Takvâdan uzak bir dînî tahsil; ilâhî hakîkatleri dahî nefsânî kaygılarla değerlendiren, etiketli ?din tahripçileri?nin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bunlar da servet, şehvet ve şöhret gibi nefsânî ihtiraslara tamah eder...
Bunlar...
?Kitap ve Sünnet?e uyma? hassâsiyetini yitirerek ?kitabına uydurma? menfaatçiliğine meylederler.
Ebul-Hasan Harak?nî Hazretleri şöyle buyurur:
?İki kişinin dinde çıkardığı fitneyi şeytan bile çıkaramaz:
1. Dünya hırsına kapılmış âlim.
2. İlimden mahrum ham sofu.?
(Osman Nuri Topbaş Hocaefendi.)
¥
Bu ?kitabına uydurma? meselesi ruhumu daraltıyor...
Savunma, mazeret bulma, vicdanımızı bastırma çabalarına girmeksizin şu soruya cevap arayalım lütfen:
?Yaşantımızı kitaba uyarak mı kitabına uydurarak mı sürdürmeye çalışıyoruz!?
¥
Bir kavram ?adalet.?
Hiç şüphe yok ki, ?Adalet Mülkün Temelidir.?
?Adalet Önderi? Hz. Ömer (R.A.)?ın bu sözünün doğruluğuna hepimiz iman ederiz...
Peki,
Bu imanın ?hayat pratiğimize? yansıma oranı nedir, bu sorulsa ne deriz?
?Adaletten ayrılmama gayretindeki? kullardan mıyız?
Dünyevi menfaatlerimize göre mi şekillenir adalet anlayışımız yoksa Kur?an ve Sünnet?e göre mi?
Haklı olanı savunmanın ?dünyevi menfaatlerimize? zarar vereceğinden endişe ettiğimiz durumlarda ne yaparız?
?Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır!? özdeyişi çok hoşumuza gider...
Gider de, davranışlarımıza yansıması nedir bu sözün?
Yazının tamamını orjinal kaynağından okumak için TIKLAYINIZ
