Erdal Çil

Tarih: 26.07.2023 18:55

YÜZYILIN YANGINI

Facebook Twitter Linked-in

Kendisini Muğla’ya adım attığı ilk andan beri tanır ve yakinen takip de ederdim. Anadolu Ajansı muhabiriydi. Mesleğini seviyor, kendisini daha da iyi yetiştirmek adına çeşitli zorlukları göze alıyordu. O zamanlar bizler de bir avuç şehrin dertlileri olarak oluşturduğumuz Menteşe Grubu’nda işlerini iyi yapan, kendimiz gibi dertli insanları arayıp bulma derdindeydik ve Sevgili Kenan Gürbüz’ü de bu amaçla grubumuzda ağırlamış, kendi çektiği birbirinden güzel fotoğrafları orada da büyük beğeniyle izlemiştik. 

Hatta o sunumuna fotoğraf makinası ile gelmiş ve “Yatarken bile başucumda durmuyorsa uyuyamıyorum” diyecek kadar da onunla bütünleştiğini ifade etmişti. 

Görüyoruz ki Sevgili kardeşimiz işinde olduğu gibi şehrimizle de artık iyice hemhal olmuş, bulunduğu her platformda şehrimizi tanıtmak adına elinden gelen çabaları esirgememekte. 

15 Temmuz 2016 tarihi bütün ülkemiz için unutulmaz bir tarihti ama şehrimiz için de ayrı bir önemi vardı. Tabii ki önce insandı. Duyguları vardı, düşünceleri sorumlulukları ve bakmakla yükümlü olduğu ve bir anda geride bırakabileceği emanetleri vardı. Bu koşullar altında da olsa o bu atmosferden geri durmayı hiç düşünmemiş, en sadık dostu olan makinasını alarak Marmaris’e koşmuştu. O geceye dair çekmiş olduğu 15 Temmuz Belgeseli kamuoyunda önemli bir eksikliği tamamladı. Çok konuşuldu, defalarca izlendi ve izlendikçe de millet olarak kenetlenmemiz arttı. 

2021 yılı yine ülkemiz açısından olduğu gibi bölgemiz, şehrimiz açısından da acılarla hatırlanacak bir yıl olmuştu. 15 gün süren ve Marmaris, Köyceğiz, Kavaklıdere gibi ilçelerimizin birçok yerinde peş peşe başlayan orman yangınları hepimizi tek vücut olmaya zorlamış, gözümüz kulağımızla dikkat kesilerek her birimiz elimizden geldiği kadarıyla “ne yapabiliriz” diyerek söndürme çalışmalarının içinde, yanında, bir köşesinde yer almak için çırpınmışızdır. 

İyi günde, iyi zeminde, kahkahaların olduğu ortamlarda gazetecilik yapmak da bulunmak da kolaydır ama gökyüzünü kara bulutların kapladığı, alevlerin her yandan sardığı, feryatların olduğu ortamlarda görev yapmak da her babayiğidin harcı değildi. 

On beş gün sonunda çok şükür söndürüldü. O tarihe kadar %68 olan ilimiz orman varlığı, %63’lere düştü. Parayla pulla ölçülemeyecek kadar maddi zararlarımız oldu. İki şehit, onlarca yaralı verdik. 

Ders aldık mı? Gerek insan olarak gerekse kurumsal olarak gerekli çıkarımları yaparak hazırlanabildik mi sorusu tabii ki akıllarda ama bu konuda da üzerine düşen duyarlılığı görüyoruz ki sevgili Kenan fazlasıyla yapmış. 

Yönetmenliğini yaptığı Yüzyılın Yangını adlı belgesel, öyle ümit ediyorum ki önümüzdeki günlerde çok konuşulacak, çok ses getirecek. 

25.07.2023 tarihinde belgeselin galası vardı. Çok sayıda katılımcı, şehrin protokolü ile belgeseli gözyaşlarıyla izledi, adeta iki yıl öncesini tekrar yaşadı. Programa iki şehidimizin aileleri, o yangınlarda görev alan kahramanlar, gönüllüler de çağırılmıştı ve duygu dolu anlarla her birine teşekkür belgeleri verildi. 

Galada en anlamlı konuşmalardan birini, Muğla’da 2007 -2011 yıllarında Orman Bölge Müdürlüğü yapmış olan ve geçtiğimiz iki dönemde de Antalya Milletvekili olarak TBMM’ nde görev yapan İbrahim Aydın yaptı. 

Konuşmasının hemen başında Kenan Gürbüz’ün, yangınların en başından sonuna kadar içinde olduğunu ve yaptığı çalışmanın orman teşkilatları için bir ilk olduğunu söyledi. Ormancıların yaptıkları onca emek ve fedakârlıklarının kamuoyunda yeterince anlatılamadığını bu anlamda bu belgeselin çok önemli olduğunu belirtti. 

Evet, iz bırakmak, ilkleri yapmak, yapabilmek güçtür ama ne kadar önemli olduğu da açıktır. Sıradan ve sürüden olmamak herkesin işi değildir. Sıradan gider, sürüden ayrılmazsanız, nerelere çekilirseniz oralarda oluyordunuz ama bir iziniz, bir farkındalığınız olmuyor, zamanla unutulup gidiyordunuz. Bu tür eserler, bu tür çalışmalar, farkındalığı arttırdığı gibi duyarlılık ve insan olma bilincini de olumlu yönde etkilediği çok açıktır. 

Belgeselin teknik olarak belki eleştirilebilecek yanları vardır. Daha çok görüntü, daha çok fotoğraf, daha çok hikâyeler elbette vardı bu on beş günün içinde ama neticede hepsine yer vermek, hepsinden de bahsetmek nasıl mümkün olurdu bunu da göz ardı etmemek gerek diye düşünüyorum. Hem bu tür çalışmalar yeni kapılar açmaya da vesiledir. İnşallah Sayın İbrahim Aydın’ın dediği gibi bu ilktir, örnektir ve inşallah gerisi de gelir, yeni yeni sanatçılarımız, gençlerimiz daha güzel, daha kapsamlı çalışmalara imza atarlar.

Ben bu vesileyle bir kez daha belgeselde emeği geçen başta yönetmen arkadaşımız Sevgili Kenan Gürbüz’ü ve bütün ekibini kutluyorum. Şehitlerimiz Görkem Hasdemir ve Şahin Akdemir’e rahmet, yakınlarına metanet dileklerimi iletiyorum. Ayrıca bu alev savaşlarında yer almış, yaralanmış, etkilenmiş bütün hemşerilerime emekleri için şükranlarımı sunuyorum. 

Bir teşekkür de ilk kez geldiğim ve Muğla’da çok önemli bir boşluğu doldurduğunu gözlemlediğim Muğla Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunun gerek yapılmasından gerekse bu tür organizasyonlar için tahsis edilmesinden dolayı duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Bundan dolayı da başta yönetim kurulu başkanı Sayın Bülent Karakuş olmak üzere Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Yetkililerine çok teşekkür ediyorum.

Konuşmalarda ifade edildi. Devletin bütün kurumları yangın için seferber olmuşlar, ellerinden gelenin fazlasını bile yapmışlardı ama Kızılay başkaydı. Dün yangında olduğu gibi bu yıl yaşadığımız büyük deprem felaketlerinde de ekip olarak sahada oldukları gibi dün de aynı birlik ve beraberlikle başlarında İl temsilcileri Şadi Pirci olmak üzere salona gelip, belgeseli bizlerle beraber izleyip aynı heyecanı bizimle birlikte topluca yaşamışlardı. Bu yüzden koca bir alkışı sonuna kadar hak ettiklerini düşünüyor, buradan onların da her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Bu tür krizlerde, afetlerde bütün kurum ve kuruluşlarla halkımızın topyekûn birlikteliği önemlidir ve belgeselde de görüldüğü gibi Muğla bunu başardı. Bu yüzden AFAD’ ından Sağlığına, Jandarmasından, Emniyetine, Belediyelerinden, STK ve meslek odalarına, sendikalarına kadar işin bir ucundan hiçbir karşılık beklemeden tutan onlarca kurum ve kuruluşlara, yurtdışından koşup gelen bütün dost ellere ne kadar teşekkür etsek azdır.  

Temennimiz tekrar bu büyüklükte acılar yaşanmaması. 

Temennimiz hazırlanan bu belgeselin ve işbirliğinin bütün yurtta izlenerek örnek alınması, daha iyilerinin yapılması. 

Tek kelimeyle: Kutluyorum!

Elleriniz dert görmesin.

                                                                                        Erdal ÇİL

                                                                              cerdal48@gmail.com


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —