Laikliği Din Düşmanlığına Çevirenler
O kadar çok yanlışımız var ki… Ama bugün bizi bu çöküşe getiren son 40 yılın hataları çok daha belirleyici. Dış güçler? Elbette varlar. Fakat bir milleti asıl çürüten içeriden yenen kurtlardır.
Bu yüzden ilk sözüm, laikliği bir yönetim ilkesi değil, bir inanç düşmanlığına dönüştürenlere:
Laikliğin Yobazları!
“İlericilik” adına yüz yıl boyunca en geri zihniyeti üreten sizlersiniz.
Kim bunlar?
• Gazete köşelerinde dindarı küçümseyenler
• TV ekranlarında “gericilik” yaftasıyla milyonları aşağılayanlar
• Laikliği, toplumun değerlerine karşı bir silaha çevirenler
• Halkın inancını siyaseten hizaya getirilmesi gereken tehdit görenler
İddiam duygusal değil; somut sonuçlara bak:
Birinci Suç: İnançla Devleti Zıtlaştırdınız
Başörtüsü yasağı, bu milletin hafızasına kazınmış travmaların başında gelir.
Üniversite kapılarında kızların önü kesildi
“İkna odaları” kuruldu
Polis, başörtülü kadınları yerlerde sürükledi
“Selamün Aleyküm” devlet dairesinde risk oldu
Subaylar namaz kıldı diye ordudan atıldı Harp okullarında annesinin başörtüsü bile fişleme sebebi oldu
Siz, laikliğin görevi olan eşitliği değil; dine mesafeyi üstünlük saydınız.
Sonuç?
Dindar kitlelerin hafızasında “Biz düşmanız!” algısı kalıcılaştı.
Ve bu nefret, bir gün sandığa taşındı.
İkinci Suç: Dindarı Alaya Aldınız
Yeşilçam filmlerinde dindar:
ya sahtekâr bir hoca
ya hizmetçi, cahil, geri kafalı
Bunun adı algı mühendisliğidir.
Yıllarca din sosyolojisine değil; karikatürlere baktınız.
Kibir, köprüleri yakar. Sizin kibiriniz bir toplumu ateşe attı.
Üçüncü Suç: Laikliği Tek Doğru İnanç İlan Ettiniz
Laiklik din karşıtı değildir; ama siz onu: “Din varsa gericilik vardır” formülüne hapsettiniz.
Bu dayatma, halkın gözünde laikliği: elinden değerlerini alan bir yasak,
“Allah’a karşı kurulmuş bir sistem” olarak kodladı.
Sonuç: Bugünkü Çöküşün Zeminini Siz Döşediniz
Halk, yıllarca hor görüldükten sonra, kendini savunan ilk güçlü figürü kurtarıcı sandı. İnanç özgürlüğü vaat edene şartsız fedakârlık sundu.
Ve işte 24 yıldır yaşanan travmanın zihinsel temelleri burada atıldı.
Bu gerçeği kabul etmeden kimse bugünü anlayamaz.
Sözüm laikliği savunanlara değil
Laiklik: Devleti adil kılan ilkedir, herkesin inancını güvence altına alır.
Benim hesaba çektiğim:
Laikliği din düşmanlığına dönüştürüp toplumu ikiye bölenlerin kibri ve körlüğüdür.
Çünkü onların kibri, bugünkü istismar düzeninin en güçlü yakıtıdır.
Bölüm Sonu Sorusunu Net Koyalım:
Kimi aşağıladınsa, bir gün ona sığınmak zorunda kalırsın.
Peki biz hâlâ hatalarımızla yüzleşmeye hazır mıyız?
