Mustafa Balkan


“EY TÜRK MİLLETİ, TİTRE VE KENDİNE DÖN!”

“Şehit vermekten daha acı bir durum varsa o da, şehit vermeye alıştırılmış bir toplum olmaktır.” (Muhsin Yazıcıoğlu)


Şehit vermekten daha acı bir durum varsa o da, şehit vermeye alıştırılmış bir toplum olmaktır.” (Muhsin Yazıcıoğlu)


Türkiye, 1984’den beri PKK terörü ve onun türevleriyle mücadele ediyor. 40 yıldan bu tarafa 45 bin insanımızı kaybettik. Bu mayınlı sahada Türkiye, teröre 200 milyar dolardan fazla para harcamış. Emekli bir Amiralin dediği gibi “PKK ile mücadelede önümüzdeki en büyük engel ABD” olduğuna göre, sivrisineklerle uğraşmak yerine bataklığı kaynağında kurutmak gerekir.

Cennetmekân Muhsin Yazıcıoğlu, 2005’te kamuoyuna verdiği bir beyanatında, ABD’yi kastederek şu ifadeleri kullanmıştı: “Bize gelince, 'sınırlarının ötesinde terörizmle mücadele yapamazsın' diyor. Bal gibi yaparım. Ülkemize, sınırlarımızdan sızma varsa, bunun da kaynağı Kandil Dağı ise Kandil Dağı'nı vuracağız. Bunun başka yolu yoktur. Yani terörü kaynağında kurutacağız. Başka yer vurulması gerekirse orayı da vuracağız. O bizi vururken, uluslararası ilişkiler falan diyerek birilerinden izin mi alacağız? Hayır."

(https://www.haber7.com/siyaset/haber/104693-yazicioglu-pkknin-kaynagini-vururuz)


VEKÂLET SAVAŞLARI” DEVAM EDİYOR

Bir televizyon kanalında, 12 şehidimiz ile terör konusunda açıklamalarda bulunan bir güvenlik uzmanı “PKK ile stratejik olarak değil, taktik mücadele ediyoruz. PKK stratejik önceliğini Suriye’ye kaydırdı. Suriye’de ordusu olan sözde bir devlet kurulmuş durumda. Sayıları 100-150 bin olduğu tahmin edilen silahlı bir güç konvansiyoneleştiriliyor” demişti. Türkiye, maşaları kullanan küresel bir güçle karşı karşıya. İçişleri bakanlığı önünde eylem yaptıran ve MİT’e ait SİHA’mızı vuran küresel güç, bizim ezeli düşmanımız. Düşmanı başka yerde aramaya gerek yok! 1949’dan beri içimizdeki PKK’sından FETÖ’süne varıncaya kadar ve her 10 yılda bir darbe yaptırarak askerî, siyasî ve akademik yerli işbirlikçileri kullanan da o “Büyük Şeytan” değil mi?. 

Yazıcıoğlu, 2006’daki bir konuşmasında ise, “Avrupa'da teröriste nasıl muamele ediliyorsa ve terörle mücadelede hangi yasalar geçerliyse, terör örgütünün yerini tespit ettiğinde nasıl davranılıyorsa, Avrupa'da bir güvenlik timi nasıl hareket ediyorsa, Türkiye de öyle hareket edecek. ABD terörle mücadele hangi yasaları kullanıyorsa biz de onları kullanalım. ABD'nin önleyici tedbir dediği hakkın bizim de olması gerekir.” demişti. “Türkiye'de tankın, panzerin içerisine sıkışmış, kalkanın arkasına sığınmış bir devlet, karşı tarafta ise pervasızca saldıran bir örgüt var” diyen Yazıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etmişti: “Bu da İstiklal Harbinde diz çöken ve Sevr'i kabul ettiremeyen güçlerin devam ettirdiği bir savaştır. Terör örgütü açısından söylendiğinde savaş kavramını kullanamayız ama arkasındakiler söz konusu olursa bir savaş var.” 


BİR SİHA BİR TABURA BEDEL

Sözcü TV’nin “Nokta Atışı” programında konuşan Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, “Bir İHA-SİHA bir komanda taburuna eşittir” diyerek eskiden bir teröristin etkisiz hâle getirilmesi için 5 milyon dolar harcayan Türkiye’nin, bugün insansız hava araçlarının devreye girmesiyle bu maliyeti 100-150 bin dolara çektiğini söyledi. Vekalet savaşlarının devam ettiği bölgemizde PKK ile mücadelenin zorluğuna da dikkat çeken Ağar, jeopolitik taşların değil yerinden oynamak, patladığını ifade etti. Bir komando taburu 500-1000 askerden oluşuyor. Bin kişiye bedel İHA ve SİHA’larımızı daha da geliştirerek her türlü coğrafî şartta görev yapar duruma getirmeliyiz. Atılan füzelere karşı daha korunaklı kılmalıyız. 


BEN TÜRK’ÜM, TÜRK ESİR OLMAZ!

O programda konuşan bir STK temsilcisi de, şehitlerimizin hep sıvasız evlerden çıktığını hatırlatarak devamlı Anadolu evlatlarının can verdiğini söyledi. Çanakkale’de kimler şehit düştü? İstiklâl Harbi’ni kimler yaptı? Millî Mücadele’ye en büyük katkıyı il il, şehir şehir dolaşarak halkı ateşli konuşmalarıyla galeyana getiren Mehmet Âkif yapmadı mı?.. Bu devleti korumak için 12 Eylül öncesinde; “ezan dinmesin, bayrak inmesin” diyen Ülkücüler ve Türk Milliyetçileri, 5 bin şehit vermedi mi? “Devlet ebet müddet” diyen milliyetperver insanımız, dün olduğu gibi bugün de devleti, istiklâli, istikbâli, ay yıldızlı bayrağı, namusu, iffeti, şerefi, mukaddesatı için canını vermeye hazır değil mi? Muhsin Başkan’ın deyimiyle…

Türk hiç devletsiz olur mu? 

Türk hiç bayraksız olur mu?

Türk hiç ezansız olur mu?

Türk hiç hürriyetsiz olur mu?

Çünkü ben Türk’üm, Türk esir olmaz!


EY TÜRK MİLLETİ, TİTRE VE KENDİNE DÖN!”

Şehit vermekten daha acı bir durum varsa o da, şehit vermeye alıştırılmış bir toplum olmaktır.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu, bize ne ve hangi mesajı veriyordu? Bu mesajı, bu uyarıyı iyi algılayıp tekrar kendimize dönmemiz, kendimize gelmemiz ve artık silkinip uyanmamız gerekiyor.

“Ey Türk Milleti! Sen asırlarca emperyalizme karşı cihâd yapmış, Şark’ı korumuş, istiklâl bayrağı ile mazlûm milletlere rehber de olmuş iken emperyalizmin evlâdı ve ileri karakolu olan küçük Yunanistan’ı değil, seni emperyalizmin âleti saydılar. Çünkü sen eski vatandaş dindaşlarının istiklâl mücâdelesine karşı müstemlekecilerden de daha ileri bir siyasetin kurbanı oldun.” Bunu bil!

“Ey Türk milleti! Sen hâlâ tarihî manevî mirâsını ve pek çok yüksek hasletlerini muhafaza ediyor; tarihte son sözünü söylememiş ve son vazifeni yapmamış bulunuyorsun. Esasen seni sarsmak ve kargaşalık içinde bırakmak gayretleri de bu hayatiyet ve kudret cevherini senden daha iyi bilmeleri sebebiyledir. Bundan ötürü Anadolu hâlâ dostların ümidi ve düşmanların hedefidir. Zira sen bir toparlanabildiğin, millî şuûr ve kültürünü kurtardığın, ilim ve tekniğini kurduğun zaman bu cevherlerinle yine eski kudretini ihya edeceksin. Yerli-yabancı düşmanlarının telâşı, artık uyanmaya başladığın, tehlike kaynaklarını gördüğün ve bütün tahrip vasıtalarına rağmen yine de sinenden sağlam aydın vatan evlâdlarını, cepheye sürdüğün içindir. Sen artık manevî bütün silâhlarıyle devam eden Türkiye meydan muharebesine girmiş bulunuyorsun. Yeni taarruzlar ve şiddetli çarpışmalar da beklenmelidir. Fakat Allah’ın nihaî zaferi senin hesabına yazdığına inanıyoruz.” On iki kahraman şehidimizin acısını tâ yüreğimizde hissederek bu yazıyı Göktürk hükümdarı Bilge Kağan’ın şu sözleriyle noktalıyorum:

Ey Türk Milleti ve münevverleri! Üstte gök çökmediği (büyük istilâ orduları saldırmadığı), altta yer delinmediği (iç isyanlarla boğuşmadığın) halde senin nizâmını ve an’an elerini (millî şuûr, mefkure ve birliğini, içtimaî ve ahlâkî temellerini) kim bozdu?

EY TÜRK MİLLETİ TİTRE, KENDİNE DÖN!..”


 

Mustafa Balkan

Gazeteci-Yazar

24 Aralık 2023, Karatay