Muharrem Kızılkaya


Bayram mı, Utanç mı?

Ramazan Bayramı…


Adı bayram.
Ama ortada bayram edecek bir hal var mı?

Bir yanda milyonlarca Müslüman; savaşın, yoksulluğun ve korkunun içinde yaşam mücadelesi veriyor.
Diğer yanda ise kendine “İslam ülkesi” diyen devletler, derin bir sessizliğe gömülmüş durumda.

Bu sessizlik sıradan değil…
Bu sessizlik, iradesizliğin, korkunun ve teslimiyetin ilanıdır.

İran hedefte.
İsrail saldırgan pozisyonda, savaş vahşice nereye saldıracağını bilmiyor.
ABD’leri ise her zamanki gibi oyunun kurucusu.

İsrail için mesele açık:
Coğrafi genişleme ve güvenlik.

ABD için de öyle:
Bölgedeki dengeyi kontrol etmek, rakip güçleri zayıflatmak ve enerji kaynakları üzerindeki hâkimiyetini sürdürmek.

Peki ya Müslüman ülkeler?

Suudi Arabistan susuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri susuyor.
Katar susuyor.
Kuveyt susuyor.
Bahreyn susuyor.
Ürdün susuyor.
Mısır susuyor.

Hepsi izliyor.
Hepsi biliyor.
Ama hiçbiri konuşmuyor.

Neden?
Çünkü korkuyorlar.
Çünkü bağımlılar.
Çünkü koltuklarını kaybetmekten, halklarının onurunu korumaktan daha fazla çekiniyorlar.

Petrol onların.
Toprak onların.
İnsan gücü onların.

Ama irade?
Yok.

Karar mekanizması?
Başkalarının elinde.

Bugün İslam dünyası dediğimiz yapı, ne yazık ki kendi kaderini tayin eden bir özne değil;
başkalarının yazdığı senaryoda rol alan bir figüran haline gelmiştir.

Ve belki de en büyük yüzleşme burada başlıyor:

Bir tarafta Musevi,
bir tarafta Hristiyan,
diğer tarafta Müslüman yönetimler…

Ama hepsini aynı masada buluşturan şey ne din, ne ahlak, ne de vicdandır.

Ortak payda: çıkar ve güç hesaplarıdır.
Hukuk için mi?
Adalet için mi?
Demokrasi için mi?

Hiçbiri.

Daha da acısı şu:
Aynı kıbleye dönenler,
aynı adalet duygusunda buluşamıyor.

Aynı kitabı okuyanlar,
aynı zulme karşı ortak bir tavır koyamıyor.

Koltuklarını korumak isteyen yönetimler,
halklarının onurunu pazarlık konusu yapabiliyor.

Ve sonra çıkıp “bayram” diyorlar.

Hangi bayram?

Adaletin olmadığı yerde bayram olmaz.
Onurun susturulduğu yerde bayram olmaz.
Kardeşliğin çıkar karşısında satıldığı yerde bayram olmaz.

Bu tabloya rağmen hâlâ bayram kutlayanlar varsa,
sormak gerekir:

Kutlanan şey bayram mı, yoksa bu büyük çöküşün üzerini örtme çabası mı?

Belki de bugün yapılması gereken şey kutlamak değil…

utanmaktır.

Kalın sağlıcakla 
20 Mart 2026 Köln