Hakan Özen


Vatan Sevdasına ve Ülkücü Davaya Adanmış Bir Ömür: Selçuk Özdağ

Bir gazeteci olarak 35 yıldır bu sahnede çok aktör gördüm, çok siyasetçi tanıdım. Ancak 11 yıl boyunca bizzat basın danışmanlığını yürüttüğüm Selçuk Özdağ ile olan hukukumuz, profesyonel bir mesainin çok ötesinde, sarsılmaz bir "kardeşlik" bağıdır.


Türk siyaseti, sadece bir makam yarışı değil; ilkeli duruşların, sarsılmaz inançların ve millete hizmet yolunda harcanan bir ömrün tezahürüdür. Bu zorlu yolda, Manisa’nın evladı Selçuk Özdağ ismi, sadece bir siyasetçi profili olarak değil, bir "demokrasi neferi" olarak hafızalarda yer etmiştir. Kökleri ülkücü camianın sarsılmaz değerlerine dayanan, bedel ödenmiş ve her durağında halkın nabzını tutmuş bir hayat hikayesidir onunki.

Selçuk Özdağ’ın siyasi kimliği, sadece partiler üstü bir duruş değil, aynı zamanda birleştirici bir iradenin yansımasıdır. Meclis kürsüsünden yükselen o gür ses, her zaman vatan paydasında buluşan, yapıcı ve yol gösteren bir aklın sesi olmuştur.

Siyasette Yeni Bir Soluk: "Yeni Yol" ve Grup Başkanvekilliği
Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin TBMM çatısı altında güçlerini birleştirerek kurduğu "Yeni Yol Grubu", Türk demokrasisi için kritik bir eşiği temsil etmektedir.

Bu stratejik birleşmenin TBMM Grup Başkanvekilliği görevini üstlenen Selçuk Özdağ, sahip olduğu derin siyasi tecrübe ve devlet adamı kimliğiyle bu yeni yapının en önemli mimarlarından biri konumundadır. Farklı siyasi ekollerin bir araya gelerek oluşturduğu bu "Yeni Yol", Özdağ’ın yıllardır savunduğu "ortak akıl" ve "demokratik uzlaşı" kültürünün bir meyvesidir. Onun grup yönetimindeki varlığı, meclis aritmetiğinde sadece sayısal bir değer değil, nitelikli ve çözüm odaklı bir siyasetin de teminatıdır.

11 Yıllık Mesai ve Sarsılmaz Bir Dostluk
Bir gazeteci olarak 35 yıldır bu sahnede çok aktör gördüm, çok siyasetçi tanıdım. Ancak 11 yıl boyunca bizzat basın danışmanlığını yürüttüğüm Selçuk Özdağ ile olan hukukumuz, profesyonel bir mesainin çok ötesinde, sarsılmaz bir "kardeşlik" bağıdır. Onun çalışma azmine, vatan derdiyle dertlenişine ve en zor anlarda bile dik duruşuna bizzat şahitlik ettim. Manisa sokaklarından Ankara’nın en kritik karar mekanizmalarına uzanan bu yolculukta, onun çizgisinden milim sapmadığını görmek, benim için bir gurur vesilesidir.

Siyasetin Ötesinde Bir Değer: Vefa
Ancak bir insanı asıl tanıtan, sahip olduğu unvanlar değil, en zor anlarda sergilediği karakterdir. Bildiğiniz üzere, yakın zamanda dört damarımın değiştiği ağır bir açık kalp bypass ameliyatı geçirdim. Hayatla aramızdaki o ince çizgide yürüdüğüm günlerde, Selçuk Bey’in üzerinde sadece kendi partisinin değil, yeni kurulan bir meclis grubunun ve Türkiye’nin yoğun siyasi gündeminin devasa yükü vardı.

Ankara’daki o baş döndüren trafik, grup kurma süreçleri ve meclisteki yoğun mesaisine rağmen; Selçuk Özdağ bir an olsun beni ve ailemi yalnız bırakmadı. Meclisteki o yoğun programı içerisinde, ameliyatımın her anında, iyileşme sürecimin her adımında durumumun bizzat takipçisi oldu. Yanımda olamasa da o manevi desteğini, o sarsılmaz vefa duygusunu her saniye hissettim. Siyasetin o bazen soğuk gelen koridorlarına inat, insani değerleri her şeyin üzerinde tutan bu duruş, her türlü takdirin üzerindedir.

Selçuk Özdağ; bugün sadece TBMM’de bir grubun sesi değil, aynı zamanda dostluğun, kardeşliğin ve kadim vefanın da adıdır. Kendisine bu yeni ve kutlu görevinde başarılar diliyor, en zor günümde kalbiyle yanımda olduğu için şükranlarımı sunuyorum.

Yolun açık, mücadelen daim olsun çok kıymetli ağabeyim ve kadim dostum...