HAFTANIN OLAYI;
Juventus maçı varken haftanın olayı, Konya’da iptal edilen gol olabilir mi?
Maalesef olur... Çünkü Leroy Aziz Sane’nin geçerlilik kazanamayan golü yılın olayı bile olabilir. O zaman sözü hiç uzatmayalım;
Gol ofsayttır. Değilse fauldür. O da değilse atak fazı başlangıç fazında bir şey vardır. Ya da Galatasaray’ın geçmişten gelen bir borcu vardır. Hiçbir şey yoksa ve tertemiz bir gol olsa bile bir şey vardır.
Eğer Boey, faul yapmasaydı, Olaigbe o topu alır, kontratağı başlatır, kaleci Uğurcan’ı geçip golü atardı.
İLGİNÇ;
Federasyon aynı; TFF. MHK aynı... Hakemler yetersizlikte aynı. Sane’nin golü iptal fakat Onuachu’nun attığı gol geçerli.
Gel de şimdi ayak oyunu deme...
AYNI şey değil...
Şimdi Süper Lig yazıları yazarken takımları fazla eleştiremiyorum; adalet ilkem gereği. Aksi takdirde sarı lacivertlileri çok eleştirebilirim. Nitekim son Trabzon maçında takım ve Tedesco övgülere boğulmuştu. Oysa ben, mahalle maçı diyemediğimden Fatih Tekke’yi de katarak teknik direktörsüz maç demiştim.
İkincisi; Fenerbahçe’nin Süper Lig’deki başarısını oyun gücüne ve Tedesco’ya bağlamak büyük hata... Üzgünüm ama bu başarıda -haklı ya da haksız olmasından ayrı olarak- başka faktörler vardı. Maçlarında takım çok penaltı kazanmış ve birçok maçında da rakip bir şekilde eksik kalmıştı.
Üçüncüsü; sarı lacivertli oyuncular hakemle çok oynuyor ve bunun karşılığını Süper Lig’de alıyor ama işte buralarda hakemler maçları başka yönetiyor.
Tabii skor yazarları da -amiyane tabirle- gazı verince beklenti ve karşılık aynı olmuyor maalesef.
Daha fazla eleştirmeyeyim; Tedesco’nun dediği “seviye” ile bitireyim.
Avrupa mesaisi;
17.02.2026/Salı
Galatasaray-Juventus: 5-2
Goller: Sara (15’), Lang (49’ ve 74’), Sanchez (60’), Boey (86’)
Sarı kırmızı camiada şüphesiz bir galibiyet beklentisi vardı fakat bu kadarını kimse beklememiştir herhalde. Üstelik iyi başladığınız ve skoru aldığınız maçta rakip iki defa geliyor ve devreyi 2-1 önde kapatıyor. Ziyadesiyle moral bozucu.
Ama tribündeki taraftar sahadaki takım (teknik kadro ile) inancından bir şey kaybetmiyor ve tam 4 gol atıyor. Eskisi ya da yenisi hiç fark etmez; bir İtalyan takımına, Juventus’a 5 gol atmak herkesin harcı değil ki Juventus bu ligde daha önce 5 gol yememiş. Bir Türk takımı da Şampiyonlar Ligi’nde 5 gol atmamış.
Bununla birlikte oyun ve istatistik olarak da Juve’yi ezdi Galatasaray.
Harika bir salı gecesi kayıtlara geçti böylece.
Maçın adamı Sara oldu ve çok da hak etti Brezilyalı lakin bu maçta bir kişiyi seçmek gerçekten haksızlık; Barış Alper var, Noa Lang var, Osimhen, Sallai, Torreira ve diğerleri var...
Teşekkürler Galatasaray...
19.02.2026/Perşembe
Fenerbahçe-Nottingham Forest: 0-3
Tamam, kötü bir sezon geçiren Nottingham nihayetinde bir Premier Lig takımıydı. Fakat ilk kez bir Premier Lig takımıyla oynuyor değildik. Yakınlarda Aston Villa ile oynamıştık.
Futbolda üç sonuç her zaman var ve mümkün. Eyvallah, ama oynarsın, mücadele edersin... Onları da yapamıyorsan koşarsın...
Temsilcimiz, oyun ve istatistik olarak da ezildi rakibi karşısında.
Nitekim maç sonu röportajında “Seviye” dedi Tedesco.
Mim: Oyunda Fenerbahçe 4 sarı kart görürken Nottingham’da kart gören futbolcu yoktu.
Şkendiya-Samsun: 0-1
Samsun, Üsküp’te kazandı. Bir de penaltıdan yararlanamayan temsilcimiz Mouandilmadji’nin golüyle 1-0 kazanmayı bildi.
Bu takıma moral olurken yeni hoca Thorsten Fink içinde iyi bir başlangıç oldu.
20.02.2026/Cuma
Rize-Kocaeli: 2-0
Formsuz bir gününde olmalıydı Kocaeli. Oyuna girmesi pek mümkün olmadı. Buna karşın evinde kazanmak isteyen ve hata yapmak istemeyen Rize karşılığını Mihaila ve Samet Akaydın’ın golleriyle aldı.
21.02.2026/Cumartesi
Eyüp-Gençlerbirliği: 1-0
Üzgünüm ama son derece sıkıcı bir maçtı doğrusu. Maç 0-0 bitmek üzere iken 90 artıda Metehan Altunbaş’ın golüyle ev sahibi 1-0 kazandı.
Alanya-Başakşehir:
Nuri Şahin’in takımı, ligin bu zorlu deplasmanına iyi başladı. Selke ve Şahmuradov’un (penaltı) golleriyle 2-0 öne geçti.
Alanya bu 2 gole Hadergjonaj’ın çok şık golüyle cevap verdi fakat gerisi gelmedi.
AYAK OYUNU
TÜMOSAN KONYASPOR-GALATASARAY AŞ: 2-0
Goller: Adil Demirbağ (75’), Kramer (81’)
Rakip lider ve Juve fatihiydi ancak Konya’nın haberi yoktu herhalde. Palut’un takımı cesurdu. Takım önde baskıyla çok koştu, Galatasaray’a boş alan bırakmadı.
Galatasaray o kadar yavaştı ki zannımca buna sarı kırmızılı futbolcular da inanamamıştır.
Baskın Konya pozisyon üretemedi. Konuk takımın tek pozisyonu Icardi’nin çaprazdan vuruşu oldu.
İkinci devreye 3 değişiklikle başlayan Galatasaray hareketlendi ve golü de buldu fakat belki de tüm zamanların en ilginç ofsayt kararlarından biri geldi ve gol iptal edildi.
İptal edilen golden sonra Galatasaray yeniden durdu. Oyuna giren Kramer ile durmayan Konya 2 de gol atarak maçı kazandı.
Fizik, mantalite, konsantrasyon, rotasyon, yorgunluk... Biri ya da birkaçı veya hepsi... Ama maçın 5 dakikası hariç Galatasaray’ın bu derece sahada olmaması anlaşılır gibi değildi.
Galatasaray ligde bütün avantajını kaybetti... Şimdi zarlar yeniden atılacak.
Hakem-VAR yönetimi. Türk hakemliği gerçekten en berbat sezonlarından birini yaşıyor olmalı. Kökten bir değişiklik yapılmadıkça -ki olmayacak gibi- düzelme umudu ve ihtimali hiç yok.
Topa kaleciden önce dokunan Sacha, kalecinin müdahalesiyle yerde kaldı. Boşta kalan topu Leroy Aziz Sane kaleye gönderdi. Coğrafi olarak ofsayt pozisyonunda olan Sacha’nın topla hiç işi yoktu fakat ofsayt kararı çıktı. Bu karar, futbolun doğasına aykırılıktan öte ihanettir.
Bay Karaoğlan... Kuralları biliyor olabilir fakat oyunu ve futbolun doğasını bildiğini hiç düşünmüyorum.
22.02.2026/Pazar
Kayseri-Antalya: 1-0
Kayseri, 89’da Talha Sarıarslan ile güldü ve uzun bir aradan sonra 3 puan mutluluğunu yaşadı.
Karagümrük-Samsun: 0-0
Hafta keyifsiz maçlar haftasıydı ve bu da onlardan biriydi.
5 DAKİKA
GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ AŞ-TRABZONSPOR AŞ: 1-2
Goller: Bayo (22’)/ Augusto (24’), Onuachu (27’)
Maç tam da 5 dakikaya sığdı sanki. Ev sahibi attığı golün tadının çıkarırken 2 golü kalesinde görüverdi.
Geriye düşünce Gaziantep, gol atmayı daha çok isteyen taraf oldu. Pozisyonlar da buldu takım ama Onana, bir golden fazlasına izin vermedi.
Buna karşın sadece Muçi pozisyonları gole çevirse Trabzon, daha erken ve farklı kazanabilirdi.
Gaziantep, Onuachu’nun golünü Galatasaray’ın sayılmayan golüyle kıyasladı ve “Neden” dedi.
Orada iptal, burada gol; neden?
OH BE...
BEŞİKTAŞ AŞ-GÖZTEPE AŞ: 4-0
Goller: Ndidi (9’), Murillo (36’), Olaitan (59’), Oh Hyeon-gyu (74’)
Hayli uzun bir süre olmalı... Siyah beyaz taraftar böyle bir maça ve sonuca ne zamandır hasretti... Üstelik rakip, sezonun en az gol yiyen takımıydı. Kâğıt üstünde zor bir maçtı fakat...
Kartal yüksek uçtu... Maçı kolaya çevirdi, rahat kazandı.
Göztepe ya hiç gününde değildi ya da bu oyun karşısında çaresiz kaldı. Lis kalesinde 4 gol gördü.
Beşiktaş’ta herkes iyiydi ancak Oh’a bir parantez açmak gerek. Güney Koreli delişmen golcü yine golünü attı. Taraftara derinden “oh” çektiren Oh, Beşiktaş taraftarının en çok sevdiği futbolculardan biri olabilir.
23.02.2026/Pazartesi
HAYAL KIRIKLIĞI
FENERBAHÇE AŞ-KASIMPAŞA AŞ: 1-1
Goller: Asensio (90+5’)/Allevinah (90+11’)
Kırmızı kart: Murtaza bin Yunus (90+3’)
Ligin son düzlüğüne girme aşamasında Fenerbahçe’ye puanları eşitleme şansı -ki bu sezon ikinci defa olmalı- gelmişti. Evinde ve zorlu bir süreç yaşayan Kasımpaşa ile oynamak da bir avantajdı.
Ancak 90 dakika dolduğunda maç 0-0’dı. Üstelik Fenerbahçe, çok iyi oynamadı ve inanılmaz golleri de kaçırmadı. Paşa’nın yakaladığı üç pozisyon vardı ki ne kadar pozisyon yakalanabilirdi.
Yine de 90+5’te Asensio kısmetiyle -top savunmaya çarptı, kaleci kontrpiyede kaldı- golü attı ki İspanyol âdeta şampiyonluk gol sevinci yaşadı, formayı çıkarıp sarı kart gördü.
Takım, zafer sevinci yaşarken Gabonlu çocuk, Guendouzi’nin önünden topu alıp golü attı, tabelaya 1-1’i yazdı.
Reel olarak Fenerbahçe sadece 2 puan kaybetti... Tedesco da olaya böyle baktı, bakıyor. Fakat taraftarın inanç ve güveni bir kez daha yara aldı. Bir sıkıntı da tarihin tekerrür etme ihtimaliydi.
Hakem yönetimi... Şimdi ne konuşulabilir ki? Saha da iki top varken oyunu devam ettiren bir hakem yönetimi. Üstelik maçta bu olay 2 kez yaşanıyor.
Oyuncu aut çizgisinde yerde kalıyor. Top karşı kaleye kadar gidiyor, atak tazeleniyor, oyun yaklaşık 30 saniye sürüyor belki. Hakem durdurmuyor ama neyse ki top taca gidiyor.
Neyse, hakemlere de fazla haksızlık etmeyelim. İşte TFF’si, işte MHK’si... Yayıncı kuruluşu, spor programları, yorumcu ve yazaralar...
Gömleğin ilk düğmesi iki belki üç sıra yanlış iliklenmiş, bunlar son düğmeyi konuşuyor.
GÖZE TAKILANLAR;
*Vitor Pereira, eski takımının kalbini kırdı fakat kendisi adına iyi bir Nottingham başlangıcı yaptı.
*Fenerbahçe’nin gol dağılımı oldukça iyi fakat Asensio durunca takım da duruyor.
*Icardi değişikliğinin izahı nedir acaba?
*Nottingham, eski Nottingham mı?
GÖZE BATANLAR;
*Kocaeli-Galatasaray maçında iptal edilen Osimhen golü... Ve şimdi bu Sane golü.
Ayrıca bu hafta ne çok benzer gol atıldı ve Sane hariç hepsinde gol kararı verildi.
*Atila Karaoğlan ve VAR...
Erman Toroğlu: Atilla Karaoğlan futbolu bilmiyor/Buralara nasıl gelmiş bilmiyorum.
*Futbol, birçok unsuruyla birlikte bir his oyunudur. Hakem de “hissetmek” zorundadır. Kuralları bilmekle hakemlik yapılamaz, his de gerekir.
*Aklıma takıldı; Fenerbahçe’nin son sembol futbolcusu Alex mi? Mesela ondan sonra Fenerbahçe’de kim hatırlanacak? Nene mi, Duran mı, en-Nesyri mi? Talisca mı, Kerem Aktürkoğlu mu? Tabii Lefterler, Canlar, Alparslanlar, Cemiller, Rıdvanlar, Oğuz ve Aykutlar, Alexler gibi sembollerinden başka sembolü olmayacak mı Fenerbahçe’nin?
Yorum-Haber: Yüksel Durak