir hayat ve kültürden, Marksist, hatta Stalinist ve şiddete dayalı, kanlı bir yola girmesi araştırmaya değer bir konudur."

Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın 'Öğrenci yurdundayken namaz kılan üç arkadaş' olarak tanımladığı PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan, Merkez Bankası eski Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş Yılmaz ile birlikte aynı lisede öğrenim gören Yakup İnce, Antalya'da konuşmuştu. 

Bülent Arınç'ın sözünü ettiği Abdullah Öcalan ile Ankara Tapu Kadastro Meslek Lisesi'nden okul arkadaşı 72 yaşındaki Yakup İnce, Öcalan okula geldiğinde kendilerinin son sınıf öğrencisi olduğunu söyledi. O yıllarla ilgili şunları söylüyor:

"Tarih 1963. O yıllarda Türkiye'nin başka yerinde yoktu. Sadece Ankara'da Kadastro Meslek Lisesi vardı. Yatılıydı, Demirtepe'de okul, Maltepe Camii'ne yakın. Orada yatılı olarak okuduk. 1966'da mezun olacağız. 1965'in Ekim ayında Abdullah Öcalan geldi 'Ağabey ben de camiye gitmek istiyorum' dedi" sözleriyle anlatan İnce, bir ekip olarak lise yıllarında 5 vakit Maltepe Camii'nde namaz kılmaya gittiklerini söyledi. Kendilerine 'Ben de camiye gitmek istiyorum' diyerek yanaşan Abdullah Öcalan'a, 'Peki aslanım sabah 5'te şurada hazır ol gideriz' diyerek karşılık verdiklerini belirten Yakup İnce, Öcalan'ın kendileriyle bir sene hiç aksatmadan camiye gidip geldiğini söyledi. O da bizim gibi bir köylü çocuğu. Ama biz mezun olduk ayrıldık. Bizden sonra ne oldu bilmiyorum, kimlerin kontrolüne girdi ve neler ettiler bilmiyorum".

Habertürk gazetesi yazarı Amberin Zaman, (11 Kasım 2012) köşesinde Abdullah Öcalan'ın lise yıllarında namaz kıldığını ve oruç tuttuğunu yazdı. Zaman, Ceylanpınar'a yaptığı gezi sırasında tanıştığı Ceylanpınar Belediye Başkanı aynı zamanda Öcalan'ın lise yıllarından sınıf arkadaşı avukat İsmail Arslan'la görüşmesini kaleme aldığı 'Öcalan'ı nasıl bilirdiniz' başlıklı yazısının bir kısmı şöyle:

"66 ile 68 yılları arasında aynı sınıfta okuduk, aynı yatakhanede yattık. Zekiydi çok. Sınıfın ilk üçü arasında yer alırdı hep. Dini yanı ağır basardı." "Nasıl yani?" diye sorunca, Arslan sözlerine şöyle devam etti: "Evet, çok dindardı. Oruç tutar, namazı en ön safta kılardı. Beraber kılardık. Ne yaparsa hep en iyisini yapardı. Namazı da öyleydi. Necip Fazıl'ın (Kısakürek) konferanslarına katılıyordu."

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Abdullah Öcalan'ın Ankara'daki lise yıllarında eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'la birlikte Maltepe Camii'ne namaz kılmaya gittiğini anlatması beraberinde birçok tartışmayı getirdi. Tartışmalara PKK'nın İmralı'daki lideri Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan da katıldı: Ağabeyim ilkokul yıllarından beri namaz kılar, oruç tutar. Dedi Ağabeyi Abdullah Öcalan'la ilgili dindarlık tartışmalarını Taraf  gazetesine  değerlendiren Mehmet Öcalan şunları söyledi:

"Dedemi de biliyorum, babamı da biliyorum. Bütün ailem dindardı. Ağabeyim de dindar bir aileden geldiği için namaz kılması, oruç tutması kadar doğal bir şey olamaz. Ağabeyim hatırladığım kadarıyla ilkokul son sınıftan sonra beş vakit namazını kılar orucunu da aksatmazdı. Bu dindarlık Ankara'ya Tapu Kadastro Lisesi'ne gittikten sonra başlamadı. Urfa'da Müslüman değildi de Ankara'ya gitti Müslüman oldu diye bir şey yok. Ağabeyim okumayı çok severdi. Okuldan köye geldiğinde sürekli kitap okurdu. Dinî kitaplar olsun diğer türlü türlü kitaplar olsun hepsini çok okurdu. Dinî duygulara fazlasıyla bağlıydı. Bildiğim kadarıyla bu yoğun ibadetleri Tapu Kadastro Lisesi'nin sonlarına kadar devam etti. Değişimin nereden kaynaklandığını bilmiyorum ama okuduğu kitaplardan olabilir."

 

ÖCALAN'IN SOL HAREKETLERE KATILIŞI

 

Üniversite yıllarında da Cuma namazını kaçırmadığını daha sonra Marksizm ile yoğunlaşmasından sonra bu sürecin sona erdiğini söyler. Öcalan bu arada Diyarbakır Ziya Gökalp lisesine de kaydını yaptırır. Kadastro Lisesi mezunu olduğundan üniversite imtihanlarına girmesi için fark dersleri alması gerekmektedir. Öcalan dersleri verir buradan Lise diploması alır. Sınavlara girer.  1970 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandı.

Üniversiteyi kazanınca 1970'de Bakırköy Tapu müdürlüğüne atandı. Avcılar, ,Şamlar, Ataköy arasında gidip gelir. Çatalca Tapu Fen amirliğinde iki yıl görev yaptı. Köylerde kadastro memuru olarak çalıştı. 

İstanbul yıllarında Site öğrenci yurdunda kalır. Burada bazı devrimci öğrencilerle tanışır. Yeni çevresinde DDKO ve DEV- GENÇ e giden öğrenciler vardır. Bu süreçte Marksist/ Sosyalist klasiklerle tanışır Karl Marks ve Lenin'in kitaplarını okur. Lenin'in Sol yayınlardan çıkan "Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı" etkiler onu. Lenin'den etkilenerek yeni girdiği DDKO çevresinde kendine bir alan bulmaya çalışır. 1970 yılında DDDO kongresine katılır. Bu kongreye misafir olarak katılan eski tüfek Marksistlerden 22 yıl cezaevlerinde yapan Dr. Hikmet Kıvılcım'lının konuşmasını dinler. Doğu meselesinden bahseden katılanlara" Mezopotamya'nın çocukları" diye hitap eden Kıvılcım'lının konuşmasını elleri patlarcasına alkışlayanlardan birdir. Öcalan, kongre 'de konuşma yapmak için söz istemiştir.

 Öcalan Ankara ve İstanbul'daki DDKO çevresinin kürt meselesiyle ilgili görüşlerini pasif bulur. Lenin'in tezlerinden yola çıkarak "Kürdistan sömürgedir" der. Güneydoğu ve doğu illerimizden "Kürdistan" diye söz eder.  "Kürdistan Türkiye'nin sömürgesidir" tezini savunur.  DDKO yönetim, Öcalan'ın sözlerinden rahatsız olurlar. Ona bir "provokatör" gözüyle bakarlar kim bu nerden çıktı derler. Hakkında çok fazla bir şey bilmedikleri Öcalan'dan şüphelenirler. Ve Öcalan'ı DDKO dan uzaklaştırırlar. Abdullah Öcalan'da yazmış olduğu bazı kitap ve örgütsel yayınlarda DDKO kongresinde yaşananlardan ve kendisine gösterilen tepkilerden söz eder.

 

DEV-GENÇ ÖCALAN'I KARANLIK BİR TİP OLARAK GÖRMÜŞ ONU ÇEVRELERİNE SOKMAMIŞTIR

Abdullah Öcalan'ın Diyarbakır'daki resmi memurluk yaşamı 1 yıl sürüyor. Bu süreçte Diyarbakır'daki bazı toprak ağalarından rüşvet aldığını şu sözlerle itiraf etmektedir.

" Bizde Memurluk yaptık. Bizde rüşvet belasına bulaştık. Ama bunu biz devrimci amaçlar için kullandık" 

Ankara'dan Diyarbakır'a geldikten sonra Öcalan'da bir değişim gözlenmektedir. Buradaki arkadaş çevresinin etkisiyle sol fikirlere eğilim duyuyor.

Abdullah Öcalan 1970 -1971 başlarında DEV-GENÇ- THKP-C çevresine ilgi duyar. THKP-C Lideri Mahir Çayan'dan ve onun devrim tezlerinden etkilenir. İstanbul'da İTÜ de düzenlenen bir toplantıda ilk kez Mahir Çayan ile karşılaşır. Mahir Çayan'ın konuşması ve ortaya koyduğu fikirler derinden etkiler.

Öcalan THKP-C çevresiyle onların kontrolündeki DEV-GENÇ İle hep ilişki kurmaya çalışmış ancak Mahir Çayan çevresi Öcalan'ı karanlık bir tip olarak görmüş ilişkilerinden ve tavırlarından dolayı onu dışlamışlar çevrelerine yaklaştırmamışlardır. 

Öcalan kitaplarında Mahir Çayan'ın söylediklerini çarpıtıyordu.  Mahir Çayan'ın  "Toplu Yazılar" olarak yayınlanan kitabında ne "Kürdistan Sömürgedir" tezi, nede "Kürtler ayrı devlet kurmalıdır" yaklaşımı vardır. 

THKP –C Lideri Mahir Çayan etnik milliyetçiliği karşıydı. Kürt solunun temsilcilerinden DDKO çevresiyle hiçbir zaman anlaşamamıştır. İstanbul'un siyasi ortamını çekici bulmayan Öcalan'ın kafasında hep Ankara vardır.  Ankara'nın siyasi hareketliliği Öcalan'ın ilgisini çekmektedir. Tekrar 1971 yılında Üniversite imtihanlarına girer kafasına koyduğu Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi' kazanır.  Öcalan 1975 yılına kadar Maliye Bakanlığından burs almıştır. 

 Abdullah Öcalan, Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi olduğu dönemde Ankara'da Bahçelievler 17. sokak 76/1 numaralı evde oturuyordu. Öcalan öğrencisi olduğu SBF deki devrimci havaya hemen kendini kaptırır. Hocalarından biri olan ünlü Kemalist akademisyenlerden Anayasa Hukuku hocası Muammer Aksoy ile bir derste sözlü tartışmaya girer. Derslerin birinde Aksoy'un "Türkiye tek ulus var Türk Ulusu " sözlerine itiraz ederek  "hayır ülkede iki tane ulus var Kürtlerde bir Ulustur " cevabını verir Öcalan'ın bu çıkışına Aksoy  " bölücülük yapıyorsun" diyerek karşılık vermiş Öcalan'ı azarlamıştır.

 

ÖCALAN, MAOCU AYDINLIKÇILARIN BİLDİRİSİNİ SBF'DE DAĞITMIŞTIR

 

SBF'de okurken liderliğini Doğu Perinçek'in yaptığı TİİKP tarafından yayınlanan illegal "Şafak Bildirisini 31 Mart 1972 Cuma günü SBF'de dağıtanlardan biridir.  Bu bildiri Mahir Çayan ve arkadaşlarının 30 Mart 1972 tarihinde öldürülmesinin hemen ardından yayınlanmıştır.

Önce Çayan ve arkadaşlarının öldürülmesi üzerine SBF de boykot yapılmıştır. Arından Kızılay'a doğru yürüyüşe geçişmiştir. "Kahrolsun Faşizm" diye yürüyen devrimci öğrencilerin içinde Abdullah Öcalan'da vardır. Oda slogan atan ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girenlerdendir.

Öcalan bir yandan boykota katılır öte yandan Şafak Bildirisini dağıtır Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idamlarının engellenmesi için ayaklanma çağrısı yapılıyordu. SBF de dersleri boykot eden bildiriyi dağıtanlar arasında Abdullah Öcalan'da vardı.

Bu bildiriden dolayı 22 öğrenci tutuklandı. Tutuklananlar arasında, "Şafak Bildirisi'ni dağıtanlar içinde yer alan Abdullah Öcalan da bulunuyordu. Doğu Perinçek liderliğindeki Aydınlık hareketinin illegal örgütleri TİİKP'in Şafak Bildirisi'ni SBF'de dağıtmak suçuyla 7 Nisan 1972 günü gözaltına alınmıştı.  Gözaltına alınanlar arasında Saffet Rüştü Tekin, Ali Alfatlı, Doğan Fırtına, Ramazan Özcan ve çok sayıda öğrenci bulunu­yordu.

SBF 1. Sınıf 993 nolu öğrencisi Abdullah Öcalan 27 Nisan günü de tutuklanmıştır. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Numaralı Askeri Mahkemesi'nin 1973/13 esas numaralı dosyasıyla Abdul­lah Öcalan, boykota katılmak suçundan gözaltı süresi de dahil olmak üzere 177 gün Mamak Askeri Cezaevi'nde kaldı.

Abdullah Öcalan, bildiri dağıttığı suçlamasından beraat ettiyse de boykota katılmak suçundan hapis cezası almaktan kurtulamadı. Öcalan 24 Ekim 1972 günü tahliye olmuştur.  Öcalan sadece boykota katılma suçundan 7 ay yatarken diğer sol militanlar uzun süre yatmışlardır. Bunda kendisiyle görüşen Öcalan MİT sayesinde kurtulmuştu. Duruşmalar 7 Mart 1973 tari­hinde sonuçlanıyor ve sanıklardan bazıları beraat ediyor, bazıları İse hapis ile cezalandırılıyorlardı.

 

ÖCALAN –MİT İLİŞKİSİ

 

Öcalan'ın 1969 yılından itibaren "MİT ile ilişkisi vardı" MİT tarafından kullanılan biridir.  Abdullah Öcalan'ın MİT ile ilişkisi olan "Türkiye Fikir Ajansı'nda gördüğünü söyleyen isimlerde çıkacaktır. Bunu söyleyen 2002 sonrası AKP ve Erdoğan'a 24 yıldır destek veren gazeteci yazar Avni Özgürel'dir. Avni Özgürel Kandil'e gidip PKK şefleriyle röportaj'ta yapmıştır.

Avni Özgürel Uğur Mumcu'nun öldürülmesinden 10 yıl sonra Radikal gazetesi adına kendisiyle röportaj yapan Neşe Düzel'e istihbarat ile bağlantılı olduğu iddia edilen Türkiye Fikir Ajansına gidip geldiğinde Öcalan'ı orada gördüğünü söylüyordu.  Öcalan ile ilgili anlattıkları büyük ses getirmişti. Öcalan Özgürel karşılaşması söyleşide şöyle yer almaktadır:

"1993'e kadar hiç karşılaşmadım. 1993'te gazetecileri Bekaa'ya basın toplantısına davet etti. Panaroma'nın genel yayın yönetmeni olarak ben de gittim. Bizimki haftalık dergi olduğundan, basın toplantısından sonra Öcalan'la dergi için özel söyleşi de yaptım. O özel görüşme sırasında kendisine sordum. 'Ankara'da İzmir Caddesi'nde Fikir Ajansı diye bir yer vardı. Yanlış hatırlıyor olabilirim ama birden bir şey çağrıştırdı. Bende seni orada gördüm gibi bir his uyandı' dedim. Bana, 'Yoo, doğru hatırlıyorsun. Ama ben bunları bir müddet sonra açıklayacağım' dedi".

Erdoğan'ın "akil adamı"  Gazeteci Avni Özgürel. Öcalan-MİT ilişkisi bağlamında Radikal'de üç yazı yazmıştı Özgürel şunları söylüyor: 

"Öcalan resmi MİT görevlisi değil. Ama MİT tarafından kullanılan biri. Ama bir irtibat bir şekilde var".

MİT'in kurduğu derneklerden söz eden Avni Özgürel, Abdullah Öcalan'ı bu derneklerden birinde gördüğünü vurgulamıştı. Özgürel, "İşte ben Öcalan'ı, gittiğimizde böyle çay filan da getiren genç birisi olarak orada gördüm. Ben onu zaten Necip Fazıl çevresinden tanıyorum. İmran Öktem'in cenaze namazı protestosunda sağ grupların içinde katılanlardan biri Öcalan'dı." ifadelerini kullandı.

 Şunları söylüyor Özgürel :
 "Ajansa gittiğimde onu hep orada görüyordum. 1966, 1967 yıllarında ajansta gördüğüm o genç, hayal meyal hafızamda kalmış. Yıllar içinde Abdullah Öcalan'ın resimlerini medyada gördüm ama insanlar yaşla birlikte değişiyor tabii. Ancak 1993'te Öcalan'la yüz yüze geldiğimizde bende bir takım çağrışımlar oldu."           

Öcalan, Tapu Kadastro Meslek Lisesini burslu okuduğu için okulu bitirdikten sonra genel müdürlük tarafından Diyarbakır Kadastro memurluğu emrine tayin edilmiştir. Diyarbakır'da Sur otelinde bir süre kalır. Otel Ermeni asıllı Reşit Cantürk'ündür Cantürk ailesi geçmişten günümüze uyuşturucu-eroin ticareti ile gündeme gelmiştir. Reşit Cantürk'ün oğlu Behçet Cantürk 14 Ocak 1994 yılında Sapanca'da öldürüldü Behçet Cantürk Öcalan'ın gençlik yıllarında tanıdığı biridir. 

12 Eylül 1980 sonrası PKK ya da destek vermiştir. 1984 yılında PKK ya yardım ve yataklık suçundan 1 yıl cezaevinde yatmıştır. PKK yayın organı Özgür Gündem gazetesinin çıkışına maddi destek sağlamıştır. Öcalan'a ağabeyim diyen Liceli, Karanlık Cantürk'ün PKK ile ilişkisi öldürüldüğü tarihe kadar sürmüştür.

1972 yılındaki Boykot davasının en önemli ismi ve sanığı Doğan Fırtına 74 Affıyla cezaevinden çıkarken Öcalan ise çok kısa bir süre yattıktan sonra tahliye edilmiştir.  Gazeteci Uğur Mumcu'ya göre "Doğan Fırtına iki yıl yattı Öcalan ise 7 aya yakın" neden- Uğur Mumcu Öcalan'ın MİT tarafından korunduğunu düşünüyordu.   Öcalan'ın tahliyesinden sonra ilginç gelişmeler oldu. Önce askerliği ertelendi, sonra da 21 yaşını geçmiş olduğu ve disiplin cezası aldığı halde yönetmeliğe aykırı olmasına rağmen devlet tarafından burs verildi. Sonuç olarak; Öcalan'ın Ülkü Ocaklarıyla ilgili iddiaları gerçekleri yansıtmamaktadır. Mevcut tanıklıklar, kayıtlar ve dönemin aktörlerinin beyanları dikkate alındığında, Abdullah Öcalan'ın Ülkü Ocaklarıyla organik bir bağ kurduğuna dair güvenilir bir veri bulunmamaktadır. Tarihsel hafıza, iddiaların somut verilerle desteklenmesini gerektirir.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —