Dünya, 7 Ekim Pazar günü bir başka güne uyandı.
Filistinli Hamas İsrail’e füzeler gönderdi.
Füzeler, İsrail’in “Demir Kubbe”, “Çelik Kafes” ya da her neyse savunma sistemini aşıp İsrail şehirlerine düştü.
Düşen sadece füzeler değildi… İsrail istihbaratı da çökmüştü.
Gafil avlanan İsrail’de, ilk günde üç yüzden fazla İsrailli öldü.
Hamas, tüm dünyaya “Aksa Tufanı” operasyonunu başlattığını duyurdu.
SANDIM Kİ…
Uluslararası toplum…
“Bir-Leşmiş Milletler…”
Batı…
Medeniyet…
Hepsi tepki verdi… “Sivil insanların” öldürülmesine karşı sert tepkiler verdi…
Bir an sandım ki, yeryüzünde ilk kez bir savaşta “siviller” öldürülüyor.
Sandım ki Filistinliler İsrailli sivilleri öldürüyor.
Vay be!
BİLİYORUM/BİLİYORUZ/HERKES BİLİYOR
Uluslararası toplum…
“Bir-Leşmiş Milletler…”
Batı…
Medeniyet…
“Çifte standarda” can kurban artık… “Çoklu standartsınız…”
“İkiyüzlülüğünüz” olağan… Siz “iki yüz yüzlüsünüz… Belki de daha fazla.”
Sizin için “insan” yok.
Siz, insanları rengine göre ayırıyorsunuz…
Milliyetine göre ayırıyorsunuz…
Coğrafyasına göre ayırıyorsunuz…
İnancına göre ayırıyorsunuz…
Ve bir gün, tanklara karşı sapanla karşı koyan insanlar, canını ve vatanını savunmaya çalışan çaresizler füze gönderince “siviller ölüyor diye çığırıyorsunuz.”
Hadi oradan!
TEPKİ
Uluslararası toplum tepki verdi…
Birleşmiş Milletler…
Batı ve medeniyet…
ABD Başkanı Biden Efendi son incisini döktü: Amerika İsrail’in yanındadır. İsrail’in kendini savunma hakkı vardır. Nokta.
Arap Dünyası, Müslüman ülkeler ikircikli kaldı…
TÜRKİYE bu defa yüksek perdeden girmedi (giremedi belki) mevzuya. Belki doğrusu da buydu.
Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlığı “taraflara” itidal tavsiye etti.
Medya her nedense bu defa “hassas bir dil” kullandı haberlerinde, yorumlarında.
Hadi bakalım!
HER DEM
Yıllar, yıllar önce değildi… Sadece birkaç sene önce…
2021 yılı, 8 Mayıs Cumartesi günü… Kadir Gecesi.
İsrailli işgalciler (yerleşimci diyor onlara çakallar) Mescid-i Aksa’yı bastı.
Filistinliler direndi.
İsrail’in tepkisi çok sert oldu… Hani “orantısız güç” diyorlar ya… Babasıydı…
İsrail, bayramda havadan, karadan ve denizden Gazze’yi bomba yağmuruna tuttu. Kadın, çocuk, sivil gözetmeden ağır bir bombardıman gerçekleşti. 60’tan fazlası çocuk olmak üzere 262 Filistinli öldürüldü.
İsrail geride harabeye dönüşmüş bir kent bıraktı… 70 binden fazla insan evsiz kaldı.
Sonra…
Dünya?..
Biden Efendi “İsrail’in meşru müdafaa hakkı vardır” incisini dökmüştü o zaman.
Avrupa kem-küm etmiş, Uzak Doğu’nun devleri kıyıdan köşeden ateşkes istemişti.
Birleşmiş Milletler “çatışmalara” (ne çatışması BM?) derhal son verilmesi çağrısı yapmıştı.
Müslüman ülkeler? Onların büyük bir çoğunluğu tepki verdi ve İsrail’i kınadı (kim bilir kaçıncı kez?).
Türkiye ciddi tepki vermiş, “Terör Devleti” İsrail’i sert bir biçimde kınamıştı.
O zaman, bir yazı kaleme almıştım… İzninizle paylaşıyorum.
bir yıldız kaydı
dünyanın herhangi bir yerinde
herhangi bir çocuk öldü sandım
kâbusa uyandım
“Meşru müdafaa hakkıyla” İsrail
çocukları öldürüyordu
bir güneş söndü
bir daha doğmaz sandım
karanlığa gömülmüşken Dünya
Gazze semaları aydınlandı
kâbusa uyandım
“Meşru müdafaa hakkıyla” İsrail
kadınları öldürüyordu
“Meşru müdafaa hakkı” demiş Biden Efendi
Avrupa sus-pus
Uzak Doğu’nun devleri sessiz
“Çok şiddetli kınıyor” İslam dünyası
“Meşru müdafaa hakkıyla” İsrail
insanları öldürüyordu
“Jenosit” çığırtkanı İsrail
gözümüzün önünde
canlı yayında
umarsız ve arsızca
soy-kırıyordu
soykırım mağduru Yahudiler
yetmiş yıldan bu yana
Filistinlileri kırıyordu
ama bir gün, illa ki bir gün biterdi zulüm
Yahudi soykırımı nasıl bitmişse
bitecekti elbet bir gün Filistin kırımı
ve o gün Siyonist katil
sığınmak için yine
“yufka Müslüman yüreği”[1] arayacak…
AKLISELİM ve BARIŞ
Umarım Uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler, Batı, Medeniyet, Avrupa ve ABD ve tüm dünya aklını başına devşirir.
Umarım sağduyu bu defa hâkim olur.
Umarım terör, zulüm ve vahşetin bir sonunun olmadığı görülür.
İnşallah bu defa “barış ve esenlikte” aranır çözüm.
Değilse kendi kanında boğulsun vahşi ve zalimler!
[1] Andre Malraux, Umut romanı