Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti

Eklenme Tarihi: 06.06.2018 05:15:00 - Güncellenme Tarihi: 12.08.2020 04:13:35

Bir büyük birliği gerçekleştirmek için, tıpkı bir kilim üzerine aşkın gözyaşı işlenmiş gibi birlik desenler olmak gerekir. Ancak unutmayalım ki iri olmak, diri olmak ve bir olmak çok büyük çileler ister,  hatta çok büyük bedeller ödemeyi gerektirir. Olsun ne önemi var ki, bir kere iri olmak, diri olmak ve bir olmak uğruna canı pahasına bedel ödesek ne kaybederiz ki, bilakis Gül?ü seven dikenine katlanır gonca gül misali bu dünyada bir olduğumuz gibi ahrette de beraber olduğumuzda çok şey kazanacağız demektir. Çünkü Yüce Peygamberimiz (s.a.v) ?Kişi sevdiği ile beraberdir? beyan buyurmakta. Madem öyle, daha ne duruyoruz ?Vakit Birlik Vakti?  için seferber olma vaktidir.     

        Hele bir insan şu gönül tezgâhında bir kilim dokumaya görsün, desenler arasındaki birlikteliğin ilk işareti sayılan 'Kilimce Hepimiz Kardeşiz? bilincine erişileceği muhakkak.  Öyle ki gönül tezgâhında işlenen her bir nakışın kendi içinde anlam yüklü desenleri sevenleri ötelere kanatlandırmak için vardır. Yine bir insan sevdasını kilime işlemeye görsün, o dirlik tutkusu ve birlik hasreti her dem gönüllerde çarpar dururda. Nitekim Peygamber övgüsüne mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmed?in Gül koklar halde kendini Nakkaş başı Sinan Bey'e resimletmesi kilimce sevdanın bir gönül çarpıntısından başkası değildi elbet. İşte bu yüzden Gül?ü kilimden, kilimi Gül'den ayrı düşünemeyiz. Bilhassa o tutku gözlerle gece gündüz demeden Gül Muhammed?in ter kokusuna iştiyak duyarız da.  Madem öyle,  bir kez daha Gül kilimsiz, kilim Gül?süz olmaz deme vaktidir.

          Peki ya kilime renk katan desenlerimiz neyin nesi? Bilindiği üzere kilime nakşolunan her bir desen Gül Yüzlü Nebi etrafında pervane olmak için vardır. Nasıl ki âlemlere rahmet olarak gönderilen Gül Yüzlü Nebi Muhammed (s.a.v) kilimin gönüllerde çarpan kalbiyse,  bin bir çeşit renk cümbüşü desenlerde o kalbin aynası hükmünde pervane olmuş yörüngelerdir. Madem öyle Gül Yüzlü Nebi Muhammed (s.a.v) kokusuna pervane olma vaktidir. Şayet o gül kokuya meftun olabildiysek biliniz ki pembe şafakların doğması belki yarın belki de yarından da çok yakın vakitdir.

           Malumunuz ulvi davalar büyük çileler ister, zira çile olmadan ne hasret giderilir ne de vuslat hâsıl olur. Hele ezelle ebedin birleştiği noktada bir demet Nübüvvet Gül kokusuyla hasret giderilsin bak o zaman Havz-ı Kevser sularından kana kana ab-ı hayatla kilimce ötelere kanat çırpılırda. İşte bu yüzden ?Kilim demek ilim demektir? gerçeği ile yüzleşiriz. Nitekim bu öyle bir gerçek ledün ilmidir ki,  kilimin dili ne sözle, ne kalemle,  ne de kitapla izah edilebilir. Öyle ki kilimin dilinden ancak  'Erenler halkasında 'Hu' diyen Hak âşıklar' anlar. Zaten Erenler ocağından her bir kilime üflenen nefese kim talip olmuşsa,  kim el emeğini değdirmişse, kim göz nurunu katmışsa, kim sevdasını ve yüreğini vermişse biliniz ki kilim bu sevgi seli karşısında sessiz kalmayıp gök kubbede ?Nebevi Bir Gül Hoş Seda? olarak yankı bulur da. Derken sevdiğine bir çift sözü olan her tutku yürek hemen ilmek ilmek kilim dokuyup halden hale girer de. Sakın ola ki; halden hale girmekte neymiş demeyin, zira kilimin her ilmek nakşında aşkın gözyaşı seli vardır. İşte halden hale girmek bu ya, aşkın gözyaşı seli karşısında Ferhat?a Şirin uğruna dağı deldirirken, Mecnun?a da Leyla uğruna çölde ilahi aşkı tattırır. Ve bu arada Mehmet Akif?e bülbülce İstiklal Marşı yazma şerefine mazhar kılarken, Necip Fazıl?a ise Sakarya şiiriyle birlikte Seyyid Abdülhakim Arvasi'ye bağlılığın bir göstergesi olan  'O ve Ben'i yazdırır. Hiç şüphe yoktur ki dünden bugüne bilmediğimiz daha nice aşkın gözyaşı damlaları kilimlerimize nakış nakış işlendikçe kıyamete dek Gül?e hasret damlaları tükenmez de. Hem nasıl Gül'e hasret tutkusu damlalar tükensin ki,  Gül; her şeyden önce aşka, sevgiye ve ötelere kanat çırpmak demektir. Bakınız, Şah-ı Nakşibend (k.s) Gül Yüzlü Nebi (s.a.v)?den Ebu Bekir (r.a)?ın kalbine işlenen Gül çağrıya icabet ettiğinde Hacegan kilimleri Orta Asya?dan Anadolu?ya, Anadolu?dan Rumeli?ye nakış nakış sergilenir de. O halde şimdi sormak gerektir, Horasan Erenleri nakşeder de Hacegan yoluna pervane olmuş alperenler ve gazi dervişler nakş olmaz mı? Hem de kalpten kalbe alaca nakş olunup Hacegan yolunun Silsile-i Şerife kollarında kıyamete kadar devam edecek halka kurulur da. Sanmayın ki Erenler otağında kurulan Hacegan sofrası sıradan bir sofra,  tam aksine  'Nebevi Gül?ün en yakın dostu Sıddık-ı Ekbere mağaradayken kalbine hafice Lafza-i Celal zikri işlenip nesiller boyu yediden yetmişe talim ettirilirde. Şimdi gel de nesiller boyu gönülden gönüle nakşedilen bu yola kayıtsız kal,  ne mümkün.  Hele kayıtsız kalınsın Gül kokusundan mahrum her nefis ömrünü boşa tüketmekten kendini kurtaramayacaktır. Sadece biçare kalacak olan nefis mi, tüm insanlıkta bundan mahrum kala kalır. İşte bu yüzden deriz ki,  kilimce işlenen her bir renk cümbüşü insanlık açısından bir ayrılık değil,  tam aksine zenginlik kaynağı pırıltılardır. Zira cennet bahçelerinden süzülen her bir renk şulesi kilimin kalbine işlenen Gül desenle anlam kazanabiliyor. Bu öyle bir anlam kazanmaktır ki; gül kokusu kilimlerimizin her bir deseni Çin?e kadar uzanmışta. Derken tüm insanlığa gül kokusu kilimlerimizle nasıl medeniyet olunabileceğini öğretmişiz bile. Nitekim batı dünyasının ortaçağ karanlığından kurtulup Rönesans'ını gerçekleştirmesinde katkımızın payı çok büyüktür. Anlaşılan o ki bizim gül kokusu kilimlerimizin her bir nakış deseni ortaçağ karanlığından bunalmış insanlığa rehber olabiliyor. Zaten değil midir ki Osmanlı?yı 600 sene bu gül kokulu kilimlerimiz ayakta tuttu, elbette ki insanlığında bunda bir nebze olsun istifade etmesi gayet tabii bir durum. İşte bu gerçeklerden hareketle Fatih Kısaparmak ruh kökü kilimlerimize bakaraktan 'Töremizde kilim demek, ilim demektir'  nağmeleriyle sazın bam teline dokunmaktan kendini alamazda.     

          Evet, Fatih Kısaparmak  'Kilim demek ilim demektir' der demesine de ne var ki üzerinde yaşadığımız bu zengin kilim coğrafyasına sonradan bir haller olduğu da bir vaka. Düşünsenize bir zamanlar biz ayrılık ve gayrilik nedir bilmezdik, doğrusu sonradan bize ne haller olduysa kutuplaşma ve zıtlaşmayı biranda nasıl keşfettik şaşmamak elde değil. Oysa biz gönül yıkmak için değil, Yunusça ?Yaradılanı Sev Yaradandan Ötürü? düsturuyla kalpleri fethetmek için üç kıtada var olmuştuk.  Belki de Yunusça seferber olmasaydık bugün süper güç konumunda ABD?nin kendine Osmanlıyı örnek alıp bağrında taşıdığı farklı din, farklı mezhep, farklı soydan gelen insanları bir arada tutma becerisini sergileyemeyecekti. İşte bu yüzden kilimi 'Çokluk içinde birlik' olarak biliriz biz. Madem kilimce kesrette vahdet olmak vardır, o halde çağlar üzerinde sıçramak için  ?Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz? deme vaktidir.  

           Hani derler ya dervişin fikri neyse zikride odur. Aynen öyle de farklı renkte desenler bir arada yekpare olduğunda Gül?ün Şavkı; kilimin tam orta kalbinde atar da. Dün nasıl ki, renk cümbüşü kilimlerimizle Nizam-ı âlem olduysak, bugün de aynı Gül tutku ve heyecanla Nizam-ı âlemce yeniden insanlığa soluk olabiliriz pekâlâ. Hem madem töremiz de kilim demek,  ilim demek, o halde daha ne duruyoruz, gün bu gündür deyip deruni Gül kokusu kilimin diline vakıf olma vaktidir.  

          Gül?e talip olalım ki; aşkın gözyaşı dünden bugüne gönül tezgâhında işlendikçe her bir renk cümbüşü kalp, ruh, sır, hafi, ahfa ve nefsi natıka denen letaif-i desenler zikr eyleyip kurtuluşumuza vesile olsun.  

         Talip olalım ki; birlik ve dirlik kilimini modern çağın en üst seviyesine sıçratıp bizi ötelere taşımış olsun.

         Talip olalım ki; o özlenen Gül medeniyet doğuversin.

         Talip olalım ki; Birlik Kilimi 'Gül'e Hasret Asım'ın nesline? yeniden umut ışığı olsun.

         Şayet talip olmakta samimiysek, şayet Gül?ün şavkına içten içe hasretsek tez elden birlik kilimine aşkın gözyaşı selini yeniden nakış nakış işlemek vaktidir.

          Şayet maziden atiye uzanıp Asım'ın nesli olmak diye bir derdimiz varsa buram buram aşk kokan bu topraklarda kilimin diliyle seferber olmak zamanıdır. Zaten Asım'ın nesli olduğumuzda fazla söze hacet kalmaz da.

           Şu bir gerçek, her bir gönül yanması bir yandan kilimin dilini idrak etmeye çalışırken,  diğer yandan da bunca çeşitliliğin ayrılık ve gayrilik olmadığını, bilakis birlik kaynağı bir iksir olduğunu fark edecektir. Nasıl fark edilmesin ki, kilimin dili hemen herkese ?Çokluk içinde vahdet deryasına dalmanın? gerçeğini sergiler de. Besbelli ki kilimin dilinde ayrılığa ve gayrılığa yer yoktur. Sonuçta hepimiz 'Ben-i Âdem?iz,  topraktan geldik dönüş yine toprağadır. İşte kilim toprak olmayı hatırlatmak için vardır. Dahası zengin fakir, amir memur ayrımı yapmaksızın her sınıftan insan toprağa karıştığında eşitlenir de. Böylece kilimin dilinden daha toprağa karışmadan çokluk içinde bir olmamızın idrakine varmış oluruz. Yetmedi bu kilim diline vakıf olma sayesinde asırlar boyu böylesi aşkın gözyaşı dirlik ve birlik kilimlerimizle cümle âleme ışık oluruz da.

            Evet, tek tip modeller çatışma ve yok etmeyi ön görürken, aşkın gözyaşı nuru kilimlerimizde kardeşliğe, sevgiye ve kaynaşmaya kucak açmakta. Ne var ki;  sonradan birlik tutkusu kilimlerimiz 27 Mayıs ve 12 Eylül askeri darbelerle,  28 Şubat Post-modern darbe ve 17-25 Aralık ve 15 Temmuz ihanet çetesi darbe girişimlerle akamete uğratılmaya çalışılmıştır. Maalesef darbe dönemlerinde bir takım karanlık mihraklar tek tipleştirmeye yönelik operasyonlarla Türkiye?yi tek tip desenlik kilime mahkûm etmeyi hedeflemişlerdir. Neyse ki artık o eski Türkiye anlayışından hızla uzaklaşır haldeyiz. Tek tip desenlilikten çıkmamız gerekirdi, çıkıldı da. Ancak yine de her şey güllük gülistanlık sayılmaz,  daha çok kat edilecek menzilimiz var. Her şeyden önce 2023 Yeni Türkiye hedefine giden yolda bizi yolumuzdan alıkoyacak haramilerin mevziiye yatıp bir fırsatını bulduğunda boş durmayacaklarını unutmamak gerekir. Hani şu meşhur ?Su uyur düşman uyumaz? atasözümüz var ya, işte bu atasözümüzden hareketle her an ve her salise uyanık olmamız icab eder. Uyanık olalım ki,  doğulusuyla batılısıyla, güneylisiyle kuzeylisiyle bölünmez bütünlüğümüz iri olsun, diri olsun, hep birlikte Türkiye olunsun. Bilhassa yediden yetmişe herkese kucak açaraktan gönül dolusu bir demet Gül sunalım ki vakit birlik vakti olsun. Vakta ki aşkın gözyaşı kilimlerimiz yeniden ilmek ilmek tam olarak işlendiğinde biliniz ki bir daha alt kimlik, üst kimlik tartışmalara gerek kalmaksızın Türk?üyle, Kürd?üyle, Arab'ıyla, Arnavut'uyla, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü?süyle, Roman'ıyla, Boşnak?ıyla, Sünni?siyle, Alevi'siyle 'Birlikten Dirlik, Dirlikten Birlik? olduğumuzu yeniden keşfetmiş olacağız demektir.  Unutmayalım ki bir elin nesi var, iki elin sesi vardır. Madem öyle,  birlikten güç doğar gerçeği doğrultusunda aynı Nebevi Gül iksirinden ilham alarak Allah?ımız bir, Peygamberimiz bir, Bayrağımız bir,  Yazımız bir, Kışımız bir, Halaylarımız bir, Horonlarımız bir deyip Nizam-ı âleme yol almak vaktidir.

            Hâsılı kelam, fazla söze ne hacet kardeşçe yaşamayı bize çok gören karanlık güçlerin oyununu ancak kilimin diliyle bozabiliriz.  O halde tez elden tüm cümle âleme ?Vakit Birlik Vaktidir? ve ?Vakit Türkiye Vaktidir? gerçeğini ilan etme vaktidir.  

            Bu böyle biline.    

            Vesselam.

https://enpolitik.com/kose-yazisi/2267/vakit-askin-gozyasi-birlik-vakti

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM