Menü En Politik
Hakan Özen

Hakan Özen

Tarih: 24.03.2026 19:16

Aynaya bak Liverpool

Facebook Twitter Linked-in

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanşında deplasmanda Liverpool'a 4-0 mağlup olarak turnuvaya veda etti. Maçın ardından müsabakanın seyri değil saha içerisinde ve dışında yaşananlarla Galatasaray'ın golcüsü Osimhen'in kolunun kırılması ve Neo Lang'ın parmağının kesilme noktasına gelmesi gündeme damga vurdu. Livelpoll UEFA'nın devreye girmesi ve Galatasaray'ın şikayetiyle harekete çıkartarak sihirbazların şapka çıkartacağı oyunlarla yaşananları adeta örtbas etme peşinde.

Simon Kuper'in “Futbol sadece futbol değildir” kitabında ele aldığı gibi futbol sadece 22 kişinin bir topun peşinde koşup yapılan müsabakadan ibaret değildir. Bazen bir ulusun haysiyet sınavı, bazen de "uygar" maskelerin düştüğü o anın adıdır. Son günlerde Galatasaray ile Liverpool arasındaki gerginlik üzerinden İngilizlerin tüm yaşanacak utanç vesikalarından sıyrılıp Türk futbolunu ve taraftarını "ırkçılık" ile yaftalamaya kalkarken İngiliz medyası ise koro halinde adeta bu tiyatroya çanak tutuyor. Sahada Neo-Lang’ın parmağının kesilmesi, Victor Osimhen’in kolunun kırılmasına ramak kalan müdahaleler ve Icardi’ye yapılan o sinsi, kasti itiş... Tüm bunlar birer "oyun kazası" olarak servis edilirken, mağdurun hak arayışını ırkçılıkla bastırmaya çalışmak, tam da bir İngiliz klasiği.

Medeniyetin Altındaki Kan İzleri

Bugün bize "etik" dersi vermeye kalkan İngilizler futbolu icat etmekle övünürken tarihin en büyük insanlık suçlarını "şirket politikası" olarak yürüttüklerini insanlık tarihi unutmadı. Hindistan’da Amritsar Katliamı’nda savunmasız binlerce insanı kurşuna dizen, Bengal Kıtlığı’nda milyonları açlığa mahkum eden bir zihniyetin mirasçıları, bugün yeşil sahada yaşanan bir itiş kakışı "barbarlık" olarak nitelendirme hadsizliğine düşüyor.

Sahi, 1950’lerde Kenya’da Mau Mau direnişçilerine uygulanan o sistematik işkenceleri, hadım etmeleri ve toplama kamplarını hangi "fair-play" kuralına sığdırmıştınız? Kendi karanlık geçmişiyle yüzleşmek yerine, Türkiye gibi misafirperverliğiyle bilinen bir coğrafyayı ırkçılıkla suçlamak, sadece bir algı operasyonu değil, aynı zamanda kronik bir kibri de ele veriyor.

"Irkçılık" Kartı: Bir Savunma Mekanizması mı?

Osimhen’in, Icardi’nin yaşadığı fiziksel şiddeti görmezden gelip, tribünlerden veya sosyal medyadan yükselen tepkileri "ırkçı saldırı" parantezine almak, gerçekleri halı altına süpürmektir. İrlanda’da halk patates kıtlığından kırılırken gemilerle tahıl kaçıran bir imparatorluğun genetik kodları, bugün sahada rakibinin kemiğini kıran oyuncusunu korumak için "mağduriyet" tiyatrosu oynamaktadır.

Önce Kendi Evinizi Süpürün

Liverpool ve İngiliz kamuoyu bilmelidir ki; Galatasaray bir spor kulübünden fazlasıdır, bir halkın gururudur. Sahada yapılan kasti sertliklerin cezalandırılmasını talep etmek "ırkçılık" değil, adaletin gereğidir. Tarihi, sömürdüğü halkların gözyaşlarıyla yazılmış bir milletin, adalet arayan bir kulübe ve bir millete ırkçılık dersi vermeye çalışması trajikomik bir ironiden ibarettir.

Beyaz formalarınızdaki o kurgusal temizlik, tarihin üzerinize sıçrattığı lekeleri kapatmaya yetmez. Siz önce Afrika’da, Hindistan’da ve İrlanda’da bıraktığınız izlerin hesabını verin; sonra gelip yüreğiniz yetiyorsa ahlakı tartışalım...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —