Ülkücü Hareketin tarihini yazan Araştırmacı Yazar Hakkı Öznur Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyaretini ele alan açıklamasında bunun siyasi bir ziyaret olduğunu ,”Ekümenizm” hesabı ile Türkiye’ye geldiğini kirli emelinin Fitne ve fesat yuvası Fener Rum Patrikhanesine egemenlik sağlamak olduğunu açıkladı. Açıklamasında, Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun değişik zamanlarda Papa ile ilgili yaptığı konuşmalara da yer verdi.

Açıklamanın tam metni:
Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Papa 14. Leo nun Türkiye'ye gerçekleştireceği ilk yurtdışı ziyaret İznik Konsili'nin bin 700. yıldönümü için düzenlenen bu ziyaret, hem dini hem de siyasi açıdan Hristiyan dünyası için büyük önem taşıyor.
Tarihteki ilk ABD’li Papa olan 14. Leo, “ekümenizm” hedefiyle Türkiye’ye geldi. Ne demek bu? Tüm Hıristiyan mezhepleri arasında birliği yeniden sağlamak demek.
Ziyaret, Katolik Kilisesi ile Ortodoks dünyası arasında ekümenik bir dayanışma ve diyalog fırsatı olarak da görülüyor. Bu olay, aynı zamanda Ekümeniklik iddiasında bulunan Fener Rum Partrikanesi'ne de elini güçlendirme imkanı sunuyor.
Fatih Müftülüğüne bağlı Bartholomeos, “Ekümenik Patrik” olarak sunulacak, 300 milyon Ortodoks’un sözde lideri yapılacak.
Papa 14. Leo İznik’te Hristiyanlık tarihinde büyük önem taşıyan Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü törenlerine katılmıştır. Konsilin önemi, hristiyanların birliğinin sembollü olması.

Papa’nın ziyareti, bölünmüş Hristiyanlığın son kez birleştirilmesi fikrine dayanır. Bu nedenle konu ibadet değil, egemenlik meselesidir. Papa'nın kendisini Ekümenik ilan eden Fener Rum Patrikhanesi papazı Bartholomeos da eşlik edecek. Güya Hristiyan dünyasının birleşme buluşması gerçekleşecek.
Burası hem Katolik hem de Ortodoks Kiliseleri için kutsal bir mekan olsa da, Vatikan için oldukça sembolik. Üstelik bu ziyaret kapsamında 1700 yıldır yapılmayan ayin, tarihi bölgedeki kalıntılarda özel olarak yapılacak. Papa'nın bu ayine başkanlık etmesi bile başlı başına bir önem arz ediyor.
Papa 14. Leo, Fener Patriği Bartholomeos ile 325 yılında Hz İsa'nın 'İlahi' ilan edildiği İznik Konsili'nin yapıldığı yerde dua edecek. Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos ile birlikte İznik'te ayin düzenlemiştir.

Bu ziyaretin, Hristiyanlık tarihinde özel bir yeri olan ve Miladî- 325 yılında Hz. İsâ Peygamber Aleyhisselâm'a nâzil olan İncil'den bazı bölümlerin sonradan eklendiği veya çıkarıldığı iddiasıyla toplanan 'İznik Konsülü'nün 1700. yılına rastlatılması ilginçti.
Dünyadaki bütün Hıristiyan mezhepleri, Katolik, Ortodoks ve Protestanlar I. İznik Konsili’nde ilan edilen İnanç Bildirgesi’ni kabul edip, iman ediyor En önemli tartışma İskenderiye başrahibi Ariyüs’ün “Tanrı birdir, doğmamış, doğrulmamıştır” savı üzerinde cereyan etti.
Konsil de “Baba-Oğul-Kutsal Ruh” üçlemesi kabul edilirken, farklı Hıristiyanlık yorumları yok sayılarak din dışı ilan edildi. Konsil Hristiyan inancının temelini şekillendirdi.
Konsil iki temel konuyu karar bağladı. Birincisi Hazreti İsa’nın kimliği ikincisi, Paskalya bayramının tarihi. I. İznik Konsili’nde alınan kararlar, tüm dünyadaki 3 milyara yakın Hıristiyan tarafından kabul ediliyor.
İznik Konsili H.z İsa’nın Allah’ın kulu ve peygamberi olduğunu savunan Hıristiyanlarla, Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederek teslis inancını savunan Hıristiyanların, ortak bir karara ulaşmaları için toplanmıştı.
onsil de pagan inancına sahip İmparator Konstantin’in de desteğiyle teslisi savunanlar galip çıkmıştı.
Dünyadaki bütün Hıristiyan mezhepleri, Katolik, Ortodoks ve Protestanlar I. İznik Konisili’nde ilan edilen İnanç Bildirgesi’ni kabul ediyor.

İznik Konsili Hıristiyanlar açısından bir nevi amentü özelliği taşıyor. Bu ayinde Hıristiyanların 1700 yıl önce olduğu gibi yeniden bir ve beraber olduğunu ifade ediyor. Kime ve neye karşı olduğunu söylemeye gerek var mı? 1700 yıl sonra bütün ayrılıklarını bir kenara bırakan Katolik ve Ortodoks dünyası ı, teslis inancının kabulü etrafında tek bir paydada buluştuklarını “bir“ olduklarını tüm dünyaya ilan ettiler.
İznik ayinine Osmanlı izin vermemiş, Atatürk izin vermemişken AKP hükümeti zin verdi. Hırsızlık, cinayet, sapkınlık teşkilatı papalığın Fener Rum patriği ile işbirliği küresel bir çalışmadır.
MSÜ Rektörü Afyoncu yaptığı paylaşımla Papa 14. Leo’nun Haçlı Seferleri’ni başlatan ünlü konuşmanın yıl dönümünde Türkiye’ye geldiğine dikkat çekti. Afyoncu seferler sonucunda yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiğini hatırlattı:
“Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yok edildiler.

Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi."
Papa, bölgede düzenlenen Birinci İznik Konsili'nin 1700. yıl dönümü törenine katıldı. Alana, Rum Ortodoks Patriği I. Bartholomeos da geldi. Bartholomeos'un Papa ile yan yana gözükmesi, akıllara Fener Rum Patriği'nin geçmişte ekümeniklik (cihanşümûllûk/evrensellik) iddiasında bulunmasını getirdi.
Bartholomeos, "Ukrayna Barış Zirvesi"ne ekümenik sıfatıyla katılmış ve bu durum Türkiye'de tepkilere sebebiyet vermişti. Ağustos ayında ise ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Fener Patrikhanesi’ni ziyaret edip Bartholomeos ile görüştükten sonra Bartholomeos’tan “Ekümenik Patrik” diye bahsetmişti.
Tarih boyunca hiçbir papa Osmanlı ülkesini ziyaret etmedi. Osmanlı, Ortodoks tebaayı kendi otoritesi altında tutarak Batı etkisini sınırladı. Papa’nın İstanbul’a gelişi, Ortodoksluğun Batı’ya devri gibi algılanırdı. Osmanlı devlet mantığına göre, “Devlet sınırları içinde başka bir egemen güç görünmez” anlayışı vardı. Aynı modern Türkiye Cumhuriyeti'nde olduğu gibi. Çünkü Papa, sadece dini değil, politik egemenlik iddiası taşıyan bir aktör.
KÜRESEL BİR PLANLAMA SİYASİ BİR ZİYARET
Papa'nın ziyareti, dini değil siyasi bir ziyarettir. Bu ziyaretlere Osmanlı Padişahları da Atatürk de izin vermedi. Bugün izin verilmesi son derece yanlış olmuştur Papa'nın ziyareti Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne ve ulusal egemenliğe tehdittir olduğunu savundu.
Öte yandan Atatürk, 1925 yılında, İznik Konsilinin 1600. yılı nedeniyle İznik'te yapılmak istenen Ortodoks ayinine izin vermemişti. Atatürk, 1925 yılında, İznik Konsilinin 1600. yılı nedeniyle İznik'te yapılmak istenen Ortodoks ayinine izin vermemişti.
Papa 14. Leo, Türkiye'yi ziyaret eden beşinci Papa Ancak tarih boyunca birçok Papa'nın İznik veya İstanbul'u ziyaret etme girişimleri engellendi veya gerçekleşmedi. Cumhuriyet döneminde ise papalara izin verilmemesi aşağıdaki süreçlerle oldu:
1967 yılında Papa 6. Paul' ret
Papa 6. Paul, 1967 yılında İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi'ni ziyaret ederek Patrik 1. Athenagoras ile tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. Bu, Türkiye'yi ziyaret eden ilk Papa oldu. Bu ziyaret sırasında İznik'e de gitme arzusu dile getirildi ancak gerçekleşmedi. Türk hükümeti, 1960'lı yıllardaki Kıbrıs krizi ve Türk-Yunan gerginlikleri nedeniyle böyle bir ziyaretin siyasi yansımalarından çekindiği için izin vermedi. Ayrıca Türkiye'nin laik karakterini koruma endişesi de rol oynadı.
GENÇ ÜLKÜCÜLER PAPA 6. PAUL’A SERT TEPKİ GÖSTERMİŞTİR
Katolik Kilisesi’nin 262’nci Papa’sı 6. Paul, 25 Temmuz 1967 günü Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay davetlisi olarak ülkemize gelmiş, Sunay, Başbakan Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil tarafından havaalanında törenle karşılanmıştı.
Adalet Partisi hükümeti, Papa’ya özel muamele göstermiştir. Papa 27 Temmuz günü Ayasofyayı’da ziyaret etmiştir. Mihmandarlık yapan Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'in şaşkın bakışları arasında Papa Ayasofya'da birden yere diz çöküp haç çıkartarak ‘İşte cennet burası’ diye haykırmıştır. Böylece 6. Paul, İstanbul'un fethinin ardından Ayasofya'da alenen dua eden, ilk Hristiyan dini lider oldu.
Papa 6. Paul’un Ayasofya içerisinde diz çökerek dua etmesi, Türk milletini derinden yaralamıştır. Milli şuur ve tarih bilincine sahip CKMP gençlik kolları bir açıklama yaparak, AP hükümetini, Vatikan’ı ve Katolik dini lider Papa’yı sert bir şekilde eleştirmiştir.
Açıklamada “Ayasofya; Sultan Fatih'in ebediyen cami olmak üzere özel vakfiyesidir ve bizlere kutsal emanetidir. Ayasofya’da, İslam düşmanı Papa’nın diz çöküp dua etmesi yaralayıcıdır. Mason AP iktidarı, Vatikan’ı sevindirmiş, milletimizi ise derinden üzmüştür. Büyük ecdadımızın izinde yüce hedeflere doğru yürürken, inancımız tam, kararımız kesindir. Milliyetçi Türk Gençliği olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Ayasofya ibadete mutlaka açılmalıdır.”
25 Ekim 1975 yılında İstanbul Ülkü Ocakları, binlerce mensubu ile Ayasofya’ya gitmişler, Ayasofya’nın, Türk’ün olduğunun tescili için ezan okuyup, namaz kılmışlardır. Beyazıt Meydanı’nda bir araya gelen 5000 ülkücü, “Ayasofya açılsın çan sesleri susmalı”, "Zincirler Kırılsın, Ayasofya Açılsın" sloganları atarak Ayasofya’ya yürümüştür. Ülkücü Gençlik tekbir sesleri ile Ayasofya’ya girmiş, Türk bayrağı asmış, Kur'an-ı Kerim okumuş namaz kılmıştır.
4 yıl sonra Papa 2. Jean Paul, 29 Kasım 1979 yılında İstanbul'u ziyaret etti ve Patrik Dimitrios ile görüştü. İtalyan Büyükelçiliğindeki Katolik kilisesinde konuşan Papa , İznik'i ziyaret etme arzusunu birkaç kez dile getirdi,
Papa 2. Jean Paul’un ziyaretine Ülkücü Gençlik büyük tepki gösterdi. Protesto eylemleri yaptı. Hergün gazetesinde Papa İle ilgili karşıt yayınlar yapıldı. Özellikle 2000 yılı Jübile yılında İznik’i ziyaret talebi yenilendi. Ancak Türk hükümeti, Papa'nın İznik ziyaretine izin vermedi.
Papa 16. Benedict de istemişti:
Papa 16. Benedict, 2006 yılında Türkiye'yi ziyaret etti ve İstanbul'da Patrik 2. Bartholomeos ile buluştu. İznik'i ziyaret etme isteği vardı ancak program dışı kaldı.Resmi bir ret olmasa da, ziyaret programına dahil edilmedi. Papa'nın 2006'dan kısa süre önce İslam hakkında tartışmalı açıklamaları (Regensburg konuşması) nedeniyle Türkiye'de oluşan tepkiler, AKP hükümetinin Papa'nın ziyaretini sınırlı tutma tercihi ve güvenlik endişeleri etkili oldu.
PAPA’YI PROTESTO EDEN AYASOFYA’DA NAMAZ KILAN ALPERENLER GÖZALTINA ALINMIŞTIR
2006 Kasım’ında Türkiye’yi ziyaret eden katı Katolik lider Papa 16. Benedikt ülkemize gelmeden kısa bir süre önce Regensburg Üniversitesi’ndeki konuşmasında İslam’ı bir şiddet dini gibi gösterip, Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhinde çok çirkin, ahlaksız, saygısız ifadeler kullanmıştı. Bu sözleri İslam dünyasını ayağa kaldırmıştı.
Alperen Ocakları’na bağlı Alperen gençlik, 22 Kasım 2006 günü Ayasofya'ya giderek, İslam düşmanı açıklamalarıyla bilinen Papa 16. Benedikt'in Türkiye'ye yapacağı ziyareti protesto etmişler, ardından Ayasofya Camii’ne girerek iki rekat ‘şükür namazı’ kılmışlardır. İslam'a ve Peygamber Efendimiz'e (sav) hakaretler yağdıran, Türk düşmanı olan Papa 16'ncı Benedikt'i, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan karşılarken Alperenler ise milli tepkilerini gösteriyordu.
Siyasal iktidarın talimatı üzerine Alperen Ocakları Genel Başkanı ve Ocak mensubu 40 Alperen gencimiz gözaltına alınmıştır. Güvenlik güçleri, Alperen gençliğin üzerine biber gazı sıkmış, sert muamelelerde bulunmuştur. Alperen gençler, vakur duruşlarını asla bozmamıştır.
22 Kasım 2006 günü bir açıklama yapan Muhsin Yazıcıoğlu, “Ayasofya’da namaz kılmak çirkin bir hadise kınıyorum” diyen, karanlık zihniyeti sert bir şekilde şu sözlerle eleştirmiştir:
“Amacı Hristiyan birliğini temin etmek, Bizans'ı hortlatmak olan Papa’nın, İslam’a saldıran küstah açıklamalarına tepki göstermeyenler, İslam düşmanı Papa 2. Benedikt'i, uçağın kapısında kırmızı halıyla karşılayanlar, Ayasofya’da namaz kılan ihlaslı, imanlı, vatanperver gençlerimize hakaret etmekteler. Aklınızı başınıza toplayın! Sizi uyarıyorum. 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye’de askerimizin başına çuval geçiren Amerikan emperyalizmine, Amerikalı conilere ses çıkarmayanlar, çuvalın hesabını sormayanlar, milli ve İslami değerlere bağlı bu aziz milletin evlatlarına laf söyleyemez. Haddinizi aşmayın!” demiştir.
MUHSİN YAZICIOĞLU: ALPERENLERE MARJİNAL DİYENLERİN KENDİLERİ MARJİNALDİR
26 Kasım 2006 günü Muğla’da partili arkadaşlarıyla bir araya gelen Muhsin Yazıcıoğlu Alperen Ocaklarını Ayasofya konusundaki duyarlılıklarından ve yapmış oldukları demokratik eylemden dolayı tebrik etmiş ve sahip çıkmıştır.
Şu ifadeleri kullanmıştır:
''Bu ziyaret öncesinde Papa'nın Ayasofya'da dua etmek istediği ve Ayasofya'yı kutsamak istediği deşifre oldu. Alperen Ocakları'na mensup gençlerin camide namaz kılarak gösterdiği bu demokratik tepkisi sonrasında Papa'nın Ayasofya'da dua edip Ayasofya'yı kutsama girişimi tamamen ortadan kalktı. Bu gelişme sonrasında Türk devletinin, hükümetinin daha duyarlı hale gelmesi sağlanmıştır. Bu gençlerin Ayasofya'da namaz kılması Ayasofya'nın statüsü konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirmiştir. Fatih'in Türk milletine armağanı olan Ayasofya camisinde gençlerin namaz kılmasını bile içlerine sindiremeyenler her halde Papa'nın Ayasofya'da dua etmesine alkış tutacak değiller. Ayasofya bizimdir. Papa, Ayasofya’da dua edemez. Papa’ya da biber gazı sıkılacak mı?”
Muhsin Yazıcıoğlu, Alperen Ocakları yeni Genel Merkezi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Papa'nın Türkiye ziyareti öncesinde, ''İnançlara, peygambere ve dine küfür ettiği, İstanbul'a Constantinopolis, Ayasofya'ya kilise dediği için'' Alperen Ocaklarına mensup gençlerin Ayasofya'da namaz kıldığını anımsatmış, bu eylemle ''milli kimliğin vurgulandığını'' ifade etmiştir.
AKP hükümetinin demokratik ve milli bir eylem yapan Alperen Ocakları üyelerini ''marjinal'' olarak nitelemeleri üzerine Yazıcıoğlu, ''Asıl marjinal kendileridir muhalefette başka iktidarda başka konuşuyorlar, buradan 'hadi oradan' diyorum, asıl marjinal sizsiniz'' diye konuşmuştur.
GERİLİMLERİN SORUMLUSU KÜSTAH AÇIKLAMALAR YAPAN PAPA VE VATİKAN’DIR
Muhsin Yazıcıoğlu Ayasofya ve Papa ile ilgili sorular soran gazetecilere şunları söylemiştir:
“'Türkiye'deki mevcut yasalar Papa'nın Ayasofya'da dua etmesine imkan vermez. Yasalara rağmen Papa'nın burada dua etmesi Türk devletine meydan okumaktır, yasalara karşı meydan okumaktır. Devlet varsa gereğini yapar ve böyle bir yanlışlığa müsaade etmez. Böyle bir yanlışlığa müsamaha gösterilemez ve devletin de müsamaha göstermemesi lazım'
Biz dinlere, liderlere de saygılıyız. Bizim gösterdiğimiz saygı ve hassasiyeti onlardan da bekliyoruz. Papa'nın Türkiye ziyareti öncesinde bir gerilim yaşanıyorsa, bunun sebebi Papa'nın yaptığı açıklamalar ve davranışlarıdır.
Bir dinin kutsalına, peygamberine, kitabına yönelik bir dil uzatma varsa artık bu küstahlıktır, düşmanca bir ifadedir. Katı Katolik Papa 16’ncı Benedikt, yüce dinimize ve Peygamber Efendimize dil uzatma küstahlığını göstermiştir. İslam düşmanı Papa, Haçlı zihniyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Papa’nın sözlerine ve ziyaretine kimse sessiz kalamaz. Büyük Fatih’in izinde olan bu milletin evlatları Alperen gençler de milli tepkilerini demokratik bir şekilde ortaya koymuştur.
Alperen Ocaklarına tepki gösteren çevrelere baktığımızda bunların Vatikan’ın, Türkiye’de ki açık ve gizli hizmetkarları ve iş birlikçileri olduklarını görürüz. Batı dünyası Ayasofya ve İstanbul’u kaybetmeyi hazmedemedi. 1967 yılında Katolik kilisesi lideri Papa 6. Paul Ayasofya’ya girerek dua etmiştir. Milletimiz tepki göstermişti. Tekrar aynı şey yaşanmamalıdır.
Bir kez daha ifade ediyorum: Ayasofya Fatihin vakfiyesidir Amaç dışı kullanılamaz. Müze olarak devam etmesi Fatih'in ruhuna ve Fatih'in vakfiyesinin manasına aykırıdır, Vakıflar Kanunu’na aykırıdır, 6570 sayılı Kira Kanunu’nun 1’inci maddesine aykırıdır; çünkü, ibadethaneler gayeleri dışında kullanılamazlar.
Ayasofya, bir an evvel bugünkü Vakıflar Kanunu'na uyulmak suretiyle, hangi maksat için vakfedilmişse o maksat için kullanılmak mecburiyetindedir.”
VATİKAN VE BATI BASINI: BOZKURTLAR AYASOFYA’DA NAMAZ KILDI
Türkiye’nin milli direnci ve milletimizin gözbebeği olan Alperen gençlerimizin milli eylemi, başta Vatikan olmak üzere Batı dünyasını rahatız etmiş, çılgına çevirmiştir. AKP medyası, tekelci medya, kartel medyası, Vatikan medyası, dünya medyası ile aynı dili kullanarak, Alperen gençlik aleyhine algı operasyonları yapmış, iftiralarda bulunmuş, karalama kampanyaları yürütmüştür. Vatikan hâlâ bir derin kuyu. Karanlık ve kirli Vatikan medyası, “Bozkurtlar Ayasofya’yı işgal etti” manşetlerini atmışlardı. Yine 2012 yılının Mayıs ayında, İstanbul Alperen Ocakları’na mensup yüzlerce Alperen, Ayasofya Müzesi'nin cami yapılarak, ibadete açılması için Ayasofya Meydanı'nda sabah namazı kılmıştır.
Ellerinde bayrak ve pankartlarla Ayasofya Meydanı'nda toplanan Alperenler, İstanbul'un fethinin yıl dönümü dolayısıyla Ayasofya Müzesi'nin camii yapılarak ibadete açılmasını istemişlerdir. İbadete kapalı olan Ayasofya önünde 'Ayasofya camidir, cami kalacak' ve 'Zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın' şeklinde slogan atmışlardır.
Papa Francis, vasiyet olarak İznik'te ısrar etti
Papa Francis, 2014 yılında İstanbul'u ziyaret etti ve Patrik Bartholomeos ile görüştü. İznik'e gitme arzusu özel olarak iletildi. Türk makamları, ziyaret programına İznik'i dahil etmedi. Daha sonra da Papa Francesco, Birinci İznik Konsili'nin 1700'üncü yıl dönümü için İznik'e gitmeyi çok arzu etmiş, değişik vesilelerle bunu dile getirmişti. "Ben hayatta olmazsam halefim mutlaka İznik'e gitsin," diye sözlü bir vasiyette bulunduğu ortaya çıkmıştı.