Voltran’ı Oluşturmak

Eklenme Tarihi: 30.07.2020 08:35:36 - Güncellenme Tarihi: 14.08.2020 11:22:55

CHP Kurultayı’nda çıkan sonuçtan memnun oldum
Hayat sürekli akan, sürekli tükenen ve sürekli yıkılıp yeniden inşa edilen bir süreçtir. Bir başka değişle hayat değişimden ibarettir; değişimden kaçınmak ve saklanmak da mümkün değildir. Dil, yaşayış, kültür hatta dinler bile çağın gereklerine göre değişimlere uğrar, bu değişime septik yaklaşmak da pek akıl karı değildir. İnsanın özgürlüğü senelerdir felsefeciler tarafından masaya yatırılır. Kimileri insan tamamıyla özgürdür, şartlar onu etkilemez düşüncesini savunur. Kimileri insanın özgürlüğü yoktur, şartlar insanları yönlendirir düşüncesini savunur. Kimileri de bu iki düşüncenin sentezini yapar ve bu sentezi savunanlar kendilerini oto-determinist olarak tanımlar. Oto-deterministlere göre insanın özgürlüğü, karar verme yetisi ve tercih yapma seçeneği vardır ama bu bağlamdaki şartlardan bağımsız tahayyül edilemezdir. Onlara göre hayata bakarken mevcut şartlar da insanın özellikleri de birlikte değerlendirilmelidir. Ben de ‘’İnsan özgür müdür ?’’ tartışmasında oto-deterministlerin yanındayım; insanın aktör olduğu her konuda içinde bulunduğu şartların da göz önüne alınmasından yanayım. Siyaset insandan bağımsız düşünülemediğine göre tüm bu bahsettiklerimiz siyaset için de geçerlidir. Siyasette de değişim kaçınılmazdır, değişime ayak uyduramayanlar yenilmeye mahkumdur. Siyasette de hadiseler, kişiler ve organizasyonlar içinde bulundukları şartlara göre tahlil edilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi 37.Olağan Kurultayı’nı ‘’İktidar Kurultayı’’ olarak adlandırdı, tamamladı. Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve 2 sene öncesine kadar yürüttüğü politikaları sert dille eleştirenler arasındayım. Halen eleştirilerimi de yapıyorum, CHP’nin şu son 2 senelik sürece kadar siyasette oyun kurucu rolü üstlenememesini ciddi bir başarısızlık olarak nitelendiriyorum. CHP’nin bazı hassas konularda gereken adımları atamamış olmasını de eleştiriyorum. Lakin ben çıkan sonuçtan memnun oldum, girişte bahsettiğim hususlardan dolayı memnun oldum. Birlikte irdeleyelim mi bunu ?
Ne oldu da AKP alamet-i farikasını yitirdi ?
AKP’nin siyasette bu kadar hızlı yükselmesinin ve 2002 seçimlerinden sonra giderek daha büyümesinin önemli etmenleri var. 90’lı Yılların yorgunluğu, eskimiş siyasi aktörlerin artık toplumda heyecan uyandıramaması, dönemin şartlarına göre AKP’nin topluma yeni bir nefes gibi gelmesi, ekonomideki kısa süreli rahatlamalar bu etmenlerin başında yerini alıyor. Fakat siyasetteki gözlemlerine güvendiğim isimlerle yaptığım sohbetlerde ortak bir noktada buluşuyoruz, bu nokta da AKP’nin kendisini alternatifsiz kılmayı başarmış olması. Türkiye’nin seçmen yapısına baktığımız zaman eski siyasi jargona göre kendisini muhafazakar, milliyetçi ve sağ tarafa yakın olarak yorumlayanların %60’a 40’lık hatta %65’e 35’lik bir çoğunlukta olduğunu göreceksiniz. AKP iktidara geldikten sonra kendisine tehdit oluşturabilecek tüm siyasi partileri saha dışına iterek kendisini o cenahın buluşma noktası haline getirdi. Bunu nasıl yaptı ? Siyaset bilimi terminolojisinde ‘’BigTent’’ veya ‘’Catch-All’’ olarak ifade edilen bir parti olmayı başardı. BigTent partiler veya bir başka değişle çatı partiler içinde farklı siyasi ideolojilere sahip olan kanatları barındıran, bu kanatlar arasında denge kurmayı başarabilen ve spesifik bir ideoloji partisi olmaktan ziyade tüm görüşlere içinde yer veren partilerdir. AKP içine siyasal İslamcıları da, Türk milliyetçilerini de, Kürt milliyetçilerini de, sosyal demokrat kökenli belli isimleri de, neo-liberal isimleri de, ANAP’lısını da, DYP’lisini de toparlamayı başardı. Bu sayede yüzü eskimiş, motivasyonu yitmiş partilerin yerini tek başına doldurmayı başardı, %65’lik arazinin ezici çoğunluğuna yerleşmeyi başardı. Sonraları hepimizin malumu olduğu gibi tek adam partisine dönüşmesi, siyaseten gücünü koruyabilmek için kutuplaştırma siyasetine başvurması, medyayı esir alması derken de bugünkü sonuca varıldı. Bugün AKP bu bahsettiğim bu özelliklerden ziyade tek bir adamla birlikte çamura batanların, kendi ikballeri için totaliter bir rejime başvurabilecek kadar gözü dönmüşlerin, koltukları vermemek için tüm değerleri ve teamülleri ayaklara almışların ibretlik organizasyonundan ibarettir. AKP bu araziye hakim olduğu için, şimdi pek kıymetli ortağı olan MHP de zihniyetten ötürü toplumun tamamına alternatif olamadığı için, CHP de şeytanlaştırmadan nasibini alıp %20-25 bandına mıhlandığı için; AKP iktidarda olmanın nimetlerini de kullanarak çoğu seçimi rahatça kazandı. Oyun kurdu, siyaseti belirledi, gündemi belirledi. Peki ne oldu AKP bu alamet-i farikasını yitirdi ?
CHP, Muhalefeti buluşturan aktör olma misyonunu yüklendi
AKP’nin alamet-i farikasını yitirmesinin sebepleri yönetimdeki başarısızlığı, fraksiyondan kaçamayışı, rezilliklerin ayyuka çıkması ve pek tabii İYİ Parti’nin kurulmasıydı. AKP’nin toplumdan uzaklaşmaya başladığı günlerde İYİ Parti kurularak hakimi olduğu araziye gözleri dikti ve bu AKP’de ciddi bir paniğe sebep oldu. İşte tam da o anda Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP müthiş kritik hamlesiyle kendisini oyun kurucu pozisyona getirdi. Seçime sokulmayacak olan İYİ Parti’ye milletvekili desteği vererek mecliste grup kurmasına önayak oldu, bu hamleyle birlikte AKP çok ciddi bir tokat yedi; kadroları müthiş sersemledi. AKP’nin hakim olduğu arazide kırılmalara sebep olacak bir oluşum belirdi ve ana muhalefet partisi de bu oluşumun filizlenmesi için kurnazca davrandı. İşte başta da söz ettiğim gibi değişen siyasetçiler başarıyı elde ediyor, CHP değişimin ilk adımını o hamleyle attı. Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP bu hamlesiyle birlikte uzun seneler sonra Türk siyasetinde oyun kurucu oldu, İYİ Parti’yle birlikte gündemi tayin eden taraf oldu. O günden sonra CHP, bunu seslice doğrudan dile getirmese de kendisine bir misyon yükledi. CHP, muhalefeti bir araya getiren, muhalefeti ortak değerler etrafında buluşturan ve işbirliği ortamını sağlayacak aktör olma misyonunu yüklendi. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu biliyordu ki bu iktidarı yolcu edebilmek için CHP’nin tek başına elde edeceği maksimum başarı yeterli olmayacaktı. 24 Haziran’da yolu açılan bu uzlaşı stratejisi, 31 Mart’ta tam manasıyla karşılık buldu ve Millet İttifakı yerel seçimlerde müthiş bir başarıya imza attı. Kemal Kılıçdaroğlu son 2 senedir uzlaşı stratejisi üzerinden ilerliyor, plan yaparak ilerliyor ve CHP’yi oy potansiyelinin oldukça üzerinde bir yerlere taşıyor bu sayede. Ben eminim ki iktidardakiler CHP’nin başında kendileriyle kedi köpek gibi dalaşacak, kendilerinin kutuplaşma siyasetine körükle gidecek, onlara kallavi laflar oturtacak bir yönetim görmek isterdi çünkü artık sadece İYİ Parti tehlikesi yok; DEVA Partisi var, Gelecek Partisi var. Ya muhalefet uzlaşıp birlikte hareket ederse, ya karşılarına toplumun tüm kesimlerini, renklerini ve düşüncelerini temsil edecek bir ittifakla çıkarsa ? Eğer kökleşmiş, köhnemiş bir iktidarın ortadan kalkmasını arzu ediyorsanız onların dilinden konuşmayacaksınız, onların alışılagelmiş sistemlerine ortak olmayacaksınız ve onlara karşısında dona kalacakları stratejilerle gideceksiniz. 
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı değil, uzlaşı stratejisi sınandı 
Bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönetimindeki CHP, ülkeyi AKP’den kurtarmak için, güçlendirilmiş bir parlamenter sistemi mümkün kılabilmek için ve ülkeyi fabrika ayarlarına döndürmek için doğru bir strateji izliyor. Kemal Kılıçdaroğlu tüm muhalefeti belli değerler etrafında ortada buluşturup AKP'yi ve korkunç tek adam rejimini ortadan kaldıracak bir merkez hattı oluşturmanın peşinde. Çünkü CHP'nin tek başına bunu başaramayacağını, geniş tabanlı bir uzlaşının kaçınılmaz olduğunu iyi biliyor. CHP’nin Kurultayı’nda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığından ziyade yürütülen strateji sınandı ve uzlaşı stratejisi kazandı. Parti içi muhalefet ise oldukça sivri olduğu için, doğru eleştirilerini yanlış bir üslupla dile getirdiği için, kendi içinde birlik olup ciddi bir seçenek sunamadığı için beklenenden başarısız oldu. Muharrem İnce'nin dahi içinde bulunduğu muhaliflerinliderlik seçiminden ziyade Parti Meclisi seçimlerine ağırlık verme önerisine karşılık Cihaner'in genel başkan adaylığında ısrarcı olması parti içi muhalefeti feci şekilde savurdu. Zaten Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’tan sonra arkasına aldığı rüzgara karşı bir adayın ciddi rakip olması bence mümkün olamazdı fakat parti içi muhalefet farklı hamleler yapsaydı Parti Meclisi’nde varlık gösterebilirdi, olmadı. CHP’nin muhalefeti bir arada buluşturma rolü sınandı, kabul edildi. Muhalefetin bu uzlaşıyı sürdürmesi, CHP’nin büyük parti rolünü layıkıyla sürdürmesi netice alınması için hayati önem taşıyor. İşte tam da bu yüzden kimi hususlarda sertçe eleştirdiğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişime ayak uydurduğunu gözlemlediğim için, Türkiye’nin ihtiyacı duyduğu misyonu yüklendiğini gördüğüm için, muhalefeti bir araya getirip, bir arada tutabileceğini düşündüğüm için yeniden seçilmesinden memnuniyet duydum. Umut ediyorum bu söylediklerimden pişman olmam ve umut ediyorum CHP on yıllar sonra eline geçirdiği bu fırsatı heba etmez.Umut ediyorum muhalefet amasız, fakatsız; gereken birliği sağlayarak Voltran’ı oluşturur ve Zeppo’nun hükümranlığına son verir. Artık bıçak kemiğe dayandı, deriler gerildi, ciğerler boğuldu.
Çünkü bunalıyoruz.
Çünkü nefes alamıyoruz.
Çünküçürüyoruz. 
Çünkü özgürlük istiyoruz.
Çünkü adalet istiyoruz.
Çünkü demokrasi istiyoruz.
Çünkü liyakat istiyoruz.
Çünkü huzur istiyoruz.
Çünkü barış istiyoruz.
Ve çünkü aydınlık bir Türkiye’nin hasretiyle kavruluyoruz…

 

https://enpolitik.com/kose-yazisi/4209/voltrani-olusturmak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

13.08.2020 Joe Biden & Kamala Harris
10.08.2020 Bu iktidar daha ne yapsın?
06.08.2020 Buzlu Limonata
30.07.2020 Voltran’ı Oluşturmak
23.07.2020 “Suçlu kim?”
09.07.2020 Energizer olmak yada olmamak
02.07.2020 The Boss Fight: Türk Gençliği
25.06.2020 Bu Son Olsun
18.06.2020 Kırmayın Aynaları
11.06.2020 Demokrasiye hazır mıyız?
04.06.2020 Yeni Normal
28.05.2020 Bugünlerin Yarınları Var
21.05.2020 Belahmefe: Tsitsekun
15.05.2020 Arın’a...
13.05.2020 Arınma Gecesi: Rüyadaki Darbe
06.05.2020 Yaratık Kim?
29.04.2020 Ya Gençler?
22.04.2020 Paralel Olmak
15.04.2020 Yan yana, kol kola, göz göze, el ele, diz dize
08.04.2020 Doğum sancısı
01.04.2020 Uzlaşı İttifakı
25.03.2020 Corona hakkında bir ikaz ve bir söyleşiye dair kelam
18.03.2020 Coronaya Günleri
11.03.2020 ABD Postası
04.03.2020 Bu mudur?
29.02.2020 Bundan İyisi Şam’da Kayısı !
26.02.2020 Kalbi Ağrıtan Devir
19.02.2020 İyi gidiyor mu?
14.02.2020 Sevgililer Günü Şiiri
12.02.2020 Gereğini Yapın Ziya Hocam!
05.02.2020 Şov Devam Etmeli
29.01.2020 Yeni Partiler ve Yeni Yaklaşımlar
26.01.2020 Evet, Siyaset Konuşacağız
20.01.2020 Aydın, Kültür ve Toplumsal İlerleme
13.01.2020 Yeni Türkiye’ye İnsan Gerçekten Hayret Ediyor
06.01.2020 Yeni Türkiye'de İnsanlar Ölüyor
30.12.2019 Gerçek Bir Beka Meselesi: Kanal İstanbul
23.12.2019 El Bombası
14.12.2019 Gelecek Partisi
31.10.2019 Cumhuriyetin Yaş Günü Nasıl Kutlanır?
24.10.2019 Halen Kavrayamadık
05.09.2019 ABD'de 2020 Yarı?ı ve Demokratlarda Ön Seçim Seyri
27.08.2019 Ölen Kadınların Öyküsü
20.08.2019 Kara Sevda
12.08.2019 Bayram ve Davet
05.08.2019 Daha İyileri Olmak Zorunda!
24.07.2019 Reva mıdır?
16.07.2019 15 Temmuz ve Samimiyet
10.07.2019 Akıllara Mıh Gibi Çakılsın
03.07.2019 Vakit Değişim Vaktidir
25.06.2019 23 Haziran ve Akp?de Başlayan Kritik Süreç
07.06.2019 Önce Düğüm Atmayı Öğrenelim
10.05.2019 Sandık Darbesi: 6 Mayıs 2019 YSK Kararları
02.05.2019 Şimdi Ne Yapmalı ?