BAŞBUĞ BAŞKANLIK

Eklenme Tarihi: 01.04.2017 09:29:02 - Güncellenme Tarihi: 13.08.2020 03:25:50

   ABD 1987 tarihi itibariyle Osmanlı'nın Başkanlık sistemini kopya etmekle süper güç olmanın keyfini yaşamakta adeta. Belli ki, Başkanlık sisteminin getirdiği kolaylıklar bu ülkeye istikrar getirmiş gözüküyor.

   Peki ya Türkiye? Malum,  Osmanlının bakiyesi üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devlet yapılanmasında Fransız modelini esas alır. Ama ilginçtir Fransa?yı model olarak alırken her ne hikmetse Fransa?nın 1956?dan itibaren uyguladığı yarı başkanlık sistemini görmezlikten gelinmiş. Öyle ya, madem Başkanlık sistemine burun kıvrılıyor,  bari hiç olmazsa yarı başkanlık sisteminde karar kılınsa fenamı olurdu.  Her neyse, şu bir gerçek tarihi kodlarımızla uyuşan tek sistem Başkanlık modelidir. Dolayısıyla bu modele sahip çıkmak ABD ve Fransa?dan daha çok bize yakışırdı.

    Evet,  Başkanlık modelinin orijini biziz. Bu işe Başbuğ geleneğimizle başladık, şimdi ise 16 Nisan?da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle de taçlandırmak zamanıdır. Hele ki birde 16 Nisandan sonra mecliste çıkarılacak yeni Anayasaya uyum kanunlarıyla bu sistemin altını üstünü doldurduğumuzda değme keyfine. Nasıl mı? Tabii ki önce orijini Başbuğ Başkanlık olan bu sistemi katılımcı demokrasiyle, dar bölgeli iki kademeli seçim sistemiyle, ekonomik katılım ve âdem-i merkeziyetçi (yerinden uygulamalar) yapılanmalarla donatarak elbet.  Hele hayırlısıyla 16 Nisan 2017 referandumundan alnımızın akıyla bir çıkalım, bak o zaman mevcut sistemden kaynaklanan tüm aksaklıkları giderecek yapılanmaların beraberinde gelmesi kaçınılmazdır. Yeter ki, Milletin onayını almış Başbuğ Başkanlık Sistemi yeniden çağın şartlarına cevap verecek şekilde uyum yasalarıyla donatılsın evvel Allah?ın izniyle 2023 Türkiye?sine emin adımlarla ilerleyeceğiz demektir.

            Hiç kuşkusuz Başbuğ Başkanlık sistemiyle birlikte sivil toplumda güçlenecektir. Artık eski köhnemiş sistemlerden palazlanan vesayetçi yapılanmalar sona ereceği gibi sivil toplum olgusu gerçek manada gücünü hissettireceği muhakkak. Baksanıza 16 Nisan 2017 tarihi yaklaştıkça daha şimdiden sivil toplumun ayak sesleri kendini hissettirmeye başladı bile. Hele birde bu  ?Hayır? kampanyası yürüten iç ve dış mihraklara karşı sivil direnişimizi ?EVET? kartıyla 16 Nisan sonrasında taçlandırdığımızı düşündüğümüzde karşımıza çıkacak ilk tabloda;

          -Vesayet odakları artık köşe başlarını tutamayacak,

          -Demokratik ve özgürlükler hususunda hak talep edenlerin canına okuyamayacaklar,

          -Erzurum?da Bölge Jandarma Komutanı Osman Özbek Paşa gibiler oturduğu yerden devrin Başbakanına ağza alınmayacak küfür sözler sarf edemeyecek,  Tuğgeneral Kazım Usta gibiler de Manisa Valisi Muzaffer Ecemiş için yapılan uğurlama töreninde ANAP İl Başkanı Ahmet Özövgü?yü fırçalayaraktan itip kalkıp protokol krizi çıkaramayacaktır.

            Aman Allah?ım neydi o günler,  28 Şubat Post-modern Darbe dönemi sürecinde başörtülü gencecik kızlarımızın başına gelenleri bir düşünün. O masum gencecik kızlarımızın üniversite kapılarından kovuluşlarından tutunda yaka paça ikna odalarına götürülüşlerine kadar ki içimizi burkan bir sürü insanlık dışı nice trajik manzaralarda neler çektiklerini bir Allah bilir, birde kendileri.  Öyle ki, o mahzun masum genç kızlarımızın feryatları gök kubbeyi inletiyordu. İşte tamda bu noktada Başbuğ Başkanlık sistemi vesayet odaklarının kökünü kazımak için vardır. Kökleri kazınsın ki,  geldiğimiz süreçte Üniversitelere, Emniyete, Türk Silahlı Kuvvetlerine, TÜBİTAK?a, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına bir daha sızamasınlar. Kökleri kazınsın ki; Pensilvan?ya kaynaklı asparag haberleri ve astı astarı olmayan tapeleri belge diye millete yutturmaya kalkışmasınlar. Söz konusu tapeleri maskeli adamlar mı getirmiş bilinmez ama bir şekilde yedi defadır seçim kaybeden bir liderin eline tutuşturmuşlar ya,  bu ayıp o lidere ömür boyu utanç vesikası olmaya yeter artar da. İşte Başbuğ Başkanlık sistemi tam da bu noktada kökü dışa endeksli ve başlarına tasma geçirilmiş liderlere geçit vermemek için vardır.  İcabında bu da yetmez, vesayetçi odakların canına ot tıkamak için vardır.

             Aman Allah?ım neydi o günler, milletin bağrından kopup millet meclisine gelen bir kısım milletvekilleri sanırsın ki halkını temsil için gelmiş, meğer vesayet odaklarına diyet ödemek için gelmişler. Diyet için gelenlerin hallerine bir bakıyorsun mensubu olduğu partinin içine sızıp mesela MHP?yi içten parçalayıp liderini devirmeye kalkışabiliyorlar. Bir bakmışsın Aydın Doğan medyasının ekranlarında eş başkan sıfatıyla saz çaldırılarak ülkeyi koalisyonlu dönemlerin eşiğine getirmenin provaları yapılabiliyorlar. Yine bir bakmışsın AK Partiyi içerden ve dışarıdan yıkmak için Kandile sırtını dayayan malum partinin eşbaşkan ve sözcüleri, tüm terör örgütleri, FETÖ kaçakları, Avrupa Haçlı ittifakı hep birlikte koro halde zehir zemberek içlerindeki kin ve nefret tohumlarını kusabiliyorlar.  İşte Başkanlık sistemi tam da bu noktada her türlü alavere ve dalaverelere son vermek için vardır. Son verelim ki, çok başlılık mevta olsun.  Bize çok başlılık değil kendini milletine adamış Başbuğ Başkan yaraşır.  Ki, o sırtını bir yerlere dayamayıp bizim içimizden çıkacak milletin adamı Başkan?dır.  İster adına Başkan,  ister Başbuğ Başkan, ister Hakan Başkan,  ister Kağan Başkan, isterse Cumhur Reisi densin fark etmez, her halükarda bizim onayımızı almış Başkanın varlığı bize güç katacaktır. Hani iş bilenin kılıç kuşananın derler ya,  aynen öyle de şimdi tüm bu meziyetlere sahip Başbuğ Başkanın varlığı bize güç katacaktır. 

           Ne yalan söyleyelim,  çocukluktan bugüne oldubitti ?Başbakanlık? kavramına pek içimiz ısınmadı.  Belli ki bu kavramın kültür kodlarımızla uyuşmazlığı söz konusu.  İlkokula başladık sınıf başkanıyla karşılaştık, keza ortaokul lise de öyleydi. Okul dışında Ülkü Ocağına takıldığımızda Başbuğ, Reis, Başkan kavramlarıyla haşir neşir olduk, 9 Işık doktrinini okudukça Başkanlık hayaliyle yanıp tutuştuk. Tarih kitaplarını karıştırdığımızda Başbuğ, Hakan ve Kağan isimlerin karizmasına kapıldık.  İşte bu yüzden Başkanlık sistemi ABD?den çok bize yakışır. Dedik ya mayamızda Başkanlık tutkusu var, yani tarihi kodlarımızla aşinalığı olan bir değerdir zaten.  Hele bir hayırlısıyla 16 Nisan 2017 tarihi bir gelsin Allah?ın izniyle Türk Tipi Başkanlık yeniden hayatımıza girecektir. O büyük gün gerçekleştiğinde kim tutabilir ki artık bizi. Böylece 2023 hedefimiz bir hayal değil hakikat olacaktır, buna inancımız tamdır. 

           Dikkat edin inancımız tam dedik, niye? Çünkü halkın büyük çoğunluğunun desteğini alarak icranın başına geçecek Başbuğ Başkan, halkın talepleri doğrultusunda hareket etmek zorunda kalacak ve bu kaçınılmazdır.  Bikere %50?nin üzerinde oy almak her babayiğidin harcı olmasa gerektir. İşte bu yüzden Başkanlık sistemi şarttır diyoruz.  Hem de ne şart. Diyelim ki; Başkan adaylarının hiçbiri birinci turda  %50?nin üzerinde oy alamadı, bu kez ikinci turda en fazla oy olan iki Başkan adayı arasında yarış başlayacak. Yani halk ikinci tura kalan iki adaydan birini seçecektir. Bu demektir ki; partili Başkan kendi partisinden olmayan adayların katkısıyla da Başkan seçilmiş oluyor. Şimdi tamda bu noktada Başbuğ Başkanlık bunun için vardır,  çünkü kendi partisinin dışında bile oy alacak olan bir Başkan nasıl diktatör olmaya tevessül edebilir ki.  Tevessül etmez elbet,  zira diğer kesimlerinde oyuyla da seçilmiş Cumhur Başkandır artık. Malum, toplum her türden değişik fikirlere, değişik siyasi görüşlere,  değişik cemaatlere, değişik mezhep ve meşreplere sahip insanlar topluluklardan müteşekkildir. Yani toplum katmanlarını oluşturan bu guruplardan hiçbiri   %50?yi tek başına aşacak güçte değildir.  Dolayısıyla toplum  %50?yi aşacak Başkanını seçmek için kendi içinde aynı ortak paydada buluşmak eğilime girecektir. İşte bu toplumsal mutabakat sayesinde seçilmiş Başkan, aynı zamanda tüm toplum katmanların Başkanıdır artık.  Böylece beş seneliğine seçilen Başkan sağlanan bu toplumsal mutabakatın gereği tüm toplum katmanlarını kucaklamak için var olacaktır. Aksi takdirde bir sonraki seçimlerde seçilme şansını yitirecektir.  İşte toplumsal mutabakat bu, işte milletçe yapılan denetim budur. Öyle ya toplumu kucaklarsan yola devam, kucaklamazsan seninle artık bir daha işimiz olmaz denilip milletin emrine amade olacak bir Başkan?la yola devam edilecektir. Peki ya toplumsal mutabakatla seçilen Başkan halka nankörlük edip ihanet ederse? Bikere Türk Tipi Başkanlık Sistemi buna açık kapı bırakmaz,  dahası böylesi bir arızı durumun zuhur etmesi zor gözüküyor.  Bu ihaneti yapsa yapsa ancak halkı hiçe sayan Pensilvanya güdümlü mihraklar yapar. İşte bu noktada tam da Başkanlık modeli tüm ihanet çetelerinin canına okumak için vardır. 

           Yıllardır anayasa değişikliği diye diye ağzımızda tüy bitti dersek yeridir. Neyse ki bu kez ciddi manada ilk değişikliğin gerçekleşeceği günün eşiğine nihayet gelebildik. Hem de Türk Tipi Başkanlık modeline geçişi sağlayacak bir değişiklik. Artık bu bir rüya değil, hakikatin tecelli edeceği bir değişikliktir bu. Yani kültür kodlarımızla örtüşen bir değişikliktir. Dahası gençleri motive ederek Fatihin İstanbul?u fethettiği yaştasın ruhunu dirilişe geçirecek bir değişikliktir. İşte bu yüzden gerçekleşecek bu değişikliği şimdiden çok önemsiyoruz. Hatta değişiklik için ülkemize soluk aldırmak adına, kültür kodlarımızla uyumlu olmak adına sandığa giderken daha şimdiden Başbuğ Başkanlık sisteminin heyecanı cana can kattı bile. Derken Başbuğ Başkanlık modeliyle yenilenecek olan anayasamızda milletin vicdanı ve milletin sesi anayasa olacaktır. Zaten Milletin hür vicdanı olmalı ki;  hem toplumun kültür kodlarıyla, hem de sanayileşmiş bilgi toplumunun refleksleriyle örtüşen anayasa olsun. Böylece bizde gönül rahatlığıyla bu bizim milli anayasamız deyip iftihar etmiş olalım. 

         Unutmayalım ki,  Başkanlık modelinde muhalefet eskisi gibi yan gelip yatamayacaktır. Az olsun benim olsun diyemeyecektir. Demeye kalkıştığında eski alışkanlıkların kurbanı olacaklardır. Nasıl mı? Bikere Başkanlık sistemi ?az olsun benim olsun? anlayışına geçit vermiyor. Sadece çalışana geçit vermektedir. Artık hiçbir lider oturduğu yerden ?Türkiye genelinde şu kadar sabit oyumuz var? diyemeyecek,   yeni sisteme geçtiğimizde yasama ve yürütmede ağırlığını hissettirebilmesi için çalışmak zorunda kalacaktır. Aksi halde,  tembel talebenin hali ne ise yan gelip yatan partinin akıbeti de o olacaktır.  Hatta yeni sistemde koalisyon oluşumlara da geçit yok. Dolayısıyla partiler halkın nabzını tutmak zorunda. Kaldı ki, tembellikten kim ne bulmuş ki bu tip partilerde bulsun. Artık yan gelip yatma devirleri kapamak sırası bizde diyebiliriz.  Öyle ya,  madem yeni sisteme geçtiğimizde yaslanacakları askeri vesayet,  dayanacakları yargı vesayeti gibi odaklar olmayacağına göre çalışmaya mecbur kalacaklardır. Hiç boş yere yeni sistemin diktatörlük getireceği hezeyanında bulunarak Başbuğ Başkanlığın önüne geçebileceği hülyasına kapılmasın.  Asıl diktatörlüğün ne demek olduğunu Milli şef dönemini yaşayanlar çok iyi bilir, herkes unutsa da biz unutmayız. Vesayet odaklarının meclisi nasıl zapturapt altına alıp milletvekillerine emir eri gibi kullandıklarını unutmak ne mümkün. Sanki bunları geçmişte hiç yaşamamışız gibi şimdi hiç yüzleri utanmadan ve kızarmadan büyük bir pişkinlikle tutturmuşlar; yok efendim gensoru yokmuş, yok efendim denetim mekanizmaları ortadan kalkıyormuş türü falan keşmekeş laflarla zihinleri bulandırmaya kalkışabiliyorlar. Akıllarınca laf ebeliğiyle yeni sistemi bertaraf edeceklerini sanıyorlar.  Oysa Başkanlık sistemiyle birlikte asıl denetimi millet yapacağı gibi asıl gensoruyu da millet verecektir. Dedik ya adamlar yıllardır alışmışlar vesayetin kollarında sorgusuz sualsiz tam tekmil emir eri olmaya.   Ama söz konusu millet olunca milletin emrinde olmak belli ki gururlarına yediremiyorlar. İşte bu yüzden Türk Tipi Başkanlık sistemine geçmemiz şart diyoruz.  Dedik ya habire gensoru kalkıyor yaygarası koparıyorlar, oysa şimdiye kadar meclis çalışmalarında sayısını bilmediğimiz o kadar gensoru verildi ki %99?unun reddedildiğini bilmeyen mi var. Üstelik yasama faaliyetlerini tıkamaktan başka hiçbir işe yarmamaktadır.  Hakeza denetim mekanizması da öyle,  meclisin yeterince iç denetim yaptığı ne zaman görüldü ki şimdide görülsün. Unutmayalım ki, gerçek denetim Milletin patronluğunda, yani Başkanlık sistemiyle birlikte gelecektir. 

          İnşallah 16 Nisan 2017 tarihinde sandıklar açılıp bahar havasıyla yeni sisteme geçtiğimizde göreceksiniz parlamentomuz çok daha güçlü hale gelecektir.  Hele birde hızla artış kaydeden nüfusumuzla birlikte milletvekili sayısının artması da gücümüze güç katacaktır. Üstelik bu güç nisbi temsil sistemiyle taçlandırılarak gerçekleşecek. Böylece dar bölgeli iki turlu seçim sistemi de gerçekleştiğinde dikta heveslilerin darbe yapma emelleri boşa çıkartılmış olacak. Sadece güç kazanan meclis mi olacak, elbette ki bunda yürütmede gücüne güç katacaktır. Bundan öte yasama yasamalığını, yürütme yürütmeliğinin bilincine varıp dengeler yerli yerine oturup demokrasimiz bir daha kesintiye uğramayacaktır. Nasıl kesintiye uğrasın ki, Başbuğ Başkanlık modeli gücünü milletten alarak ayakta duracak.  Dolayısıyla halktan gücünü almış Başbuğ Başkanlık modelinde yasamada,  yürütmede, yargıda birbirinin iç işleyişine karışmaksızın vazifesini icra edecektir. Kelimenin tam anlamıyla kuvvetler ayrılığı dengesi yeni sistemle birlikte her türlü vesayet odaklarının emrinin hilafına irade sergileyecektir. 

https://enpolitik.com/kose-yazisi/1016/basbug-baskanlik

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM