Ulaş Salih Özdemir

Tarih: 04.03.2026 19:32

Bir Öğretmen Daha… Ve Artık Sadece Kınamak Yetmiyor

Facebook Twitter Linked-in

Bugün bir öğretmeni daha toprağa verdik.

Hem de bir öğrencisinin eliyle…

Eğitim yuvası olması gereken bir mekânda, geleceği inşa etmesi gereken bir insan, hayatının en güvenli olması gereken yerde hayattan koparıldı. Fatma Nur Çelik öğretmenin menfur bir saldırı sonucu aramızdan ayrılmasının acısını yalnızca ailesi değil, bu ülkenin vicdanı taşıyor bugün.

Elbette kınıyoruz.

Elbette lanetliyoruz.

Ama artık açıkça söylemek gerekiyor: Kınamak hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Çünkü her olaydan sonra aynı cümleleri kuruyor, aynı üzüntüyü yaşıyor, sonra hiçbir şeyi değiştirmeden hayatımıza devam ediyoruz. Oysa gerçek şu ki; eğitim sistemimiz yalnızca akademik değil, insani ve toplumsal bir kırılmanın içinden geçiyor.

Bir zamanlar aileler çocuklarını okula teslim ederken “Eti senin, kemiği benim” derdi. Bu söz otoriteyi öğretmene devretmek anlamına gelmezdi sadece; aynı zamanda eğitime, emeğe ve öğretmene duyulan güvenin ifadesiydi.

Bugün ise öğretmen;

öğrenci karşısında yalnız,

veli karşısında savunmasız,

sistem karşısında korumasız bırakılmış durumda.

Okullar giderek eğitim verilen kurumlar olmaktan çıkıyor; öğrencilerin belirli saatlerde tutulduğu sosyal alanlara dönüşüyor. Disiplin mekanizmaları etkisiz, rehberlik sistemleri yetersiz, psikolojik destek süreçleri ise çoğu zaman kağıt üzerinde kalıyor.

Ve en acısı şu:

Öğretmen artık otorite değil, hedef haline geliyor.

Bu Saldırılar Neden Artıyor?

Sorunu yalnızca bireysel öfke patlamalarıyla açıklamak kolaycılıktır. Asıl mesele çok daha derindir:

Aile yapısındaki çözülme,

Şiddetin normalleşmesi,

Sosyal medyada otorite karşıtlığının teşvik edilmesi,

Eğitim kurumlarının güvenlik açısından zayıf bırakılması,

Öğretmenin toplumdaki saygınlığının sistematik biçimde aşındırılması.

Bugün bir öğrenci öğretmenine el kaldırabiliyorsa, bu sadece bireysel bir suç değil; toplumsal bir ihmaldir.

Öğretmenler Neden Korunmuyor?

Düşünelim…

Bir hâkime saldırı olduğunda devlet refleksi anında devreye girer.

Bir doktora şiddet uygulandığında özel yasalar gündeme gelir.

Bir polise yönelik tehdit doğrudan kamu güvenliği meselesi sayılır.

Peki ya öğretmen?

Geleceği yetiştiren, toplumun karakterini şekillendiren meslek grubu, çoğu zaman yalnızca tutanaklarla korunmaya çalışılıyor.

Oysa öğretmene yapılan saldırı bireysel değil, toplumun geleceğine yapılmış bir saldırıdır.

Alınması Gereken Acil Tedbirler

Artık somut adımlar atılmalıdır:

Eğitim kurumlarında güvenlik standartları yeniden belirlenmeli, riskli okullarda profesyonel güvenlik personeli bulundurulmalıdır.

Öğretmene yönelik şiddet, özel suç kategorisine alınmalı ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Psikolojik risk taşıyan öğrenciler için zorunlu rehberlik ve izleme sistemleri kurulmalıdır.

Öğretmenin disiplin yetkisi hukuki güvence altına alınmalıdır.

Veli–öğretmen ilişkisi müşteri mantığından çıkarılıp eğitim ortaklığına dönüştürülmelidir.

Okullarda kriz yönetimi ve şiddet önleme eğitimleri zorunlu hale getirilmelidir.

Öğretmenin Sessiz Gerileyişi

Bugün öğretmen;

Ekonomik olarak birçok meslek grubunun gerisinde,

Mesleki itibarı tartışmaya açık hale getirilmiş,

Kültürel üretimden uzaklaştırılmış,

Sürekli eleştirilen ama nadiren desteklenen bir konumda.

Toplumu inşa eden meslek, toplum içinde en az korunan mesleklerden biri haline gelmiştir.

Bir ülkenin öğretmeni güçsüzse, o ülkenin geleceği güçlü olamaz.

Asıl Soru

Bugün sormamız gereken soru şudur:

Bir öğretmen okulda can güvenliğinden endişe ediyorsa, çocuklarımız gerçekten güvende mi?

Fatma Nur Çelik öğretmenin kaybı yalnızca bir isim değildir. Bu olay, eğitim sistemimizin alarm verdiğinin acı bir göstergesidir.

Artık sadece üzülmek değil,

sadece kınamak değil,

değiştirmek zorundayız.

Çünkü öğretmen korunmadan eğitim korunamaz.

Eğitim korunmadan da bir toplum ayakta kalamaz.

Bugün bir öğretmeni daha kaybettik.

Umarım son olur…

Ama bunun son olması, ancak gerçekten harekete geçersek mümkün.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —