Muhsin Kafkas


YAVUZ EV SAHİBİ, KİRACIYI BASTIRIRMIŞ!

Not: Bu hikâyede kiracı ben oluyorum.


Not: Bu hikâyede kiracı ben oluyorum.

Evet artık kamuoyundan da sıkça duyduğumuz ev sahibi, kiracı kavgalarını kurbanlarının birde maalesef ki benim.

Tabiki hikâyede mağdur tarafı maalesef ki ben oynuyorum.

Kiracı olarak olabildiğince ev sahibim lehine hareket etmeye çalıştım.

Lakin bu işin fitilini ne ben, ne de ev sahibi ateşledi.

Bu işin tek müsebbibi mevcut erki elinde bulunduran hükûmet ve avaneleridir.

Son iki yılda yaşanılan enflasyonist ortamda bu işe davetiye çıkarmış hatta gün geçmiyor ki bir kiracı ile ev sahibi gerginliği basına yansımasın.

Hatta ve hatta birbirini öldüren ev sahibi kiracı haberlerinden ortalık  geçilmez olmuş.

Hukuk mahkemelerinin gündemi bu.

Noterlerde kiracılara çekilen ihtarnamelerde oran yüzde üçüzlerin üzerinde imiş.

Ki yüzde seksen ve üzeri ev sahiplerinin kurmacaları...

Klasik ev sahibi yalanları ise kısaca şunlardır. 

Eve ben taşınıyorum.

Annem hasta yakınıma alıyorum.

Oğlum taşınacak.

Damatla gelinin tayini oraya çıktı.

Benim hikaye de işte böyle.

Ev sahibim geçen yıldan sinyalleri vermişti. Ben de aslına bakacak olursam bu sinyali aldım almasına da bu raddeye geleceğini tahmin edemezdim.

Önce eve ben taşıyacağım dedi.

İhtarname çekin ki ben de kendi kiracıya aynı yolu takip edeyim dedim.

Çocuğumun çocuğumun rîzkından kesip ihtar çekemem demez mi?

Bakın dedim. Benim derdim üzüm yemek.

Siz bir sebep sunuyorsunuz ben de tamam diyorum.

Biraz münakaşa, zorladı ama ihtarnameyi bir şekilde kopardım.

Sonrasında demez mi bizim tayinimiz Akdeniz ilerinden birine çıktı.

Ölür müsün?

Öldür müsün?

Sonrası anı bir manevra ile evi satacağız.

Hay hay dedim.

Siz evi satarsınız da?

Kendiniz gelirseniz de başım gözüm üstüne.

Lakin eğer eve aç gözlü davranır ve kiracı koyarsanız sırf daha fazla para kazanmak uğruna o zaman hukuki haklarımı ararım.

(İspat edilirse eve kendisinin oturmadığı ve kiracı koyduğu taşınma masraflarını ve 1 yıllık kiranı karşılamak zorunda )

Neyse geçtiğimiz ay bende kiracıya ihtar çektim.

Ne derse beğenirsiniz.

Ben sözleşme tarihi gelmeden kalkmam.

Sonra benim de kiracım kalkmıyor demez mi?

Bu sefer kiracının kiracısını aramak durumunda kaldım.

Gayet necis  ve üslup açısından kötü bir konusma gecti aramizda.

Nihayetinde benden evden çıkmak için 75 bin TL hava parası istedi.

Hayda iş, içinden çıkılmaz hale girdi.

Askina bakacak olursanız ben de aynı taktiği benimsemeliyidm.

Çıkmıyorum kardeşim.

Sevgili iktidar yüzde 25 zam dedi.

Fazlasını da yapmam.

Mahkeme yolunu tutun desem iyi ihtimal iki yıldan önce evden çıkmazdım.

Çıkaramazdı.

Lakin kendime yapılmasını istemediğim bir şeyi başkasına yapmamak gibi bir düsturu hayat ilkesi edinmeye çalıştığım için bunu yapmadım, yapamadım.

Bir kere soğumustum, evden çıkacaktım.

Başka hal çaresi kalmamıştı.

Evden çıktım.

Bu sefer evi temiz aldın boyat meselesi çıktı.

Zamanın da verdiğim depozito şimdi pul olmuştu.

Ev sahibine dedim ki depozitonun bugünkü  dolar karşılığı şudur.

Siz evi bu rakamla rahatça boyatir.

Üstüne eksiklikleri de halledersiniz dedim.

10 günlük Ağustos kirasını ve site aidatini da ödedim.

Ankara’dan zoraki  ayrılarak Şehri Sultana geldim.

Hayatinda ilk kez kendi rızam olmadan bir evden taşınmak zorunda kaldım.

Zor bir haleti ruhiyeye sokuyor insanı bu durumun yansımaları.

##

Bazen gitmek gerekir... 

Ne yaşandıysa yaşansın...

Nelerden vazgeçildiyse geçilsin...

Neler göze alındıysa alınsın... 

Bazen gitmek gerekir. 

Bazen yeni ümitler için gitmek uzlaşmak gerekir. Hatta bir şehri arkanda bırakıp... Bir hayatı arkanda bırakıp... Bir anılar zincirini, Yaşanmışlıkları...

Mutlulukları... 

Üzülmüşlükleri arkanda bırakıp gitmen gerekir. Hiç yazık demeden, en sevilen "Şehri Kır"ları da terk etmek gerektir. Gidilmeyi en istenen yerlere gidilmemiştir. 

Önemli değildir. 

Bu vazgeçişler, bu fedakarlıklar, bu değişimler hep o büyük, o kutsal güç RABBİN uğrunadır. Derdi ile dertlenmektir ya!!! dava, onun için bazen terk etmek gerekir... 

Tüm sevdiğin dostlarını, ahbaplarını... Biraz eksik hissedersin kendini, biraz yarım ama önemli değildir.

BİRAZ KIRGINLIK, BİRAZ HÜZÜN,

Geldiğin gibi gidebilmelisin ki, geri dönüşün olabilsin... Nasılsa anlatamamışsındır kendini, tamamlanacaksındır, sorun yoktur. Seni Rabbin nasılsa yalnız bırakmayacak ve o eksiklerin o değişimlerin üstünü kapatacaktır. Yola devam dersin korkusuzca, gözünü karartarak.

ONUN İÇİN BİLE SADECE GİTMELİSİN...

Şehirlerin sultanına, gitmeli usul usul yavaştan... 

Daha da dönüp bakmamalı yağmurdan sonra yiğit kokan boz kokulu topraklara...

Yoksa ayrılamazsın bu toprakların bağrından. Garip gönlünü, kederli ruhunu derme... 

Kaşlarını asarak üğrünü üğrünü ağlamamak için... 

Nedamet getirmemek için gitmek gerek bazen... 

Geldiğin gibi, gitmek... Güzeldir her şey. 

Zaman gelir hayatında var olması bile güç katar sana. Her şeye meydan okuyabilirim dedirtir. 

Güçlüsündür. 

Ancak namertler arasında gücünün bazen bir hiç olduğunu görürsün ya... 

O zaman gitmek gerek, dönüp arkana bakmadan gitmek... Karşına çıkan her kötü şartta hafif yaralar alarak dimdik ayağa kalkmanı sağlar. Bu gitmeler!!! 

Zaman gelir ufacık bir söz. bir davranışla darmadağın olursun. Yerle birdir bu yaşına kadar kurduğun dünya. 

Acıdır... Acıtır. 

Bazen gitmek gerek !!!... 

İçin acısa da kalbine taş bassan da bir an gelir ve gitmen gerekir... Umutların vardır yarınların vardır ama yaşadıkların yalandır ve bir an gelir arkana bakmadan çekip gitmen gerekir...!!!... 

Yeni Türününün de Fırtına şarkısında söylediği gibi.

GEÇSEDE YOLUMUZ BOZKIRLARDAN.

DENİZLERE ÇIKAR SOKAKLAR. 

Ve en nihayetinde.

Bir gün duymuşlar ki yoksun... 

Selam verilir uzakta ki minarenin damından.