Sıla-i Rahim

Eklenme Tarihi: 28.05.2020 06:01:45 - Güncellenme Tarihi: 13.08.2020 02:04:08

         Hiç kuşkusuz imandan sonra en mühim amellerden biride Sıla-i Rahimdir. Üstelik vacib hükmünde bir ameldir bu. Terk edildiğinde âlimlerin ittifakıyla haram olduğuna hükmedilmiştir.  Madem öyle,   maddi soy ağacı bakımdan başta anne baba olmak üzere tüm aile ve akraba-i taallukatla bağlılığımızı güçlendiren sıla-i rahim amelini terk etmememiz icab eder. Aksi halde terk edipte terk edilmiş hale düşenlerden oluruz. Keza mürşid ziyaretini terk etmekte öyledir.  Zira bir sofi için Sıla-i Rahim demek, intisab ettiği Tarikat-ı aliyyenin manevi soy ağacıyla olan bağlılığını güçlendiren mürşidini Allah için ziyaret etmesi demektir. O halde şayet bizde sofilik yoluna girmişsek,  bir yandan zahiri neseb bağımızla,  diğer yandan da Tarikat-ı aliyyenin silsile-i şerifesinde yer alan Gönül sultanlarıyla bâtıni bağını koparmamamız icab eder.  Çünkü soy sop bakımdan bağlı olduklarımız bizim fiziki ihtiyaçlarımızı karşılamada en büyük pay sahibi olurken,  manevi veraset bakımdan bağlı olunan Pir-i Türakistan Ahmed Yesevi, Mevlana, Yunus, Akşemseddin ve Hacı Bayram-ı Veli gibi başbuğ velilerde manevi ihtiyaçlarımızı karşılamada, yani ahlaken terbiye olmamızda en büyük pay sahibi olmaktadırlar. Bu yüzden gerek maddi soy bakımdan gerekse manevi soy bakımdan nerelerde ne tür bağlarımız varsa, onların sık sık ziyaretlerinde bulunmakla çok büyük ecir kazanacağız demektir.

           Bakınız, bir adam Rasulullah (s.a.v)’in huzuruna varıp bir umutla derdine çare arar bir halde hal ve ahvalini arz ettiğinde, Allah Resulü o adamın derdiyle hem hal olup şöyle sual eder;

-Annen var mı?

Adam:

-Yok, der.

        Allah Resulü:

        -Teyzen var mı?

       Adam:

       -Var der.

Allah Resulü (s.a.v) bunun üzerine:

       -O halde ona iyilikte bulun, ihsanda bulun, ikramda bulun diye öğüt verir.  Aslında Allah Resulünün verdiği bu öğüt,  o adamın şahsında tüm ümmet-i Muhammed’i kapsayan bir öğüt olur da. Düşünsenize hayatta yaşayan bir anne ya da babamız yoksa da geride kalan diğer neseb bağlarımızla irtibata geçip alakadar olmak yeterince sıla-i rahim olarak karşılık bulabiliyor.  Ki, Müberra Dinimizde teyze ana yarısı yürek olarak kabul görür. Hatta bir sofi içinde öyle olup hayatta yaşayan mürşidi yoksa tıpkı neseb bağındaki teyzede olduğu gibi mürşidinin ardından bıraktığı halifelerinden biriyle irtibata geçmesiyle birlikte kendisi açısından yeni bir manevi sıla-i rahim kapısını açmak olacaktır. Öyle anlaşılıyor ki,  Yüce Allah can-ı gönülden Sıla-i Rahim yapmak isteyen kullarını bir şekilde hem madden hem manen yetim bir halde ortada sahipsiz bırakmamaktadır. Yeter ki, o kul oturup durduğu yerde sıla-i rahim kendiliğinden ayağına gelsin handikabına kapılmasın gerisi gelir elbet. Mutlaka müminler olarak fert fert kıpırdamamız gerekir ki, Yüce Allah kulları için bir sebep halk edip sıla-i rahimle şereflenmek nasib olsun.

          Bakınız Dahhak isimli bir zat vasıtasıyla aktarılan bir başka örnekte ise Allah Resulünün ümmetine şu öğütte bulunur:

           “Bir kısım insanlar var ki; üç günlük ömrü kalmışken Allah Teâlâ bu kullarını sıla-i rahimde bulunmaları sebebiyle otuz seneye çıkardığı, diğer bir kısım insanlarda akrabalarına sıla-i rahim eylemediği içindir otuz senelik ömrü üç güne indirilir.”

             Tabii ki Allah Resulünün sıla-i rahimle ilgili beyanları bunlarla sınırlı değil,  bu hususta toplamda kırk bir hadis daha zikredilmiştir. Her ne kadar hadislerin lafz edenleri ve ravileri farklı olsa da sonuçta hepsinde; sıla-i rahim eyleyenin rızkı çoğalacağı,  ömrü uzayacağı,  elem ve kederlerden arınmış olacağı hususlar hemen hemen hep aynıdır. Ancak şunu iyi ayırt etmek gerekir, bir kere ravilerin ortaya koyduğu hadislerde zikredilen rızık ve ömrün artışından maksat maddi ecel saatinin uzaması manasına bir artış değil, bilakis manevi ecelin bereketlenmesi manasına bir artıştır. Dahası burada kast edilen bir mü’min yaşadığı hayat boyunca ne kadar çok sıla-i rahimde bulunursa cennetteki derecesi o nispette artmış olur manasına bir ziyadeliktir.  Nitekim sıla-i rahimle ilgili bahse konu olan o kırk bir hadislerin birinde Resul-i Ekrem (s.a.v) bu hususta şöyle der: “Her kim rızkının çokluğunu istiyorsa, ecelinin geri kalmasını istiyorsa sıla-i rahim yapsın.”

           Evet, sıla-i rahim ömrümüzün bereketlenmesinde manevi kaynak hükmünde bir rızıktır.  Madem sıla-i rahim manevi kaynak bir rızık hükmünde bir salih amel, o halde ecel kapıya dayanmadan sıla-i rahim yapılacak yurdun yakınlığına uzaklığına bakılmaksızın ziyaretin ihmal edilmemesi gerekir. Unutmayalım ki,  Allah rızasını kazanmaya yönelik niyeti sıla-i rahim olan bir müminin nazarında uzun sanılan yollar bir anda kısalır da.

Bakınız, Musa (a.s) Rabbül Âlemi’ne münacatta bulunduğunda;

  -Ya Rabbi!   Nasıl Sıla-i rahim eyleyeyim ki, her biri bir tarafta.

Allah Teâlâ mealen:

        -Ey Musa! Olsun, kendi nefsin için istediğin ve sevdiğin şeyleri onlar içinde sevmen ve istemende öyledir diye buyurur.

       Besbelli ki, sıla-i rahim ihmal edilecek türden bir amel değil, bilakis Rasulullah (s.a.v)’in;    “Âdemoğullarının amelleri her perşembe ve cuma geceleri bana arz olunur da Allah Teâlâ sıla-i rahim yapmayanların amellerini kabul etmez” diye beyan buyurduğu veçhiyle belki bir değil bin kez  üzerinde hassas olmamız gereken bir ameldir bu. Öyle ki, bir insanın anne babası bu dünyadan göç etmiş olsa da tıpkı hayatta yaşadıklarında olduğu gibi yine boş durmayıp anne ve babasını hak ve hukukunu gözetmeye devam ederse  hiç kuşkusuz Peygamberimiz (s.a.v)’in “Her kim anne ve babasının ölümünden sonra onlar için Hac ederse Allah onu cehennemden azatlıklardan yazar” hadis-i şerifin müjdesine mazhar olacaktır. Bu ne büyük bir müjdedir ki ana baba öldükten sonra bile hak ve hukukunun gözetilmesine fırsat tanınmaktadır. Nitekim Enza Hz.leri bu hadis-i şerifin mana ve ruhundan hareketle şöyle der:

                -“Ana ve babasına asi olan kişi onların vefatından sonra onların borçlarını öderse bu zat anasına babasına iyilik edenlerdendir.”

                 Bu arada şunu hatırlatmakta fayda var,   tüm bu anlatılardan sakın ola ki, Allah katında en makbul amel sadece sıla-i rahim amelinden ibarettir. Şayet böyle bir zanna kapılırsak diğer Salih amelleri boşlayın manasına gelebilecek bir anlam kargaşasına yol açar ki,  maazallah bu son derece tehlikeli bir durum olur. Bilindiği üzere İslam’da Allah Kur’an’da ne emredilmişse bütününü uygulamak esastır.  Nasıl mı?

                 Bakınız, bir adam Rasululah (s.a.v)’in huzuruna vardığında;

-Ya Resulullah! Allah’ın en sevdiği ameller nedir diye sormuş.

Cevaben:

-İlki Allah’a imandır.

Adam bu kez:

- Peki, sonrası nedir sormuş.

Rasulullah (s.a.v):

-Emri maruf ve nehy-i anil münkerdir buyurdu.

Adam:

-Peki, Allah nezdinde amellerin en kötüsü hangisidir?

Resul-i Ekrem (s.a.v):

-Allah’a şirk koşmaktır.

Adam:

-Sonra ki nedir?

Rasulullah (s.a.v):

-Sıla-i Rahim yapmamaktır, yani kat-i rahim yapmaktır.

Adam:

-Daha sonra nedir?

Resul-i Ekrem (s.a.v):

-Münkeratı işlemekle (günah işlemek) emr-i maruf olan hayırlardan men etmektir.

       Tabii, yine bu arada şunu da ifade etmekte fayda var,  Sıla-i Rahim yapmak demek sırf barışık olduğumuz akrabaya gitmek değildir, icabında bundan daha evlası bize darılıp gelmeyene de gitmekte sıla-i rahimdir. Yani sana küs olanın kapısını çalmak ta sıla-i rahimdir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v):       

      -Ey Ebu Hüreyre, güzel ahlaka sarıl.

       Ebu Hureyre (r.a):

      -Ey Allah’ın Resulü güzel ahlak nedir?

      Allah Resulü (s.a.v):

      -Senden alakayı kesene sen gidersin, sana zulmedeni affedersin ve sana vermeyene sen verirsin” (Beyhaki, Şuabül’l-İman, nr 7725) diye beyan buyurur.

       İşte, bu hadis-i şerifin mana ve ruhundan anlaşılan o ki, ümmeti için yanıp tutuşan Allah Resulü ümmetinin tıpkı tuğlaların birbirine harçla kaynaşması gibi kaynaşmasını murad etmekte,  dahası ruz-i mahşerde ümmetine şefaat olabilecek sıla-i rahimle sıkı bağ oluşturun mesajı vermekte adeta.  Hatta sıla-i rahmin önemi şundan da belli ki, bin aydan daha hayırlı kadir gecesinin konu başlıkları arasında yerini almış bile.   Nasıl mı?  Rabbül Âlemin kadir gecesi olduğunda Cebrail’e şöyle emir buyurur:

        -Yeryüzüne inin diye,

        Tabii Cibril Emin derhal emrin gereği olarak başkanlığını yaptığı melekler taifesiyle birlikte yeryüzüne şeref vererekten inerler.  Yeryüzüne indiklerinde insanlardan ilk olarak namaz kılanlara ve zikredenlere selam vererek şeref verirler, hatta birbirleriyle dua edip tokalaşanların niyazlarına icabet edip âmin demeyi de ihmal etmezler.  Derken vazifelerini tamamlayıp Cibril Emin başkanlığında melekler tekrar semaya yükselecekleri sırada, başkanlarına şöyle seslenirler:

       -Ey Cibril! Âmin demek iyi hoşta,  Yüce Allah (c.c)  bu gecede âmin diyen Salih kulları için acaba ne gibi mükâfat ve hediyeler ihsan eyledi ki?

Cibril Emin cevaben şöyle der:

-Allah onlara rahmet nazarıyla baktı, afvü mağfiret eyledi,  böylece affolunanlardan oldular ancak şu dört zümre hariç:

-İçki içen,

-Ana babasına asi gelen,

-Sıla-i rahmi terk eden,

-Bidat ehli olup İslam cemaatini terk eden diye sıraladı.

İşte görüyorsunuz anlatılan bu dört unsurun içerisinde önemine binaen sıla-i rahim ve ana baba hakları da yer almıştır. Dolayısıyla bunların üzerine bir şeyler eklemek haddimize mi,  meramımızı ziyadesiyle anlatmaya yetmiştir elbet.

        Hâsıl-ı kelam Sıla-i Rahim yaparak Allah'a ve onun sevdiklerine yakınlığımızı artıralım ki; affedilenlerden olalım.

     Vesselam.

https://enpolitik.com/kose-yazisi/4065/sila-i-rahim

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

06.08.2020 Nebi ve Resul
30.07.2020 Kur’an’dan İlham Alıp Asrın İdrakini Aydınlatmak
23.07.2020 Kur'an-ı Muciz'ül Beyan
09.07.2020 Vahy'in Soluğu
02.07.2020 Esma-ül Hüsna
25.06.2020 Kader-i İlahi
18.06.2020 İmtihan Hayatın Bir Gerçeği
11.06.2020 İçi Başka Dışı Başka
04.06.2020 Gel Kardeşim Bir Olalım
28.05.2020 Sıla-i Rahim
21.05.2020 Ey Yolcu! Yolculuk Nereye?
14.05.2020 Niyet Hayır Akibet Hayır
07.05.2020 Gönüllü Açlık
30.04.2020 Amel-i Salih
23.04.2020 Günahın merkezi nefis mi?
16.04.2020 Çay Kahve Bahane, Gönül İlla Sohbet İster
09.04.2020 Ab-ı Hayat Tasavvuf
03.04.2020 Gündüz Gazetesi'nin Aydınlık Yüzü: Aziz Bal
01.04.2020 Aşk-ı Bendi
25.03.2020 Sofinin Dünyası
18.03.2020 Rabıta-i Şerife
11.03.2020 Arayan Bulur
04.03.2020   Suriye Ve Şah-ı Hazne
26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
06.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
07.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
03.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM