Aliya İzzetbegoviç, modern İslam düşüncesi ile demokratik siyaset arasında köprü kurabilmiş ender şahsiyetlerden biridir. Onu sadece Bosna’nın ilk cumhurbaşkanı olarak değil, ahlâkı merkeze alan bir düşünür ve ağır bedel ödemiş bir münevver olarak görmek gerekir.
Düşünür kimliği: “İslam Deklarasyonu” ve “Doğu ile Batı Arasında İslam”
Aliya’nın asıl gücü, İslam’ı ne donmuş bir gelenek ne de Batı’ya eklemlenmiş bir ideoloji olarak görmemesidir.
- Doğu ile Batı Arasında İslam’da şunu söyler:
- Doğu → ruh var ama akıl ve özgürlük zayıf
- Batı → akıl ve teknik güçlü ama ruh yok
- İslam → ruh + akıl + ahlâk
İslam’ı iktidar aracı yapanlara da, onu hayattan koparanlara da karşıdır.
Aliya’ya göre:
“İslam, camide ibadet, devlette adalet, sokakta ahlâktır.”
Din–siyaset ilişkisi: Ne İran modeli ne laikçilik
Aliya’yı özel yapan nokta tam burası.
- Teokratik devlete karşıdır
- Laikliği din düşmanlığı olarak görmez
- Ama dinsiz bir kamusal alanı da reddeder
Onun çizgisi şudur:
- Devlet → hukukla yönetilir
- Toplum → ahlâkla ayakta durur
- Din → zorlayıcı değil, yol göstericidir
Bu yüzden şunu çok net söyler:
“İslam bir devlet biçimi değil, bir ahlâk ve hayat görüşüdür.”
Bugün “İslam devleti” diye bağıran yapılarla Aliya arasında dağlar kadar fark vardır.
Bedel ödemiş bir Müslüman
Aliya’yı teorisyen yapan çok kişi var ama Aliya yaşadığıyla konuşmuştur.
- Yugoslavya döneminde defalarca hapse atıldı
- 14 yıla yakın cezaevinde kaldı
- Buna rağmen intikamcı, kinci, rövanşist olmadı
Bosna Savaşı sırasında bile:
“Biz Sırplara karşı değiliz, zulme karşıyız.”
Bu cümle, bugünkü mezhepçi, intikamcı, düşmanlaştırıcı dindarlığın tam karşısında durur.
Ahlâk vurgusu: En sert olduğu yer
Aliya’nın en rahatsız olduğu şey şudur:
- Dindar görünüp ahlâksız olan iktidarlar
- Dini slogan, ahlâksızlığı sistem yapan yapılar
Şu sözü çok çarpıcıdır:
“Ahlâk yoksa, din sadece folklordur.”
Bu cümle, tarikat-siyaset ilişkilerinin, kutsallaştırılmış liderlerin, yalanla yürüyen dindarlığın tam kalbine saplanır.
Çünkü Aliya:
- Dini araçsallaştırmadı
- Devleti kutsallaştırmadı
- Gücü eline geçirdiğinde ahlâkı terk etmedi
- Kaybettiğinde de imanı ideolojiye çevirmedi
