Prof. Dr. Uğur Türkmen: 'Kültürel alt yapısı olmayan, sanatçı olamaz!'

Prof. Dr. Uğur Türkmen: 'Kültürel alt yapısı olmayan, sanatçı olamaz!' | enpolitik.com
Eklenme Tarihi: 20.12.2019 11:54:20 - Güncellenme Tarihi: 01.06.2020 18:41:39

Enpolitik yazarı, iletişimci, akademisyen Dr. Göktan Ay’ın, Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof.Dr. Uğur Türkmen ile “Afyon, Müzik, Kültür, Hisarlı Sempozyumu”  üzerine  yaptığı röportajı veriyoruz.

AY: Hocam, uzun zamandır Afyon’a ve çevresine müzik ve kültür alanında hizmet ediyor, yayınlar yapıyorsunuz.. Afyon’da kültür-sanat alanında çalışmak zor mu?

TÜRKMEN: Çok zorlandığımızı söyleyemem. Konservatuvar 1999 yılında çok değerli ve birbirinden yetkin bir kadro ile kurulmuş. Süreç içerinde yeni ve üretken arkadaşlar da aramıza katıldı. Sayısız  bilimsel ve sanatsal etkinlik gerçekleştiriliyor.  Bu bir kadro ve emek işidir. El birliği ve güç birliği içinde altından başarı ile kalkabiliyoruz.

AY: Konservatuvar müdürü olarak, rektörlüğü ikna ederek güzel destekler alıyorsunuz. Özel kurumlardan ve iş insanlarından da  destek var mı?

TÜRKMEN: Afyonkarahisar Valiliği, Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası başta olmak üzere birçok iş insanı sanata ve projelerinize destek oluyor.  Son dört yılda 20 CD-kitap projesi, 6 ciltlik Afyonkarahisar Kültür Sanat ve Müzik Ansiklopedisi gibi bir çok proje-eser başarı ile gerçekleşti. Yapılan ve üretilen her eserden sonra daha da destek alır olduk.  Bunda rektörlerimizin bürokrasi ile olan iyi ilişkileri ve sanata verdikleri değeri de unutmamak gerekir.

 

Resim: Sn. İbrahim Alimoğlu ile her tarafı arşiv-antika eser  olan makamındayız.

AY: Biz, 2018’deki Üniversite Rektörü’ne, İbrahim Alimoğlu’na ve Size, bu muhteşem Devlet Konservatuvarı Çalgı Müzesi’ni hayata geçirdiğiniz için; 25.İstanbul Türk Müziği Festivali içinde “2018Türk Kültürü’ne Hizmet Ödülü” vermiştik. Müzede durum nasıl? Yılda kaç ziyaretçi geliyor?

TÜRKMEN:

Ödül hepimizi motive etti. Güç verdi. Yılda 40000 (Kırkbin) ziyaretçi sayısına ulaştık.  Karekod sistemi hayata geçti. Bu sistemle; çalgıların Türkçe ve İngilizce açıklamalarını dinleyebiliyor, tınısını duyabiliyor, videosunu seyredebiliyorsunuz. Şimdi detaylı bir kitap yazım aşamasına geçildi. Öneriler ve eleştirileri dikkate alıyoruz. Umarım en kısa sürede tamamlarız.

AY: 4-6 Haziran  2020 tarihleri arasında; “Uluslararası  XI.Hisarlı Ahmet Sempozyumu’nu düzenliyorsunuz. Nereden esinlenip başlamıştınız?

TÜRKMEN:

Sempozyuma 2009 Yılında çağrılı olarak başlamıştık. İkincisi ulusal sonrasında ise uluslararası olarak yapılmaya başlandı. Kütahya’da “Lisans” düzeyinde mesleki müzik eğitimi veren bir kurum yok. Bu nedenle “müzik” odaklı etkinliklerin sayısı da az. Sempozyum sayesinde bu açık bir nebze olsun kapandı. GSL öğrenci ve eğitimcileri başta olmak üzere özellikle gençler nitelikli konserler dinleyebiliyor, sanatçılar ile tanışabiliyor.

Hisarlı Ahmet isminin yaşatılması amaçlarımızın başında gelmekte. “Değerli şahsiyetlerin hizmetleri vefatlarında sonra da devam eder” denilir.  Yüzlerce bilim ve sanat insanı her yıl Kütahya’ya geliyor. Müzik bilimine katkı sağlayıcı çalışmalar yapıyorlar. Müziğin; ekonomik, kültürel, bireysel, eğitimsel ve toplumsal tüm işlevleri sempozyum süresince gerçekleşmiş oluyor. Hisarlı Ahmet adı tüm bu süreçte önemli bir rol üstleniyor. Umarım esintisiz devam eder.

Sempozyum Amaç ve Kapsamı şu şekilde belirlendi.

“Yönelim, içinde pek çok zamanı, değeri ve felsefeyi barındıran çok özellikli bir kavram, kavramlar üstü bir gerçekliktir. İnsan yaşamında kaçınılmaz olarak ortaya çıkan yönelim aslında hayatın her yerindedir: Çağdaş olandan geleneğe, geçmişten günümüze ve geleceğe, sekülerden ritüele, sıradanlıktan ideolojiye, eskiden yeniye ve hatta eski olandan daha eskiye, teknolojide, sosyolojide, sağlıkta, siyasette, ekonomide, hukukta, eğitimde, mühendislikte… Kısacası, hayatın her alanında vardır yönelim olgusu ve tabii kaçınılmaz olarak bilimde, sanatta ve müzikte de tüm etkisiyle kendini gösterir.

Johansson’a göre yönelim, insanda yönelimsellik karakterinin kesin olarak ortaya çıkmasıyla mümkündür*. Brentano’ya göre ise yönelimsellik zihinde başlar davranışla sonlanır**. Bu davranış, bireyin yeni olanı arama çabasıyla sorunlar karşısında aldığı tavır ve çözüm arayışı olarak nitelenebilir. O halde yönelim; bir sorunu, bir derdi, bir sıkıntısı olanın bir tavır, bir duruş, bir çözüm arayışı içinde “daha olana hareketi” olarak açıklanabilir. Tıpkı müzikte olduğu gibi…

Hiçbir zaman durağan olmayan müzik tarihi, öncesine tepkiyle yeniye yönelen müzik, akım ve dönemlerle doludur ve yönelimlerin hiçbirisi kısa süreler içinde gerçekleşmemiştir. Barok vakarlığına tepkiyle doğan Rokoko, alışılagelmiş müzikal örgüler ve tonalitenin armonik eksenine karşıt olan atonalite, akustikten dijitale evrilen sahne performansları vs. müzikte yeni yönelimlerin ortaya çıkardığı uzun soluklu sonuçlar olarak düşünülebilir.

Müzikte yeni bir yönelim gerçekten geçmiş olana karşı alınan bir tavır mı yoksa hayatın doğal akışı içinde ortaya çıkan olağan bir sonuç mu? İçeriğinde müzik olan her şeyde yeni bir yönelim var mı yoksa yeni gibi görülen her şey aslında bir bütünün sıradan parçaları mı? Günümüz dünyasında müzikte yeni bir yönelime artık gerçekten ihtiyaç kaldı mı? Bu ve buna benzer pek çok soruya yanıt aradığımız XI. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu’nun bu yılki teması “Müzikte Yeni Yönelimler”, yine ve her zaman insan ve toplum odaklı.

Kütahya ve bilim/sanat dünyası için artık geleneksel hale gelen Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu’nun on birincisine tüm bilim/sanat insanlarını davet etmekten onur duyuyoruz. Sempozyuma değerli bildirileriyle katılacak tüm araştırmacılardan alana katkı sağlayıcı,  bilimsel temelleri olan ve özgün yapıda bildiriler hazırlamalarını temenni ediyor, XI. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumu için alanı müzik olan ve yeni bir yönelimi işaret eden tüm bilimsel ve sanatsal çalışmalarla birlikte “Müzikte Yeni Yönelimler” teması altında aşağıdaki alt başlıklar ve etrafında şekillenen değerli çalışmalarınızı bekliyoruz.

Sempozyum Takvimi ise şu şekilde

Bildiri Özetlerinin Son Gönderimi 30 Mart 2019

Kabul Edilen Özetlerin İlan Tarihi 10 Nisan 2020

Katılım Ücretlerinin Son Gönderim Tarihi 15 Nisan 2020

Sempozyum Programı İlan Tarihi 20 Nisan 2020

Sempozyum Tarihi 4-5-6 Haziran 2020

AY: Bildiğim kadarı ile siz de, bizim gibi kısa zamanda bildiri kitaplarını yayımlıyorsunuz? Bilgi alabilir miyiz!..

TÜRKMEN: Her yıl düzenli olarak bildiri kitapları yayınlanıyor. Pdf olarak ta web sitemizde tüm kitaplara ulaşabiliyorsunuz.

AY: Ülkemizde; Konservatu(v)ar, GSF’ler, Anadolu GSL’ler, Müzik Eğitimi ABD’ler var, ama müzik kitapları basan yayınevleri “satılmıyor/okunmuyor” diye uzak duruyorlar. Sizce, müzik bilim/sanat olmadı mı? Müzik bilim insanları okumuyorlar mı?

TÜRKMEN: Öncelikle sorun kendimizde. Mesleki müzik eğitimi veren kurumlardaki eğitimci ve öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu okumuyor.  Yayınevleri bu konuda haklılar. Bunun mücadelesi milli bir seferberlik gibi tüm paydaşlar ile yapmalı. Yöneticiler, eğitimciler, aileler vb.

Kültürel alt yapısı olmayan birinin nasıl sanatçı olabileceğini anlamış değilim.

David R. Truman’ın sözünü hatırlamakta fayda var. “Çağdaş varoluşun karmaşıklığında, öğrenim almış fakat eğitilmemiş; teknik becerileri olan fakat kültürü yetersiz kalan ihtisas sahibi kişi, tehlikenin kendisidir”

AY: Ülkemizde toplumun, STK’ların kültür ve sanata bakışı konusunda neler söylersiniz…

TÜRKMEN:

Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumunu, Kütahya Güzel Sanatlar Derneği ile Kütahya’da gerçekleştiriyoruz.  Afyon’da ise ulusal ve uluslararası tüm etkinliklerimize Konservatuvar Mezunlar Derneği destek oluyor.  Dolayısı ile konservatuvar olarak sivil toplum kuruluşları ile bağlarımız kuvvetli. Ayrıca Müzik Eğitimcileri Derneği de birçok kez bürokrasi ile olan sorumlarımızda yanımızda oldu. Desteğini aldık.  Sevda Cenap And Vakfı’nın; yayınlarını, festivalini, sanata ve kültüre olan katkılarını da yakından takip ederim. Hemen her ilde sanata ve kültüre destek olan veya olmak isteyen kuruluşlar var. Mesleki müzik eğitimi kurum yönetici ve eğitimcileri;  bu kuruluşların ayağına gitmeli, tanışmalı, çalışmalarına destek olmalıdır. Amatörleri küçümsememelidir.

Ülkemizin önemli pedagoglarından Mithat Fenmen ne güzel söylemiş: “Müzik alanındaki yeni odaklar için amatörlere büyük gereksinim vardır. Büyük sanat ordusunun erlerini onlar oluşturur. Bir ulusun sanatsal düzeyi onlarla ölçülür.”

AY: Bir eğitimci olarak soralım; Aileler, çocukların eğitimine; ne zaman, nasıl ve hangi çalgılarla başlamalı. Mesajınız var mı?

TÜRKMEN:

Piyano ve kemanı öneriyorum. 5 yaşından itibaren (hatta daha da küçük) bu çalgılara başlayabiliyorsunuz. Kaynak sorununuz yok. Çalgı boyutlarında sorununuz yok. Eğitmen sorununuz yok. Türk müziği çalgı eğitiminin de artık bu sorunları aşması en büyük temennimiz. Bir başka önerim ise ailelerin çocuklarını mutlaka korolara göndermeleri.

AY: Teşekkürler…

 

 

 

 

https://enpolitik.com/haber/318304/prof-dr-ugur-turkmen-kulturel-alt-yapisi-olmayan-sanatci-olamaz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*