Yusuf Ziya Özcan

Tarih: 28.12.2021 11:12

Eğitim Sistemimizin Acil Sorunları ve Çözüm Önerileri-4

Facebook Twitter Linked-in

6. Lise Müfredatının Sadeleştirilmesi ve Liselerin 3 Yıla İndirilmesi

Eğitimde en çok konuşulan ama henüz bir düzenleme yapılmayan alanlardan birisi müfredat konusudur. Vizyon 2023 projesi bu konuda yenilikler taşısa da uygulanması için henüz ciddi bir irade ortaya konmamıştır. Maddeler olarak sorunlar şunlardır:

Liselerde okutulan ders adeti çok fazladır.

Konu tekrarlar yapılmaktadır.

Yüksek öğretime gitmeyi planlayan öğrencilere daha sonraki eğitimlerindeihtiyaç duymayacakları birçok ders zorunlu tutulmaktadır.

Özellikle mesleki eğitime gitmeyi düşünen öğrenciler için 4 yıl lise zaman kaybıdır.

Fen liseleri müfredatının diğer liselerden farklıdır. Tüm öğrenciler aynı sınava girmektedir dolayısıyla görülen tüm dersler eşdeğer değildir.

Liselerimizin hem 4 yıl hem de zorunlu olmasından dolayı öğrencilerimizin sınıf mevcutları artmış bu yoğunluğu azaltacak tedbirler alınmamıştır.

Lise okul binalarının birçok birimi sınıfa çevrilmiş, öğrencilerin sınıf dışı aktivite yapma mekânı ve imkanı kalmamıştır.

Liselerin 4 yıla çıkarıldığı ilk seneden itibaren üniversite hazırlık dolayısıyla fiilen müfredat dışına çıkılan 4. sene, son yıllarda Destekleme Yetiştirme Kursları ve 2 yıla yakın devam eden küresel salgın süreciyle faydasız hale gelmiştir. Bunun en iyi göstergesi örgün lise eğitiminden açık liseye 200 binden fazla öğrencinin geçmesidir.

Öğrencilerin örgün lise 1 programına başlamadan direk açık liseye kayıt yaptırmaktadır ve kayıtlarda son 5 yılda %70 yakın bir artış olmuştur.

Özellikle üniversiteye öğrenci yollayan Anadolu liselerinde 4 yıllık eğitim nitelikli eğitim üretmeyi zorlaştırmaktadır.

Liselerin 4 yıla çıkması ile tüm lise gruplarında (tüm mesleki okullar dahil) 1.sınıflar ortak alan kabul edildiği için öğrencilerin alan seçimi ertelenmekte ve lise 1 kazanımları istenilen düzeye ulaşamamaktadır.

Lise eğitiminin üç yıla inmesi bu kademede harcanan bütçeyi dörtte bir oranında azaltacaktır.

Çözümler:

1. Eğitim programları daha az ders daha fazla içerik şeklinde düzenlenecektir. 9. sınıfta tüm dersler verilecek ancak 10. sınıftan itibaren ders sayısı azaltılacaktır.

2. Böylece eğitim süresi kısalacaktır. Lise 3 yıla inecektir.

3. Kısalan süre özellikle meslek okullarına gidecek öğrenciler ve ekonomi için büyük avantaj sağlayacaktır.

7. Yükseköğretim ve YÖK

Yükseköğretimin en birinci sorunu YÖK uygulamalarıdır. Özerk üniversitenin gelişmesini önlemektedir.

Rektör seçimi liyakat bazlı yapılmamaktadır.

Üniversitelerin akademisyen açığı vardır. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayıları yüksektir.

Öğretimüyelerinin coğrafi bölgelere göre dağılımı dengesizdir. Erkek öğretim üyelerinin %59’u ve kadın öğretim üyelerinin %68’i beş bölgede – İstanbul, Batı Anadolu, Ege, Doğu Marmara ve Akdeniz bölgelerinde görev yapmaktadır.

Öğretim elemanlarının yabancı dil bilgisi yeterli değildir. Bu nedenle yüzde yüz yabancı dille eğitim yapan okulların dışındaki okullarda eğitimin tekrar yapılandırılması gerekir

İkinci öğretim üniversitenin araştırma potansiyelini azaltmakta ve öğretim üyelerini dersliklere kilitlemektedir. Açıköğretimdeki öğrenci sayısı yüz yüze öğretim yapan öğrenci sayısını geçmiştir.

Üniversitelerin finansmana ihtiyaçları vardır. 2015-2019 yılları arasında merkezi yönetim bütçesinde yükseköğretimin payı %4,24’ten %3,44’e inmiştir. GSYH içindeki yükseköğretimin payı %0,92’den %0,47’ye gerilemiştir.

Zaten fiziksel olarak fazla büyüyen sistemde küçük illerde açılan üniversiteler gelişmelerini istenen şekilde tamamlayamamış ve kalite bakımından geri kalmıştır.

Çözüm önerileri:

1.YÖK sadece standartlar koyan, koordinasyon ve plan yapan bir kurula dönüştürülmelidir.

2. Rektör seçimleri mütevelli benzeri bir seçici kurul tarafından liyakatla yapılmalıdır.

3. Öğretim üyesi açığını kapatmak için ÖYP geri getirilmeli, 1416 sayılı kanunla daha çok öğrenci doktora için yurt dışına yollanmalıdır. Yabancı dilde öğretim yapan üniversiteler daha çok yabancı hoca getirmelidir.

4. Teşvikler kullanılarak öğretim üyelerinin yurt sathına dağılımı dengelenmelidir.

5. Öğretim üyesi olabilmek için yabancı dil barajı yükseltilmelidir.

6. Yabancı dilde eğitim veren ancak yeterli sayıda yabancı dil bilen üniversitelerde bundan vazgeçilmeli bunun yerine bir yıl yabancı dil hazırlık ve Türkçe eğitimine geçilmelidir

7. Açıköğretime alınan öğrenci sayısı yarıya indirilip, ikinci öğretim kesinlikle kaldırılmalıdır.

8. Üniversiteye GYSM ve bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır.

9. Yeterli başarıyı gösteremeyen küçük illerdeki üniversiteler ya bulundukları ilin sanayi ve ekonomik faaliyetlerine uygun meslek yüksek okullarına dönüştürülmeli ya da coğrafi yakınlık esas alınarak birleştirilmelidir.

Bu kısa çalışmada eğitim sistemimizde çözülmesi aciliyet gösteren sorunlara maddeler halinde değinildi ve detayına girmeden çözümlerini maddeler halinde verilmeye çalışıldı. Ne sorunlar yukarıda değinilenlerle sınırlı ne de çözüm alternatifleri burada verilenlerden ibaret. Yapılmak istenen eğitim sorunlarına dikkati çekmek ve çözemeden geçtiğimiz her sorunun gelecekte daha zor bir sorun olarak karşımıza çıkacağını vurgulamaktır. Sorunlu eğitim sistemimizin yetiştirdiği gençlerimizin hayata eksik başlayacaklardır ve onlar için bu eksikliğin telafisi kolay olmayacaktır. Bu anlayışla en tez şekilde gerekenleryapılmalıdır. Başarılı olabilmek için milli mutabakatla nelerin nasıl öğretileceğine karar verilmelidir. Bugüne kadar eğitimde savrulmamızın temel nedeni milli mutabakatla yapılmış bir eğitim politikamızın olmamasıdır.

Yapılması gerekenin kolay olamadığıherkesçe bilinmektedir. MEB’e bağlı 68.589 okul, 1,117.686 öğretmen, 727.347 sınıf ve burada okuyan 18.241.881 öğrenci vardır. Bu dev sisteme manevra yaptırmak son derece zor bir iştir. Ömrü 4 yılla sınırlı iktidarlar için ise neredeyse imkânsız bir ödevdir. O halde yapılacak şey milli mutabakatla eğitim felsefemizi formüle etmek ve bu felsefenin gerektirdiği politikaları zaruri olmadıkça değiştirmeden uygulamaktır. Nurettin Topçu’nun dediği gibi “Felsefesi olmayan bir milletin mektebi olmaz.”

-SON-


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —