?Bizim Paralele teslim edilecek partimiz yoktur!?
sözü güzeldi
?Okyanus ötesi kaçkınları?
?Paralel artıkları!?
?İkiyüzlü!?
?ABD?nin kuklası.?
?İslamiyet?in yüz karaları..?
?Bu paralelciler başlarına gelenlerin hepsine müstahaktır!!!?
Vesaire...
Evet...
Etkili sözlerdi.
Beğendim, devamı gelsin!
Ya bu arada kusura bakmayın ama söylemek zorundayım Sayın Bahçeli;
Kendinize yönelik ?darbe? girişimlerine karşı çıkarken, 17-25 Aralık darbe girişimlerine ?destek? vermek çok büyük bir çelişki değil mi!
?Hain? dediğiniz paralel yapının iftiralarına sarılıp Sayın Erdoğan?a saldırmak çok büyük bir hata değil mi?
Bu konuda binlerce kez uyardık, ne yazık ki dinlemediniz.
?Paralel Yapı? gazetesinin yöneticilerini genel merkezinizde ağırladınız, onların manşetlerinden Recep Tayyip Erdoğan ve dava arkadaşlarına hücum ettiniz.
Bugün ise bakın neler diyorsunuz.
Neyse...
Zararın neresinden dönseniz kârdır.
Sayın Bahçeli;
Buradan size bir çağrım olacak:
Hazır ?paralel mevzularına? girmişken şu ?MHP?lilere kaset tezgahı? mevzuunun üzerine de bir gitseniz!
Bir gitseniz, neler neler çıkacak ortaya.
Korktuğunuz bir şey olmadığına göre ?kaset işi?nin üzerine gidiniz lütfen.
Hükümeti buradan sıkıştırınız, devletin güvenlik birimlerini, yargısını sıkıştırınız.
Baykal?a kaset komplosu yapılıyor, failler yok.
MHP ?seks kasetleri? ile vuruluyor, koca camia perişan, yapanın yanına kâr kalıyor.
MHP güçlü bir partidir, delikanlı adamların partisidir de, bu ?kaset? işinde böylesine ?çekingen? durmalarının sebebi nedir?
Bilemiyorum!..
?FETULLAHÇI OLMAYAN KARDEŞİM DEĞİLDİR!?
Bundan, efendime söyleyeyim, 17 sene önce bir dizi yazı kaleme almışız...
Döndük arşivimize baktık...
Diyoruz ki orada;
?Fetullah Gülen ABD?nin ılımlı halife adayı. Onu devletin başına geçmek üzere hazırlıyorlar!?
O günleri nasıl unuturum, özellikle İzmir?den faks yağmıştı gazeteye.
?Hain Serdar, Alçak Serdar, Satılmış Serdar!..?
Ve ne küfürler, ne beddualar!
?Hoşgörü de hoşgörü? diyenler bana feci halde saldırıyorlardı.
Hoşgörü bir maskeydi ve işlerine gelmeyen bir iş olduğunda dişlerini böyle gösteriyorlardı.
O günden sonra, Fetullah Gülen takımı bana kafayı takmıştı ve galiba ben de onlara takmıştım.
Bir dönem, özellikle Ak Parti?nin ilk döneminde çok güçlendiler, her programda karşıma çıkıyorlardı.
Ben de öyle hizaya gelir adam değilim ya; benle iyi ilişkiler kurmanın çok daha iyi olacağına mı karar verdiler ne yaptılar, beni çokça ziyaret eder oldular.
Ziyaretlere karşılık vermedim.
Yönettiğim bürodaki arkadaşlara, ?Bunların gönderdikleri belgelerin düzmece olabileceğini gözden uzak tutmamaları gerektiğini? söyledim.
Ekibimin başında Aslan Değirmenci vardı, sağ olsun Fetullahçılardan gelen belgeleri, haberleri süzme işinde bana çok yardımcı oldu.
Böyle yaptığım, onların belgelerine, paslama haberlerine ?çok ince delikli süzgeçler? koyduğum için çok kızdılar bana.
Feci iftiralar attılar.
Görünüşte ?zararlı? çıktık ama ?zaman? bizi haklı çıkarttı...
Neyse ne...
Bunlarla kurduğum daha doğrusu bunların benimle kurduğu temaslar bana gösterdi ki, kendilerinden başkasına asla kıymet vermiyorlar.
Önyargılarla dolular; özellikle de ?diğer? Müslümanlara karşı.
Ben, meseleye hiç böyle bakmadım.
?Müslümanlar kardeştir? dedim hep.
Bunlarsa, kendilerinden olmayana cephe aldılar.
Cübbeli Ahmet Efendi?nin başına gelenlere bakın ve meseleyi anlayın.
¥
Lafı uzatmadan dünkü Akit gazetesinde neşredilen haberimize gelelim.
A haber sağolsun üzerinde çokça durdu, birçok medya organı işledi, Akit hakkıyla verdi...
Bir ?Yapı İmamı?nın evine yapılan baskında ele geçirilen örgüt içi yönerge yapının ?himmet?, ?aidat? boyutlarına dair birçok önemli bilgiyi içeriyor.
Buraları verdik.
Esas önemli mesele...
?Örgüt İçi Yönerge?de yer alan bir cümlede...
Yazının tamamını orjinal kaynağından okumak için TIKLAYINIZ
