Bir toplum düşünün…
Sandık var. Seçim var. Partiler var.
Ama eleştiri yok.
Eleştiri var gibi görünür; fakat eleştiren ya hain olur ya dış güçlerin adamı ya da din düşmanı.
İşte asıl çöküş burada başlar.
İslam’da Kutsal Olan Devlet Değildir
İslam’da kutsal olan:
· Allah’ın kelamıdır.
· Peygamberin risaletidir.
· Adalettir.
Devlet kutsal değildir.
Lider kutsal değildir.
Parti kutsal değildir.
Ama Müslüman toplumlarda en kolay yapılan şey şudur:
Siyasi lideri dini kimlikle özdeşleştirmek.
Bu olduğunda artık o lidere yöneltilen her eleştiri, dine yöneltilmiş gibi sunulur.
Bu, dinin siyasete alet edilmesinin en tehlikeli biçimidir.
Eleştiriden Korkan Güç, Ahlâken Zayıftır
Hz. Ömer hutbe verirken bir sahabi ayağa kalkıp hesap sorabiliyordu.
Bugün Müslüman toplumlarda bir belediye başkanına, bir bakana, bir cumhurbaşkanına soru soran kişi ya itibarsızlaştırılıyor ya da suçlanıyor.
Şu soruyu sormak zorundayız:
Eğer iktidar gerçekten adaletliyse, eleştiriden neden korkar?
Eleştiriden korkan güç, kendine güvenmeyen güçtür.
Geçmiş Travmalar, Bugünkü Hataları Meşrulaştırmaz
Evet, bu ülkede başörtüsü yasaklandı.
Evet, dindarlar aşağılandı.
Evet, devletçi elit kibirliydi.
Peki şimdi?
Geçmişte yapılan zulüm, bugünkü yanlışları meşru mu kılar?
İslam’ın ölçüsü intikam değildir.
İslam’ın ölçüsü adalettir.
Zulme uğrayanın zalimleşmesi, ahlâkî bir yükseliş değil; düşüştür.
Lider Sevmek Başka, Lideri Putlaştırmak Başkadır
Liderini sevebilirsin.
Destekleyebilirsin.
Savunabilirsin.
Ama onu:
· Eleştirilemez,
· Hata yapmaz,
· Niyetinden şüphe edilemez
bir konuma yerleştirdiğin anda, artık siyaset yapmıyorsun — tapınmaya başlıyorsun.
İslam tarihinde putlar sadece taştan değildi.
Bazen put, güçtür.
Bazen put, otoritedir.
Bazen put, “bizim liderimiz”dir.
Asıl Tehlike: Dinin Yıpranması
Siyasi iktidar geçicidir.
Ama din kalıcıdır.
Eğer din bir partinin ideolojik kalkanı haline gelirse,
o parti düştüğünde dine olan güven de sarsılır.
Bugün alkışlayan kitle, yarın hayal kırıklığına uğradığında
öfkesini sadece lidere değil, dine yöneltebilir.
İşte asıl tehlike budur.
Müslüman Toplumların Gerçek Sorunu
Sorunumuz demokrasi eksikliği değil sadece.
Sorunumuz şu:
Gücü kutsama hastalığı.
Güçlü olanı haklı sanma refleksi.
Devleti sorgulamayı saygısızlık zannetme alışkanlığı.
Lideri eleştireni düşman görme psikolojisi.
Bu zihniyet değişmeden, sistem değişse de sonuç değişmez.
Son Söz
İslam, adalet dinidir.
Adalet ise hesap verilebilirlik ister.
Hesap sorulamayan güç, er ya da geç yozlaşır.
Yozlaşan güç ise dini de kirletir.
Asıl cesaret, iktidarı savunmak değil;
iktidarın yanlışına “yanlış” diyebilmektir.
Ve asıl iman, güce yaslanmak değil,
hakikate yaslanmaktır.
