Namık Açıkgöz


BELEDİYELER ESNAFLIK YAPAR MI?

Devir “sosyal devlet” devri…


Tamam!...

Devir “sosyal devlet” devri…

Elbette kapitalizm halkın üzerine bu kadar abanırsa, devlet, fakir-fukara ve garip-gurebânın hayatını kolaylaştırma tedbirleri alacak.  Devlet sadece siyasî ve askerî bir örgütlenme değildir. Devlet kurumsal olarak kendini oluşturan bütün unsurların rahat yaşaması için gayret eder; kanunlar çıkarır; kurumlar kurar.

Osmanlı döneminde imarethane ve tab-hanelerin (güç kazanma, beslenme ve sağlığa kavuşma evi) başlıca amacı, garip-gureba idi. Yolsan gelip geçenler, hastalar, aç-açıkta kalanlar imaret ve tab-hanelerde barındırılırdı. Çeşitli vakıflarla insanlar dâhil her türlü canlılar için barınma ve beslenme imkanları sağlanırdı.

Devletin garip-gureba ve fakir fukarayı gözetmesi, olmazsa olmazlarından biridir… İyi de devlet, geniş bir yatırım ve istihdam alanı olan esnaflığın gelişmesini mi sağlamalı, yoksa her şeyini engellemeli midir?

Elbette devlet esnaflık kurumunu destekleyecektir. Çünkü şu anda Türkiye’nin ekonomisini ayakta tutan en önemli kurumlardan birisi esnaflıktır. Sanayi ve tarımın hakkını inkâr edemeyiz ama refahın tabana yayılmasını sağlayan en önemli kurumlardan birisi de esnaflıktır. Küçük bir esnaf dükkânı en az 3-4 ailenin geçim kaynağını sağlamaktadır. Devletin yerine ben olsam, esnaflıkta, personel istihdam etme şartına göre vergiden muafiyet getirirdim de bakmayın artık…

Devletin esnaflık yapmasından belediyelerin esnaflık yapmasına gelelim…

CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu, “görünür bir farkındalık” ile popülerize bir politika üretmek için İstanbul’da “Kent Lokantası” uygulamasını başlattı… Uzaktan bakınca iyi bir uygulama gibi görünebilir… Ve sadece büyük şehirlere has bir uygulama olarak kalsaydı, hoş görülebilirdi ama CHP, İmamoğlu adını yücelmek için bir parti politikası olarak bütün Türkiye’de uygulamaya soktu… Yani “Kent Lokantası” uygulaması, bir parti programı olarak hayata geçirildi ve CHP’li belediyelere hızlı bir şekilde Kent Lokantası açılması talimatı verilmiş. 

İşte kazın ayağı hiç de öyle değil… Davulun sesi Ankara’ya hoş gelirmiş…

Yerel belediyeler, mümkün olduğunca uygulamayı hayata geçirmemek için direnmişler ama Genel Merkez, Nuh demiş, peygamber dememiş. Bunun üzerine bütün CHP belediyeleri, şehrin küçüklüğüne büyüklüğüne bakmadan Kent Lokantası açmışlar. 

Bu uygulamanın büyük kentlerde hayata geçirilmesi, hiçbir esnaf tepkisiyle karşılaşmaz. Çünkü büyük şehirlerdeki nüfus yoğunluğu içinde Kent Lokantalarında yemek yiyenlerin sayısı, lokantaları pek etkilemez ama küçük şehirlerde açılan bir Kent Lokantası, esnafı doğrudan ve çok sarsıcı bir şekilde etkiler. Bu durumu yerinde ve esnafla yüz yüze gelerek yaşayan belediyeler, yukarıda da dediğim gibi biraz direnmişler ama emir, demiri kesmiş ve her belediye Kent Lokantası açmak mecburiyetinde kalmış.

Zaten kısıtlı esnaf ekonomisiyle dönen şehirlerde, esnaf durumdan şikâyet etmeye başlamış. İlgililere gidip “Belediye böyle lokantalar açınca, kira yok, elektrik su ve ısınma parası yok, işçi ücreti yok… Hepsi belediye bütçesinden. Biz bunların hepsini kendi cebimizden karşılıyoruz ve üstüne ek olarak belediyelere çevre-temizlik, çöp toplama ve katı atık vergisi, tabela-reklam ve atık su vergisi veriyoruz; işçi ücretleri ödüyoruz. Belediye Kent Lokantasında bunlardan muaf. Bu halleriyle kent lokantaları, haksız rekabete yol açıyor ve lokantalarımızın müşterilerini kendilerine çekerek bizlerin var oluş sebebimizi ortadan kaldırıyorlar.” diye durumlarını izah ettiklerinde aldıkları cevap, “Genel Merkez böyle  istiyor!...” oluyormuş. 

Bir yandan genel merkez baskısı, bir yandan sabah akşam beraber oldukları ve seçim zamanı geldiğinde oy isteyecekleri esnafın bakışları arasında sıkışıp kalan belediyeler… Ankara’ya davulun sesi uzaktan hoş geldiği ve esnafın melül-mahzun bakan gözlerini görmedikleri için emir üstüne emir vermek kolay geliyor. Ama şunu bilmiyorlar ki, esnafın melül-mahzun bakan gözleri, öfkeli bakışlara dönüyor artık ve “CHP’nin yanlış politikası yüzünden işlerimizi kaybedip dükkânları kapatma noktasına gelmek üzereyiz.” diyorlar ve ekliyorlar: “Belediyeler ihtiyaç sahiplerine destek olacaksa, tespitler yapılır… Muhtaçlara kartlar verilir… İsteyen istediği yerde yemeğini yer… Belediye desteğini doğrudan lokantaya yapar. Kent Lokantasına yapılacak masraflarla bu destek sağlanır.” teklifinde bulunuyorlar. 

Derdi yaşayanlar, çok akılcı çözümler de üretiyorlar. Popülist politikalarla oy devşirmeye çalışmak, köklü bir kurum olan büyük bir esnaf kitlesini karşına almaya değer mi?