Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız

Eklenme Tarihi: 12.12.2018 06:59:00 - Güncellenme Tarihi: 13.08.2020 02:19:21

     Basın mesleğine önce Milli Gazetede musahhih olarak başladı, yetmedi Birikim Dergisi çıkartır da? İşte medya yolculuğu bu ya,   kendisi hiç dur durak bilmeyip IHA Tokat muhabirliğinden Akit Gazetesinin Dış ilişkiler Müdürlüğüne,  Cuma Dergisinin Genel Yayın Müdürlüğünden Yeni Şafak Gazetesinin Ankara temsilciliğine, Sağduyu ve Yeni Mesaj Gazetesinin Haber Müdürlüğünden Manejer Dergisi Yayın Koordinatörlüğüne, IHA Haber Redaktörlüğünden Başkent Tv. Genel Koordinatörlüğüne kadar daha pek çok alanda görev üstlenmiş bir medya emekçisidir.  Gerçektende iyi bir basın emekçisi olduğu şundan belli ki onca koşuşturma içeresin de  ?Bir Kent Bir Adam Bir Yorum? ve  ?Şafak Operasyon?  isimli kitaplarıyla damgasını vurur da. Aynı zamanda kendisi Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını da yapıp değim yerindeyse Tokat?ın sesi olur da. Hatta kendisi bir dönem Merhum Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu?nun Basın Danışmanlığına, yine bir dönem İskilip Belediye Başkan Yardımcılığına, keza bir başka dönemde ise Denizli ve Mamak Belediyelerinde Basın Danışmanlığına layık görülmüş bir gazetecidir.

    Şimdi,  kimdir bu basın emekçisi denildiğinde,   elbette ki Tokat?ın sesi denilince akla gelecek ilk isim Cemal İncesoyluer olacaktır. Onun diğer bir özelliği de hiç kuşkusuz Seyda Hz.leri hakkında basında çıkan lehte ve aleyhte haberler karşısında sessiz kalmayışıdır. Nitekim bu özelliğini hem Cuma Dergisine verdiği röportajla hem de Tokat Haberde yazdığı makalesiyle ispatlar da.  Madem öyle, bir bakalım Cemal İncesoyluer, Seyda Hz.leri ile ilgili meramını nasıl dile getiriyor,  hep birlikte bir izleyip görelim:

       SEYDA HZ.LERİ, AYNI KIBLEYE YÖNELEN BÜTÜN İNSANLARA AYNI MESAFEDEYDİ

       -Sayın İncesoyluer, Seyid Muhammed Raşid Erol Hazretleri'ni ne zaman tanıdınız?

       -Bir arkadaşımın vasıtasıyla 1986 yılında Menzil'e gidip tanıma imkânı buldum. Tokat'ın Pazar ilçesinde Ali Doru isminde bir arkadaşımın vesile olması ve beni götürmesiyle bu şerefe nail oldum. Daha önce tasavvufla ilgili ne bir bilgim ne de o yönde bir talebim vardı. Hatta tarikat olayına karşıydım diyebilirim. Arkadaşımın yol boyunca sohbeti, Seyda Hazretleri'nin Evlâd-ı Resul olması beni etkilemişti. Menzil'e gittiğimde gerçekten manevi bir hava buldum. Hele hele öğlen namazında Seyda Hazretleri'nin camiye girişi ve namaz kıldırışı, tamamen ruh iklimimde depremler oluşmasına sebep oldu. Dertliydim, bir sürü maddi ve manevi problemlerim vardı. ''Adapta üstün'' dediğimiz, bizden önce giden usta sofilerin tavsiyesi üzerine, Seyda Hazretleri'ne olan bütün problemlerimi anlattım. Çok yakından ilgilendiler. Zaman zaman da sorular sordular. Kendisine son olarak işsiz olduğumu da söyledim. Seyda Hazretleri, Tokat'ta iş olup olmadığını sordu. Ben de bulamadım dedim. Kendileri, ''Tokat'ta inşallah iş bulursun, Tokat'a git'' dediler. Menzil dönüşünden iki gün sonra, şu anda Erzincan Valisi olan o zamanki Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu beni yanlarına çağırdı, basın müşaviri olarak çalışıp çalışmayacağımı sordu, kabul ettim ve işe başladım. Ondan bu yana ne zaman kendisini ziyarete gittiysem, vali nasıl diye sordu ve selam söyledi.

      -Seyda Hazretleri kendisine müracaat eden herkesle ilgilenir miydi? Yoksa referansınız olduğu için mi size bu derece alaka gösterdi?

      -Oraya giden insanlar için referansa ihtiyaç yok. Kim giderse gitsin ziyaret eder, derdini açıkça söyleyebilirdi.

     -Şeyh Hazretleri'nin şifa dağıttığı söyleniyor. Gazetelerde bu yolda haberler vardı.

     -Gazetelerin yazdığı gibi değil... Ama ben birçok olaya şahit oldum. Hasta geliyor, derdini anlatıyor, Seyda Hazretleri dikkatlice dinliyor ve doktora gidip gitmediğini, film çektirip çektirmediğini, hülasa tıp ilminin yapılmasını gerekli gördüğü işlemlerin yapılıp yapılmadığını söylüyordu. Doktor tavsiye ediyordu. Hasta için dua ediyorlardı. Bazı akıl hastaları getirmişlerdi. Onlara direkt müdahale etti. Akıl hastalarının yaptığı anormal hareketler, sofilerin tepkisini çekiyordu. Seyda Hazretleri ise normal karşılıyor, sofilere sinirlenmemelerini söylüyordu. Sabırla, hoşgörüyle, sevgiyle anormal hareketleri yapan delileri teskin ediyordu. Nitekim ertesi sabah, o delinin büyük bir şekilde değiştiğini, düzelme yönünde olumlu adımların gerçekleştiğini gördüm.

      -Bir de meşhur çorba var...     

      -Tabii, çorba ile ilgili gerçekten ilginç şeyler var. Mesela bazı sofilerin ellerinde kaşık, aynı çorbayı sahan sahan dolaştırdıklarını görürsünüz. Aynı kazanda pişmesine rağmen, aynı ölçüde tuzu ve acısı olmasına rağmen, aynı anda sahanlara doldurulmasına rağmen, kimisinin sıcak, kimisinin soğuk, kimisinin tuzlu, kimisinin tuzsuz, kimisinin acılı, kimisinin de acısız olduğuna şahit olmuşuzdur. Oraya gidenlerin hemen hepsi de buna şahittir. İki öğün çorba verilir. Bir kuşluk vakti, bir de ikindi namazından sonra. Ziyarete giden kim olursa olsun ne aç, ne açıkta kalır. Sofi olan da olmayan da çorbadan içebilir. O gün kişi başına ayrılan ekmek kaç taneyse ondan alabilir. Aslında bu sistem yaklaşık bin yıldır süregelen bir sistemdi. Yani, dergâh sistemidir. Bir dergâhta aş evi, iş evi ve fırın evi olmalıdır. Menzil'de bu öğelerin tamamını görebilirsiniz.

      -Bu cemaatin Türkiye'deki yaygınlığı nedir?

      -Bütün cemaatlerin liderlerinin de ifade ettiği gibi, Menzil cemaati, Türkiye'nin en kalabalık cemaatidir. Seyda Hazretleri'nin Almanya'da, İngiltere'de, Hindistan'da, Suudi Arabistan'da, Lübnan'da, Mısır'da dergâhları vardır. Kendisini temsil eden vekiller vasıtasıyla irşatlarını sürdürür. Örneğin, İngiltere'de bulunan dergâhın vekili İngiliz asıllı kızıl sakal namıyla tanınan bir Müslüman?dır. Almanya'da Yarbay Mehmet namıyla Seyda Hazretleri'nin vekili vardır. Her gün sohbet halkaları oluşturulur, her gün irşad görevi sürdürülür.

      -Seyda Hazretleri'nin, Müslümanların vahdeti konusundaki düşünceleri hakkında bilgi verir misiniz?

       -Seyda Hazretleri, ömrü boyunca İttihadı İslâm fikri üzerinde olmuştur. Siyaset olarak İslâm birliği veya çizgisi üzerinde olan bütün insanları bu çatı altında kucaklamıştır. Hiçbir sofisini parti tercihi ile değerlendirmemiştir. Ancak, Türkiye ve dünyadaki İslâm ayrılıklarına karşı, yegâne kapının Allah Teâlâ?nın kapısı olduğu, bu kapıda da ayrılığın, gayriliğin olamayacağı görüşündeydiler. Kendileri Şafii Mezhebi'nden olmasına rağmen sofilerin Seyda Hazretlerine aşırı sevgilerinden dolayı, zaman zaman gidip, ''Efendim, biz Hanefi Mezhebi'ndeniz, siz de Şafii Mezhebi'ndensiniz. Biz de sizin mezhebinizden olmak istiyoruz'' şeklinde arzda bulunmuşlar Seyda Hazretleri buna asla onay vermemiş, ''Herkes kendi mezhebinde kalsın'' buyurmuştur.

        -Şu anda cemaatte irşad görevini kim üstlendi?

      -Seyda Hazretleri'nin bildiğim kadarıyla dört tane halifesi vardı. Bunlardan kardeşi Şeyh Seyyid Abdulbaki Hazretleri, Seyda Hazretleri'nin vasiyeti üzerine irşad görevini üstlenmiştir. Nitekim cenaze ve sonrasında sofilerin büyük şoktan kurtulmasında, Şeyh Seyyid Abdulbaki Hazretleri ile Seyda Hazretleri'nin büyük oğlu Seyyid Feyzeddin Efendi'nin büyük rolleri olmuştur. Böylece sofiler, belirsizlikten ve tedirginlikten kurtulmuşlardır. Kısaca, bizim için 1993 yılı hüzün yılıdır. Aynı kıbleye yönelen bütün insanlara, aynı mesafede olan Seyda Hazretleri'ne Cenab'ı Haktan rahmet dilerim.

       Tabi bitmedi dahası var, Cemal İncesoyluer, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası Menzil?i hedef tahtasına koymak isteyen bir takım karanlık çevrelere karşı net tavır ortaya koymayı da ihmal etmez. Nitekim 5 Eylül 2017 tarihinde Tokat Haber de ?Şimdi de Menzil, Öyle mi?? başlıklı yazısında bu tavrını pekâlâ net görebiliyoruz. Ve kalemini şöyle döktürür:

           70?li yıllardan bu yana, Menzil ismini hemen herkes duymuştur. Ailesinden veya birkaçının mutlaka bağı olmuştur.

         Seyyid Abdülhakim El Hüseyninin Kasrik?ten hicret edip bu köye yerleşmesiyle birlikte başlayan Seyyid Muhammed Raşid Efendi ve kardeşi Seyid Abdulbaki Efendiyle zirveye ulaştı. FETÖ?nün bir türlü yanına alamadığı bir aile ve tarikattır.

        Zaten 4 yıl önceki bir fotoğraftan şimdi servis edilmesi de FETÖ?cü kriptolarının maharetidir. Durmuyorlar, duramıyorlar. Gerek itikadı gerekse ameli anlayışımız noktasında ayrılıklarımız olmasına rağmen, bu Seyyid ailesinin hizmetlerinin iyi niyetinden hiç kuşku duymadım.

     80?li yıllarda Seyyid Muhammed Raşid Efendi tutuklandı, sürgüne gönderildi, eline zehirli iğneyle suikast tertip edildi. Terör örgütü PKK tarafından hedefe konuldu. Menzil ve geniş hinterlandında, PKK tutunamadı, yaşayamadı. Aynı şekilde Şeytan-ül kebir el Pensilvanya, Menzil ve Seyyid ailesini yanına almak için çok çaba göstermesine rağmen asla bu oyuna gelmediler.

     Menzil, Nakşibendî tarikatının Halidiye kolu mensuplarıdır. Sofilerine bu tarikatın tertibi üzerine ders verir, ameli vazife yükler. Devletine, bayrağına, vatanına bağlı bu insanlar ve grup, hem PKK için hem de FETÖ için tehdit unsurudur. Okuma ve sohbetlerindeki menkıbe temelini tasvip etmem. Lakin irşada yönelik hizmetleri ve bölgede en önemli denge unsuru olması, bu ülkede ve bu millet için yeterli referanstır. Bölgede, çimento görevinin yürür. Irkçılık illetine karşı ciddi mücadele sürdürür.

       Seyyid Muhammed Raşid Efendi, irşad emanetini verdiği bir diğeri de Konya?da ikamet etmekte olan Seyda Muhammed Konyevi?dir ki, 25 hacimli kitaplarının yanı sıra onlarca risale yazmış ve yayınlanmıştır. Hem Hanefi fıkhı, hem de Şafii fıkhı üzerine yazdığı kitapları altın kıymetindedir. Menzil Ocağı aynı zamanda ilim ve irfan ocağı olmuştur. Bunu anlatmaya çalışıyorum.

       Bu güne kadar hiçbir siyaset bulaşmamış; Menzil cemaati profilini incelediğinizde görürsünüz ki, her siyasi partiden insanları bağlıları olmuştur. Seyyid Abdulbaki Efendi; devletine, ülkesine, bayrağına bağlı temel ilkelerin yanı sıra, devlet ve hükümet adamlarıyla diyalogu da en üst düzeyde ve seviyeli bir mesafe içerisinde olmasına özen göstermiştir. Hükümetten, kendi şahsı için tek bir talebi dahi söz konusu değildir.

      Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan?ın yanında tavır aldığı doğrudur. Devletin içinde, hep yanında olduğu doğrudur. PKK ve FETÖ?ye karşı net bir tutum içerisinde bulunduğu da doğrudur. Peki, Menzil cemaatine saldıranların profilini hiç incelediniz mi? Sözcü, Oda Tv, Cumhuriyet Gazetesi, Birgün Gazetesi? Evet, bu cenahın Menzil cemaatine saldırmaları da kendileri açısından haklıdır. Çünkü emperyal güçlerin yönettiği PKK ve FETÖ bölgede başarı sağlayamadıysa, bunun en önemli sebebi Menzil cemaati ve lideri Seyyid Abdulbaki Efendidir, nokta?

       Kötüyü örnek gösterip insanların kafasına şüphe salmanın bir faydası yok. Değerli arkadaşım Abdülkadir Türk, gönderdiği bir notta çok önemli bir tespit yapıyor ve diyor ki: Zihin egzersizi bağlamında bir çapa atmak isterim sevgili okuyucuların zihnine. Tüm cemaat, ya da tarikatlar neden denetlenebilir, hesap verebilir bir hukuki statüye dâhil edilmezler? İradesini icraya kadir bir devlet, kendini koruyacak, geliştirecek dinamizmden yoksun mudur ki, tarikat ve cemaatlerin ilgi etkisine açık kalabiliyor? Devletin ve milletin vesayeti dışında hiçbir yapılanma alternatif, güç ve irade olmamak lazım gelir.

       İşte bunları konuşalım. Alevi-Bektaşilerin Cemevlerinin statüsünü, tarikatların yasal zemine oturtulmasını konuşalım. Bu düşüncelerimi okurlarım bilir, daha öncede yazdım. İllegal ve merdiven altı faaliyet, devlet için sorun teşkil eder. Tarikatlar, bu ülkenin fiili gerçeğidir. Tarikatları denetlenebilir, takip edilebilir ve faaliyet müfredatları devlet tarafından izlenebilir hale getirmenin ne sakıncası var?

     Diyanet İşleri Başkanlığında, bir Tarikat Dairesi Başkanlığı olsa, Alevi Bektaşi vatandaşlarımız için de benzer bir başkanlık oluşturulsa, bunda ne kötülük var? İyi niyetli ve samimi olarak faaliyet gösteren Menzil cemaati gibi diğer cemaatler de; Ali Kalkan gibiler bahane edilerek mengene altına alındılar.

        Beğeniriz, beğenmeyiz, ancak yüz binlerce insan bu merkezlere gidiyor. Birçok insan önceki süfli yaşantısını bırakıp yeni bir hayata başlıyor. Adeta bir rehabilitasyon merkezi gibi işlev üstlenmiş Menzil kültünü, bir tezgah ve kumpasa kurban edilmemelidir.

        Bugün Menzil?in hedefe konması, tesadüfî değildir. Bu cemaatle ilgili iftira, yalan ve hezeyanların sosyal medyada servis edilmesi, yeni bir soğuk savaş ve algı operasyonlarının işaret fişeğidir. Devletin yanında, ülkesi ve milletini seven bir büyük cemaati koparmak demek, terör örgütlerinin bölgede hayâsızca, alçakça cirit atması anlamına gelir.

        Menzil cemaatinin hedefe konmasının sebebi bunlarda değil. Saldıranlara baktığımızda, perde arkasındaki güçlere ulaşmanız zor olmayacaktır.

     Evet, Cemal İncesoyluer?in tespitlerinde tek katılmadığım ?Okuma ve sohbetlerindeki menkıbe temelini tasvip etmem? hususudur ki,  malum o durum daha çok muhabbetin dorukta olduğu yıllarla alakalı bir durumdur.  Şimdi gelinen noktada ise muhabbetten ziyade daha ağırlıklı olarak ilim,  akıl ve fikir ön planda gözüküyor gibi. Nitekim başlangıçta tasavvufta daha gözünü yeni açmış sofiler menkıbeyle adeta ısındırılmaya çalışırlarken sonrasında gerek Semerkand Dergisi ve Semerkand Tv kanalı yoluyla, gerekse ikindi ve yatsı hatme halkalarının ardından verilen Kur?an tilaveti, akaid ve ilmihal gibi dersler sayesinde ilmi eksikliklerinin giderildiğini müşahede ediyoruz. Sofiler böylece kazanımlarına kazanım katarak düne nazaran epey daha mesafe kat etmiş konumdalar. Öyle ki artık kendilerini geniş bir ufku yüreklilikle hem cemaatten cemiyete geçişte, hem cemiyetten millete geçişte, hem de milletten ümmete sıçrayışta aynı kıbleye yönelmiş Ümmet-i Muhammed?in hizmetkârı olarak görmekteler. Bunun dışında Cemal İncesoyluer?in o müthiş tespitleri ne ilave edebiliriz ki, bize ancak ?Allah bu kardeşimizin yüreğine sağlık ve kalemine güç versin?  demek düşer.

     Vesselam.

https://enpolitik.com/kose-yazisi/2703/hepimiz-ayni-kibleye-yonelmis-hizmetkarlariz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM