Selim Çoraklı


BIR HUKUK GARABETINDEN DAHA KURTULDUM!


2014 yilinin baslarinda, “Slikonlularin ve çiplak avratlarin seyhi” olarak taninan Adnan Oktar Twitter üzerinden kendisine, “Silikonlularin seysi, iki raporlu deli” dedigim gerekçesiyle bana hakaret davasi açti. Zaten Adnan’in adamlari o dönemlerde medya üzerinden Müslümanlari tahrik edip, kendilerine küfrettirip dava açarak milyonlarca para kazaniyorlardi. Beni de bu furyaya dahil etmisler. Uydurma ekran görüntüleriyle hakkimda savcilikta suç duyurusunda bulunmuslar. 
Savci beni çagirdi ve “Bunlari siz mi yazdiniz?” diye sordu. Ben de, “Adnan’in adamlari bu tür tezgâhlarla bes binden fazla kisi hakkinda dava açmislar. Adnan aleyhinde Islam’a zarar verdigi gerekçesiyle birçok makale yazmistim. Herhalde beni yildirmak için böyle bir tezgah yapmislar. Bu ekran görüntüleri bana ait degil. Isterseniz Twitter’den arastirin, IP tespit edin. Böyle deli saçmasi iddialarla insanlari da çagirip sorgulamayin.” Diye cevap verdim. Sözde kendini bana ülkücü diye bir savciya denk gelmistim. Beni sosyal medyadan tanidigini, kendisinin de ülkücü oldugunu söyledi ve “Bundan bir sey çikmaz, ben takipsizlik karari verecegim.” Dedi. Ancak ne hikmetse arkamdan cezalandirilmam için dava açmis. Mahkeme de bu hukuksuz hakaret davasini kabul etmis. 
Görülen mahkemede yaptigim savunmada Twitter üzerinden böyle bir iddianin mahkeme tarafindan kabul edilmesinin hukuksuzluk oldugunu, ekran görüntülerinin Twitter’den sorulmasi gerektigi söylememe ragmen mahkeme baskani A. K. bana 105 gün ceza verdi ve cezayi 5 yil erteledi. Mahkeme baskani ile Adnan’in silikonlu avukatinin mahkeme sirasindaki samimiyetleri dikkatimden kaçmadi. Hatta bir mahkemede avukat gecikince hâkim “Avukat hanimi bekleyelim” dedi. Ben de itiraz ettim ve zamaninda gelseydi dedim. Hakim bu hukuksuz mahkeme de bana Adnan Oktar’a hakaret ettigim gerekçesiyle 105 gün hapis cezasi verdi ve cezayi bes yil erteledi. Adnan’in avukat parasini da benim ödememe karar verdi. O parayi, “Ben kendi elimle size para ödemem” diyerek ödemedim. Avukat beni icraya verdi. Icra davasina karsi dava açtim. Hukuk mahkemesi davami reddetti. Bir üst mahkemeye itiraz ettim. O da reddetti. Yargitay’a müracaat ettim. Yargitay’da para 5 bin liranin altinda oldugu için böyle bir davaya bakamayacagi gerekçesiyle reddetti. Bu sirada dava yillarca sürdü ve sonunda Adnan’in kedicik avukati benden para alamayacagini anlamis olmali ki dosyayi icradan geri çektiler ve avukat parasindan vazgeçtiler. Tabii ben bu arada açtigim davalarda harç olarak avukat parasindan iki kat fazla harcamistim. Hatta bir hakim bana, “Selim Bey cezayi ödeseydiniz az bir parayla kurtulurdunuz. Simdi harçlara daha çok para yatirdiniz.” Dedi. Ben de, “Hakim Bey, mesele para degil, onlara bu haksiz ceza için bir kurus ödemem. Hukuki olarak alabilirse alsinlar. Ama ben kendi ellerimle onlara para vermem.” Diye cevap verdim.
Daha sonra Adnan’in silikonlu avukati G.K. (Bu avukat Adnan Oktar çetesi çökerttirildiginde itirafçi oldu, örgütü desifre etti ve tahliye oldu.)  bu ceza davasina dayanak yaparak hakkimda 4 bin TL tazminat davasi açti. Ben de tazminat davasinin açildigi mahkemeye bana 105 gün ceza veren hakimin sosyal medyada FETÖ’yü öven ve paylasimlarini ve o hakimin FETÖcü oldugunu iddia eden bazi iddialarin arastirilmasi için savunma hakkimi kullanarak mahkemeye dilekçe verdim. Çünkü o dönemlerde ben gazete ve televizyonlarda FETÖ denen seytani örgütü desifre eden açiklamalar yapiyordum. Bu hâkimin FETÖcü olma ihtimalinden dolayi bana kanunsuz ceza vermis olabilme ihtimali oldugu için arastirilmasini istedim. Ancak mahkeme hukukta ,“Bir sanigin mahkemeye savunma hakkini kullanmak için verdigi hiçbir belge suç aleti olarak kabul edilemez. Öyle olursa savunma hakkinin varligindan bahsedilemez.” demesine ragmen dilekçemi bir savciya vermis.  O Savci da beni çagirdi ve hâkime bu dilekçe ile hakaret ettigimi iddia etti. Ben de, “Sayin savci, siz biraz hukuktan anlasaydiniz beni böyle saçma bir suçlama iddiasi için çagirmazdiniz. Ben savunma hakkim çerçevesinde bir dilekçeyi mahkemeye verdim. Hâkimin arastirilmasini istedim. Böyle bir dilekçeyi suç aleti yapmaniz hukuksuzluktur. Sizin böyle bir konuyu arastirma konusu yapmaniz bile hukuksuz. Bu sebeple ben size ifade vermiyorum.” dedim. Savci arkamdan dava açmis ve baska bir mahkeme hakime hakaret ettigim gerekçesiyle davayi kabul etmis. 
Ilk mahkemeye giderken yanimda bir koli banti götürdüm. Mahkeme baslayinca B.D isimli bayan hakim ile aramda söyle bir diyalog geçti..
“Hakime Hanim bir sey sormak istiyorum.”
“Burada sorulari ben sorarim.”
“Hakime Hanim, sizin soracaginiz sorulara cevap istiyorsaniz önce benim sordugum soruya sizin cevap vermeniz lazim. Yoksa agzimi bantlayip susma hakkimi kullanacak ve hiçbir sorunuza cevap vermeyecegim.”
Hakim mecburen “Sorun” dedi. 
“Hakime Hanim , ceza hukukunda tarif edilmemis bir suçtan dolayi birine ceza verebilir misiniz?”
“Hayir.”
“Peki, beni burada hangi suçla yargiliyorsunuz? Bir hâkimin ‘Paralel Devlet Yapilanmasina’ ait övgülerinden dolayi arastirilmasini istedigim dilekçesi siz nasil suç aleti kabul ettiniz de beni bu mahkemeyi açtiniz?”
Hakime Hanim sasirdi ve gayr-i ihtiyari, “Selim Bey, ben dosyayi bir inceleyeyim.” Diyerek bir ay sonrasina gün verdi. Mahkeme günü gelince gittim. Hakim içeri girer girmez karar dedi ve bana “11 ay 20 gün” ceza verdigini açikladi. Karari okurken koltuguna bile yarim oturmustu.  Verdigi kararin hukuksuz olmasi belli ki vicdanini yaralamisti. Karar açiklamasi bitince söz aldim:
“Hakime Hanim cinayet islesem böyle hukuksuz bir ceza veremezdiniz? Cezanin hukuksuz oldugunu bile bile neden böyle davrandiginizi bilemiyorum. Ceza sizi de rahatsiz etmis olmali ki karari okurken koltugunuza yarim oturdunuz.”
“Selim Bey dilekçe verin, cezayi temyiz edip istinafa yollayalim.”
“Hakime Hanim bana hukuki haklarimi ögretmeyin. Belli ki bu cezayi meslek dayanismasi çerçevesinde taraf tutarak veriyorsunuz. Benim su Anadolu adliyesinde devam eden onlarca davam var. Mahkemenize dilekçe verecegim ama bu “Süre tutum dilekçesi” olacak. Çünkü gerekçeli kararinizi merak ediyorum. Bakalim ne gerekçe uyduracaksiniz? Isterseniz bir dava da bu sözlerim için açarsiniz.”
Hakime Hanim cevap vermeden mahkeme salonundan çikip gitti. 
Mahkemeden çikinda “Süre tutum dilekçesi” verdim. Bu dilekçeyi verince mahkemenin verdigi cezayi temyize göndermek için hakkim olan 15 gün uzuyor ve gerekçeli karardan sonra basliyor. 
Aradan üç dört ay geçti ve hâkim gerekçeli kararini açikladi ve benim A. K. isimli hâkime hakareti kabul ettigimi yazmis. Bu resmen yalandi. Mahkeme tutanaklari ortadaydi ve böyle bir sey asla olmamisti. Dosyayi istinafa gönderdim ve bu hâkimin hem hukuksuz ceza verdigini hem de gerekçeli kararda resmen yalan söyledigini belirttim. Istinaf Mahkemesi aradan geçen 2 yil sonra cezami tasdik etti. Ben de cezayi Yargitay’a yolladim. Dosya 2017 yilindan 2021 yilina kadar Yargitay savciliginda bekledi. 2022 basinda Yargitay 4. Ceza Dairesine gitti ve bana da tebligat geldi. 
Yargitay’a yolladigim savurmada bu cezanin hukuksuzlugunu, ceza veren hakimin resmen yalan söyledigini, FETÖ’yü öven paylasimlar yapan hakim hakkinda herhangi bir arastirma bile yapilmadigini vs. yazdim. 2016 yilindaki alçak darbeden birkaç ay önce kaleme aldigim ve https://selimcorakli.wordpress.com/2016/05/31/devletten-yedigim-kaziklar/ linkinde bulunan “Devletten Yedigim Kaziklar” isimli makalemi de savunmaya ekleyerek Yargitay’a yolladim. 
Yargitay dört ay sonra cezami bozdu ve hakaret suçunun olusmadigini, benim dilekçeyi savunma hakkimi kullanmak için verdigimi, savunma hakkinin kisitlanmasinin hukuksuz oldugunu, haliyle mahkemenin de geçersiz gerekçelerle hukuksuz bir ceza verdigine hükmetti ve dosyayi yeniden 11 ay 20 gün ceza veren mahkemeye gönderdi. 
22 Kasim’da tekrar yargilanmak için Anadolu Adliyesindeki mahkemeye gittim. Hakim Bey ne düsündügümü sordugunda söyle cevap verdim:
“Hakim Bey 7 sene önce mahkemede söylediklerimi Yargitay tasdik etmis. Ben hukukçu olmamama ragmen bu cezanin hukuksuz gerekçelere dayandigini biliyordum. Yargitay verilen cezanin hukuki gerekçelerden yoksun oldugunu, böyle bir dilekçenin suç aleti olarak kabul edilemeyecegini, edilmesi halinde savunma hakkinin çignenecegini beyan ederek hukuki bir metne imza atmis. Yargitay’in lafinin üzerine söz söylemek bize düsmez. Bunun için sizin de Yargitay kararina uyarak bu davayi beraatla sonuçlandirmanizi istiyorum. Zaten hukuksuz bir mahkeme açilmisti. Savci ve hakim hukuksuz kararlar vermisti. Bu davayi açan L. K. isimli Savci daha sonra yolsuzluk suçundan meslekten ihraç edildi. Bu dava sebebiyle 7 senedir hem siz hem de ben bosu bosuna ugrasiyoruz.”
Mahkeme Savcisi dosyanin beraatla sonuçlanmasini talep etti. Mahkeme baskani da bu istege uyarak hakkimda verilen cezaya karara beraat verdi. 
Böylelikle 7 senedir ugrastigim ve bir hukuk garabeti haline dönüsen davadan da hakli olarak zaferle çiktim. 
Bu mahkeme süreci bir kez daha bizdeki yarginin ne kadar yersiz kararlar verdigini, bu yanlis kararlar yüzünden yarginin yükünün kat kat arttigini açiga çikarmis oldu. Aslinda Yargi sisteminde yanlis ve yanli karar veren hâkimlere sorumluluk yüklense onlar da karar verirken düsecekleri durumu düsünüp kili kirk yararlar. Fakat ne yazik ki biz de birçok devlet kumunda “Yanlis yapan cezasini çeker”  anlayisi hakim olmadigi için kim ne yaparsa yapsin yanina kâr kaliyor. Hesap verme endisesi olmayinca hakim de, savci da, emniyet mensubu da, maliyecide yanlis yapmaya devam ediyor. 
Gelecek günlerde her türlü yanli ve yanlis karardan kurtulmus bir yarginin hakim olmasini diliyorum ve adaleti tecelli etmek için aldigi maaslari hak eden gerçek hakimleri saygiyla selamliyorum. 
Iyi ki varsiniz.