Ahmet Rauf Akay


AHLAK YOKSA...

Ahlak yoksa ne vardır ki?


Ahlak yoksa ne vardır ki? Bugün yaşadığımız sıkıntıların bir nedeni bu değil mi? Hele siyaset arenası hırsların yarıştığı, insanların hiç bir ölçü tanımadan birbirini çiğneyip geçtiği bir alan. Kıyısından, köşesinden birazcık siyasete karışanlar ne  dediğimi bilirler.İnsanları gerçek yüzleri ile ancak siyasi yarışta tanırsınız.Üzerine toz konduramadığım nicelerini bu yarışta tanıdım. Öyle hayal kırıklıkları yaşadım ki, anlatamam.

Onun için kenarından köşesinden siyasetle iştigal eden biri olarak hiç bir zaman siyaseti sevemedim. Çünkü bir koltuk kapmak için birbirini ezerken,dostlukları , nice yaşanmışlığı da ezen insanları görmek beni hep siyasete ikircikli bakmaya itti.

Sakın siyasetin tabiatı demeyin. Ahlak her alanda olması gereken bir  meziyettir.Siyaset gibi zor bir alanda olması ise büyük hünerdir. Her fani başaramaz. Nice insanı un-ufak eden, bütün değerlerini patlatan bu alanda ahlaklı kalabilen gerçekten büyük insandır. Lakin bu o kadar zordur ki, birçok ahlak adamını siyasete girip çıkmasının yahut girip kaybolmasının  bir nedeni budur!

Başka bir tespitimi de söyleyeyim, bu alanda en çok dökülenler -dava adamlığı- maskesi ile gezenler arasından çıkıyor. İster siyasal İslamcı, ister nefsinin milliyetçisi olanlar arasından. Siyasal İslamcıların nasıl güç ve çıkar karşısında kar gibi eridiklerini gördük, malumu ilama gerek yok. Ama bizim cenahta da öyleleri eksik değil.

Siyasete bulaştığım her dönem en çok ayak oyunu, entrika, iftira ve yalanı -bizimkilerde- gördüm. Bazıları hiç vicdanları yokmuş gibi hareket ettiler. Bugün de öyle, partilere gidin en çok bizimkileri kontrol etmekte zorlandıklarını, mesailerinin büyük kısmını birbirleriyle didişmeye ayırdıklarını görürsünüz.Ülkücü ülkücünün kardeşidir'den ülkücü ülkücünün kurdudura nasıl evrildiklerine  tanık olursunuz. Kiminle otursanız öbürünü çekiştirdiğini görürsünüz. Eskisi yenisi fark etmiyor. Ortak özellikleri- teşkilatlarda- bir süre görev yapıp ayak kaydırma, karalama, aşağılama üzerine ihtisas yapmış olmaları. Daha kötüsü birçoğu kendini tarihin sayfaları arasında fırlamış bir kahraman gibi görür, onun için kolay kolay nasihat dinlemezler.Her biri bir başbuğdur çünkü.Böyle olunca da ekip çalışmasına uyum sağlayamazlar, hep fevridirler. 

Bütün bunları söylerken gerçek ülkücülere,gönlünü bayrağına, vatanına, milletine kaptıranlara da haksızlık etmeyeyim.Her biri Türklük ve İslam'ın güzelliklerini üzerinde taşıyan o kadar nezih, temiz milliyetçi genç/yaşlı insan var ki, gıpta edersiniz. Öylelerini hiç bir camiada bulamazsınız. Edalarında tarih saklıdır.Kendileri için değil milletleri, ülkeleri için yaşarlar.Nefisleri, ihtirasları için değil, inançları, değerleri için dövüşürler. Bunların da ortak noktaları, çoğunun teşkilatlardan uzak olması, içeride dönen filim ve fırıldaklardan haberlerinin olmayışıdır. Davayı uzaktan sevmişler ve hep fedakarlık burcunda olmuşlardır.

 İşte yol yürünecek olanlar bunlardır. Ahlaklı bir siyaset arayışında olanlar,kazip şöhretler yerine hesapsız ivazsız bu ülkeyi seven, milliyetçiliğin ahlakına ve fikrine bürünen bu insanları arayıp bulmalıdırlar. Bazıları hırsız sever, biz de böylelerini sevelim.Bir kuyumcu titizliği ile böylelerini bulup,siyasete kazandıralım. Yoksa sadece hırsız değiştirmiş oluruz.

Mustafa saçan
8.12.2022 00:11:14
Çok doğru tespit ömrüm boyunca siyaseti sevmedim