NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ

Eklenme Tarihi: 01.01.2018 16:41:57 - Güncellenme Tarihi: 06.08.2020 19:20:59

            Nizam-ı âlem fikri iki temel değer üzere boy verir. İşte bu iki temel değerden alp?lik dış dünyamızın cilası olurken, erenlikte iç dünyamızın cilası olur. Hele bu iki değer bir araya geldiğinde değme keyfine, işte o zaman Nizam-ı âlem ülküsü aksiyona dönüşüp tüm cihana nizam götüreceğimiz muhakkak. Zaten bizim yenidünya düzeninden muradımızda alp?lik ve erenlik tacıyla taçlanmış Nizam-ı âlem aksiyonunun tüm cihana mührünü vurmasıdır. Şayet yedi iklimde huzur ve adaleti tesis etmek istiyorsak, buna mecburuz da. Zira bu ikili unsurun bir arada olacağı hayat tarzıyla ancak yeryüzünde Nizam-ı âlem fikriyatı tesis edilebilir, bu fikriyatın dışında yok efendim hümanizmmiş, yok efendim yenidünya düzeniymiş, yok efendim şuymuş buymuş tüm bunlar ucuz laf ebeliğinden başka bir şey değildir elbet. Neyse ki boş laflara karnımız tok artık,  dedik ya bizi ancak alp?lik ve erenliğin bileşkesi Nizam-ı âlem fikriyatı heyecanlandırır. Hele bir iç ve dış dünyamıza hep birlikte çekidüzen verip nizama kavuşturalım bak o zaman yeryüzünde Nizam-ı âlem fikriyatının egemen olması bir hayal değil hakikatin ta kendisi olacaktır. Zira Nizam-ı âlem ülküsü kıyamete kadar hiç sönmeyecek tek meşalemizdir. İşte bu yüzden Nizam-ı âlem fikriyatın fıtri değerimiz olarak biliriz. Madem fıtri değerimiz, o halde üzerinde bir değil bin düşünmemiz gerekir. Malum fikri gülümüz üzerinde titremezsek fıtri değerlerimizle oynanmaya kalkışıldığında anarşizmin kol gezeceği muhakkak, böylece meydan onlara kalıp bizi can evimizden vurup yaralar da. Asla tabiat boşluğu sevmez, boş bırakırsak alp ve erenlikle insan olmanın erdemliliğini yitiririz.  Unutmayalım ki Nizam-ı âlem ülküsü ise atalarımızdan bize devr olunan âlemşümul değerdir. Nitekim bu değerin bayraktarlığını altı yüzsene dalgalandırmış olan Osmanlı bağrında taşıdığı yediden yetmişe her milletten insanı bir arada nizami hayat yaşatmasıyla bunu ispatlamış da. Nizamla oynanmaya kalkışıldığında farklılıklarımız zenginlik olmaktan çıkıp yerini kısır çekişmelere ve ayrılığa terk edecektir. Dahası bizim ayakta kalabilmemizin tek yegâne can kuvvetimiz haktan yana Nizam-ı âlemce hareket etmektir,  batının can kuvveti ise toplumların kanını emmeye ve sömürmeye yönelik gayri nizami vahşiyattan yana tavırdır. İşte bizi batıdan farklı kılan bu noktada düğümlü, yani farkımızı fark ettiren yönümüz Nizam-ı âlem fikriyatında gizlidir.  Zira biri nizam diğeri vahşettir, dolayısıyla nizam ve vahşet birbirinin zıttı kavramlardır.

           Hiç kuşkusuz Nizam-ı âlem fikriyatı doğrultusunda hareket etmemizde en büyük tetikleyici değer gazi dervişlik ruhudur. Yani alperenlik ruhudur.  İşte böylesi haleti ruhiye içerisine girip Yüce Allah?ın bütün tecellilerini sevmek ve O'nun cilve-i rabbaniyesi hükmünce hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya yarın ölecekmiş gibi ahrete çalışmak hem dünyamızı hem de ahretimizi nizama kavuşturacak iksir olur.  

           Şu bir gerçek, Nizam-ı âlem fikriyatının oluşumunda Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi?nin Türk?ün alp?ine üflediği nefesin rolü çok büyüktür. Öyle ki Türklerin İslam öncesi Cihan hâkimiyet ülküsünü Nizam-ı âlem ülküsüne geçişinde en büyük pay sahibidir.  Dahası ilk köprü bağı o?nun saçtığı solukla başlar.  İşte bu sayede Osmanlının kuruluşuna geldiğimizde Şeyh Edebali?ye devr olunan nefes Hacı Bayram-ı Veli ve Akşemseddin?in elinde Nizam-ı âleme uzanmamıza vesile kaynak olur. Nasıl kaynak olmasın ki, bikere Piri Türkistan?ın dergâhına gelen Türk?ün alp?i erenlik vasfı kazanınca ilerisinde Nizam-ı âlem için nefer olabiliyor. Derken Türk?ün alp?i Yesi pınarından kana kana feyizlenmesiyle birlikte bir bakmışsın Selçuklu kiliminde nakış nakış işlenip Osmanlı tuğuyla ötelere kanatlanır da.

          Malumunuz İslam öncesi Türklüğün mizacında daha çok hamleci ruh söz konusu olup bu mizaç alp?lik olarak karşılık bulmuştur. Ne zaman ki Türk?ün alp?i tasavvufla buluştu, işte o zaman aksiyon yönümüz cihad ruhuna dönüşür bile. Her ne kadar Moğol kasırgası bu ruhumuzu bir ara sekteye uğratmış olsa da Anadolu uçlarına hicret eden Horasan erenleri, eli kabza tutan derviş gaziler vs. bütün bu elim vaziyette Söğüt otağında yeniden ümit kalelerimiz olmuşlardır.  İşte bu ümit kaleleri Ertuğrul Gazinin açtığı sancak etrafında Horasandan İzmit?e kadar her yerde Türk?ü harekete geçmeye yetmiştir. Artık bundan böyle Türk?ün nabzı Osmanlı beyliği otağında atacaktır.  Böylece her dem canlar yeniden doğar misali alperenler, müderrisler ve eli kabza tutmuş tüm civanlar Osmanlının kuruluş mayasında Nizam-ı âlem neferi olmuşlardır. Hakeza Nizam-ı âlem hamurunu yoğuran bu kervan adeta yekvücut olup, ileride Osmanlıyı üç kıtada hükümran kılacak Nizamı âlem davasının fikri temellerini atmışlardır

          Kelimenin tam anlamıyla bu ilk tohum Orta Asya'da Ahmet Yeseviyle start almış, Selçuklu kilimiyle işlenmiş ve Söğütte Şeyh Edebali ve Osman Gazinin elinde yoğrulup Fatihle doruğa ulaşmıştır. Böylece Kanuni dönemiyle birlikte Nizam-ı âlem fikriyatı kanunlaşmıştır. Anlaşılan Nizam-ı âlem öncüleri hem alp idiler hem de erendiler. Başka bir ifadeyle eli kılıç tutan her bir alperen;  adalet, merhamet, şefkat ve tefekkür abidesi olarak adını tarihin altın sayfalarına yazmıştır.  Tabii niyetleri halis olunca ister istemez akıbetleri de hayra tebdil oldu. 

             Peki,  ya batı?  Batı öteden beri zekâsını sinsi planlar üzerine kurguladığından dolayı tarihi sürecin hem öncesinde hem sonrasında insanlık adına hayra vesile olamamışlardır. Gittikleri topraklara önce ellerinde İncil sonra tüfeklerle girmişlerdir, sonrasında ise ellerindeki İncil'i bırakıp ele geçirdikleri madenlerin keyfini çıkarmışlardır.  Buralardan çekip gittiklerinde ise arkalarından sadece boş bir kule ve boş bir çan kalmıştır. Kaldı ki girdikleri şehirlerdeki kurdukları düzen kaba saba ve yapmacıktı. Üstelik ülkelerin dörtte üçünü kirlettiği, köleleştirdiği, kana buladığı, yakıp yıktığı şu fani dünyada ellerinde avuçlarında insanlığa verecekleri mesajları kalmaz da. İşte bu nedenle insanlık bizim vereceğimiz mesajımıza her daim muhtaç durumda. Çünkü tarih boyunca Doğunun bütün nizamı âlem öncüleri hep insaniyetçi olmuşlardır. Osmanlı vahdet şuuru ile hiçbir ırk arasında ayırım gözetmeksizin inançlar arasında kardeşlik tesis edip ülkeleri adaletle idare etmesini bilmiştir.  Öyle ki onlar fethettikleri ülkeleri adaletle yönetmekle kalmamışlar farklı kültüre sahip topluluklarla beraberce nasıl bir nizam anlayış içerisinde yaşanılacağını da ispatlamışlardır.  Hatta İlahi muştumuz olan Îlây-ı Kelîmetullah için Nizam-ı âlem ülküsünü dağların denizlerin ötesine taşıyıp yedi iklime kök salarak and içtiler de.

          Düşünsenize batı,  bizim Nizamı âlem hareketi ve sarsılmaz kuvvetimiz sayesinde insanlık nedir öğrenmiş oldu. Ama ne var ki batı, üç yüzyıldan beri mekanik araçların gelişmesiyle alakadar olduğundan hala insana ait vücut sarayını keşfedememiştir. Nasıl keşfedebilsin ki, insanın iç dünyasının büyük bir âlem var. Doğunun bu konuda en büyük avantajı Mevlana ve Yunus gibi gönül mimarlarına sahip olmasıdır. İşte batı böyle bir avantajdan yoksun olduğu içindir insanlığın gönül dünyasına en küçük bir katkı sunamamakta. Bu konuda hak getire,  dünyanın dört bir tarafını kana buladıkları da işin cabası. Tek bildikleri şey sürekli madde tüketimi ile meşguliyetlerini artırmaktır. Meşguliyetlerini maddeye taparak artırdılar da ne oldu, Avrupa bugün yorgun ve bitap düşmüş bir görünüm vermekte,  hatta bizim sevgi iklimimize muhtaç durumda. Artık batı gençliğini klasikleşmiş Virjil, Homer, Dante, Shakspeare gibi dehalar doyuramıyor.  Öyle anlaşılıyor ki batının muhtaç olduğu sevgi seli Ahmet Yesevi, Mevlana ve Yunus gibi gönül sultanlarının ferasetinde gizli.

          Şimdilerde manevi bunalım içerisine düşmüşlük ve bunun derin sancıya yol açması batıyı fena halde kara kara düşündürmeye yetmiştir.  Sanki ruh dünyalarının içini dolduracak bir nefes arar gibiler, ama aradıkları ruh doğudadır. O halde medeniyetler çatışması ya da medeniyetler buluşması gibi tartışmalar bir kenarda duruversin, asıl yapılması gereken hamle Nizam-ı âlem iksirimizi canlandırıp batı ve doğu insanını ortak paydada buluşturacak kültür hazinelerimizi insanlığa sunmak esas olmalıdır. Zira engin kültür kaynağına ancak doğu revakından girilebiliyor.   Zaten bizde gelene gelme, gidene git demeyiz, yeter ki pazarlıksız kapımızdan girsinler onlara mehlem oluruz da. Yediden yetmişe herkes bilir ki; bu kapı dost kapısıdır. Bu kapıdan içeri giren asla zeval bulmaz, bilakis felah bulur.  Kelimenin tam anlamıyla kesretten vahdete ermenin adıdır bu kapı. Dün nasıl ki Türkün Alp'i Ahmet Yesevi dergâhının kapısından girip erenlikle buluşmasıyla birlikte büyük bir medeniyet doğmuşsa,  bu günde aynı heyecanı kaynaştıracak yeni bir diriliş hamlesi olmamız pekâlâ mümkün.  Artık günümüz de alp?in kılıcı bilgi gücü olarak algılanıyor, erenlik ise her devirde değişmeyen tek hakikattir zaten.

             İyi ki de günümüzde alperenliğe sahip çıkan gençlerimiz var.  İşte bu sahiplik duygusu sayesinde Nizam-ı âlem fikriyatı kök salabiliyor.  Şayet bu ruh diri tutulabilirse yeniden Nizam-ı âlem olarak doğabiliriz.  Yeter ki ülkümüzü yitirmeyelim, su yatağından ötelere akacaktır elbet.          

              Hiç kuşkusuz kurtuluş kesretten vahdet deryasına dalmaktadır.  İnsanlık dış kalıbından sıyrılıp Allah'a yürümeli ki necat bulabilsin Îlây-ı Kelîmetullah davasını önce kalpte yüceltmeli, sonra letaiflerde ışıldatmalı, en nihayet tüm vücuda yaymalı ki iç nizam-ı âlem tesis edilebilsin. Şu dünyada fethedilmeyen tek ülke kaldı, o da kendimiz. Bakışlarımızı iç dünyamıza çevirip bütün kuşkulardan sıyrılmalı ki insanlığın susadığı o Nizam-ı âlem ülküsü doğa gelsin.  Zaten ?Önce kendimize nizam, sonra âleme nizam? sözünden maksatta budur.

             İşte görüyorsunuz, Nizamı âlem fikriyatının ismi bile ruhumuz aydınlatmaya yetiyor. İsmi böyle ise kim bilir kendisi nasıldır.

          Nizam-ı âlem fikri bugünde insanlığın susuzluğunu giderecek tek iksirdir.  Dün nasıl ki Yesevi pınarından beslenen alperenler tarihte adalet timsali ve nizam öncüleri olduysalar, bugünde bu milletin bağrından çıkacak yeni alperenlerin bunalım içerisinde kıvranan insanlığın yeniden ümit kalesi olacaklarına inancımız tamdır.  Nitekim bir elde Kuran, bir elde bilgisayar diyen bir gençliğin doğması bu muştuyu veriyor da.  Ümit varız, inancımız tam da. Bakın insanlar soluk soluğa stres bir hayat yaşıyor,  hiçbirinin yaşadığı anla ilgisi yok gibi. Kitleler ister istemez bu durumda ruhunun susuzluğunu giderecek pınar arıyor.  İşte insanların aradığı o pınar tâ yıllar öncesinde bitip tükenmek bilmeyen Yesevi pınarından kıvrım kıvrım akan   ?Îlây-ı Kelîmetullah için Nizam-ı âlem? ruhundan başkası değildir elbet.  Zira ilim, fikir, hikmet adalet, kılı kırktan ayırma, barış, terbiye ve samimiyet gibi değerler sadece Nizamı âlem fikriyatında mevcut. O halde, gelin yeniden elimizdeki nübüvvet gülü ile yeniden yollara düşelim, düşelim ki Nizam-ı âlem kandili ruhumuzu aydınlatsın.

         Velhasıl; fazla söze ne hacet,  şimdiden yolunuz aydınlık olsun.

         Vesselam.

https://enpolitik.com/kose-yazisi/1865/nizam-i-alemin-fikri-temelleri

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM