Hakan Özen


Gazze'nin ihtiyacı milyar dolarlık kulüpler değil; tam bağımsız Filistin Devleti'dir

Düne kadar "ateşkes" kelimesini veto edenler, bugün barış masasının garsonluğuna soyundu...


Dünya kamuoyu aylardır Gazze’de yaşanan soykırıma varan insanlık dramını izlerken, Washington’dan ezber bozan ve bir o kadar da düşündürücü bir hamle geldi. Bugüne kadar İsrail’e verilen sınırsız askeri ve diplomatik desteğin ana karargâhı olan ABD, şimdi "Barış Kurulu" (Board of Peace) adıyla yeni bir yapının ev sahipliğini üstleniyor.

Peki, ne oldu da düne kadar "ateşkes" kelimesini veto edenler, bugün barış masasının garsonluğuna soyundu? Bu bir vicdan muhasebesi mi, yoksa bölgenin tapusunu yeniden yazma girişimi mi?

ABD’nin bu yeni hamlesi, aslında yıllardır hantal yapısıyla eleştirilen Birleşmiş Milletler’i (BM) tamamen oyun dışı bırakma operasyonudur. Trump yönetiminin "Güç Yoluyla Barış" doktrini, diplomasiyi devletler arası bir hukuk zemininden çıkarıp, adeta bir "şirket yönetim kurulu" modeline dönüştürüyor. Kurulan bu yapı, kararların Washington’da onaylandığı, veto hakkının ABD’de olduğu, BM’nin insani yardım kuruluşlarının (UNRWA gibi) ise etkisizleştirildiği bir süreci işaret ediyor.

Masaya Oturmanın Bedeli: 1 Milyar Dolar

Kurulun en çarpıcı ve belki de en tartışmalı maddesi, daimi üyelik için talep edilen 1 milyar dolarlık nakit girişidir. Bu durum, uluslararası ilişkiler tarihinde görülmemiş bir "parayı veren düdüğü çalar" dönemini başlatıyor. Masada sadece parası olan aktörlerin (Körfez ülkeleri, Türkiye ve Batılı güçler) söz sahibi olması hedeflenirken, Filistin halkının siyasi iradesi bu mali barajın altında ezilmek isteniyor.

Meselenin ekonomik boyutu, insani boyutunun önüne geçmiş durumda. Gazze’nin Akdeniz sahilindeki stratejik konumu ve enerji yatakları, kurulun iştahını kabartıyor. Taslaklara bakıldığında; yıkılan Gazze’nin yeniden inşası, aslında devasa bir "ihale havuzu" olarak kurgulanıyor. Siyasetin yerini "teknokratların" alacağı bu modelde Gazze, özgür bir vatan toprağından ziyade, dışarıdan atanan bir heyetle yönetilen bir "ekonomik bölge"ye dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya.

Türkiye İçin Zorlu Sınav: Arabuluculuk mu, Paydaşlık mı?

Türkiye, bölgenin en önemli tarihi ve siyasi aktörü olarak bu kurula davet edilen kilit ülkelerden biri. Ankara için bu süreç, bıçak sırtı bir dengeyi ifade ediyor. Bir yandan Gazze’nin yeniden inşasında ve insani dramın durdurulmasında aktif rol almak, diğer yandan Filistin davasının "şirketleşmesine" ve Filistin halkının iradesinin yok sayılmasına karşı durmak... Türkiye'nin "Dünya beşten büyüktür" şiarı, bugün bu kurulun 1 milyar dolarlık giriş ücretine ve ABD vesayetine karşı en büyük ahlaki barajdır.

ABD’nin "Barış Kurulu", Gazze halkına bir özgürlük vaat etmiyor; aksine çatışmayı "yönetilebilir" ve "kârlı" bir modele oturtmayı amaçlıyor. 35 yıllık mesleki tecrübem ve milli, manevi değerlerimizle biliyoruz ki; içinde adaletin olmadığı bir masa barış değil, ancak bir "teslimiyet protokolü" üretebilir.

Gazze’nin ihtiyacı olan şey, milyar dolarlık giriş ücretleri olan kulüpler değil; insan onuruna yakışır, tam bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’dir.