24. Dönem Manisa Milletvekili , Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şube Başkanı ve Gazeteciler-İletişimciler Cemiyeti Onur Kurulu Başkanı Dr. Muzaffer Yurttaş eşi Dilek Yurttaş’la birlikte katılım gösterdiği Turistik Doğu Ekspresi turu izlenimlerini kaleme aldı. Yurttaş’ın yazısı şu şekilde;

26 Aralık 2025 sabahı, yılın en uzun gecelerinin gölgesinden henüz gün doğarken, eşimle birlikte Manisa’dan İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na doğru yola çıktık. Uzun zamandır gönlümüzde bir kar masalı gibi sakladığımız bir hayali gerçeğe dönüştürmekti niyetimiz. Kışın eşiğinde olmamıza rağmen hava güneşliydi; sanki gökyüzü, içimizde filizlenen heyecanı ılık bir ışıkla kutsuyordu.
Uçağımız bizi, kısa bir gecikmeyle Ankara’ya taşıdı. Havalimanından Ankara Tren Garı’na uzanan yol, bir şehirler arası mesafeden çok, bir hayalden bir hatıraya geçişin eşiği gibiydi. Gar’a varana dek, molalarda göreceğimiz şehirleri, pencereden akıp gidecek manzaraları, yolda biriktireceğimiz anıları konuştuk. Zaman hızla akıyor ama biz bilerek yavaşlıyorduk; çünkü bu seyahat, bir yerden bir yere değil, bir hatıradan bir hatıraya yapılacak bir seyahatti. Bu yolculuk; varmak için değil, yolda olmak için çıkılmış bir serüvendi.

1949’dan bu yana nice kavuşmaya şahitlik eden Doğu Ekspresi, artık Turistik Doğu Ekspresi kimliğiyle geçmişle geleceği aynı vagonun penceresinde buluşturuyor. Karla kaplı dağlar, derin vadiler, taş medeniyetlerin izini taşıyan şehirler… Her durak, Anadolu’nun kalbine açılan bir kapı gibi. Bu yol, sadece bir demiryolu değil; kavuşmaların, hayranlıkların ve içe işleyen sessiz güzelliğin hattıydı.

Ankara’dan başlayan yolculuk, Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum üzerinden 1310 kilometrelik uzun bir nefesle Kars’a ulaşır. Bu güzergâh boyunca karla örtülü dağlar, kanyonlar, vadiler ve tarihi miras, yolculara kartpostal inceliğinde manzaralar sunar. Duruşlarla birlikte yaklaşık 33 saat süren bu seyahat, her mevsimden değil ama kışın en çok yakıştığı bir destandır.

Turistik Doğu Ekspresi, özellikle gençlerin ve doğa tutkunlarının göz bebeği olmuş; 2019’dan bugüne 81 binin üzerinde yolcuyu ağırlayarak, Türkiye’nin en özel turizm markalarından biri hâline gelmiştir.
2019’da başlayan Turistik Doğu Ekspresi seferleri, her kış Anadolu’nun en beyaz rüyasını vagonlarına işler. 22 Aralık’ta sezonun ilk seferi yapılmış, Ankara’dan Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri yola çıkmaya başlamıştı. Biz de sezonun üçüncü seferinde, tam vaktinde trende yerimizi aldık. 8’i yataklı vagon, 10 kompartımanlı her vagonda 8 yatak ve bir yemek vagonu… 160 kişilik kapasitesiyle bu tren, adeta hareket eden bir misafirhane, bir yoldaş meclisi idi. Şimdi trenin ritmik uğultusunu dinliyor, yolculuğun başlamasını bekliyorduk. İçimizde çocukluğumuzun ilk karı kadar temiz bir sabırsızlık vardı.
Trende 40’ı farklı üniversitelerden seçilmiş gençler olmak üzere toplam 160 yolcu vardı. Kimi sırtında fotoğraf çantası, kimi cebinde not defteri, kimi dilinde türkü taşıyordu. Farklı hikâyeler, aynı rayın üstünde tek bir yol kaderinde buluşuyordu.

Ve Nostaljik Yolculuk Başlıyor!
Ve şimdi biz…
Rayların türkü söylediği bu uzun yolda yerimizi aldık. Bir hayalin içinden geçer gibi Anadolu’nun beyaz kalbine doğru yol almayı bekliyoruz. Birazdan düdük çalacak… Ve biz o düdükte, yıllardır biriktirdiğimiz özlemi uğurlayıp, yepyeni hatıraları karşılayacağız.
Yol kadar yolcu, yolcu kadar yoldaş da önemlidir. Çünkü her yol, üzerinde yürüyenlerin kalbiyle şekillenir;
her menzil, birlikte yürünmüş adımların gölgesinde değer kazanır.
Yola revan olmak gerek…Bir niyetle, bir hevesle, bazen de sadece inanarak.
Uzaklara varmak için değil yalnızca;
kendimizi bulmak, dünyayı duymak, hayatı anlamak için.
Menzile varmak elbette güzel,
ama yolda olmak daha öğreticidir.
Trenin penceresinden akıp giden tarlalar, dağlar, tüneller, köyler… Hepsi bize aynı şeyi söyler: Asıl hikâye, varılan yerde değil; gidilen yolun kendisindedir.

Yol uzadıkça sabır öğrenilir,
manzara değiştikçe şükür hatırlanır,
yoldaşla konuşuldukça gönül çoğalır.
Biz de şimdi rayların ritminde,
Anadolu’nun sessiz ve derin şiirine eşlik ediyoruz. Yolun içindeyiz… Ve biliyoruz ki en kıymetli varış, yolda kazanılan hatıralardır.

Tren Yolculuğu Sakinlik İster
Tren yolculuğu, bir hız yarışından çok daha fazlasıdır; sakinliktir, dinginliktir, yavaş yaşamın ritmidir.
Rayların çıkardığı düzenli tıkırtı, zamanın nabzı gibidir; bizi acele ettirmeden, hayatı anbean hissetmeye davet eder.
Elbette yüksek hızlı trenler olmalı…
Çağın ihtiyacıdır, medeniyetin işaretidir.
Fakat bir toplum yalnızca hıza değil, hatıraya ve ruha da ihtiyaç duyar. Bu yüzden nostaljik rotalar ihmal edilmemeli; çünkü onlar geçmişi bugüne taşıyan, yolculuğu bir varış noktası değil, bir yaşama biçimi kılan yollardır.
Dünyada Alpler’in eteklerinden geçen, çölleri yaran, okyanus kıyılarını selamlayan nice turistik ve nostaljik tren hatları var. Her biri, gittiği coğrafyanın hikâyesini vagonlarına işler,
yolcusuna yalnız bir bilet değil, bir duygu sunar.
Turistik Doğu Ekspresi de işte bu duygunun Anadolu’daki adıdır. 1310 kilometrelik uzun rotasıyla dağları, vadileri, köyleri, şehirleri bağlayan, kışın beyaz sessizliğini yolcularının kalbine nakşeden en özel demiryolu masallarından biri…
Bu tren, yalnızca Kars’a gitmez; sabaha, sohbete, hayale, hatıraya, yoldaşlığa gider. Ve bize şunu hatırlatır: “Hayat bazen hızdır, bazen yoldur; ama en çok yolda kalandır.”
Biz de bugün bu kadim hattın yolcuları olarak,
yavaşlığın huzurunda, manzaranın şiirinde, yolun hatırasında buluşuyoruz.

Uzun İnce Bir Yoldayız!
Uzun ince bir yolda, rayların iki yanında manzaralar akıp giderken, Turistik Doğu Ekspresi ile yolculuğumuz devam ediyor. Vagonlar sadece şehirleri değil, hikâyeleri de taşıyor; her kompartıman bir hatıra, her pencere bir mısra sanki.
Yol boyunca tanışmalar çoğalıyor, isimler yabancı olmaktan çıkıyor, sohbetler uzadıkça gönüller yakınlaşıyor. Paylaşılan çay, sunulan ikram, okunan şiir; hepsi bu uzun yolun sessizliğine zarif bir seda ekliyor.
Kimi zaman bir türkü yükseliyor koridorda, kimi zaman bir halay halka oluyor Dadaş’ın coşkusunda; halaylar, halaylara yoldaş; sevinçler sevince kardeş oluyor. Şiirler karla yarışıyor, tüneller ritme kulak kesiliyor, raylar halayın temposuna ayak uydurur gibi tıkırdıyor.
Bu yolculukta amaç sadece gitmek değil; birlikte yürümek, paylaşmak, hikayeler yazmak, aynı manzarada buluşmak…Yol uzun, ömür kısa; ama bu anlar sonsuz. Anın değeri yok belki ama anıların değeri çok.
Yolun Şiiri: Sonbahardan Kışa Geçen Hat
Yol uzadıkça mevsimler de içimizde konuşmaya başladı. Pencereden süzülen görüntüler, sonbaharın altınından kışın beyazına geçiyordu:
Kimi sürülmüş, kimi baharı bekleyen tarlalar… Sisli dağların vakur susuşu… Rüzgârın saçlarını taradığı ağaçlar… Işığın yutulduğu uzun tüneller… Gölgesinde hayatın akıp gittiği köyler ve yerleşim yerleri…
Rayların tıkırtısı, zamanın nabzı gibiydi; acele ettirmeden, hissettirerek yol aldırıyordu. Çünkü tren, sadece bir araç değil; sükûnetin, sabrın ve yavaş yaşamın öğretmeniydi.
Yol kadar yolcu, yolcu kadar yoldaş da önemlidir. Çünkü her yol, üzerinde yürüyenlerin kalbiyle şekillenir; her menzil, birlikte yürünmüş adımların gölgesinde değer kazanır.

Erzincan: Senenin İlk Karına Şahitlik
Trenimiz Erzincan’da 2,5 saat mola verdi. Şehir, bu gece yılın ilk karını usulca karşılamış; sokaklar beyaz bir sükûta, damlar ince bir sevince bürünmüştü. Biz de karın taze izlerini takip edip bir taksiyle şehir merkezine geçtik.
Bakırcılar Çarşısı’nda çekiç sesleri rayların tıkırtısına kardeş bir ritim tutuyor; bakırın sıcak rengi, karın soğuk beyazıyla zarif bir tezat kuruyordu. Ustaların alın terini dinledik, bakırın tarihini gözlerimizle okuduk. Ardından bir çarşı gölgesinde çaylarımızı yudumladık. Demliydi çay, berraktı anı.
Sonra yeniden trene döndük. Çünkü yol, şehirden daha uzun bir hikâye fısıldıyordu.

Erzurum: Ayazı Isıtan İnsan Diyarı
İkinci uzun molamız Dadaşlar diyarı Erzurum idi. Kar, gece boyunca sabaha kadar yağmış; şehri sessiz bir destana, beyaz bir masala dönüştürmüştü. Hava keskin, ayaz yiğitti; ama soğuğu yenen, Erzurum’un gönlü oldu. Erzurum’da üşüyen sadece hava oldu, gönüller değil.
Taşhan’da dostlarla buluştuk, Çifte Minare’nin gölgesinde yürüdük. Karın çıtırtısında şehrin ruhunu dinledik. Ve anladık ki bu coğrafyada iklim sert olabilir, ama insan daha güçlüdür. Çünkü burada misafirperverlik, en kalın paltodan daha sıcak bir sığınaktır. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı arkadaşımız Murat Ertaş ve arkadaşları ile zaman geçirdik, Erzurum’u ve edebiyatı konuştuk. Yeni tarihi bir mekana ve sokağa kavuşmalarının sevincini anlattılar. Güzel hizmetlerine ve projelerini hayata geçirmeye devam edeceklerine gönülden inanıyorum.
Erzurum’dan sonra tren, Kars’a doğru yeniden yola revan oldu.
Bir şehrin selamını alıp bir başka şehre umutla yürüyen bir köprü olduk adeta.

Kars: Doğu’nun Beyaz Başkenti
1310 kilometrelik yol, nihayet bizi Kars’a ulaştırdı. Buraya Doğu’nun başkenti dense yeridir; çünkü tarih, kültür ve doğa burada aynı cümlede nefes alır.
Tarihi sokakları, Kars Ulu Camii, Taşköprü, Kars Kalesi, EbulHasan Harakani Türbesi ve camii, Tarihi Kilise, Kars Müzesi gibi nice kadim mekânı ziyaret ettik. Kars peynirlerinin çeşitlerini denedik; bu şehrin lezzet mirasını, kar kadar temiz ve köklü bulduk. Çıldır Gölü, Sarıkamış ve diğer yerlere yazın gelmek için kendi kendimize söz verdik.
Kars’ın insanı güleryüzlü ve misafirperverdi. Şehrin beyazı kadar gönlü de ak, sözü de içtendi. Eşimle birlikte bu şehri yaz mevsiminde yeniden okumaya karar verdik. Çünkü bazı şehirler, bir kez değil; her mevsim yeniden sevilir.

Bölge Ekonomisine Can Veren Hat
Turistik Doğu Ekspresi, yalnızca bir gezi rotası değil; Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kars için ekonomik anlamda can suyu niteliğinde bir turizm hamlesidir. Oteller, restoranlar, seyahat acenteleri ve bölge esnafı için bu seferler bir nefes, bir umut, bir kalkınma imkânıdır.
Ancak bu kalkınmanın kalıcı olması için bölgenin tüm kurum ve işletmeleri, gelen yolcuyu müşteri değil, misafir gözüyle görmeli; çayıyla, yemeğiyle, sözüyle karşılamalıdır. Çünkü misafirin memnuniyeti, hattın geleceğidir.
Alkışlanacak Proje
Turistik Doğu Ekspresi’nin vagonlarında yol almak, yalnızca coğrafyayı değil nesiller arasındaki bağı da hissetmek demekti. Tren koridorlarında bizimle birlikte, değişik üniversitelerden seçilmiş 40 genç öğrenci de vardı. Öğrendik ki Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın her hafta üniversitelerde düzenlediği Ulaştırma Festivalleri’nde aktif görev alan öğrenciler arasından 360 genç, belirli tarihlerde bu yolculuğa ücretsiz olarak davet edilmişti. Yol biletleri, yeme-içme ve Kars’taki konaklama masraflarının tamamı Bakanlık tarafından karşılanıyordu.

Yol uzun, sohbet bereketliydi. Molalarda ve 30 saati aşan seyahat boyunca bu gençlerle tanışma ve konuşma imkânı buldum. Her biri pırıl pırıl, ideal sahibi, memleket sevdalısı gençlerdi. Rayların ritmine karışan sohbetlerimizde; yola, hayata, hayallere, kaygılara, kitaplara ve insanın kendini bulma yolculuğuna dair konuştuk. Soru sordular, dinlediler, anlattılar; bazen de sadece gülümseyerek aynı manzaraya baktık.
Gençlerin enerjisi vagonları ısıttı. Zaman zaman tren koridorunda halaylar kuruldu, horonlar çekildi; halkalar genişledi, alkışlar çoğaldı. Yolculuğu eğlenceli kılan bu coşku, Anadolu’nun kadim “yoldaşlık” ruhunun en canlı örneğiydi.
Bu vesileyle; Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcılarımıza, Bakanlık yetkililerine ve emeği geçen tüm paydaşlara bu vizyoner projeyi hayata geçirdikleri için gönülden teşekkür ediyorum. Bu yolculuk, gençlerin hafızasında silinmez bir iz, gönüllerinde unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır. Çünkü biliyoruz ki; büyük yollar, büyük anıları doğurur… Ve bu hat, geleceğin yolcularına sadece manzara değil, ilham da taşımaktadır.
Altyapı ve Yöresel Hazırlıkların Önemi
Yolcu ilgisinin her yıl arttığı bu hatta; yöresel lezzetler, bölgesel hediyelikler ve kısa şehir turları açısından altyapının güçlendirilmesi ve hazırlıkların yapılması elzemdir.
İstasyon çevrelerinde sosyal tesisler, yöresel ürün alanları ve hijyen ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemeler, bu deneyimi daha da değerli kılacaktır.
Geliştirme Önerileri
Öncelikle tüm bu hizmetlerde emeği olan sayın Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız ve Bakan Yardımcılarımıza ve TCDD yöneticilerine ve çalışanlarına, demiryolu görevlilerine şükranlarımı sunuyorum. Zor şartlarda hizmetin en iyisini vermeye gayret ediyorlar. Doğa ve yol şartlarının zorluğunu ve iklimin sertliğini yaşayarak gördük. Uzaktan ahkam kesmek kolay. Yaşayarak bölgeyi görmek yolu bilmek ve yaşamak gerekir. Acizane bazı önerilerimi de sunmayı bir görev biliyorum. Bakanlığımızın ve yetkililerin gerekli çalışmaları ve geliştirmeleri yapacaklarına inanıyorum.
• Seferler sadece kışla sınırlı kalmamalı; yaz döneminde de devam etmelidir.
• Vagon içleri ve koridorlar, nostaljik görseller ve sanat fotoğraflarıyla tezyin edilmelidir.
• Yemek vagonu yöresel menüler ve farklı ihtiyaçları karşılayacak şekilde genişletilmelidir.
• Güzergâhın fotojenik noktalarında kısa manzara molaları (5–10 dk) planlanmalıdır.
• Tren boyunca internet hizmeti sağlanmalıdır.
• Güzergâh ve anlık konum bilgisi sunan dijital bilgilendirme ekranları bulunmalıdır.
• Bir vagon, okuma ve sohbet alanı/kütüphane olarak düzenlenmelidir.
• Farklı şehirlerde de nostaljik turistik tren hatları geliştirilmelidir.
• Tren içinde öneri ve geri bildirim kutuları bulunmalıdır.
• Bilet satışı, aracı kurumların fahiş fiyat artışını engelleyecek, adil ve kimlik doğrulamalı bir sistemle TCDD tarafından doğrudan yapılmalıdır.
Yolun Hatırası
Doğu’nun beyaz kalbine uzanan bu yolculuk bize şunu öğretti:
Anın değeri ölçülmez belki; ama anıların değeri çoktur.
Rayların üzerinde geçen her saat, varılan şehir kadar anlamlıdır.
Bu kadim hattın mimarlarına teşekkür borçluyuz:
Ulaştırma Bakanlığı’na, TCDD’ye, üniversitelerden gelen gençlere, vagonlarda yoldaşlık ettiğimiz tüm yol arkadaşlarımıza…
Yeni sezonun ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Yol uzun, hatıra derin, yolculuk anlamlı…
Yolda olmak, bazen varıştan daha güzel.
Dr. Muzaffer Yurttaş
24.Dönem Manisa Milletvekili
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği
Manisa Şube Başkanı
28 Aralık 2025 Pazar