Bu Son Olsun

Eklenme Tarihi: 25.06.2020 08:16:47 - Güncellenme Tarihi: 13.07.2020 20:17:07

Eğitim sorunu siyaset üstü bir tavırla masaya yatırılmalıdır !
Geçen sene bu zamanlarda üniversite sınavını yeni başından savmış bir genç olarak, sıralamanın neresinde kendime yer bulacağımı düşünüyor ve ihtimaller çevresinde senaryolar kurguluyordum. Bu hayatta bir insanın yaşayabileceği en keyifli senelerini bir sınavın feci şekilde sekteye uğratması inanın üzücü. Öğrencileri niteliklerine göre ayırt etmek sadece ülkemizde uygulanan bir metot değil, bireylerin özelliklerine göre ayrıştırılması ve akabinde sahip olduğu bu özellikler göz önüne alınarak farklı eğitim programlarından geçmesi dünyanın tüm ülkelerinde uygulanıyor. Sorun şu ki Türkiye’de eğitim sisteminin başarısızlığı uzun senelerdir tartışılıyor, Türkiye’deki sınav sisteminin aksaklıkları uzun senelerdir tartışılıyor. Yükseköğretim kurumlarına geçiş için şu anda uygulanmakta olan YKS sistemi bu tartışmalara nokta koymak ve öğrencilerin yeteneklerini tutarlıca tespit edebilmek hedefiyle tasarlanmıştı. Bir öğrenci olarak ifade etmeliyim ki bu sistem tartışmalara nokta koyamadığı gibi beraberinde bambaşka tartışmaları getirdi. COVID-19 günleriyle birlikte sınav tarihinin iki ileri, bir geri çekilmesi de öğrencilerde göründüğünden daha derin travmalar yarattı, halihazırda stresli, yorucu ve bunaltıcı sınav süreci öğrenciler için John Kramer’ın bir oyununa dönüştü. Türkiye’yi 18 senedir yöneten iktidar, bunca gencin emeğini, bunca gencin hayallerini, bunca gencin alın terini ne yazık ki ekonomi alanında sergiledikleri üstün başarısızlık hasebiyle ekonomide haraketliliği sağlayabilmek ümidiyle elleri titremeden çöpe attı. 1-2 Gün sonra bu zorlu günler sona erecek, umuyorum ki tüm arkadaşlarım yüz güldürücü neticelerle sınav maratonunu atlatacak. Ben bunun son olmasını diliyorum, artık öğrencilere beygir muamelesi yapan bu acımasız sistemin yerine öğrencilerin farklılıklarını tespit edebilecek bir sistemin önü açılsın. Bu da ancak konuya, siyaset üstü bir tavırla eğilebilerek mümkün olur. Tüm partilerin eğitim kurmayları, konuyla ilgili STK’lar, uzmanlar, akademisyenler, öğretmenler ve gençler apolitik bir masanın etrafına toplanmalı; popülizmden uzak bir ortamda uzlaşıyla kurgulanacak sağlıklı bir sistemin önü açılmalıdır. Öğrencileri yalnızca sayfalarca ezber bilgiyle değil; ürettikleri fikirlerle, sosyal faaliyetleriyle, hobileriyle ve farklılıklarıyla hayata hazırlamak çağın bir gereğidir. Eğitime, gençlere ve öğrencilere oy deposu olarak bakmayı kenara bırakalım; ‘’Bu son olsun !’’ diyelim. Sıfırı tükettiğiniz hazinenin dahi telafisi var ama hayallerini kaybeden bir gencin telafisi yok efendiler !
Elinizi adaletin üzerinden çekin efendiler !
Türkiye’de ‘’Bu son olsun !’’ dememiz gereken oldukça rezalet var ki, eğitimle başladık hepimizin canını yakan görüntülerin üzerine laflayalım şimdi de. Bildiğiniz gibi AKP’nin kendisini eleştiren, kendisini ikaz eden ve kendisini tasvip etmeyen hiçbir organizasyonla yıldızı barışmıyor. Şimdi kafayı Türkiye’nin en prestijli kurumlarından biri olan Türkiye Barolar Birliği’yle bozdular. Söyleye söyleye dilimde tüy, yaza yaza kalemimde mürekkep tükendi lakin yine yine yeniden, bıkmadan anlatmaya gücüm yettiğince devam edeceğim. Adalet kurumu ve siyaset kurumu iç içe geçmemelidir ! Adalet eğer bir grubun, bir zümrenin, bir partinin, bir cemaatin, bir etnisitenin güdümüne tabii olursa o toplumda yozlaşma başlar ! AKP’nin bu topluma attığı en kallavi kazıkların başında adalet kurumunun siyasallaşması geliyor. Türkiye’de bugün yargıya olan güven son anketlerde %20’nin altında kalıyor, bu toplumun bireylerinin neredeyse tamamı yargının tarafsızlığına inanmıyor, yargının tarafsızlığına güvenmiyor ! Bu kamuoyu araştırmaları bizi mahvediyor, mahvediyor ! AKP iktidarının özel çaba, gayret ve çalışmalarıyla bugün adalet ayaklar altına alınmıştır !Adaletin gözleri kördür, adaletin terazisinde onun oğlu, bunun kardeşi, bu partinin neferi olamaz ! Bu zamana kadar el altından yürüttükleri kutuplaştırma, kamplaştırma ve kayırmacılığı çoklu baroların önünü açarak meşruiyete kavuşturmak istiyorlar. İktidara yakın olan baro, muhalefetin barosu; iktidara yakın avukat, muhalefetin avukatı diye zaten posasını çıkardıkları adaleti temelli ayağa düşürmek ve bu sayede de yargıda tüm ipleri ele geçirmeyi hedefliyorlar. Avukatların arasına siyaseti sokmak, avukatları oranın buranın avukatı haline getirmek bu toplumu sistematik olarak çökertmek isteyenlerin başvurabileceği bir yöntemdir. Bunu protesto etmek için Ankara’ya yürüyen baro başkanlarımızın hepsini kutluyor, hepsine saygılarımı iletiyorum; onlara karşı sergilenen tutumu da şiddetle lanetliyorum !Siyasi partilerin temsilcilerini bu ulusun avukatlarıyla görüştürmekten imtina edenleri şiddetle lanetliyorum !Bu ülkenin avukatları, bu ülkenin baro başkanları başkente sokulmadı, bu utanç hepimize senelerce yeter de artar ! Bu ülkenin avukatları Ata’nın huzuruna çıkmak isterken, önlerine barikatlar çekildi ! Baro başkanlarımız yürüyüşlerini tamamlayacaklar, Ata’yı ziyaret edecekler ve ardından da basın açıklamalarını yapıp eylemlerini sonlandıracaklardı. Avukatlarımızın yapacağı Anıtkabir ziyaretine ve basın açıklamasına dahi tahammülü olmayanlardan adaleti savunmasını beklemek Lady Gaga’nın şimdi uzaklardasın parçasını coverlamasını talep etmek kadar gerçekçidir. Adalette çağ atladığımız yalanını ulusa yutturmaya çalışırlarken hukuk devleti indeksinde 2015’te 80.sırada olan Türkiye, 2020’de 107.sıraya geriledi. Adalet herkese lazım olur, protesto ve yürüyüş temel insani haklardır !Savunma haktır, engellenemez !Eğer bu devlet için bir iyilik yapacaksınız adalet kurumuna daha fazla zarar vermez, şahsınızın fantezilerini gerekçe göstererek bu devleti dünya kamuoyunda rezil rüsva etmeye devam etmezsiniz ! Çekin elinizi adaletin üzerinden, çekin efendiler !
Kadın haklarını savunmak insanlığın vazifesidir !
Kadının toplumdaki yeri, kadın hakları ve kadına karşı şiddet konularında hassasiyetler taşıdığımı eğer benim birkaç yazımı okuduysanız muhakkak hatırlayacaksınızdır. Kadına şiddet olgusu ve kadının sisteme katılımında yaşanan sorunlar sadece Türkiye’de karşımıza çıkan tablolar değil. Ama Türkiye’nin bu hususta alması gereken yol uzun, epey uzun. Kadın haklarını savunmak, kadınlar için mücadele etmek kimseyi solcu, devrimci vesaire yapmaz efendim. Kadın hakları tüm siyasi kavramları aşmış, tüm klişeleri ayaklar altına almış evrensel bir gerçekliktir. Kadın hakları meselesi tüm çürük fikirlerden soyutlanarak çözümlenmesi gereken ciddi bir sorundur. Kadın haklarını savunmak insanlığın vazifesidir ! Nurtaç Canan adlı hanımefendi öleceğini zannederek kendi kanıyla ‘’Kurtuldum, benim için üzülmeyin !’’ diye yazdı yerlere. Bu haberi görünce benim kalbime cam kırıkları saplandı. Bu ülkenin aydınları, bu ülkenin düşünürleri, bu ülkenin sağduyu sahibi vatandaşları, bu ülkenin STK’ları ayağa kalkmalıydı Nurtaç Hanım için! Kadınların hakkını savunmayı sadece tweet atarak veya sadece story atarak sağlayamayacağımızı idrak etmiş olmamız gerekiyordu. Duygusal başlayan patlamalı tepkilerimizi, fikirlerle harmanlayıp bir zaman zarfına yaymamız gerekiyordu. Bu zaman zarfında da tüm yetkililerin yakasına yapışıp bu hususta hangi çalışmaları yürüttüklerinin hesabını sormamız gerekiyordu. Türkiye’de geride bıraktığımız 2 sene içinde yüzlerce kadın katledildi, binlerce kadın şiddete uğradı, binlerce kadın tacize uğradı. Bu hususta hangi çalışmaların planlandığı muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından ilgili bakanlığa yöneltildiğinde elle tutulur tek bir yanıt alınamıyor. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanlığı’nın, kadın haklarına, kadın cinayetlerine, kadına karşı şiddete karşı halen geliştirebildiği bir eylem planı bulunmamaktadır çıkarımını mı yapmalıyız bu durumda? Eğer halihazırda bir eylem planı varsa bunun kamuoyuyla paylaşmıyor olmalarının gerekçesi nedir? Sayın Bakan, bizleri konu hakkında aydınlatmaya değer kimseler olarak görmüyor mu demeliyiz öyleyse? Kadına şiddet konusunun çözüme ulaştırılması bu bakanlığın öncelikli çalışma konularından biri olmak zorunda değil midir ?‘’AKP’den önce kadının adı yoktu.’’ Diyerek ağzının tadı kaçık milyonları kahkaha tufanına boğma teşebbüsünde bulunanlar, bu esprileri yapmak yerine kadınların sorunlarını çözmek için meclis sıralarında mesai yapsalar daha faydalı olmaz mıdır? Katılımcı demokrasinin tesis edilmesi her şeyden evvel eğitim gibi, adalet gibi, kadın hakları gibi toplumsal uzlaşıyı gerektiren sorunların çözümü için taviz verilemeyecek bir seçenektir! 3-5 Yaveri yanınıza alıp balık tutmaya gider gibi sorun çözmeye kalkarsanız ve kimseyi dinlemezseniz bu ülkeyi ancak bu kadar yönetebilirsiniz efendiler !
Bugün sen çok gençsin yavrum; hayat ümit, neşe dolu !
Mutlu günler vadediyor, sana yıllar ömür boyu !
Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni !
Doğarken ağladı insan; bu son olsun, bu son !
Ne Damat Berat, ne Erdoğan, ne de AKP üzmesin seni !
AKP rejim değiştirince ağladı insan; bu son olsun, bu son !
AKP saraylar dikerken donarak öldü bebekler; bu son olsun, bu son !
AKP iktidarında gençlerin seneleri çöp edildi; bu son olsun, bu son !
AKP iktidarında kadınların çığlığı duyulmadı; bu son olsun, bu son !
AKP iktidarında ağladı insan; bu son olsun, bu son !
Bu son olsun dostlar, bu son...

 

https://enpolitik.com/kose-yazisi/4142/bu-son-olsun

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

09.07.2020 Energizer olmak yada olmamak
02.07.2020 The Boss Fight: Türk Gençliği
25.06.2020 Bu Son Olsun
18.06.2020 Kırmayın Aynaları
11.06.2020 Demokrasiye hazır mıyız?
04.06.2020 Yeni Normal
28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?