İrfan Sönmez


TERÖR ÖRGÜTLERİ RİCA VE MİNNETLE DAĞILMAZ!

YPG'nin kısa sürede işgal ettiği bölgelerin çoğunda çekilmek zorunda kalması, -bir YPG efsanesi- yaratmak isteyenlerin ne kadar yanıldıklarını gösterdi.


YPG'nin kısa sürede işgal ettiği bölgelerin çoğunda çekilmek zorunda kalması, -bir YPG efsanesi- yaratmak isteyenlerin ne kadar yanıldıklarını gösterdi.

Daha önce bölge nüfusu dikkate alınınca YPG'nin yüz bin silahlı gücü var diyenlerin ya yanıldıklarını ya da bilinçli bir şekilde YPG'ye caydırıcılık kazandırmak istediklerini yazmıştım. ABD'nin şimdilik desteğini çekmesi, Suriye ordusunun biraz diş göstermesi YPG'nin yaldızlarının dökülmesine yetti.

Ancak bunu sevinç çığlıkları ile karşılamak, her şeyin bittiğini düşünmek de yanlış. Her aşırı tepki karşıtını doğurur. Örgüte gösterilen tepkileri -Kürtleştirerek- bu ülke insanlarını kamplaştırmaya, dövüştürmeye çalışan geniş bir etnikçi çevre var. Bunlara malzeme vermemek lazım.Çünkü toplumu birleştirmek isteyenlerin kışkırtıcı yayın ve söylemlerden kaçınmaları bu ülkenin birliği için mutlak bir zorunluluktur.

YPG'nin tasfiyesine, etkisizleştirilmesine sevinmek bir etnik topluluğun tasfiyesine sevinmek değil, bu ülkeden açıkça toprak isteyen bir örgütün tasfiyesine sevinmektir. Bu süreçte anlaşıldı ki, DEM Parti Kürtlerin değil, PKK/YPG'nin temsilcisidir. Yasal bir siyasi parti, herhangi bir terör örgütünü savunmaz. "Demokrasi istiyoruz" derken, PKK'yı, YPG'ye dayanmaz.  "Şu kadar silahlı gücü var" diyerek aba altında sopa göstermez. Hele hele binlerce yıllık devlet tecrübesi olan bir devlete şantaj yapmaya, boyun eğdirmeye kalkmaz.

Örgütün eylem güç ve kapasitesini kaybetmesi, DEM parti ve arkasına dizilen Marksist,İslamcı veya demokrat kisveli etnikçilerin siyasal ağırlıklarını da kaybetmesi demektir. Bazen toplumsal hareketler kaybettikçe rasyonelleşir, daha makul davranmaya başlarlar. Lakin -örgüt kültürü- buna müsait değildir. DEM Parti kışkırtmalarına devam edecektir. Onu yasal çerçeveye çekecek olan diğer partilerin özellikle iktidar partisinin tutumudur. DEM partinin desteği ile Saray'a yeni bir post çıkarılmaya çalışılırsa Suriye'de YPG'nin etkisini kaybetmesinin bir anlamı kalmaz.

 Yazının başında sevinç çığlıkları atmak için erken olduğunu söyledim; çünkü Suriye'de daha hiç bir şey bitmedi. Bugün YPG'yi cami avlusuna bırakanların yarın Suriye'ye nasıl bir anayasa dayatacaklarını bilmiyoruz. "Bize ne Suriye'den" diyenler çıkabilir.Şundan bizi ilgilendirir: Suriye'ye çizilen rotayı, "sizde aynısını yapın" diye bize de dayatmaya kalkacaklardır. En azından bazı çevrelerin, "orada şunlar var burada niye yok?" diyerek toplumu kışkırtacaklarını tahmin edebiliriz.Bir örgütü susturmak her zaman bölücülüğü yok etmek anlamına gelmiyor.

Suriye örneği bir defa gösterdi ki, PKK/YPG/DEM parti ve türevlerinin amacı bir ülke çatısı altında demokratik haklar edinmek değildir. Öyle olsaydı Suriye hükümetinin Kürtlere yönelik dil- kültür- vatandaşlık verme yönündeki vaatleri etnikçi çevreleri sustururdu. Ama susmadılar,ellerinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi ağlıyorlar. Çünkü "demokrasi istiyoruz" sözleri bir maskeydi, istedikleri şey ayrılma ve kopmadır.Basamak basamak ilerliyorlar.Taleplerinin tamamını demokrasi ve insan hakları ambalajına sarıp sunuyorlar.Esas hedef, son basamağa varmak için ana dilde eğitim, özerklik, anayasal statü gibi evrelerden geçip bağımsızlık istasyonuna varmaktır. Bunun hiç akıldan çıkarılmaması gerekir.

Netice olarak: tam bir yıl YPG silah bıraksın diye Apo'ya yapılmadık kompliman bırakmadılar, meclisi ayağına gönderdiler, önder ilan ettiler, omuzlarını yıldızlarla doldurdular, on başıydı mareşal yaptılar ama YPG silah bırakmadı. Ne zaman ki karşısında silaha karşı silahı gördü sığınacak hami aramaya başladılar.Birkaç gün içinde darmadağın oldular. Demek ki; Apo güzellemeleri açık bir siyasi çapsızlığın, ufuksuzluğun ifadesiymiş. Şimdi yapabiliyorsanız, verdiğiniz rütbeleri sökün, tabi sökebilirseniz. Terör örgütleri yalvarmakla dağılmaz, zorun gücü ile dağılır. Bunu öğrenebildiyseniz ne mutlu!