Minye?den Menzil?e

Eklenme Tarihi: 10.10.2018 05:56:00 - Güncellenme Tarihi: 13.08.2020 03:10:03

     Hekimoğlu İsmal?i ?Minyeli Abdullah? romanıyla  tanıdık dersek yeridir.  Hatta çocukluk çağlarda öğretmenlerimiz kitap okuma alışkanlığını elde etmemiz için habire çırpınıp dururlardı, bir türlü de sevdiremezlerdi. Bir gün Bayburt Demirhan kitap evinin vitrininde Minyeli Abdullah adlı eseri görünce içimden bir ses bu kitabı mutlaka almalısın yönündeydi, aldım da. Hem de biriktirmiş olduğum harçlıkla. Sonuçta zar zor biriktirmiş olduğum parayla kitap aldık ya, elbette ki okumadan bir kenara koymak olmazdı.  Okumaya koyulduğumda roman o kadar akıcı, o kadar sürükleyici, o kadar kendine bend ediyordu ki bir iki güne kalmadan bir bakmışım bitirivermişim.  Derken bu eser sayesinde kitap okuma alışkanlığı kazanmış oldum da.  Her ne kadar eser Mısır?da Minyeli Abdullah?ın çektiği dramı anlatsa da,  aslında Eski Türkiye?de sıkça yaşanan hadiselerin tıpa tıp aynısıydı.  Dahası bu eser Müslüman?ın derdiyle dertlenmenin bir gür sedasıydı. Peki, dertlenmenin bir tatbiki var mıydı acaba dediğimizde çok yıllar sonra Sur dergisinde aynı yazar ?Gönüller Sultanı? başlığıyla yazdığı makalesini okuduğumda sorunun cevabını aldım da.  Gerçekten aşağıda makaleyi bir kez daha okuduğumuzda Müslüman?ın derdiyle dertlenmek nasılmış hep birlikte görmüş olacağız. Bakın Hekimoğlu İsmail o akıcı uslubuyla nasıl dile getiriyor bir görelim:

     GÖNÜLLER SULTANI

     Vazife:

     Allah indinde din, İslâmiyet?tir. Gerçek Müslümanlar bulunduğu müddetçe kıyamet kopmayacaktır. Demek ki İslâmiyet kıyamete kadar yaşayacak. Yaşanan bir din için Allah dine hizmetkâr olacak kullarını göndermektedir. İslâmiyet?e hizmet eden herkes, Allah'ın memurları hükmündedir. Görünmemekle beraber her birinin rütbesi vardır.

        Keramet:

      İslâmiyet?e hizmet edenlerin en belli vasfı keramettir. İslâmi ahlaka sahip olmak, İslâmi ilimleri bilmek bir bakıma keramet gibi görünse de, alışılmışın dışında bazı işlerin yapılabilmesi de kerametin en mühim şekli. İnsanlara, İslâm?ca yaşamayı verebilmektir.

       Ayyaşların tövbesi:

        İki ayyaş bir taraftan kadehleri boşaltırken, bir taraftan da çene çalıyorlardı:

        ?Seninki artık içmez oldu.

        ?Sorma yahu, bir hoca görmüş, kendisi hoca kesilmiş.

       Kahkahayı bastıktan sonra:

      ?Adam hem içiyor, hem sakal bırakmış, hem de camiye gidiyor. Ha babam ha!

        ?Görmesem inanmazdım.

        Biraz sustular. İkisi de kadehlerini tutuyor, ikisi de sigarayı tellendiriyordu.

        ?Biz de gitsek mi?

        ?Anlamadım?

       ?Kafayı iyice çekelim, ceplere de birer tane yerleştirelim. Bagaja da dolduralım. Bakalım hoca ne yapacak?

        Yine güldüler. Kadeh tokuşturdular. Bu karara sevinmişlerdi.

      Bir hafta sonra sarıklı, cübbeli, entarili bir şahsın karşısına dikildiler. Ayakta duramayacak kadar sarhoştular.

         ?Para verdiniz, gidip için...

       Onların hayatları ''içmek''ti. Hoca da için diyor. Hemen ayrılıp, arabanın yanına döndüler. Kendi tabirleriyle çilingir sofralarını kurup, içmek istediler. Mümkün değil, tek yudum alamadılar. O zaman şişeleri taşa çaldılar.

     Tevbe:

     Yarabbi, işlediğim günahlara tevbe ediyorum. Keşke işlemeseydim. Bir daha işlemeyeceğim...

         Keramet mi?

       Namaz kılmayan, namaza belki düşman olan kimseler abdest almaya başlıyor. İslâm okyanusuna giren bu adamlar titriyor, ürperiyor. Allah diye bağırıyor. Şubat ayındayız, mevsim kış. Soğuktan değil, hayatın değişmesinden dolayı titreyenler, rengi kireç gibi olanlar, yeni bir hayata geçenler, içkiye, kumara veda edenler, meyhaneyi kapatanlar, namaza başlayanlar, sakal bırakanlar...

         Gong!

      Olup bitenleri anlamaya çalış. Bunlar akılla, kitapla izah edilemez. Şu ayyaşın abdest alışına bak! Şu komünistin Allah deyişini dinle! Şu kumarbazın maddeten ve manen ellerini yıkamasını seyret! Artık modern hayatın çölünde vaha kurulmuş. Artık İslami bir hayatın çizgileri çizilmiş. Artık ferman ferman üstüne inmiş, boyunlar bükülmüş, eller bağlanmış...

      Çorba:

     Müslümanlar para kazanın zengin olmayın, cümlesinin tatbikatı burada. Gönüller Sultanı, Asr-ı Saadeti, yirminci asra getirmeye çalışıyor. Yüzlerce, binlerce insana kendi kazancından çorba içiriyor, ekmek veriyor. Kimseden bir şey almıyor. Herkese bir şeyler veriliyor. Çorba ve ekmek bugünkü standartların dışında. Fakat sahabe çorbasına ve ekmeğine çok yakın.

      Cami yaptırmış tıklım tıklım dolu. Yatsı namazında üst üste secde ettik, imam kendisi...

      Sonra camide halı üstünde uyuyanlar. Mevsim kış. Soğuk şiddetli. Üşüyen var, hasta olan yok... Dedim ya akıl üstü, kitap dışı şeyler... Hatta dışarıda, beton üzerinde yatanlar olmuş, yine hastalanan yok. Hastalıkları iyileşenlere de rastladım.

       Kuyruk:

       Yatsıdan sonra tekrar abdest aldım. Talimata göre artık konuşmak, yemek, içmek yok. Saat dokuz, üstü açık dört banyonun önünde, gusül abdesti için kuyruğa girmişler. Bekleyenlere dikkat ettim. Bunlara el yıkatmak mümkün değilken bu gece vakti, kar serpiştirirken, soğuk su ile gusül aldıran güç nedir?

      Bekleyen çok diye, gittim gece yarısı saat birde geldim. Yine kuyruk var. Bu iş başka... Ben de gusül aldım söylenenleri gücüm yettiğim kadarıyla yapmaya çalıştım.

     Mehenk:

    Gördüğüm, duyduğum her şeyi İslâm?ın mihengine vurmaya çalıştım. Bildiğim kadarıyla İslâm?a aykırı bir hal yok. İslâmiyet?i yaşama gayreti bir kısım kabahatlerin de üstünü örtüyor. Bir fakih, Allah diye bağırılmasını hoş karşılamadı. Hâlbuki bir kısım insanların vücut şehrinde değişmeler oluyor. Büyük fırtınalar içinde, en güzel feryat, yine Allah demektir.

     Sürgün:

     Düşünüyorum, bir kısım insanları devlet sürgün ediyor. Gönüller Sultanı kendi kendini sürgün etmiş. Şehirlerden uzaklaşmış. Tepeler üzerinde en basitinden yerler yapmış. Evler basit, cami büyük!.. Televizyon, radyo, gazete yok. Siyaset, parti iktidar hırsı yok. Şehirlerin günaha akan caddeleri, hileli hurdalı ticaretleri yok. Gayri ihtiyari zaman zaman kendi kendime sordum: ''Türkiye'de miyim?''

       Irklar, kavimler kaynaşmış. Diller bir kelimede ittifak etmiş: Allah!

      Su:

     Dikkatle bakınca İslâmiyet?in keramet gerçeği burada oldukça bol. Mesela asırlardır susuz olan bu topraklarda, bir yer kazılmış, su çıkmış. Bu sudan her gün binlerce kişi abdest alıyor, içiyor, yıkanıyor ve bahçeler sulanıyor. Kıraç topraklarda güzel bahçeler kurulmuş...

      İlim Allah'ın, İslâm Allah'ın ve hepimizi yaratan Allah! Gönüller Sultanı bir insandır, Allah'ın askeridir. Emir almış, vazifesini yapıyor.

     Falan köyün camisi cemaatsizmiş. Şimdi gençlerle dolu. Çünkü gönüller sultanını görmüşler.

       Öğle tatilinde camiye koşan işçiler onu görmüşler.

       Çantasını kenara bırakıp namaz kılan gençler, onu görmüşler.

    İslâmiyet?in Hak din olduğuna binler delil var. Biri de Gönüller Sultanının icraatı...

   MENZİL'DE BİR GÜNEŞ BATTI

       Menzil, varılacak yer demektir. Hiç kimse ''Falan yere gidin'' demedi, herkes oraya akın akın gitti. Evvela devlet gözetledi: ''Ne oluyor?''  diye, sonra Muhammed Raşid Efendi'yi gözetim altına aldı, sorgulaması yapıldı:

       ? Biz, kimseye gelin demiyoruz, onlar kendi istekleriyle geliyorlar. Onlara bir şey de söylemiyoruz...

        Şeklinde ifade verdi fakat yakasını bir türlü bırakmadılar. Neticede o bizi bıraktı, dünya yurdundan ahiret yurduna göçtü.

      ''Allah indinde din İslâmiyet?tir'' buyruluyor, ''Allah dinini kıyamete kadar koruyacaktır'' deniyor. Hâlbuki İslâmî eğitim hemen hemen yok edilmiş, günah selleri sevapları da alıp götürmüş, ortada ismi Müslüman fakat Avrupa hayatı yaşayan insanlar kalmış... Bu durumda İslâmiyet nasıl devam edecek?

      Sebepleri yaratan Allah, bazen sebepleri aşarak icraatını sürdürüyor. Menzil'de bunun tatbikatını gördük.

       Menzil Urfa yolu üzerinde, Urfa'ya yakın bir yer. Eskiden burası bir bozkırmış. Raşid Efendi'nin dedesi buraya gelip, gayet basit evler yapmışlar, birkaç haneden ibaret bir belde kurmuşlar. İşin en önemli yanı buradan bir su çıkmış, tadı değişik amma güzel. İçmeye, temizliğe bahçe sulamasına yetecek kadar. Sanki kendi kendilerini sürgün etmişler, şehirlerden kaçıp, ıssız bir yerde ikamete başlamışlar. Fakat milyonlarca insanın bulunduğu şehirlerde kendilerini yalnız hissedenlere inat, bunlara her gün binlerce insan akın akın ziyarete gelmiş. Evet, orada bulunduğum üç gün içinde her gün otobüsler, taksiler, minibüsler dolu insan gelirdi. Mahşeri bir kalabalık vardı. Bu insanları oraya çekip getiren neydi? Niçin geliyorlardı? Yaz, kış demeden, yorgansız, yataksız camide veya şurda burda nasıl yatıyorlardı? Ne yiyip ne içiyorlardı?

     Evet, İslâmi öğretim ve eğitim yok edilirken, Müslümanlar sebeplerin dışında, İslâmiyet'le müşerref olup, İslâmiyet'in hakkaniyetine alenen inanıyorlardı.

     Raşid Efendi, pek konuşmazdı, vaz-u nasihatte bulunmazdı. Sadece imamlık ederdi. Amma onu gören kötü alışkanlıklarını terk eder, bazıları sakal bırakır, dinî kıyafetler içinde işine bakardı. Nasıl ki, mıknatıs, demir cinsinden şeyleri mıknatıslandırırsa, o da yanına yaklaşana İslâmi hayatı aşılardı. Bu, elbette Allah vergisiydi. İslâm'dan uzaklaşan bir kısım kullarını Allah, bu şekilde İslâm'a çekiyordu. Her ırktan, her mezhepten, hatta her dinden insanlar gelirdi, bunları getiren sebebi anlamak mümkün değil, amma giden bir daha gitmek ister, sevdiklerini de götürürdü.

      O, Seyyid?di, âli beyttendi. Bu noktada düşünüyorum: Hazreti Ali'yi sevdiğini söyleyen, onun soyuna hürmetkâr ve bağlı olan Aleviler, bu seyyidler kervanına tâbi olsalar gerçek manada Hazreti Ali'ye de tabi olurlar. Seyyidler çok önemlidir, onlardaki hal ve tesir daha başkadır.

       Raşid Efendi Arapça, Türkçe ve Kürtçe bilirdi. Menzil'de Kürt'ü, Türk'ü Arap'ı, kardeş kesilirdi. Böylece milli derdimizin dermanı idi, bir kısım bürokratlar kadrini bilmedi. Osmanlı Devleti'ni asırlarca ayakta tutanlar, Raşid Efendi gibi kimselerdi. Türkiye, bunların kıymetini bilmediği için şimdi başımıza PKK olayları çıktı. Çünkü İslâmiyet'i yaşamaktan başka bir gayesi olmayan Raşid Efendi ve onun gibiler sürekli gözetim altında bulunduruldu, sürgün edildi, ifadesi alındı, kısacası rahat bırakılmadı, olaylar PKK'lılara malzeme oldu. İslâmiyet her ırkı, her mezhebi, kısacası Müslümanları kardeş ederken bugünkü kavmiyetçilik, kardeşi kardeşe düşman etti. Raşid Efendi gibilere imkân tanınsaydı Güneydoğu hadiseleri olmazdı.

       Dedik ya, ''O, Seyyid?di''. Seyyidler kervanı yollara devam edecek, bu kervana katılanların dünya ve ahiretleri cennet olacaktır inşallah.

      İşte görüyorsunuz, ?abd? olmak kul olmak demektir. Yani, Abdullah ya da Abdulhakim olunca da Allah?a kul olmak manasınadır. Dahası Abdullah?ın Minye?sinden Abdulhakim el Hüseyni (k.s)?ın Menzil?ine seyr-i âlem edildiğinde Müslüman?ın derdiyle dertlenmekte Allah?a kulluğun gereği bir yolculuktur zaten.

       Vesselam.

https://enpolitik.com/kose-yazisi/2564/minyeden-menzile

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM